
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Karanlık Zihinler (The Darkest Minds, #1)
Yazarın yaşını da hesaba kattığımda ortalama bir kitap, sıradan bir distopya. Tam olarak çözemediğim bir tutukluk var, kitap olması gerektiğinden çok uzun ve biraz daha fazla diyalog olmasını beklerdim. Seriye göre değerlendireceğim kitaplardan oldu maalesef :/
Baskı: Eksik Parça (Mara Dyer, #1)
Bunu. Tahmin. Edemedim. Evet, gerçekten yazarın iyi şaşırttığını kabul etmem gerek. Hayal kırıklığı, bir kitapla geldiyse hatırı sayılır bir süre boyunca tüm yaşam enerjim üzerinde yıkıcı etki yapabiliyor. Bu seri için yapılan yorumlar da beklentiyi kapaklarının üzerine haliyle iyice şişiriyor. Birkaç bölüm okuduktan sonra ben de sevmeyenler tayfasına katılacağımı düşünerek rafa kaldırmıştım ki; yine uzun metro yolculukları sayesinde bir kitap daha okundu :) Bazı şeylerin eksikliğini yazarın acemiliğine bağlıyorum; ama şimdiden gördüğüm müstehzi kırıntılar gerçekten hoşuma gitti :) Her neyse, çoğunluk kadar bu kitap için aman aman bir şeyler göremesem de kimsenin spoiler'a girmesin diye söyleyemediği fantastik gizem ilgi uyandırıcı diyebilirim ve zaten o gizemin de ancak bir kısmı aralanabildi bu kitapla. Bu yüzden seri olarak daha çok hoşlanabilirim diye ümit ediyorum :) *Söylemezsem olmaz; o nasıl abidir lan! Tam kararında, ben de istiyorum ^-^ gsjdbhkl
Baskı: Cadıların Keşfi (Ruhlar Üçlemesi, #1)
Düzenleme: Yorumumu bir daha okudum da çok olumlu olmuş ve bu puan (8) da buna fazla. Kitap hakkında tek hatırladığım, yatmadan önce okuyunca uykumun kolay gelmesini sağlaması. Aşırı uzun, şimdilik seriye devam etmeye değmez diye düşünüyorum -.- Biraz sınavlar yüzünden de okuması uzun sürdü ama kitabın bu kadar da uzun yazılmasına gerek yoktu ki.Ancak 300 küsür sayfadan sonra asıl olaylar başlayabildi. Çok fazla altını çizdiğim kelime oldu. Genetik, simya, tarih daha bir sürü alan hakkında genişçe bilgi edinebilirsiniz. Hatta benim birkaç kaptığım Fransızca sözcük de oldu :) Bu kitaba başlayanlar için; 300'lü sayfalara gelmeden sıkıldım deyip de bırakmamanızı tavsiye ederim...
Baskı: Çarpılma (Çarpılma, #1)
Kitabın ana merkezinde iki kişinin birbirine karşı duyduğu hisler var. Her şey -bana göre- bunun üzerine dönüyor. “Dur şunlar daha çok acı çeksin de daha çok birbirlerine ihtiyaç duysunlar, ni ha ha... ” Üç günde azıcık gördüğün biriyle bu ne samimiyet! Benim için kültür farkını da hesaba katsan kurtarmaz, tam yüzünün ortasına bir dirsek geçirmelik... Tamam, hadi bunlar aşka paldır küldür düşmüş olsunlar dedim. Yine yorumumun başında söylediğim şeye döndük. Bir insan böyle bir şey öğrendikten sonra öyle davranamaz ya! Gerçekten bayıldığım noktalar, aşık olduğum cümleler var diyebilirim; ama yazar bunları ortaya çıkarmak için bu kadar her şeyi karıştırıp, gerçeklerden kopmamalıydı. Umutsuz'la benzerlikler var aslında; ama benim için kesinlikle bir Umutsuz'un tırnağı etmez...
