Mavi Büyü - (Bloodlines, #3)
Bir Kanbağı Romanı. Sydney Sage bir Simyacı. Büyüyle uğraşarak insanların dünyasıyla vampirlerinki arasında köprü görevi gören, vampirlerin sırlarını ve insanların hayatlarını koruyan bir grubun üyesi. Sydney derinden sarsıldığı yasak bir anın sonrasında, Simyacı öğretileriyle kalbinin arzuları arasına bir çizgi çekmeye çalışıyor. Sonra nihayet, ele avuca sığmaz ve büyüleyici Marcus Finch'in izini buluyor. Marcus, teşkilatın varlığını reddettiği eski bir Simyacı ve artık hayatını bir kaçak olarak sürdürüyor. Sydney, Marcus'un yardımıyla, hayatı boyunca sadık kaldığı grubun, gerçeği kendisinden gizlediğini fark ediyor. Altın zambak dövmesinin Sydney'in üzerinde sandığından daha büyük bir etkisi olabilir mi? Sydney yaşadıklarıyla uzlaşmak için çabalarken, bir yandan da, giderek artan büyülü güçleriyle, genç ve güçlü cadıları hedef alan şeytani bir büyü kullanıcısının peşine düşmek zorunda kalıyor. Büyü yapmak şimdiye dek öğrendiği her şeye ters, ama tek umudu bu özelliğini kucaklamak, yoksa sıradaki kurban bizzat kendisi olabilir. Yolunu çizmek Sydney için sandığından da zor. Ama belki mantığının yerine kalbini dinlerse, nereye ait olduğunu bulabilir...
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Mead'in kitaplarında bir kural olsaydı ben bu kuralın şöyle olduğunu söyleyebilirdim: Yazar sırasıyla düğümler oluşturur ya da önceden oluşturduğu düğümleri okura tasvir eder. Sonra sırasıyla ya da bazen patır patır bunları çözer. Sanırım bu kitapta da böyle bir örüntü var; ama bunda düğümler arap saçına döndü, ben okurken çok bunaldım. Bu durumda düğüm diye bahsettiklerim bütünde sahip oldukları minik önemlerle çok fazla yer kaplamış. Okuma isteğimin söndüğünü belki söyleyemem ama gözlerimi parlatacak derecedeki heyecanımın kaçtığını söyleyebilirim. Bu da sanırım ilk iki kitabına tam puan verdiğim serinin bu kitabının puanını açıklıyordur :( En azından sonda olaylar toparlandı ve tüm bunlara rağmen yazar hâlâ hayata dair farkına varmadığımız güzel noktalar yakalamayı başarmış :) “Yaşamaya değer bütün hayatlar risklidir."
İlk iki kitaba kurgusunu çok daha başarılı bulmama rağmen kitapta hala beni tatmin etmeyen şeyler vardı. İlk seriden farklı olarak yazar bu kitap da biraz daha farklı şeyler denemek istemiş ama bu da beni seriden biraz daha soğuttu. Richelle kurgu konusunda çok iyi ama anlatım konusunda aynı başarıya sahip değil. Onu diğer yazarlardan ayıran Moroi-Dampir-Strigoi üçlemesiydi. Ama bu seriyle yakaladığı başarıyı tam olarak göz ardı etmiş. Kitabın içeriğinde de, heyecan verecek dövüş veya savaş sahneleri tamamen üstün körü geçilmişti. Tamamen Sydney-Adrian aşk ilişkisine odaklıydı ve bu da beni fena halde rahatsız etti. Yazardan çok daha iyi şeyler bekliyordum, beklentim bir fiyaskoyla sonuçlandı.
güzeldi Adrian adamım benim zaten ama bazen sydney karakterine sinir olduğum durumlar olmadı değil çelişkili davranışlar sergiliyor, yine de aksiyon heyecan vardı bazı durumlar çözüme ulaşana kadar karın ağrısı çektim zor devam ettim sıkıldığım noktalar oldu ama genele bakarak okunabilir güzel...
