Şah-Rû
@Şah-Rû

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Olduğu Kadar Güzeldik

Eriş’in tarzında en çok hoşuma giden sade ve süssüz, olduğu kadar anlatımı. Koca koca cümleleri okuyucunun kafasına kakmadan, adeta oturmuş Erdek'te bir çay bahçesinde sohbet ediyormuş gibi akıp gidiyor tüm hikayeler. Tanıdık, samimi, komik, hüzünlü... Misal Dayımın Avrupa'ya Kaçırılışı hikayesine kahkahalarla gülerken "en kötü felaket bile, ihtimalinden daha ağır değildir" gibi bir ibretlik tespitle karşılaşmak duraksatıyor insanı.

Değerlendirmeyi gör →
Lavinia
7/1012.02.2022

Baskı: Lavinia

Kendi döneminde oldukça ses getiren bir hayata sahip olan yazarın, aynı şekilde kendi dönemi için oldukça cesur fikirlere sahip iki novellasından oluşan kitabı. Fransız toplumu genelinde kadına çizilen role karşı çıkan yazar, iki öyküsünde de farklı seçeneklerle okuyucusunu şaşırtıyor. Ayrıca karakterleri aracılığıyla sıkı bir toplum eleştirisi ortaya koymuş.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde...

Özellikle aynı kuşağın çocuklarına çok tanıdık ve samimi gelecek hikayeler. Mizahı geri planda, hüznü ise daha derin. Her öykünün altında hemen hemen bir travma beklemekte. Bununla birlikte Kemalettin Tuğcu tespitine kadar söz konusu yaşamlar o kadar tanıdık ki sanırım gerçekten de bir nesil topluca Oğuz Atay karakterleri gibi gezmekteyiz. Ve en isabetli kitap isimlerinde kesinlikle üst sıralara oynar. Tıpkı güftesinde ne acılar ne isyanlar geçtiğine dikkat edilmeden müziğinin oynaklığına eşlik edilen türküler gibi...

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Doğu Avrupa'da Yolculuk

Marquez’in 1950’lerde Demir Perde ülkelerine yaptığı seyahatin güncesi. Yazarın bizzat yerinde gözlemlediklerini o renkli üslubuyla aktarmış olması bir yana, tarihsel olarak da yerinde yapılmış bu gözlemler çok önemli. Doğu Almanya’dan Sovyetler Birliği’ne kadar gezdiği ülkelerin savaş sonrası durumları, insanların günlük dertleri, sistemlerin pratik hayattaki karşılığı oldukça dikkat çekici. Sadece gezi kitabı olarak bakıldığında yol maceralarını, eğlenceli yorumlarını ve aksilikleri samimiyetle paylaşması okuyucu ile aynı trende yol alıp karşılıklı sohbet ediyormuş hissi veriyor. Diğer yandan, geçen zamanla birlikte yazarın ne kadar isabetli tespitler yapmış olduğu da fark ediliyor.

Değerlendirmeyi gör →
Sarmaşık
7/1031.01.2022

Baskı: Sarmaşık

Bir "tesadüfler" romanı. Romanın konusu aynen adı gibi sarmaşık şeklinde birbiri içinde kaybolup, tek bir gövdeye dönüşüyor. Bu yüzden tüm bu tesadüfler acayip ya da abartılı gelmiyor. Yazarın üslubu yine oldukça sert. Bal gibi bildiğimiz ama bilmezden geldiklerimize nalına mıhına gitmiş. Ama insanı irkiltmiyor aksine özgürleştiriyor sanki. İşte tarzın önemi burada ortaya çıkıyor. Bazı "konular" ucuzlatmadan da aktarılabiliyor demek. Aslında yazarın kendisini hikayeye dahil etmesinden pek hoşlanmam. Fakat romanın hem birinci hem üçüncü ağızdan yazılışı biraz bunun önüne geçiyor.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Aşkımız Eski Bir Roman