Baskı: Mavi Büyü - (Bloodlines, #3)
Mead'in kitaplarında bir kural olsaydı ben bu kuralın şöyle olduğunu söyleyebilirdim: Yazar sırasıyla düğümler oluşturur ya da önceden oluşturduğu düğümleri okura tasvir eder. Sonra sırasıyla ya da bazen patır patır bunları çözer. Sanırım bu kitapta da böyle bir örüntü var; ama bunda düğümler arap saçına döndü, ben okurken çok bunaldım. Bu durumda düğüm diye bahsettiklerim bütünde sahip oldukları minik önemlerle çok fazla yer kaplamış. Okuma isteğimin söndüğünü belki söyleyemem ama gözlerimi parlatacak derecedeki heyecanımın kaçtığını söyleyebilirim. Bu da sanırım ilk iki kitabına tam puan verdiğim serinin bu kitabının puanını açıklıyordur :( En azından sonda olaylar toparlandı ve tüm bunlara rağmen yazar hâlâ hayata dair farkına varmadığımız güzel noktalar yakalamayı başarmış :) “Yaşamaya değer bütün hayatlar risklidir."
Baskı: Kanbağı - (Bloodlines, #1)
Yaklaşık iki yıl önce okumaya çalıştığım; ama Vampir Akademisi Serisi'ni üst üste hunharca bitirdikten ve Rose'la birlikte bu dünyayı o kadar benimsedikten sonra o zamanlar Sydney'ye alışamayarak rafa kaldırdığım kitabı şimdi büyük bir memnuniyetle okumuş, hatta fangirllüğüne başlamış durumdayım. Sydney'yi kasıntı bir tip mi bulmuştum? Evet, evet; ama şimdi onun o ciddi yanaklarını sıkmak istiyorum ^-^. Klasik her kitapta görebileceğiniz 18 yaşındaki bir kızdan çok çok farklı. Yaşasın 18 yaşında ama mantıklı kızlar klübü :) Bir dampirin gözünden baktığımız o dünyaya şimdi bir simyacının gözünden bakıyoruz ve sorunlar sandığımız gibi Son Fedakarlık'ta bitmemiş bulunmakta. Ve yeni bir aşk filizlenmek üzere, cidden ben de Adrian'a üzülmüş olsam da o kadar kafaya takmamıştım ama; şimdi la di da hi hi hi hiiiğ Yani şuna da bir bakın; •Aiden •Aaron •Adrian Bunların arasında sizce de bir ahenk yok mu? *-* :D Richelle Mead'in kurgulama yönünün oldukça sağlam olduğunu düşünüyorum. Aslında J. L. Armentrout gibi bu kadının da daha bir sürü serisi var; ama Artemis, DEX gibi sömürmeyi becerememiş. Her neyse, fantastik severler için kesinlikle önerilebilecek seriler - Hem Vampir Akademisi hem de Kanbağı. Belki biraz daha gençlere hitap ediyordur, orasını tam bilmiyorum, değişir. Ama benim gibi doğru zamanı tutturabilirseniz, siz de neden sevmeyesiniz? :) Bol kanlı günler efenim 👹
Baskı: Daimon (Melez Sözleşmeleri, #0.5)
Kitapla ilk önce tam bir etkileşime geçemedik, prequel okumak pek adetim değildir. Öhm tabii ki Aiden aşkı için bunu da yaptım; ama aradığımı buldum mu? Cıks. En azından geçmişten bahsederken mavi gözlü dedikçe he kızım anlat ben dinlerim dedim; ama yok. Aradığımı bulamasam da prequel'lere olan bakış açım biraz değişti diyebilirim. Gerçekten iyiydi. Alex'in yaşadığı aksiyona, drama -mı demeli?-, duygulara tanık olmaya değer. Seriye ilk olarak bu kitaptan başlarsanız belki daha iyi bile olabilir. Niiyse, ben gaza geldim gidip birkaç iblisi -yeniden- pıçahlamam lazım. Keyifli okumalar ^-^
Baskı: Kime Dokunduğuna Dikkat Et! (Karanlık Elementler, #2)
