Hayata devam
@Hayata devam

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Onuncu Armağan
10/1021.11.2013

Baskı: Onuncu Armağan

Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biriydi.Yazarın anlatımı betimlemeleri yaşıyormuşçasına hissettiriyordu! Yazarın anlatımını bu kadar güzel kılan diğer unsurda çevirmen Tuğba Şabanoğlu’nu ayrıca takdir etmek gerek:)Tek bir anlatım yada çeviri hatası var, o da 118.sayfa nın ilk paragrafında ki ''sessiz sinema'' tanımlaması...1625 de sinema varmıydı ki sessizi olsun;) Tartışmaları kitabı okumadan okumak alışkanlığım değildir fakat henüz okumamış olanlara bu kitabı spolier vermeden yazmaya çalışacağım… İki ana karakterimiz var birisi şimdiki zamanda yaşayan Julıa Lovat diğeri ise 1625 de yaşayan (C)atherine (A)nne (T)regenna yani kısaca Cat. Julıa’nın 7 yıldır berber olduğu gizli beraberlik yaşadığı(üniversiteden arkadaşı Anna’nın kocası) sevgilisi Michael ayrılık hediyesi olarak Julıa’ya bir kitap verir Julıa nakış işleri ile uğraştığı için verdiği kitap‘’Nakışçı Kadının İhtişamı’’dır.Michael ‘in yanında 2 paket olduğundan karışıklık olur ve yanlışlıkla ona orijinal yazmayı verir ve daha sonra geri almak için peşine düşer.Julıa yazmayı okudukça meraklanır çünkü bu sadece Cat’in nakış modellerini değil günlüğünü de içerir…Defteri Cat’e veren kuzeni Robert’tir, Cat Cornwall ‘de yaşayan bir hanımın oda hizmetçisidir hanımı ona yazmayı öğretmiştir o da hanımı gibi bu defteri aynı zamanda günlük gibi kullanmak ister.Oldukça güzel ve gösterişli olan Cat tepkiler almaya başladığı için hanımı ve beyi , kuzeni Robert ile evlendirmeye karar verirler oysaki Cat sıkıcı bulduğu kuzeni ile evlenmek istememekte oradan uzaklaşmak için planlar yapmaktadır. Salisbury Kontesinin sipariş ettiği mihrap örtüsüne yoğunlaşır kendine özgü çizim ve nakış yaparak dikkat çekmek ve bu sayede Londra’ya gidebilmeyi düşünmektedir. Bir Pazar ayini sırasında Türk olduğu söylenen fakat aslında (araştırma notum;);Osmanlı IV.Murad zamanı) Fas/Salle korsanlar kiliseyi basarak orada ki herkesi kaçırırlar içlerinde Cat de vardır dehşet bir yolculuk başlar…Geminin reisi El-Endülüs adlı korsan denizde karşılaştıkları İspanyollarla yaptıkları çatışmadan sonra çatışmada ölen cerrahın yerine Cat’i yaralarını dikmesi için kamarasına alır Sallee ‘ye varan kadar da Cat reisin kamarasında kalır. Julıa bu arada kuzeni ve okul arkadaşı Alison’dan kötü haber alır,Alison’un dışa dönük neşeli kocası Andrew,intihar etmiştir.Julıa kuzeninin yanına Cornwall’a gider.Andrew’ın beklenmedik intiharı sonrası oldukça gizemli bir not kalmıştır.Michael de peşini bırakmaz Julıa’yı takip eder barıştığı karısına miras kalan köy evini yeniden kiraya vermek tadilat yaptırmak için o da Cornwall’e gelir.Bu arada Julıa eline geçen yazmanın,Alison’un ölen kocası tarafından satması için Micahael’e verildiğini öğrenir.Londra’ya döner evini ve dükkanını satışa çıkarır Fas’a gitmeye karar verir,sadece Alison’a söyler ve gider.Eski bir Fas evinden yapılma küçük otelde kalır ve otel sahibinin kuzeni İdris onun rehberi olur… Devamını okuyun derim...Çok heyecanlı sonra ki sayfaların beklentisini daha fazla bozmak istemem:) Seveceğinize inanıyorum muhakkak okuyun derim!! 20 Mayıs 2011