Eski dost Nevzat ve ekibinin bizzat sahada olduğu üç ayrı hikayeden oluşan kitap. Ekibi tam kadro ve tamamen işin başında görmeyi özlemişim doğrusu. Hikayeler ise polisiyesi zayıf ama bir şekilde sürükleyici. Çerezlik niyetine diyebiliriz. Zaten Ahmet Ümit okurları vakalardaki bazı detayları diğer kitaplarındaki ayrıntılara benzeteceklerdir. Sanıyorum “yılın belli zamanlarında” çıkan kitaplarını yayınevi için, 3-4 yılda bir çıkardıklarını ise kendisi için yazıyor. Aradaki farkı başka türlü açıklayamıyorum. Bir de bizim delibozuk Ali’nin gidişatını beğenmiyorum. İyice hödük oldu artık.

Değerlendirmeyi gör →
Seyahat Sanatı
8/1012.01.2022

Baskı: Seyahat Sanatı

Seyahati sadece bir eylem olarak değil, felsefik açıdan da ele alarak irdeleyen keyifli bir deneme. Seyahat kavramını yola çıkıştan dönüşe beş bölümde incelerken, seyahatten beklentilerimiz ve seyahatin insanlara katabilecekleri yazarın kendi seyahatlerinden hareketle saha üzerinde örneklenmiş. Kitaptaki rotalara, yaşamlarının bir bölümünde bulundukları veya eserlerinde konu edindikleri şehirler ile özdeşleşen yazar ya da ressamları rehber tayin etmek seyahatleri adeta bir sanat aktivitesine dönüştürmüş. Ayrıca ilgili sanatçıların hayatından ilginç hikayelere yer verilmesi eseri daha da zenginleştirmiş. Zaten sondaki kaynakçada da görüleceği üzere kitap yoğun bir birikimin eseri.

Değerlendirmeyi gör →
Gümüş Patenler
7/1002.01.2022

Baskı: Gümüş Patenler

Sade ve akıcı bir yazım diliyle güzel mesajlar barındıran, çocuk klasikleri sınıflandırmasında olsa da her yaştan okurun hoşuna gidebilecek bir kitap. Hatta buz pateniyle büyüyen/seven kuşağın daha da çok hoşuna gidecektir. Kitabın dikkat çekici kısımlarından biri de çocukların patenle Lahey’e kadar gittikleri bölümde adeta bir gezi kitabına dönüşmesi. Hollanda kültürü ve coğrafyasına dair birçok detay ile önemli sanat ve müzik eserleri hakkında bilgiler de araya yedirilmiş.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Yaşlı Adam Ve Deniz

Yoğun bir dini sembolizme sahip olmasına rağmen bunu çok bastırmadan yapması kitabı ağırlıktan kurtarıyor. Oldukça yalın bir yazım dili olması da akıcılığı sağlıyor. Varmanın değil yola çıkmanın, başarmanın değil kendin için yapmanın değerini ortaya koyan bir eser. Yaşlı adamın deniz ile mücadelesinden hayata dair çıkartılacak çok ders var. “Talih insana her an, hiç tanınmayacak biçimlerde gelen bir şeydir.”S.121

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Mahalleden Arkadaşlar

Akıllara Oğullar ve Rencide Ruhlar kitabı ile hayatımıza kasırga tadında dalan Alper Kamu'yu getiren, keyifli bir anı-kurgu. Selçuk Aydemir, çocukluğu 90'lara denk gelen mahalle kültürünün belki de son kuşağına çok tanıdık gelecek anılarını kendine özgü diliyle, biz anlatsak hiç öyle olmayacak güzellikte nakletmiş. Kuvvetli mizahın yanı sıra yazarın birikimini ortaya koyan cümlelerdeki gönderme bombardımanı da dikkat çekiyor.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Béatrice'ten Sonra Birinci Yüzyıl

