Aylak Adam (düzenle)

(düzenle)

8.5

En Son Değerlendirmeler

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Anlamakta zorlandığım kısımları yazara sormak istediğim anlar olmadı değil..
NEDEN? neden aylak ??

7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Öncelikle Türk Edebiyatı’na yön vermiş böyle eserleri kendi dönemini göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerek. Bugün sahip olduğumuz çeşitlilikte ve ulaşabildiğimiz neredeyse tüm dünya eserleri arasında dikkat çekmeyen bir açıdan, teknik ya da içeriği ilk kez kullanıyor olması gibi bir öneme sahip olduğu unutulmamalıdır. Ki Aylak Adam C. de Raif Efendi ile başlayan, “varolmak ile yaşamak arasındaki farkı" sorgulayan ve sorgulatan bir karakter olarak edebiyat tarihinde haklı bir yere sahiptir. Fakat bu eser günümüze de pekala uyumlu. Gelir düzeyi ne olursa olsun hangimiz ne kadar özgün kalabiliyoruz? İş, okul, hayat mücadelesi ya da ailevi sorumluluklar varken kaçımız bırakın aradığımızın peşinden gitmeyi, neyi aradığımızı kendimize sorabiliyoruz? Ben de C. karakterinin züppeliğini sevmeyenlerdenim. Bununla birlikte o “ihtimali” aramaktan vazgeçmemesine de imrenmedim değil. Bir de şu var ki batıya dönük Çağdaş Türk Edebiyatı'nın ilk dönem eserlerinden sayılabilecek bu romanda konuyu sadece amiyane tabirle “karı kız peşinde koşmak” olarak algılamamak gerek. Burada tek aranan Maria Puder tarzında bir kadın değil. Genel olarak hayatın tüm alanına yayılmış bir arayış, bir yabancılaşma söz konusu. Ayrıca C. ile B. nin yollarının bir türlü kesişmemiş olması ve kapanış cümlesinin çarpıcılığı kitabı ayrı bir yere taşımak için yeterli sebep. Tüm bunlara rağmen Türk Edebiyatı'nın üç uyumsuzundan hangisi deseler yine ve hep Selim Işık derim.

9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kişi sevdiğine geç kalırmış ya; ben de bu kitaba aşık oldum ama her yönden geç kaldım.
Şimdiye kadar neden okumadım diye çok kızdım kendime. Böyle bir güzellikle neden geç tanışmışım? Yorumlamada da geç kaldım, bilmiyorum neden? Kelimeler bir türlü birleşmedi, günlerdir düşünüyorum. Böyle harika bir kitabı, tüm kitap sever dostlarım okusun diye acele ederdim ama bu defa tutukluluk yaşadım. Belki de hakkını verememek tedirginliği yaşadım, bilemiyorum. Her ne ise dilim döndüğünce 'Aylak Adam' ı sizlere anlatmak istiyorum.
Kahramanımız bay Aylak'ımızın ismi C. Toplum dayatmasına karşı çıkan, herkesleşmek istemeyen, istediğini yapan ama o yaptığı eylemlerin alışkanlığa dönüşmesinden korkan biri. Her gününü farklı yaşamayı seven C. hayatının kadınını arıyor. Aslında tam onun için olan kızımızın ismi de B. Bu iki ruh eşi karşılaşacakları zamanlarda saniyelik farklarla birbirini kaçırıyorlar. Ama ben onlara inanıyorum, kavuşacaklar. Onları okurken kafamda hep Bülent Ortaçgil Eylül Akşamı şarkısı çaldı. Güzel bir şarkıdır, dinlemeyenler için tavsiye olunur.
Kitapta aynı zamanda ebeveynlerin çocukların üzerinde ileriye yönelik, nasıl etkiler oluşturdukları incelikli bir şekilde işlenmiş. Yazarın farklı ve çekici kalemi da ayrıca övgüyü hak ediyor. Muhteşem bir anlatım tarzı, Yusuf Atılgan'ın kalemine vuruldumu söyleyebilirim. Yazarı daha önce hiç okumadığım için bir parça utanç da duymuyor değilim tabi. Ama kesinlikle devamı gelecek.
Kitap dostlarım son olarak diyeceğim şudur ki; bu güzel kitabı hakkıyla yorumlayamadım ama sizlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

1 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

o depresif ruh hali, o karanlık atmosfer, o meyhane ortamı, o şehir-gece-sokak tasvirleri... Camus'un "Yabancı"sını gölgede bırakacak kadar güçlü bir eser.