Ada
10/1021.11.2013

Baskı: Ada

Tanıtımını okuduğum an bu kitabı okumalıyım dedim ve acil ön sipariş geçmiştim ;) İyi de yapmışım çok beğendim! Tam bir Survivor gerek Ada da, gerekse Ada sonrasında... 16 yaşında Hodgkin lenfoması tedavisi sebebi ile okulundan uzak kalan T.J'in ailesi yaz boyu geri kaldığı derslerde yardımcı olması için 30 yaşında İngilizce öğretmeni Anna ile anlaşırlar.Onların kendilerine katılmaları için Maldivlerde bir adaya gitmeleri gerekir..Yolculukta kısmı aksamalar olur en son onları adaya götürecek deniz uçağını zorlukla bulurlar.Pilot oldukça kilolu -uçağa bindiklerinde fastfood yiyen- biridir..Uçuşun sonlarına doğru Pilot Mick kalp krizi geçirir denize inmeye çalışır fakat başarılı olamaz denize yaklaşınca düşerler.. Hiç kimse henüz okumadı kitabı Ada'da ki yaşamı ve sonrasını anlatmak istemiyorum. Kitabın bana hissettirdiklerini yazsam daha iyi ;) Öncelikle anlatım dili çok yalın ve akıcı,konu değişik ve sürükleyici :) Genel toplum kuralları çerçevesinde pek de kabul etmeyeceğim(iz) -bununla beraber 3,5 yıl ada da çok zor koşullarda yapayalnız mahsur kalan şahsına münhasır insanlar olunca- kabullenilebilir hissettirmesi mi..yoksa anlayabiliyor olmak, istisna kabul etmek mi daha mantığa yatkın ? Sorguladım, empati -Issız Ada da hiç mahsur kalmadım ama - ne kadar mümkün olursa yaptım ;) Tabi yazar hedefe odaklı gitmiş,T.J ve Anna arasındaki iletişimi etkileşimi aksini düşünmek bile mümkün olmayan hale getirmiş..Onlar bu duruma bodoslama mı daldılar? Hayır..fakat ,işte yine söylemek gerekirse yazılı olmayan genel toplum kuralları -öğretmen öğrenci ilişkileri hakkında ki yasalar hariç - aklınızın bir köşesinden sizi dürtüyor. Eğer birileri(öncelikle genç) hemen etki altında kalmıyorsa, büyük yaş farkını subliminal mesaj olarak almayacaklarsa,algıda seçicilik yapmayacaklarsa -aslında etki altında kalan her yaş için geçerli- hayatın normalitesini es geçmeden okuyabilecekse tavsiye ederim..Bununla beraber sorumluluk alma, ne istediğini bilme, saygı duyma gerçekten sevme gibi önemli değerleri algılamak ve seçmek açısından kimisine de lazım olduğunu okunması gerektiğini düşünüyorum :) 21 Kasım 2013,saat 11:54

Baskı: Biz Evleniyoruz (Bridgerton, #8)

Q okumak büyük bir keyif ! Diyaloglarının zengin çeşitliliği ,yarattığı karakterlerin kişilikleri duyguların geçişleri hem güldürmesi hem duygulandırması mükemmel :) Esas oğlanımızın aşık olmaya hazır hissetmesi ile aşık olduğunu sanması ve sonrasında Esas kızımıza fena körkütük aşık olması aşklarının sarsılmazlığı hiç vazgeçmemesi bu serinin finaline yakışır olmuştu :) Lucy'nin neredeyse nişanlıyken ağabeyinin gelişi amcalarının çağırdığını ve artık evlenmesi gerektiği anın geldiğine dair yaptıkları konuşmada Lucy'nin o sessiz kabullenişi (kendini tam tanımayışı ne beklediğini bilmiyor olması..) içimi çok acıttı :/ Annesiz ve babasız kalmış, akrabasına emanet edilmiş birinin üzerinde kurulmuş baskı,umursamazlık bir insanın ışıl ışıl ruhunu nasıl yok edebildiğini,sindirildiğini okurken çok sinirlendim ... Bridgerton ailesinin bir kısmının yine romanda olması (keşke hepsinden de bahsedilseydi özlemiştim ..) bana ''ahha bizimkiler geldi''dedirtti :))) Bu yorum başlığı açıldığında 3 Nisan 2013 de onları çok özleyeceğimi yazmıştım son kitabı okudum ve ...kesinlikle özleyeceğim :) Ortada çok fazla çocuk var (rekor Gregory'de :o ) yazarımız torunlar yeğenlerin hikayelerine de girmeyi düşünmüş müdür :)) Tamam tamam abarttım ;) :p