Ağırlıkla tarihi roman tarzında yazan Maalouf’un distopik deneme sayılabilecek bir eseri. Cinsiyet ayrımcılığı üzerine dayalı konu, fikren çarpıcı olmakla birlikte kitapta akmayan bir şeyler var. Aslında bundan 30 yıl önce yazılmış bir kitap olarak, içinde bulunduğumuz zaman itibariyle, salgın tasviri ve karantina bölümleri insanı etkiliyor. Fakat karakterler ve özellikle diyaloglar iki boyutta kalmışlar. Bu da konunun ağırlığına gölge düşürüyor. Oysa ki konunun kendisi çok önemli. Akıcı olmamakla birlikte düşündürücü bir roman diyebilirim.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Afet: Atatürk'ün Manevi Kızı Prof. Dr. Afet İnan'ın Yaşamöyküsü

Cumhuriyetin birçok ilklerine imza atan ilk kadın tarihçimiz Afet İnan’ın hayatını üç bölümde ele alan bir biyografi. Teknik olarak roman tarzında yazım diliyle yazılmış. Bununla birlikte son bölümde kimi iftiralara kaynaklarla cevap verilerek araştırma yönü ortaya konulmuş. Afet İnan adeta yeni kurulan cumhuriyetin örnek eseri gibi. Bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün destek ve teşvikleriyle öğrenme azmini hiç yitirmemiş, zorluklar karşısında yılmamış ve sayesinde dünya gözünde çarpıtılan birçok tarihi gerçek aydınlanmış. Bugün sahip olunan kadın haklarının da ilk kıvılcımını yakan Prof. Dr. Afet İnan’ı bu kitap vesilesiyle bir kez daha saygıyla anıyorum. Ruhu şad olsun.

Değerlendirmeyi gör →
Emanet Çocuk
6/1013.12.2021

Baskı: Emanet Çocuk

Kısa fakat derinlikli bir novella olmasına karşın çeviriden kaynaklı bir ifade sıkıntısı, hatta neredeyse bir tutukluk söz konusu. Bu da kitabın akıcılığına sekte vuruyor. Oysa ki İrlanda’nın pastoral tablolarıyla işlenmiş bu yalın hikayede sessizlikten çıkarılması gereken anlamlar var.

Değerlendirmeyi gör →
Simyacı
8/1013.12.2021

Baskı: Simyacı

Uzun süredir tekrar okumak istediğim eserler arasındaydı. Gerçekten bazı eserler hayatın belli dönemlerinde tekrar okunmalı düşüncesindeyim. Zira alınan her yaşın getirdiği deneyim çok fark ediyor. Misal bu eserin aşağı yukarı felsefesini hatırlamakla birlikte içeriğini neredeyse unutmuşum. Aklımda kalan fikir, insanın aradığı şeye aslında sahip olduğuydu. Fakat o arayışın insana neler katabileceğini, o keşfin insan ruhunu nasıl besleyeceğini yeterince idrak edememişim. Demek ki iyi bir kitap tekrar tekrar okunduğunda bile insana yeni bir şeyler katabiliyor. Demek ki bir insan “arayışı” boyunca aynı yollardan geçerken bile yeni bir şeyler keşfedebiliyor. (Demek ki Stephen King haklı, Ka gerçekten bir çember :) )

Değerlendirmeyi gör →
Ölü Reşat
6/1010.12.2021

Baskı: Ölü Reşat

Kitabın yazım dili birkaç yazar ve kitabı çağrıştırmıyor değil fakat konusu kendine özgü diyebiliriz. Özellikle Reşat karakteri ve “varoluşu” oldukça cin bir fikir. Yakın dönem tarihimizde bir ileri bir geri hızlıca tur attırıp, güldürürken hak verdiren saptamalarıyla kıvrak bir zekanın eseri olduğu çok açık. Şiirsel dilin zaman zaman akıcılığı sekteye uğratacak kadar dolanması kitabı yavaşlatsa da konu kendini merakla okutturuyor. Ayrıca dünyaya geliş sırasını kaptıran bu iblis ve diğer alem evlere şenlik.

