ilkeryus
@ilkeryus

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Büyük Taarruz

Konusuna hakim ve ayrıntılı anlatımıyla çok güzel.

Baskı: Siddhartha Buddha ve Hayatı

Buddha'nın hayat hikayesi için yetersiz geldi bana.

Baskı: Birinci Dünya Savaşı Tarihi: Fotoğraflar, Haritalar, Çizimler

İyi bir anlatımı var, haritalar ve resimlerle desteklenmiş. Tek eksiği renkli baskı olmadığı için haritaları azlamak biraz zor.

Panzer Ası
8/1008.10.2025

Baskı: Panzer Ası

Edebi sayılmaz, daha çok günlük gibi yazılmış. Siyasi görüş, kişisel psikolojiler, duygular gibi alanlara pek girmemiş. Ama hiç sıkıcı değil. bir tankçının anıları olarak ilginç. Tankçıların yaşamı hakkında ayrıntılar sağlıyor. Ayrıca çok sayıda fotoğrafla zenginleştirilmiş. Savaş tarihi meraklılarına iyi gelir. Çevirmen Ali Kaan Cerit genel olarak iyi çevirmiş, rahat okunuyor, cümle düşüklüğü, anlam ve yazım hatası yok. Yalnız çevirmenin Türkçedeki "için" sözcüğünü unuttuğunu düşünüyorum. Bazı yerde "amacıyla" anlamında "adına" yazılması anlaşılır. Ama neredeyse bütün "için" sözcüklerinin yerine "adına" kullanmış ki bu kimi yerde yanlış ve bıktırıcı. Ayrıca "atlı süvari" deyimini de Türkçemize kazandırmış olduğunu da fark ettim.

Baskı: Çöküş: Almanya 1944-45

Ian Kershaw duru, akıcı ve yalın anlatımıyla yine çok keyifli okunan bir kitap yazmış. Nazi İmpartorluğunun son 10 ayını, bu sefer Almanya'nın içinden, Alman halkının, askerin, Nazilerin üzerinden okuyoruz. Bu 10 ay boyunca durumu, gidişatı, sıradan insanların ve yöneticilerin tutumlarını, düşüncelerini, duygularını, yaşanan zorlukları, sefaleti, baskıyı, acımasızlığı, dehşeti, korkuyu, ölesiye çabayı, umutları, mantıksızlığı ve Hitler'in bir ulusu kendiyle beraber nasıl feci bir sona sürüklediğini çok güzel anlatıyor. Yazar sık tekrara düşmüş gibi gözükse de her bir ay geçtikçe gelişmelerle beraber o zamanki tabloyu yeniden anlatmak gerekliydi sanıyorum. Almanya savaşı daha erken bitirebilseydi bir hiç için savaşa devam eden milyonlarca insanın hayatı kurtulur, yaşamı değişirdi, ülke bu kadar yıkılmazdı. İkinci Dünya Savaşı meraklılarına tavsiyedir. Çevirmen Selçuk Uygur'u da usta çevirisinden dolayı anmak lazım. Kendi derdine düşüp kaçan Naziler için "tabanları yağladı", "topukladı" gibi kelimeleri kullanması, ciddi bir tarih kitabı okurken aniden karşımıza çıkınca şaşırtıcı oluyor ve gülümsetiyor. Çevirmen bazı eski kelimeleri seviyor ve sıkça kullanıyor. Genç nesil bu kelimelere yabancı olsa da Türkçe kelime dağarcıklarına iyi bir katkı olur kanaatindeyim.

Baskı: İkinci Dünya Savaşı Tarihi

Konuyla ilgili çok kaynak okumama rağmen, benim için yeni olan bir çok bilgiyi bu kitaptan edindim. Çevirisi iyi (ama yeni neslin yabancısı olduğu bazı eski kelimeleri kullanan), resimleri, fotoğrafları güzel seçilmiş, keyifle ve hızlı okunan, başarılı bir tarih kitabı. Olumsuz tarafı, metinde geçen bölge, şehir, göl, nehir, dağ vs isimlerinin büyük çoğunluğunun verilen harita ve şemalarda olmayışı. Ayrıca renkli baskı olmadığı için yazılar zor okunuyor; okların, çizgilerin, bölgelerin rengi anlaşılmıyor. Bilgi kutucuklarının bazıları ilgili konudan sayfalarca önde veya arkada olabiliyor, konunun sürekliliği bozulmasın diye onları sonradan bulup okumak gerekiyor. Yine metinde geçen bazı önemli olabileceği düşünülmüş cümleler kutucuklar içinde tekrarlanıyor ama bunun gereksiz olduğunu düşünüyorum.