1 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

"Sustu. Konuşmak gereksizdi.Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti.Biliyordu; anlamazlardı."

1 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

Aylak Adamı Anayurt Otelinden daha az beğenen nadir insanlardan olmalıyım.

2 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Aylak Adam mutsuzluğun romanı.Yoğun sebepsiz yalnızlık.
Kahramanımız 'C.', eser boyunca hayatı anlamaya çalışıyor, çevresindekileri eleştiriyor ama aslında aynı şehirde yaşadıklarını hissettiği, hayatının aşkını yani 'B.'yi arıyordur.

2 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Daha önce okumamakla pişman olduğumu belirtmeliyim öncelikle...
Yusuf Atılgan ile tanışmama vesile olan ilk kitaptı,o kadar beğendim ki 2 gecede bir solukta okudum.Bay C anladığım kadarıyla çocukluğunda yaşadığı bazı tatsız olaylar nedeniyle insanlardan kendini soyutlamış,yaşadığı ilişkilerde hata yapmasına neden olmuş.Çevresinde insan varken yanlız olduğunu fark ettim,belli bir düzen tutturamadığını...Oysa belki de mutluluk 2 kez de olsa çalmıştı kapısını nefesini kesmeye de yetmişti aşkları ama geçmişinden olacak ki insanlar konusunda oldukça hassastı.Hemen hemen herkesi analiz yapıp,insanlar hakkinda düşüncelerini rahatlikla ifade edebilen aylak bir adamdı.Yanlız,aylak,insanlardan kendini soyutlamış,zor bir karakterdi. Bay C adı bile yoktu isimleri yersiz bulurdu bu yüzden kendisine Bay C demesinden hoşlanırdı.
Açıkçası kitabın sonunda aradigi aşkı bulmasini ve ona gecmisini unutturmasini saglayan birinin çikmasini beklemiştim ama kitabin sonu farkli bitti.
Kesinlikle severek okunacak bir kitap.

2 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

kitabı bitirmeden yıldızlarla değerlendirip ortalama puanını düşürmem ne kadar doğru ama... ilk sayfalarındaydım ve yazarım üslubu beni çok yordu. yazarın üslubu biraz karışık. benimle benzer düşüncede olanlar da var ama yorumlarda "baş kısımlar sıkıcı gelebilir" tarzında yorumlar da var.

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan


"-Ah, hep senin zengin olduğunu unutuyorum.
-Zengin değilim ben. Paralıyım.
-Farkı var mı?
-Çok!"

Aylak Adam
Sayf.81

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Duygu betimlemelerini beğendiğim bir kitap. Ama kitabın sonunda bende bir yarım kalmışlık hissi uyandırdı.

2 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Beni pek acmadi..

2 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Ben kitabı sevdim ancak kısa bir kitap olmasına rağmen bir çırpıda okunacak kitaplardan değil...

2 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Klasik eserler ve yazarları hakkında yorum yapmak zordur. Ancak bu kitabı beğenmedim.

3 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

'postmodern' yazar paul auster'ı okuduktan sonra, postmodern romanı özlediğimi farkettim... son 2 yıldır postmodern roman okumuyordum. aylak adam'ı okumaya karar verdim...

4 sene önce okumuştum bu kitabı. sıkılmıştım açıkçası.. hiçbir şey anlamamıştım.. sonu desem belirsizdi.. dediğim gibi postmodern romanla tanışmamıştım henüz. bu ikinci okuyuşum..

okurken bu kez sıkılmadım ve kitabı gayet iyi anladım... demek ki bu kitabı okuyabilmek ve anlayabilmek için turgut özbenciğimi tanımak gerekiyormuş... sonra bardamu efendi geldi.. ulysses'e ve en önemlisi umberto eco ecoroman'a cesaret edemedim.

sonunu anladım. 'bulduğunu kaybetmek' bay c.'de turgut özben gibi tutunamıyor!

3 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kitabın sonu tam anlamıyla içime oturdu..

3 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Sırf oradan oraya savrulmamak için tutunacak bir dal arar ya insan, iki bin on dört'ün başında tutunacak bir dal bulmuş, kısa bir süre de olsa ayakta kalmamı şağlamıştım. AylakAdam'ı okurken, sıradanlıktan kurtulmak isteyen, düşlerindeki kadını arayan, aylak olan Bay C.'nin öyküsü beni ciddi anlamda zorladıysa da,

"İnsanın bir tutamağı olmalı. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramwaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. ... Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan, seven bir kadın! ...Neden? Neden böylesiniz? Olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı." sözleri, bir dönem yoğun yaşadığım, hissettiğim düşünceler oluşu hikayenin tam içinde kalmamı sağladı.