Değerlendirmeyi gör →
Cennetin Doğusu
9/1004.12.2021

Baskı: Cennetin Doğusu

Steinbeck’in otobiyografik özellikler taşıyan başyapıtı. Gerçekten, kendisinin de ifade ettiği gibi dünya edebiyatında haklı öneme sahip diğer tüm eserleri buna hazırlık olsun diye yazılmışçasına olgun bir eser. Olay örgüsü, betimlemeler ve tasvirler üst düzey. Yazarın imzası haline gelen karakter yaratmadaki yeteneği, bu kitapta da başta kendi dedesi olan Sam Hamilton karakteri olmak üzere birbirinden canlı ve gerçek karakterleriyle kendini gösteriyor. Özellikle Sam, Adam ve Lee üçlüsünün bir araya geldiği bölümlerde tam bir edebiyat şöleni var. Kutsal kitaplardan mitolojilere birçok sembolik anlatımla iyilik ve kötülüğü irdeleyen yazar, insan ruhunu en yalın haliyle ortaya koymuş. İki ailenin kuşaklara yayılan hikayesinin gerisindeyse 1. Dünya Savaşı ile yüzyıl başındaki Amerika’nın gelişimi ekseninde dünya tarihi usulca akıyor.

Değerlendirmeyi gör →
Kıyamet Park
7/1023.11.2021

Baskı: Kıyamet Park

Alper Kamu zebanisinden beteri gelmez derken adam Mefistoteles’ini buldu iyi mi… Serinin üçüncü kitabında da polisiye kısmı tahmin edilebilir seviyede ki zaten olaydan çok Alper Kamu’nun olayı ele alışını sevdiğimizden oraya çok takılmıyor insan. Fakat bu sefer kendi alanından çıkınca sıradanlaşmış ya da belki de “büyümüş” gibi bir olmamışlık var. Sanırım bu sadece “Güzelyayla şeytan üçgeninin” seriye kattığı mahalle havasının yokluğuyla açıklanamaz. Bunun dışında yine ülke gerçeklerine çok sağlam dokundurmalar ve bir o kadar da sağlam tespitler mevcut. Ayrıca bu sefer kitapta boğaza oturan cümle sayısı bir hayli fazla. “Derler ki, aşk insanın kendisini mahvedecek şeyi seçmesiymiş.” S.155 “İnsan hayallerini, masaya sürdüğü an kaybeder. S.192

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Cehennem Çiçeği (Alper Kamu, #2)

İskeletlerin Dansı ile dava çözen zebani velet Alper Kamu yine zehir gibi. Fakat kitap bu sefer oldukça depresif. Özellikle Karanfil Kız masalının olduğu kısım boğaz düğümletir cinsten. Yazım dili yine son derece akıcı olduğu gibi polisiyesi de ilk kitaba göre daha bizden. Fakat Alper’in tespitleri ve cevaplarında karası daha yüksek bir mizah var. Kitaptaki bu kasvet serinin devamı için umutsuz son yaklaşıyormuş hissi veriyor.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Oğullar ve Rencide Ruhlar (Alper Kamu, #1)

Polisiyesi biraz Amerikanvari olsa da kurgusuyla ve başkarakteriyle keyif veren bir kitap. Mahalle kültürüne vakıf olanların mutlaka kendi çocukluklarını da oralarda bir yerlerde görebileceği bu eğlenceli roman, yer yer sesli güldürürken sonundaki mektupla hiç beklenmedik anda hüzünlendiriyor. Benim de neyle beslendiğini merak ettiğim, ağzı ve kafası her daim bozuk, kitap zevki ve espri yeteneği fazlasıyla gelişmiş yarı alkolik beş yaşındaki başkahraman Alper Kamu, kesinlikle karizmatik kitap karakterlerinde üst sıralara oynar.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Yunan ve Roma Mitolojisi - Tanrılar Titanlar ve Kahramanlar

Yunan mitolojisini Roma mitolojisiyle karşılaştırmalı olarak ele alan eserde, mitolojik tanrılar, kahramanlar ve efsaneler başlıklar altında toplanarak kapsamlı olarak derlenmiş. Yaratılış mitleri ve doğa olaylarıyla birçok kavramın nereden geldiği, hangi kültürleri ne şekilde beslediği daha iyi anlaşılıyor. Ayrıca eserde adı geçen tanrı, tanrıça ya da kahramanlardan bazılarının günümüze ulaşmış heykellerinin çizim olarak yer alması ve heykellerin hem sanatsal açıdan hem de simgelerin mitolojik karşılıklarıyla açıklanması güzel olmuş.