Baskı: II. Dünya Savaşında Askeri Hatalar

Kocaman cümlelerden oluşan anlatımı ve mükemmel olmayan çevirisi ile okumak çok da akıcı olmadı. İkinci Dünya Savaşına ilgi duyanlara yine de hitap ediyor.

Baskı: Üçüncü Kılıç - İzmir'in Kurtuluşu ve Yüzbaşı Şerafettin

Sık sık tekrara düşmekle birlikte pek bilinmeyen bir kahramanın öyküsünü güzel anlatmış. Sahi neden 9 Eylül 1922'de İzmir'e ilk giren Yüzbaşı Şerafettin Bey'in İzmir'de bir heykeli yok?

Baskı: Birinci Dünya Savaşı

Çevirisi iyi değildi, birçok cümleyi anlayabilmek için baştan okumam gerekti. Yazarın anlattığı şeylerin çoğu bende bir anlam oluşturmadı, daldan dala atlar gibi bir cümle ordan bir cümle burdan, konu bütünlüğünü yakalamak zor. Birinci Dünya Savaşı için başka kaynaklara yönelmek lazım bence.

Baskı: Farkındalık -Dengeli Yaşamanın Anahtarı-

Osho'nun alışıldık tarzı, kitabı kendisinin yazması değil de konuşmalarının kaydedilmesi durumu burada da mevcut. Bu nedenle tekrar eden cümleler ve fikirlere yine sıkça rastlanıyor. Farkındalığı birçok yönüyle anlatmış, dolayısıyla hep aynı konu etrafında dönmüş, farklı bakışlarla. Tabi bu kimi okuyucuyu sıkabilir. Ama benim için sezgilerimle varlığını hissettiğim bir alana birçok yöntemle yönelme anlamı taşıyor. Farkındalığın, meditasyonun, anda var olmanın, aydınlanmaya açılan kapının güçlü işaret levhalarıyla dolu. "Arayıştaysanız" belki buradan gidebilirsiniz. Değilseniz zaten size bir şey ifade etmeyecek, deli saçması gelecektir.

Savaşan Dünya
10/1013.10.2020

Baskı: Savaşan Dünya

İkinci Dünya Savaşı için çok güzel bir kaynak. Savaş öncesi, savaş ve sonrası için çok ayrıntılı bilgiler akıcı bir anlatımla aktarılmış. Türkçeye güzel çevrilmiş ve anlaşılmadık cümle çok nadir görülüyor. Yazar bir İngiliz olmasına rağmen ülkesinin yaptığı yanlışlara da değinmeden geçmemiş. Konuya ilgi duyan herkesin okuması tavsiye edilir.

Ben Kapıyım
8/1009.10.2020

Baskı: Ben Kapıyım

Budist görüş temelinde ego, meditasyon, inisiasyon, aydınlanma vb. konularında Osho'nun söyleşi tarzında anlatımları. Bu konulara bir gurunun gözünden bakış da diyebiliriz. Konuşmasından doğrudan aktarılmış olduğundan art arda paragraflarda aynı cümleleri veya benzer ifadeleri sıkça tekrarladığını görüyoruz. Ama bu anlatıma pek zarar vermiyor. Konuya yabancı veya daha önce bu tarz okumalar yapmamış olanlara anlamsız gelebilir, bu kitaba düşük puanlar veren ve kötü anlamda yorumlar yapan vikitap üyelerine olduğu gibi. Bundan önce mesela Eckhart Tolle'un Şimdi'nin Gücü gibi bir kitabı okumuş olmakta fayda var.

Gestapo
10/1024.07.2020

Baskı: Gestapo

Gestapo'yu filmlerden, belgesellerden, kitaplardan hep bölük pörçük öğrendik. Derli toplu bir yaklaşım, iyi anlatım, güzel çeviri ile okunması tavsiye edilecek bir kitap. (Maalesef 1969 baskısı oldukça kötü noktalama ve yazım hatalarıyla dopdolu. Hatta çevirenin itfahiye (itfaiye), kavuşturma (kovuşturma) vb. gibi komik yazımlarına da denk geliniyor. Daha yeni ve başka yayınevinden baskılarda sorun çözülmüş olmalı.)

Buda Kimdir?
10/1015.07.2020

Baskı: Buda Kimdir?

Buda ve Budizm hakkında anlaşılır ve akıcı bir anlatımı var. Bir Batılı Budist tarafından yazıldığı için kültür ve anlayış olarak bize daha uygun bir yaklaşımı mevcut. Keyifle okunuyor.