Kurt Ve Kumru
9/1009.05.2013

Baskı: Kurt Ve Kumru

Yine konuya çok girmeden yazarı ve anlatımı hakkında düşüncelerimi yazmak isterim ..Çok akıcı, heyecanlı sürükleyici yazıyor :) Farklı zamanları anlatıyor ve kötü kadın karakterler baki diğerleri değişken ... Okurken sinirimin tavan yaptığı an şöyle düşünmüştüm, ''Gwyneth denen kadını nasıl bu kadar nefret edilesi kurguladığına hayret ediyorum !? Rüzgarda Savrulan Küllerde Roberta karakteri,İki Yabancıda Marelda... kötü kadın karakter yaratmakta üzerine başka yazar tanımıyorum !'' Boş safsatalarla sayfa doldurmuyor,zengin çoklu karakterler yaratıyor hikayeyi çok güzel kurguluyor...İyinin de kötünün de aklından geçenleri dillendiriyor. Gelelim eleştirilere,kitabın adına takıldım ''Kumru'' kötü adam Ragnor'un Aislinn'e ve cadaloz Gwyneth'e söylediği bir ifade sonuçta ,beklemezdim yani .. ya o özelliği ile tanınan biri olmalıydı ya da asıl erkek karakterin onun için kullandığı bir tanımlama olmalıydı diye düşündüm. Sayfa 111 de son paragrafta ''bu bağlamda'' diye bir ifade var, çevirmenin kendini kaptırdığı andı sanırım ;) Yoksa genel olarak çeviri çok iyiydi :) Ve son... kitabı okuyanların neden bu kitap hakkında ''Türk Filmi''tadında dediğini anladım :D Nasılsa meraklısı herkes okumuştur spolier içeriyor olduğunu düşünen henüz okumamışlar varsa burayı geçsin ;) Doğum lekesi mi :o ? Hemde birer nesil atlayarak oluşan doğum lekesi :))))) İkna edilecek ya ;) Doğum lekesi ispatı,kimlik tespiti ve Aislinn'in aslında ilk beraber olduğu kişinin Wulfgar olduğunun ortaya çıkması, çocuğu meşru kılmak için fazla abartılıydı ;) Yazar sonuna gelince bıraktı da başkasına mı yazdırdı diye düşündürttü :P

Baskı: Yarın ve Daima (Inn BoonsBoro Trilogy #1)

Çok beğendim! Her şeyi herkesi ince ince oya gibi incelemiş irdelemiş diğer karakterleri şimdiden (her zamanki gibi) kitabın içine katmış Çeviri çok güzeldi büyük ihtimalle yazarı sevmemin yanı sıra bu güzel akıcı çeviride hızlı okumamı sağladı Bir önce ki serisinde düğünler ve organizasyonlar vardı bu serisinde kendi yaşadığı Maryland'da gerçekte var olan bir oteli kendi kurgusu, restorasyon,inşaat ve mimari detayları harmanlayarak anlatmış. Hayalet konusunun gerçekleşmesi sürpriz oldu yani işte hayalet kimler inanır ki değil mi :o Tabi, Ryder ve Hope,Owen ve Avery 'nin hikayelerinin yanı sıra Hayalet Lizzy'i de merakla bekliyorum :)

Baskı: Atlantis'in Yükselişi (Poseidon Savaşçıları #1)

Aslında en fazla 1 günde okunabilecek kitabı zamansızlıktan dolayı 3 günde bitirdim..Tabi az da olsa anlatım dilinden ve fantastik olmayan (!) kurguya adapte olmaya çalışmaktan da kaynaklıdır :o Ben fantastik okumam ama bu kitabın o kadarda fantastik olmadığına dair bilgiler alınca (yani yine vampirler ,biçim değiştirenler,enerji/alev topları ve yüzlerce yaşta ki kahramanları ve olmayan kayıp kıtayı saymazsak ) neyse en azından kahramanlarımız kan içmiyor kanın getirdiği güç için entrikalar yapmıyorlardı Güzeldi sevdim çok eğlendim :D)) Tabi ki en çok atışmalı diyaloglar ve mert kız/erkek karakterleri Olayların sadece 2 ana karakter üzerine değilde kalabalık olması (elbette yazılacak diğer kitapların alt metinleri oluşturuluyordu..) ayrıca beğendiğim bir unsurdu . Devam kitapları ve karakterleri bende merakla beklemeye geçtim ;)