Baskı: Beni Yakma (Bana Dokunma, #3)
“Sonuç olarak yaşadıklarımıza değecek. Bütün bir hayatı, bu anları yaratmak için kötülükle savaşarak harcamış olacağız." O kadar zamandan sonra sonunda bana distopyaları neden sevdiğimi hatırlatan bir kitap :) Üç kitabı da art arda okuma imkânım olsaydı, belki seriyi daha çok severdim. Kitap fazla kusursuzdu da benim gözüme mi battı bilmiyorum; ama bazı durumlar yapmacık geldi, Adam'ı tuttuğumdan değil; ama yazar bildiğin bu çocuğu harcamaya zorlamış kendini... Puan kırmamın tek nedeni bu, önce bunu belirteyim. Yazarın şiirsel, insanın içine işleyen bir yönü var. Her neyse; zaten Warner unutulacak gibi değil. Agapi Mou Aiden'dan sonra bir de My Love Aaron çıktı benim için ^-^ Distopya denemek istiyorsanız ya da arıyorsanız türünün biricik örneklerinden olan bu seriyi kesinlikle denemelisiniz :) “Hayat cümlesinde birbirine tutunmuş iki soru işareti gibi duruyoruz orada. Seçmediğimiz yaşamlara tutsak. Sanırım o zincirleri kırmanın zamanı geldi artık. "
Baskı: Kızıl Yükseliş (Red Rising Saga, #1)
Her şeyden önce, Açlık Oyunları'nın Mars'a konulmuş hali olduğunu kabul ediyorum. Açlık Oyunları'nı okumadım, filmlerinden bildiğim kadarıyla da yazar belki bu noktadan bir yola çıkmış olabilir- bu benim için kabullenilebir. Bazı olaylar da diğer seridekilere göre oluşturulmuş, bunlar devam ederse işte bu benim için kabul edilemez. Bir -özellikle kurgu- kitabın tam olarak içine girebilmeniz için geçen sayfa sayısı bu kitapta benim sınırlarımın ötesinde. Sanırım bir 200 küsür sayfa. Ben zaten başladım başlayalı kitabın başına konulan haritadaki isimler geçti mi diye her geçen garip isimde başa döndüm ve haritayı kullanabildiğim yerde (200 sayfa sonra) kitap akmaya başladı. Kitabı sevdim mi? Bütün olarak belki değil. Diğer kitaplarda Açlık Oyunları'nın gölgesinden çıkabileceği umuduyla hoşlandığım yönlerini düşünmeye çalışıyorum. Misal Sevro ^-^ Auuu :) Keyifli okumalar :)
Baskı: Fangirl
Okuduğum onca yorumdan sonra içime sindiremediğim başka bir kitap daha. Başlangıçta Stephanie Perkins kitapları tadında bir şey gibi gelmişti; ama sonra fos çıktı. Kısaca içeriğinden bahsedecek olursam; Cath ve Wren yatılı üniversiteye yeni başlayan ikizler. Bizim ana karakterimiz Cath ve fanfiction yazmakta, asosyal, ineklik seviyesine kadar çalışkan... Buraya kadar her şey normal, güzel. Sonra tam olarak nerede bozuldu, bilmiyorum. Ama sanırım sevmeme sebeplerim şunlar: ⚫️ Kızın asosyallik seviyesi: "Dışarı çıkmanın amacı nedir? Nasıl olsa yine eve geleceğiz." Kız bir ay kadar yemekhanenin yerini sormaya utandığı için çikolatayla yaşadı (abartı yok). ⚫️ Kızın yazdığı fanfiction ve orijinal kitaptan (tabii böyle bir kitap gerçekte yok) bölümler sıktı. ⚫️ Bir yerden bir yere zıpladı, e-kitap okuduğum için onda mı hata var dedim ama cık yok işte. Zaten sonunda da bittiğine inanamadım, sonuca bağlanmayan noktalar var daha - en azından benim için. Her neyse, Levi bu puanın tek sebebi. Beklentisiz okursanız, çerezlik kitap denebilir.