Baskı: Assassin's Creed Rönesans (Suikastçının İnancı, #1)

Oyununu oynamadım, onunla paralel olduğu söyleniyor. Başlangıçta ortaçağ İtalyasında bir intikam ve güç savaşı gibi başlayıp öyle devam ediyor, başka hiç renk vermiyor. Son 50 sayfada iş fantastik öğelere yapıştırılıp okuyucu şaşırtılıyor. Kahramanımız Ezio, bizim Cüneyt Arkınımız, Karaoğlan/Battal Gazimiz gibi bir arkadaş. Atlıyor, uçuyor, tırmanıyor, çok iyi dövüşüp bol kan akıtıyor, çok iyi gizlenip ilk kez girdiği binalarda hep doğru yere çıkıyor ve ne hikmetse hep gizlice dinlediği kişileri hep en kritik bilgileri paylaşırken buluyor. Ve tabii ki mert, adil ve delikanlı. Yazar sıkılıp çatışmalarını çok ayrıntılı vermiyor, hatta bazen bir cümleyle geçiştiriyor. Bir de bilgisayar oyunlarının bölüm tamamlama ödülleri vardır ya, burada da Ezio öldürdüğü kişilerden birer el yazması (kodeks) parçası toplayıp bütündeki şifreyi çözmeye çalışıyor. Anlatım kuru ve yavan, Dan Brown'ın kitapları gibi sunta parçası çiğnermiş hissi uyandırıyor. Araya birkaç espri sıkıştırılmış ama edebi bir şeyler beklememek lazım. Yazar dönemin İtalyasında, Medici, Savonarola, Papa VI. Alexandr gibi yönetici kişilerini, Da Vinci, Machiavelli gibi sanatçılarını aslına ve tarihe uygun şekilde yan kahramanlar olarak iyi kullanmış. Biraz araştırınca internette, tüm bu karakterlerin gerçek hikayelerini ve İtalyan şehirlerinin tarihini bulabilirsiniz. Sonuçta artık kitapta ve sinemada fiziksel olarak olmayacak aksiyon sahnelerine karnı fazlasıyla doymuş benim gibilere çok şey ifade etmiyor. Meraklısına iyi gelir elbette. Ben bunun yerine Witcher serisine devam etmeyi yeğlerim.

Baskı: Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi

Kitabın tarihi yanında doğal olarak kütüphanenin tarihini de basit ve sürükleyici bir dille anlatıyor. Çoğu zaman sinir bozucu, üzücü olaylar "biz insan olmayız" dedirtiyor. Bunca kültürel ve bilimsel değer yok edilmeseydi şimdi nasıl bir dünyada olurduk acaba? Eski zamanları bir derece anlasak da yakın tarihte Irak'ta yaşanan dev kültür kıyımı geleceğe dair hiç umut vermiyor. İnsanı, toplumu anlamak için başka bir noktadan bakan, okunması önerilecek bir kitap.

Baskı: Meleğin Oyunu (Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı, #2)

Yine Barcelona'da, "Rüzgarın Gölgesi" evreninde geçen, bu sefer ilk kitaptaki karakterlerin değil bir önceki kuşağın karaterlerinin biraz biraz gözüktüğü, sürükleyici bir devam kitabı. Zafon gene bir sürü ayrıntıları önceden serpiştirip yeri gelince kullanan, ilk ve üçüncü kitaptan farklı olarak fantastik öğeler de içeren karmaşık bir hikaye yazmış. Bazı noktaların açıklanmamış olduğunu düşündüm ama ben kaçırmış da olabilirim. Yazar sonraki kitapta devam edecekmiş gibi getirmiş sonunu.

Baskı: Cennet Mahkumu (Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı, #3)

Rüzgarın Gölgesi'nden sonraki olayları anlatıyor. Baş karakter burada unutulmaz Fermin bence. Fermin'in ve Sempere ailesinin daha önceki zamanlarını öğreniyoruz. İlk kitap kadar olmasa da bu da sürükleyici ve etkileyici.

Baskı: İmparatorluğun Sonu 1914

Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumunda Osmanlı, ne yapsa olmaz bir durumda. Yani I. Dünya Savaşına katılmaması neredeyse mümkün değil gözüküyor anlatılanlara bakılırsa. Kabinedeki savaş karşıtlarının geciktirmesiyle ordu toparlanıp eksiklerini kısmen de olsa giderebiliyor. Enver Paşa da bıçak sırtında giden durumu oldu-bitti ile bozuyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun savaşın hemen öncesindeki durumuna ödaklanmış, daha önce başka kaynaklarda rastlamadığım bilgilerle dolu bir kitap.