Baskı: Nisan Yağmurları (The Wallflowers, #4)

Çok güzeldi:)) Bay Swift'e aşık olmamak elde değil !O düğme meselesi yıllarca saklaması ayrı ,yeniden eline almak için avucunu açıp sessizce ve inatla beklemesi ayrı :) Kitabı alıp götüren karakterdi Matthew, evet Daisy de çok sevdim ama erkek karakterin işlenişi çok daha cazipti :) Matthew ve Kont'un (erkek erkeğe)diyalogları çok hoştu ;) Lillian St. Vincent'ın korkulu rüyası iken burada da az despot değildi :D

Zoraki Düşes
8/1025.04.2013

Baskı: Zoraki Düşes

Gerilim, entrika,aksiyon katkılı hoş bir kitaptı :) Dükü pek sevdim -arada bir o da açıklama özürlüsü olsa da ;) - sahiplenici ama pek beyefendiydi :) Sarah ise İngiltere topraklarına, adetlerine tamamen yabancı ve yalnız olmasına rağmen yine de iyi idare etti ...Dükün teyzesi ve onun arkadaşı Amanda'nın olaylara katalizörlüğü,kız kardeş Lizzie'nin sempatikliği,Dükün arkadaşları Robbie ve Charles'ın desteklerini okumak romanı durağan olmaktan kurtarıyor.. Kötücül kuzen Richard ve onun tayfası ise kitaba heyecan kattılar.. Sarah'ın en sonda yaşadığı saldırı olayının vehametini çabuk üstünden atabilmiş olması - belkide en trajedik durum- geçiştirilmiş gibiydi.. Cümle kurulumu, isim karıştırılması gibi bazı hatalar vardı bu sebepten akıcılığı kısmen sekteye uğradı :/

Seni Bulmaya Geldim
9/1021.04.2013

Baskı: Seni Bulmaya Geldim

Tam 10 yıldızlık bir kitaptı ..1 yıldızı kalbimi kırdığı beni ağlattığı için vermedim :'( Çok sevdim,çok heyecanlandım ha şimdi ha şimdi diyerek hep umut ettim ama umutlarında tükendiğini kabullenmemiz gereken zamanlar vardır :/ Marc Levy ile çok benzer bulduğum G.Musso'nun bu kitabında ki Kader ve Karma bana nedense M.Levy'nin ''Sonsuzluk İçin Yedi Gün'' de ki Tanrı ile Şeytan'ı çağrıştırdı.. Not:Sonunda şunu fark ettim ki ''Aşk Tesadüfleri Sever''filmi bu kitaptan start almış...

Baskı: Aşk Seni de Vurur (Higlands' Lairds, #3)

JG için ne yazılabilir ki ?? Yine çok güzeldi ! Bütün kitaplarımı arka plana alıp öncelikle bununla başladım özlemişim JG okumayı :) Konuya çok fazla girmem (beni sinir eden argümanlar varsa,moral değerlerime ters düşerse o başka! ) karakterler ve yazarın anlatımı, kurgusu oluşturduğu karakterlerdir benim için önemli olan ... Konusuna girmesem bile sevdiğimi belirtmeden geçmeyeceğim ;) Geçmişten gelerek hikayenin kurulumu,yan karakterlerin işlenişini çok beğendim :) Ana karakterlerin - esas oğlan Colm ve esas kız Gabrielle ;) - ilk karşılaşmaları 166. sayfada mümkün olabildi o sayfalara gelene kadar kitabın konusunun bütün alt yapısını diğer karakterleri de çok güzel anlatılmıştı ilk karşılaşacakları anı beklemek heyecan vericiydi :) Gabrielle'nin muhafızlarını ayrıca çok çok sevdim okuyunca anlayacaksınız ;) Çeviri ve yayına sunumundaki edisyon redaksiyon bana göre çok güzeldi kitabın akıcılığına değer katmıştı :) 20 Nisan 2013