Yazar iyi sonlar yazıyor! 3. kitaptan sonra artık kararımı vermiş bulunmaktayım :) Yine çok heyecanlı ve akıcı bir kitaptı. Adrian ve Sydney bende ki yerlerini sağlamlaştırdılar. Okurken sürekli sırıtır vaziyetteydim. Ve Sydney beni delirtti ama artık sonunda aşık olduğunu anlaması derin bir oh çektirdi. İlk yarısında biraz sıkıldım çünkü Sydney sürekli aşık değilim triplerindeydi, Bir yakınlık olacak tam ya geri çekildi ya da azcık yakınlaştıktan sonra o iç sesi dır dır susmadı. Geri kalanındaysa her şey oturmaya başladı. Hareketlilik arttı. İlk iki kitaba göre en çok bunu sevdim diyebilirim. Kitaptaki her bir karakter tatmin ediciydi. Yani özellikleri cuk diye oturmuş üstlerine. Eksiklik hissettiğim bir şey olmadı. Bu seri VA' ı solladı haberiniz olsun okumayanlar bence başlasınlar :) "Karanlıktaki ateşimsin. Biz birbirimizin etrafındaki gölgeleri dağıtıyoruz." -Adrian Adrian; "Aklıma bir sürü sevgi sözcüğü geldi. Elmalı turtam. Çikolatalı pastam, akide şekerim." "Neden hepsi yüksek kalorili yiyecek isimlerinden oluşuyor. Hiç romantik değiller." "Ne dememi tercih edersin? Kereviz sapım mı" :D :D
çok sevdiğim bir serinin çok güzel bir kitabı daha. açıkçası puanı sırf karakterlerine hayranlığımdan veriyorum. yoksa VA'ya göre sönük ve yavaştı. daha sıkıcıydı. altın Zambak'tan daha güzeldi ama VA gibi değildi ya. strigoisiz richelle mead kitabı olmamalı. onların üzerimde yarattığı etki çok korkunç. o yüzden çok seviyorum onları. Dimitri'yi her halinde severdim yani. adrian'ı da o kadar sevmiyorum üstelik. adrian Dimitri kadar kontrollü ve mükemmeliyetçi değil. sydney'in karşısında zayıf duruma düşüyor. tamam Dimitri'nin de zayıf birkaç anını gördük ama adrian'ınkiler çok canımı sıktı. Sydney de acayip sevdiğim bir karakter ama benim iyi dövüşebilen kızlara düşkünlüğüm var. ve sydney dövüşemiyor. ama zekasını takdir etmem lazım. gerçekte çok zeki. çözülecek bir iş varsa Sydney'e bırakın. büyüler cadılar falan iyiydi o kısımlar ama ilk seride takılı kaldım ben.
Seride belki de en sevdiğim kitap bu oldu.Zira okuyanlar bilir neden Durumun böyle olduğunu.Adrian'ım mutlu olursa,bilin ki ben de mutluyumdur. Geçenki yorumumu okuyanlar bilir,yazara ve Sydney'ye sövmüştüm.Bu kitap yorumumda böyle bir şey yapmayacağım.Çünkü 2.kitaba olan tepkim dikkate alınmış. 😊 Kitabın ortalarına doğru aslında yine sevmeyeceğim bir kitaptı kendisi.Çünkü gidişat bayağı kötüydü.Arada romantik şeyler olmadı değil,ama hep inkar edildi kızımız tarafından.Allah'tan sonunu toparladı yazar,bir oh çektim. Şimdi kitabımızın kısaca konusundan bahsetsem biliyorum ki ağzımdan kaçacak bir spoiler,ben de vazgeçiyorum o yüzden,mazur görünüz O ikinci kitap yorumumda dediğim bir üçlü çift vardı.Hani sonunu çözemediğim.O kısmen çözülüyor arkadaşlar,eminim diğer kitapta tam oturur rayına. Bilmem bir daha vurgulamak gerekir mi ama Adrian Ivashkov'a bayılıyorum.Rose gerçekten büyük balık kaçırmış.Ben şahsen Dimitri'den daha çok sevdim serserimizi.Sydney'le diyalogları çok hoşuma gidiyor.Ne diyeyim,bize de şöyle Adrian gibisi gelse fena olmaz :)(sigara ve alkol dışında!) Çabuk bitirdiğim bir kitap oldu kendisi,akıcıydı.Herkesin okumasını diler,gözlerim kitap okumaktan şiş bir şekilde,yorumu da kısa tutaraktan(normalde daha çok yazardım ama uykuuuu!) noktalıyorum düşüncelerimi.
Beklediğime değdi. :)
şimdiye kadar hiç sıkmadı dördüncü kitabı bekliyorum.
Sonundaa !!! bu kitapla birlikte Adrian ve Sydney'i daha çok sevdimm ..
Benzer Kitaplar
Altın Zambak - (Bloodlines, #2)

Kanbağı - (Bloodlines, #1)

Ateşli Kalp - (Bloodlines, #4)

Mekanik Prens (Cehennem Makineleri, #2)
Ölümcül Merhamet (Ölümün Hizmetkarları, #1)

Aşka Düşüş (Düşüş, #3,5)

Mekanik Prenses (Cehennem Makineleri, #3)

Koruyucu (Koruyucu, #1)

Melek (Melek, #1)

Yerkara (Everneath #1)