Değerlendirmeyi gör →
Son Kuşlar
8/1005.11.2021

Baskı: Son Kuşlar

Yazarın iyiden iyiye yalnızlığa çekildiği fakat henüz Alemdağ'da Var Bir Yılan kadar tepesinin atmadığı bir dönemin eseri olarak, ilk dikkat çeken yanı kuvvetli gözlemciliği. Buram buram deniz kokusu gelen satırlarla Burgazada'daki yaşamından kesitler sunduğu öykülerinde özellikle balıkçılık maceraları gülümsetiyor. Yine "sıradan" hayatları ve geçim derdindekileri odak almakla birlikte bu sefer o eski umudu yitirmiş görünüyor. Sürekli bir uyum sağlayamama, kendini diğer insanlardan soyutlama hali de gözden kaçmayacak kadar belirgin. Yer yer kabullenmiş çoğunlukla umursamaz tavırlarının altında geleceğin büyük kırgınlığının seslerinin duyulmaya başladığı bu öykülerde, en çok da yazarın samimiyeti kendini sevdiriyor.

Değerlendirmeyi gör →
Mahalle Kahvesi
8/1005.11.2021

Baskı: Mahalle Kahvesi

Üstadın bir önceki eseri Lüzumsuz Adam’daki öyküleri gibi daha çok iç dünya ve düşüncelere yönelik öyküler barındırmakla birlikte onun kadar karamsar değil. Ya da bir kabullenmişlik hissi var diyebilirim. Şüphesiz hastalığının ilerlediği döneme rastlamasının etkisi de vardır. Öykülerde yine gözlem ve hayal gücüyle birlikte kendi hayatından da detaylara hatta yer yer kendisiyle kavgasına şahit oluyoruz.

Değerlendirmeyi gör →
Mantıku't-Tayr
7/1005.11.2021

Baskı: Mantıku't-Tayr

Ferîdüddin Attâr’ın Mantıku’t Tayr’ı hem tasavvuf edebiyatının hem de Fars Edebiyatı’nın en temel eserlerinden biri. Gülşehri’nin bu eseri birçok ekleme ve çıkarma yaparak mesnevi nazım biçiminde ama en önemlisi Türkçe olarak yazmasıyla Türk Edebiyatı’nın da en önemli eserlerinden biri ortaya çıkmış. Alegorik olarak Hüthüt kuşunun önderliğinde insanlığın hakikat arayışına yol gösteren kitapta Türk, Fars ve Arap Edebiyatı’nda farklı eserlerde karşımıza çıkan birçok hikaye ve söylenceye de ibretlik öykü olarak yer verilmiş.

Değerlendirmeyi gör →

Baskı: Parçalanma (Afrika Üçlemesi #1)

Toprağın çocukları tabirini en çok Afrika kıtasında yaşayanlar hak ediyor sanırım. Achebe insanı adeta bir zaman yolculuğuna çıkartıp o bakir toprakların ortasına bırakıveriyor. İnanılmaz gelen gelenekleri, düzenleri, toplumsal kuralları ve yaşamlarıyla “medeniyete!!” direnemeyip gittikçe parçalanan klanları öylesine yalın bir dille aktarmış ki adeta Okonkwo’nun kulübesinde onun ağzından hayatını dinliyormuş hissi veriyor. Bir toprağın dilini en iyi o toprağın ekmeğini yiyen anlıyor gerçekten.

Değerlendirmeyi gör →
ÖncekiSayfa 8 / 34Sonraki