Seviyor Sevmiyor
5/1011.04.2013

Baskı: Seviyor Sevmiyor

5 günde okudum 5 yıldız yeterde artarrr bile..Daraldım karakterlere sinir oldum :/ Yazarın anlatım tarzını sevmiyorum son kitabı da (Zack - Grace durumunu nasıl işleyecek merak ettim...) okuyup bir daha bu yazarı elime almayı düşünmüyorum.. En başta o ne kumpas öyle.. hadi başladın,yaptın bitir aman Allahım sevişmeleri esnasında yaşamlarının özeti,tiplerin kişilik analizleri ne varsa geçti uzattıkça uzattı en başta oradan falso verdi.. Charlotte teyzesi de kendisini fasulye gibi nimetten sanan biri aman efendim onun eğirdiği iplerle örgü ördükleri için aşk varmış mış :p Gage için Eve Dallas'ın Dr.Mira'sı gibi birine ihtiyacı varmış o zaman içinde de kaldıramaz içinde ki kaygıları korkuları rehabilite edilmesi lazım tek rehabiltasyonu sex olarak görüyorlar yazıııkkk :p Düşündüm de 5 bile fazla yahuu :o

Uykusuz Geceler
8/1006.04.2013

Baskı: Uykusuz Geceler

İşin aslı bu kitabı okumayı pek düşünmüyordum...Yazarın konu seçme ve işleme şeklini seviyorum ama göze cüretkarca (kanıksatacaklar ya bize..) cinsel -hep aynı şeyler diyeceğim birileri bana alternatif sunmaya kalkmaz umarım :P -detayları atlamayı bilirsen okunabilir bir yazar ;) Duygu arıyorum ee yazarda duyguyu iyi aktarıyor neden bu kadar detaya ihtiyaç hissediyor anlayamıyorum :o Zamparanın A babası Nicholas'ın evrimini okumak çok iyi geldi sonuna kadar direndi yaa !! İçin için yana yana burnu sürtüle sürtüle aslında kıyamadım da yazar karakterini sevdirmeyi biliyor ;) Mücadeleci karakterleri seviyorum :)

Baskı: Kusursuz Oyun (Play by Play #1)

Konu güzel olabilecekken -ilk başlarda belki kabul edilebilecek -cinselliğin sonrasında tavan yapması aşırı aşırı detaylar çok rahatsız etti... Oysaki konuyu,mücadelelerini,dürüstlüklerini sevmiştim...Yazarın bu kadar cinsellik detayı katmasını ise beğenmedim şoke oldum :o

Bana Bir Söz Yeter
9/1002.04.2013

Baskı: Bana Bir Söz Yeter

İlk kitaba göre çok çok daha güzeldi :)

Sensiz Asla
4/1030.03.2013

Baskı: Sensiz Asla

Off be yaa kitap çıktıktan neredeyse 2 sene dolmaya 2 ay kala okumuşum okumasam da olurmuş :/ Yani konu aman aman bir konu değil okunabilitesi vardıysa bile o ne acaip çeviriydi o öyle... çeviri berbat edisyon berbat tashih hataları gırla yani akıcılık yok daral geldi bana ..

Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)

Atla zıplaya sinir ola ola okudum...En başta zaten o abartılı çok lazım ya detaylı cinsellik :/ Ama ama beni en çok sinir eden yazarın yarattığı karakterlerin seviyesiz, bu kadar para odaklı (güya dede/babaya bakıyor maneviyatı yüksekmiş gibi yemesin beni :p ) maddiyatçı olmaları günümüz medyatik zenci gen(ırkçı değilim!) kültürünü hiç beğenmedim :/ Yahu bağış yapacak diye adamın yatağına mı atlanır?? Sana ne bilmem ne vakfına yapılacak bağıştan kendine bahane arıyor ya buldu atladı :P Kız kardeşine ne demeli ayranı yok içmeye... ablası kazanıyor diye alışveriş v.b için habire tırtıklıyor ! İstemem yan cebime koy bu nasıl perhiz bu nasıl turşu ..İstese ne yapacaktı düşünemiyorum bile :o ! Bu yazarı bir daha asla okumam! Niye 3 yıldız verdim ki...o bile fazla

Oluruna Bırak
7/1026.03.2013

Baskı: Oluruna Bırak

Çok bir şey beklemediğim fakat bazı unsurları ile dikkatimi çeken eğlenceli ,kimi yerlerde tashih hataları olan bir kitaptı ...