3 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Tek takıldığım yer sonu ama onun da öyle olmasının bir sebebi vardır elbet.

3 yıl, 8 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

''Hep ölçülü, biçimli mi davranmak gerek? Kim demiş??''

3 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bu kitabı daha önce okumaya başlamış, 20-30 sayfa sonra bırakmıştım. Yazarın tarzına yabancı olunca anlayamamıştım. Kişiler arasındaki geçişlerle falan karman çorman olmuştu kafam. Sonra Anayurt Oteli kitabını okuyup, yazarı tanıyınca bir daha denedim ve iyiki de denemişim. Farklı birşeyler var bu kitapta. Daha önce okuduklarımdan farklı. Sık karşılaşılacak birşey değil. Okunmalı bence.

3 yıl, 9 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Yusuf Atılgan'ın ilk okuduğum kitabıydı ve başlarken usluba adapte olmakta zorlandım, ama ilerledikçe çok bağlandım, zaman zaman geri dönüşler yaparak okudum kopukluklar yaşadım. Karakter başta bana da Yabancı'yı hatırlattı ama sonra bunun içindeki yalnızlığa tutamak arayışına sorgulamalarına yol aldıkça farklılaştığını hissettim çok etkileyiciydi inanamadım bu zamana kadar nasıl okumamışım. C'nin içinde dipsiz kuyuya inmişim, çıkmaya çalışıyorum gibi hissettim, kitap bittiğinde ise ben karanlıkta kaldım, bugün C ne yapacak diye düşünmüyorum eksiklik hissediyorum.

3 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Temmuz 23'ün yanına yalnız iki kelime yazılmıştı: "onu seviyorum." buna da inanmadı. "yalan! beni sevseydin o günün 23 Temmuz olduğunu bilmezdin."
-
Hİç bir kitaba bu kadar geç kaldığımı düşünmedim. Benim düşüncelerim, benim duygularım, benim aylaklığım kitaba aktarılmış gibi. adeta benden bir parça gibi. işte hep bundan dolayı sustum. konuşmak gereksizdi. biliyordum; anlamazlardı.