Titan'ın Sirenleri
8/1016.12.2019

Baskı: Titan'ın Sirenleri

Çok ilginç bir öyküsü vardı. Birçok karakterin ve olayın bir şeyleri simgelediğini veya gönderme yaptığını düşünüyorum ama ne olduklarını bulamadım. Belki yazarı daha iyi tanıyan, anlatmak istediklerini bilen başka bir okuyucu bunu daha kolay çözebilir. Hiç Tınmaz Tanrı Kilisesi, kandırılarak ve zorla asker yapılmış, beyindeki çiplerle aslında köleleştirilmiş Mars Ordusu gibi kavramsal bakımdan çok hoş şeyler vardı. Bunun dışında okunması kolay ve hızlı, merak uyandırıcı ve büyük bir hayal gücünün eseri bir kitap. Kitabın sonu "İnsanlık" için iyi bitse de kitabın karakterleri için trajik olmuş. Tüm ana karakterler zorlayıcı bir kaderin etkisinde ve seçim şansları hiç olmuyor, sonunda yalnızlığa mahkum oluyorlar.

Baskı: Mısır Otomobil Kulübü

Asvani, yine ilginç karakterlerle dolu romanında II. Dünya Savaşı sonrasının Mısırına güzel bir yolculuk yaptırıyor. Okuması keyifli, Avi Pardo çevirisi çok iyi. Kesit roman gibi karakterleri bir yerden alıyor, öykülerini anlatıyor ve bırakıyor, sanki devamı yazılacakmış gibi. Sadece bazı karakterlerin hikayesi sona erişiyor. Okunması tavsiye edilir.

Baskı: İnsanın Yolculuğu - Genetik Bir Macera

Tüfek Mikrop ve Çelik'i sevdiyseniz bunu da sevebilirsiniz. Ancak ona göre bu kitabın biraz daha zor okunduğunu belirtmeliyim. Tabii bu sefer genetik kanıtlar üzerinden giden bir antropolojik öykü var. Mutasyonların izinden giderek geçmişe nasıl bakış atabileceğimizi gayet güzel anlatıyor. (Bu anlatım kesinlikle bazı okuyuculara ağır gelecektir. Onlar kitabın karmaşık ve gereksiz bilgiler verdiğinden şikayet edecekler bence, ne bekliyorlarsa?) Ayrıca genetik çeşitliliğimizin bizi ırklara ayırmadığını üstüne basa basa belirttiğinden ırkçı geçinenlere de ağızlarının payını vermiş oluyor. Genel olarak çeviri iyi. Bazı cümleler iyi anlaşılmıyor gene de, son okumada gözden kaçmış olabilir. Dizgi hataları az sayıda.

Kavgamız
10/1027.05.2019

Baskı: Kavgamız

İkinci Dünya Savaşı öncesi zemininde nükleer fiziğin tarihçesi, ünlü fizikçilerin ve atom bombasının öyküsü. Nazi Almanyasında sıkışan Yahudi bilim insanlarının kendilerine yeni yurt bulma çabaları ve bu vesileyle genç Türkiye Cumhuriyeti'nin 1933 Üniversite Reformu ile ülkemize gelişleri. Atom bombasının teorisi geliştikçe gerçeğe dönüşme ihtimalinin artmasıyla Nazilerin ve Müttefiklerin bunu düşmanından daha önce başarmak için çabaları... Yazar akıcı bir dille ve kısa bölümler halinde, sıklıkla roman havasında olan, bazı yerlerde kurgusal diyaloglarla desteklenmiş sürükleyici bir eser ortaya koymuş. Einstein ve Szilard gibi bazı fizikçilerin yaşam öykülerinden uzunca bahsetmiş. Bunun yanında adını yeni öğrendiğim bir çok bilim insanının öykünün parçalarını yerine oturtması keyifli bir nükleer fizik bilim tarihi anlatımı oluşturmuş. Nükleer fizik hakkında abartılı bir bilgi yok. Fizik bilmeden herkesin anlayabileceği basit bir şekilde, konu bütünlüğünün ve gelişmesinin anlaşılmasına yetecek kadar fizik bilgisi mevcut. Ayrıca dönem hakkında başka kaynaklar okumuş olmama rağmen ilk kez rastladığım bilgiler de vardı ve tatmin ediciydi. Bilim tarihine ve dönem tarihine başka bir bakış için tavsiye edilir.

ÖncekiSayfa 1 / 6Sonraki