Baskı: İskoçyalı'nın Aşkı

Fazlasıyla tashih hatası vardı..Latince ayetlerin yazılmasına neden gerek duyulmuş?? Çok lazımsa çıkarımını yaz gitsin..Zaten kızın aklına ayet geldikçe çıkış yolu bulması fazlasıyla din empozesi olduğunu düşündürtüyor.. Zaten din tüccarlarından yıldım :/ bunlarsa bilindik en paracı,güç sevdalısı kesim yani kilise .. Milleti dinden imandan çıkarıyorlar :/ Yazar da kendine göre onları taltiflemiş güya..

Baskı: Kalbimdeki Mühür (Coin, #2)

İlk kitabı da -tam bir yıl önce- 19 Mart 2012 de okumuş bitirmiş ve Kitap Günlüklerinde yorumlamışım ;) O ilk kitabı nasıl sevdiysem bunu da o kadar sevdim :) Tam istediğim sevdiğim gibi karakterler yorucu değildi, kaprisler yapmayan açık net, iletişimleri dürüst,birbirlerine davranışları diyalogları tam kıvamında polisiye-aşk türünde hemde historicaldi ;) Breanna'nın ilk kitap sonunda kuzeni Anastasia'yı öldürmek isteyen kişiden korumak için birini vurması ile bu kitaba intikal eden katilin intikam almak istemesi sonucunda ölüm tehditleri almaları, bunun gerilimleri,olayı çözmek için malikaneye -Anastasia'nın eşi Damen tarafından çağırılan- Royce'un gelişi... Evdeki sadık hizmetkar Wells ve Royce'un yardımcısı Hibbert'in alanlarını,sorumluluklarını koruma çabaları pek hoştu ;) Hepsinin bir arada oluşturdukları çözüme ve korumaya odaklı,akıllıca stratejileri -saçma sapan hatalar yapmadan- o devirde düşünüldüğünde iletişimin ve ulaşımın zorlukları da göz önüne alındığında falsosuz aktarılmış.. Breanna ve Royce'un birbirlerine duygularını itiraf edişleri,birbirlerine olan inançları aşklarını okumak çok keyifliydi:) En sonunda ki sürpriz(ler) ise 2 kitaba çok hoş ithaf olmuş :) Anlatım dili akıcı çeviri güzeldi :)

Baskı: Angela'nın Külleri I (Hatıralar)

Yıllar önce başlamış ve nedense yarım bırakmıştım.. Bu kitap nasıl anlatılır ki? Ağlatacak bir yaşam hikayesi ve ufacık bir çocuğun merakı,yaşamı kabullenişinin sempatik anlatımı...Kısaca MÜKEMMEL !! Katolikliğin ağır baskıları,din adamlarının istismarları,çok çocukla gelen daha da artan yoksullaşma,İrlandalıların geçmişe öykünmeleri,içkiye,İrlanda'ya ve -nasılsa?- çocuklarına düşkün bir baba çaresiz anne ,muhtaçların bile birbirlerinin ayaklarına kurşun sıkmaları... Evin alt katını su bastığı için üst kat daha sıcak diye orayı İtalya olarak tanımlamaları,kardeşlerin birbirine olan düşkünlükleri neler yok ki ? Her bir detay çok kadar iç acıtıcı ki ama anlatımda o kadar masum ve naif ki gözleriniz şişene kadar ağlayarak okunacak satırlar aslında bir olgunluk bir kabulleniş olarak sizi sarsıyor. Tek bir yerde ağladım Frank'in 14 yaşına girdiği gün ''On dört yaşına basmış koskoca bir erkeğin ağladığını kimse görsün istemiyorum'' demesi yılların birikimi ve taştığına dair en vurucu anıydı..

