
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Moskova Önlerinde I. (Volokolamsk Şosesi)
Teğmen Momiş-Uli ve General Panfilov'un İkinci Dünya Savaşnda Moskova önlerinde Almanlara karşı yaptıkları savunma savaşlarının sürükleyici hikayesi. İnsana, savaşa, asker ve komutan olmaya, kahramanlığa dair unutulmayacak bir hikaye. Hem de gerçek yaşamdan kişilerin hikayesi. Eski kitapçılarda bulursanız düşünmeden alın.
Baskı: Moskova Önlerinde II. (Volokolamsk Şosesi)
Teğmen Momiş-Uli ve General Panfilov'un İkinci Dünya Savaşnda Moskova önlerinde Almanlara karşı yaptıkları savunma savaşlarının sürükleyici hikayesi. İnsana, savaşa, asker ve komutan olmaya, kahramanlığa dair unutulmayacak bir hikaye. Hem de gerçek yaşamdan kişilerin hikayesi. Eski kitapçılarda bulursanız düşünmeden alın.
Baskı: Doludizgin (Kalpaklılar'ın Devamı)
Geleneksel kuşbakışı tarih anlatımlarından sıkılanlara sahadaki sıradan bireylerin bakışından tarihimiz. Yalın, düz anlatımıyla edebi olarak çok şey beklememek gerekse de okunmaya değer.
Baskı: Lizbon'a Gece Treni
Sıradan bir hayatı olan eski diller öğretmeni Raimund Gregorius, öğrencilerinin deyişiyle Mundus, bir gün dersini terk edip çıkar. Bir sahafta bulduğu eski bir Portekizce kitabı, kitapçı birkaç sayfa tercüme eder Mundus'a. Dil konusunda becerisi çok yüksek olan Mundus Portekizce öğrenmek ve bu kitabı okumak arzusuna kapılır. Aynı zamanda yazarı Amadeu Prado'nun yaşadığı Lizbon'a gitmek ve onu tanımak. Ve Gregorius elinde kitaptan başka hiçbir bilgi olmaksızın Prado'nun izini sürmek üzere Lizbon'a doğru yola çıkar. Bu aslında hayatındaki bir kırılma noktası ve sonrası da kendi dönüşüm yolculuğudur da aynı zamanda. Bir daha asla eskisi gibi olamayacaktır. Başta kimi zaman geri dönmeyi düşünse de Prado'nun büyüsünden kurtulamayacak ve hatta kendi şehri Bern ona artık yabancı gelecektir. Dr.Prado, bu laf ebesi, söz kuyumcusu, kelimelerin büyücüsü adam, diktatör Salazar zamanında yaşamış ve 30 yıl önce ölmüştür. Prado bilgiye karşı sonuna dek açlık hisseden, herşeyi öğrenmek arzusunda, çok zeki, parlak, aynı zamanda kibirsiz, iyi huylu, çok insancıl biridir. Kendine, insanlığa ve hayata karşı bitmek bilmeyen sorularını ve çıkarımlarını kağıtlara not etmiş, mektuplara işlemiş, konuşmalarına konu etmiştir. Gregorius, Lizbon'da Prado'yu tanıyan, onun zamanında yaşamış ve hayatında derin izler bırakmış aile bireylerini, dostlarını, aşklarını, öğretmenlerini ve Salazar'a karşı birlikte mücadele ettiği insanları bularak ve onların anılarını ve Prado'nun geride bıraktığı yazılarını kullanarak bir yap-boz oyunu gibi, bir yaşam öyküsünü ortaya çıkarmaya çalışır. Bu sırada da tanıdığı bu insanların hayatlarına dokunur. Kimiyle dosluklar geliştirirken kiminin geçmişte donup kalmış hayatının buzlarını çözmekten geri durmaz. Mercier kitabında gerçek bir edebi lezzet vaadini fazlasıyla yerine getiriyor. Bir mozaik tabloyu farklı yerlerinden tamamlayarak harika finale ulaştırıyor. Prado'ya söylettiği/yazdırdığı metinlerin bazısında anlamakta zorluk çeksem de genel olarak kolay okunan, keyif veren akıcı bir kitap Lizbon'a Gece Treni. Edebi lezzeti uzatmak için yavaş ve sindire sindire okudum. Bir G.G. Marquez veya Louis de Bernieres kitabı okur gibi hissettim kendimi kimi zaman, aldığım tat bakımından. Sonuç olarak, kurgusuyla, içeriğiyle ve anlatımıyla bir edebiyat şaheseri. Edebiyat severlere ısrarla okumalarını öneriyorum.
Baskı: Kalpaklılar
Klasik/standart tarihsel Kurtuluş Savaşı anlatımlarına seçenek olarak gayet iyi. Savaşan sıradan insanların, askerlerin, efelerin başlarından geçenler anlatılıyor. Çok edebi değil, ama rahat okunuyor, hızlı gidiyor. O günlerin insanlarının gözünden, savaşın az bilinen cephelerinden farklı bir bakış için okunmasını oneriyorum.
Baskı: Dünya Tarihi, İnsanlar, Tarihler, Olaylar -2007'ye kadar
Biraz karıştırmakla bile yanlışlar, eksiklikler hemen sırıttı: Sayfa 160: " 1881 Türkler Selanik'i Yunanistan'a verdiler, ancak Makedonya'yı ellerinde tutmaya devam ettiler." Yani neymiş, Mustafa Kemal yunan toprağında doğmuş, 1908 yılında da Hareket Ordusu meğer yunan şehri Selanik'ten yola çıkmış! Yani Selanik 1912 Balkan Savaşında kaybedilmemiş! Sayfa 176: " 1915 Britanya ve Avustralya Gelibolu'yu abluka altına aldı. Böylece Çanakkale Boğazı'nı denetimleri altına almak istiyorlardı." Ve az sonraki cümle: " 1916 Britanyalılar Türk sahillerinden çekilmek zorunda kaldılar" Arada başka bilgi yok bu konuda. Yani bu neymiş? 1. Dünya Savaşının en önemli muharebelerinden biri olan ve savaşın seyrini, süresini, Rusya'nın kaderini etkileyen o müthiş Çanakkale Savaşları meğer önemsizmiş, sözünü etmeye değmezmiş! Yazar ingiliz mi bilmiyorum, kaybedilen savaşlardan utanç filan mı duyuyor yoksa örtbas etmeye mi çalışıyor? Bir tarihçinin nesnel olması gerekmez mi? Benim az çok güvendiğim tarih bilgimle çıkardığım bu hatalardan sonra artık bu kitaba nasıl güveneyim? Bilmediğim binlerce dünya tarihi olayını acaba hangi eksiklikler ve yanlışlarla aktarıyor?
Baskı: Herkes İçin Görelilik
Yalın bir dil ve basit örneklerle görelilik kuramı ve getirdikleri. Harika bir anlatım, kolay kavranış. Bilime meraklı olanlara tavsiye ederim.
Baskı: Yalnız Havyarla Yaşanmaz
II.Dünya Savaşında, çift taraflı casusluk yapan, üç dili ana dili gibi ve lehçeleriyle konuşabilen, harika yemekler pişiren, kadınları etkilemeyi iyi bilen yetenekli ve eğitimli bir adamın keyifle okunan hikayesi... Her yemek yapmaya kalktığında romanın orta yerinde bir tarif de yer alıyor hemen o yemek hakkında.