3 yıl, 11 ay önce
5 kişiden, 5 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Üslup, tespitler, karakter, anlatılan hikaye, kurgu vs. vs. bir kitap için aklınıza gelebilecek tüm ögeler ülke standartlarının çok üzerinde. Albert Camus' nün Yabancı' sında hayran olduğum Meursault karakterine benzer düşüncelere sahip bir adam C. ve bir varoluş sorgusu/sorunu var kitapta; ne var ki Meursault' nun o düşüncelerinin nasıl şekillendiğini bilmiyoruz ve dahası Meursault' nun bir kavgası yok hayatla ya da kendisiyle, C. ise hem kendisiyle hem de hayatla kavgalı bir adam. Issız Adam diye bir film vardı, onunla bağlantılı demeyeceğim, başka bir şey anlatmak için andım bu, bence kötü, filmi. Filmi izleyen her iki erkekten biri ''aynı beni anlatıyor'' demişti. Şimdi o erkeklerin hemen hepsi evli. Bu kitabı da okuyanlar benzer şeyleri söylüyorlar, oysaki C. aynı sizi anlatıyor olsaydı bu kitap olmazdı. Daldan dala atlayıp gidiyorum ama söylemeden geçemiyorum bunları; Orhan Pamuk çok zeki bir yazardır. Okuyucunun bu zaafını alıp neredeyse tüm kitaplarının teması yapmıştır, yani ''başkası olma isteği'', bir karakterde kendini bulma, kendini başka türlü yaşama isteği... C. farklı, Meursault farklı, çünkü insanlar çok aynı; ve hepsinin kendini farklı ve özel sanması, belki de onların en benzeyen tarafları. C' nin hayranlık uyandıran yanları var, çok güçlü olduğu yanları var ama bir o kadar da acınası yanları var.
Çok güzel bir inceleme ekli zaten bu kitapla ilgili. Sanırım bir edebiyat öğrencisi/mezunu tarafından eklenmiş akademik bir inceleme o. Orada yazanları tekrar etmek istemediğimden farklı yerlerden yaklaşmaya çalışıyorum kitaba.
C.' nin iletişim konusundaki sıkıntıları, tedirginlikleri, takıntıları; dilin, iletişim konusunda yetersiz bir araç olduğu fikri üzerine yazılmış Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi kitabının karakteri Bloch' u anımsattı bana.
İlişkilere bakış açısı konusunda da yine Meursault' ya hiç benzemeyen bir adam C. Meursault, önemsiz buluyor, bir korkusu endişesi yok, kaygısı yok; C. ise tam tersi, aynılaşmaktan korkuyor, kaygı duyuyor. Meursault' nun toplumdan farklı olmak gibi bir çabası yok, C.' nin var. C. başta babası olmak üzere birilerine, bir şeylere benzememek üzerine bir hayat kuruyor ve tam bu noktada benim için bir şeylere benziyor aslında. Çünkü herkesin farklı olmaya çalıştığı bir dünyada farklı olmaya çalışmak, seni aynılaştırır. Bu bakımdan C., ilşkiler üzerine yaptığı tespitleri bir kenara koyarsam, benim açımdan öykünülecek, örnek alınacak bir karakter filan değil, çok sevilecek bir karakter de değil, ama Meursault, o gerçekten çok zeki, çok güçlü. Hayatımda kendimden başka olmak istediğim iki adam varsa biri Meursault' tur, diğeri de Holden, ne var ki ikisi de benden çok daha cesur olduklarından ve ben asla o kadar cesur olamayacağımdan hiç denemedim onlara benzemeyi. Diğer yandan bir şeylere benzememe çabası da yaşantını kendin için olmaktan çıkartıp başkaları içine dönüştüren bir durum bence. Bu paragraftaki tedirginlik ve sorgulama neredeyse Aylak Adam' ın, yani C.' nin düşünce dünyasının bir yansıması işte.
Kitapta bu anlatılıyor şu anlatılıyor demek anlamsız, arka kapaktaki tanırım yazısı zaten çok güzel özetliyor kitabı. En sevdiğim kısım ise Yusuf Atılgan' ın ilişkiler üzerine muazzam tespitleriydi. Kitap benim için türk Edebiyat Tarihi' nin en iyi 10 kitabından biri ve değişeceğini de sanmıyorum, bir başyapıt.
Alıntılar bölümüne eklediklerimden sanırım 1 2 tanesi daha önce eklenmiş. Gerçi pek çok alıntı da daha önce eklenmiş buna dikkat edip ekleneni tekrar eklemek istemezdim ancak kitapların altını çizmeyi sevmediğim ve kitaplarımda sadece kül, şarap, gözyaşı ya da kahve izi bırakmayı sevdiğimden altı çizili cümlelerimi bu sitede(neokurda var burada yok alıntılar bölümü) alıntılar bölümünde topluyorum.

3 yıl önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

İlk bölümleri biraz sıkıcı. Ortaları güzel. Sonlarda temposu düşüyor. Çok fazla sarmadı beni.

4 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

En çok da Yusuf Atılgan'ın üslubunu sevdim

4 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Yarısından sonra yeni yeni tadını alabilmişken bitti.. Bu mu yani? Yok mu ikinci cildi falan? Niye yok?
Çok içten, çok anlamlı, çok düşündürücü..
ama çok da kısa..

Ben çok beğendim. Oğuz Atay romanlarını okuyan, seven biri hala okumamışsa Aylak Adam'ı, durmasın hemen okusun. Bilmiyorum başka bu tarz 'bizden' romanlar da var mı okuyunca "ben niye bugüne kadar okumadım bunu?" diyeceğim..

4 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Hizli akip giden bir çağda ; kendisiyle, geçmişiyle hesaplasmamis; 'doğru insani' arayan; kendisine aylak diyebilen bir adam. Normlarin dişinda yasamak isteyen bir adam. Normal insanlarla derdi var, bitmeyen.
O aylakliginin farkında yasarken diğer insanlar aylakligi kendilerine yakistirmiyorlar. Oysa farkında değiliz ama aslında hepimiz aylak değil miyiz? Aliskanliktan calisir, evlenir, çocuk doğurur, eve ekmek gotururuz. Sadece oyalanmak yaptiklarimiz. Tipki C'nin oyalanmak için kendine isler icat etmesi gibi.
Hepimiz bizi boşluktan kurtaracak 'tutamagi' arar dururuz. Kimi buna idaaller der kimi bos uğraş. Ama insanoğlu yasamak için bir amaca muhtaç. Aylak adam ise ariyor. Tutamagi doğru insani ariyor.
"Ben varsak o da olmali"

4 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Tadı damakta kalan ve "Bir daha okumalıyım." dedirten bir eserdi, tavisye ederim...

4 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

biliyordu, anlamazlardı..

4 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

hala okumadınız mı?

4 yıl, 2 ay önce
geri 1 | 2 | 3 | 4 | 5