Baskı: Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu

Nihayet okudum (1 günde) ve çok çok beğendim Holly'nin olgunluğuna,yaşadığı acılarla mücadelesine,azmine,kendini motive edişine,bu aşamada kurduğu arkadaşlıkların samimiyetine bayıldım!! Büyükannesinin yemek okulunu yaşatmak isterken kendini bulması kendinden bir şeyler katması acıları ile baş edebilmesi umudun,dileklerin hayatı yaşanılır kılmasının anlatımı yalın ve çok içtendi ... 2 yerde isim karışıklığı dışında çeviride hiç bir hata yoktu. Not:En kısa zamanda sarımsaklı püre yapmaya karar verdim Risotto yapacak arborio pirinci malzeme bulursam onuda deneyeceğim;)

Baskı: Sisli Dağların Ötesinde (Highlander, #1)

Ben çok beğenerek okudum paranormal hikayeleri severim ;) Konusu -ve karakterleri de - hem sempatik,romantikti,hikayeyse gerilimlerle doluydu ...Yazarın anlatım dilinden mi kaynaklı bilemiyorum, çeviriden midir yoksa çeviriden sonra düzeltilmesinden mi? çok zihnime oturmayan içime sinmeyen cümleler vardı...Bazen dön dön oku durumunda kaldım ama ben yinede serinin bu ilk kitabını sevdim ;)

Baskı: Aşka Yelken Açanlar (Warenne Dynasty, #7)

Evet 3. kitabın hayal kırıklığı ve sinirinden sonra Cliff ve Amanda'nın hikayesini okumak iyi geldi :) Bu sefer konu ve karakterlerin işlenişi daha vurucuydu... Amanda'nın çocukluğunda yaşadıkları yoksunlukları,kayıpları içimi sızlattı :/ Cliff'in yaklaşımları,mücadelesi takdir edilesiydi ;) Bir kaç yerde ''haykırdı'' kelimesini okuyunca -3. kitabın travmasıyla - irkilmedim değil ama neyseki yerinde ve ölçülüydü ;)

Baskı: Kaçak Gelin (Warenne Dynasty, #6)

5 bile çok aslında ama.. Offf şiştim resmen!! İlk başlarda ''Aaa ne kadar akıcı gidiyor kitap ''dememe kalmadan (Akıcılığı Müge hn. sayesindeymiş çok çok teşekkürler kendisine <3 eğer böyle bir çeviri olmasaydı bu kitabın son sayfasını göremezdim!!) ilk önce o meşhur ''haykırdı'' tanımlaması beni epey irite etti, tutuldum kaldım :/ Ardından sündürülmüş bir Cork kaçışı... Özetle; Haykıran,bebelik aşkına(tamam sempatik anılar ^_^) sadık,çoğunlukla kendi iç seslerinde tutarsız gel-git akıllı şımarık (bence) Elle... Kendini kasan -tamam çok acı çekti falan filan ama haykırabiliyordu :p - iletişimsiz,kızla beraber olmuş olmasına rağmen evlenmesini nasıl adama numara yapacağını önerebilen Sean..Hatta bir ara çok afedersiniz ama ''oha falan oldum yani'' durumu tam buraya uygundur!! Kız gece boyu sokaktaymış,kapıda kalmış ıslanmışken birde Albay Reed'den darbe yedikten tacize uğradıktan sonra bizim çok efendi (!) aşık Sean'ın sürekli kızı arzulaması bir türlü kendine gem vuramaması :/ Fırsat düşkünü,onursuz Peter... Anne baba ayrı üvey kardeşlerin birbirlerine aşık olmalarını anlarım kabul ederim ama burada o kadar sık ''üvey kardeş''vurgusu yapıldı ki ''üvey''kısmını artık görmez oldum ''kardeş''e odaklandım Sinclair'i,Reed'i inandırmaya çalışırlarken beni inandırdılar çok rahatsız oldum :/ Bu kitabı okurken (nedense!)aklıma Diana Gabaldon'un Yabancı romanı geldi... orada benzer hatta daha fazla -anlatım kalitesi daha yüksekti- zorlukları okurken böyle olmamıştım. Bir heves daha bu kitap elimdeyken,henüz başlardayken ''Aşka Yelken Açanlar''ı Cliff'in hikayesini de satın almıştım :/ Şimdi pişmanım :( Fişi atmamış olsaydım gider değiştirirdim.. Bakalım nasıl yazılmış orada daha mı iyi yoksa bu yazarın bir daha kitabını okumama kararı mı alacağım ??

ÖncekiSayfa 1 / 4Sonraki