Hikari
@Hikari

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Meleklerin Kanı (Lonca Avcısı, #1)

Meleklerin Kanı Geçen hafta bitirdim bu kitabı , gerçekten güzel bir konusu vardı.Artemis Yayınları serinin devamında çok ara vermezse bayağı ilgi görecekler gibi hissediyorum.Ama takıldığım bir nokta varki Allah hak getire! Çevirisine öldüm. İçerisinde ‘’ KANKA ve CANİKOM ‘’ kelimeleri geçen bir kitapla da karşılaştım sonunda.Belki kelimeler uygun yerlerde kullanıla o kadar gözüme batmazlardı ama ‘’Senin … yatak kankan olmak istemiyorum.’’ Cümlesi anlamsızdan bile öte! Neyse kitaba gelirsek ; kitap oldukça etkileyici bir konuya sahipti.Baş Melekler tarafından vampire dönüştürülen insanlar dönüşümden kısa bir süre sonra efendilerinin buyruğuna karşı gelip , asileşiyor ve kaçıyorlar.Şehirde ise bunların izini sürmek Elena Deveraux adındaki avcı kızımıza düşüyor.Elena bir Lonca Avıcısı’dır ve Lonca üssüne bağlı çalışmaktadır.Avcı denilmesine kanmayın.Elena’nın işinin açılımı Baş Meleklerden kaçan vampiri yakalamak , sonrada onu efendisine teslim etmektir , vampire herhangi bir şekilde zarar vermez.-En azından kendini korumak zorunda kalmadığı sürece..- Yazarın kurgusunda yarattığı New York’da işler oldukça ilerlemiş durumda.Öyle ki insanlar vampirlerin ve meleklerin varlığından haberdarlar.Özellikle de melekler insanlar için tapılası durumdalar.Elena , Lonca’daki en iyi iz sürücü avcılardan biridir.Asi bir vampir kaçtığından onun kokusunu alabileceği herhangi bir şeyi kokladıktan sonra vampirin nerede olduğunun bir önemi olmaz.En kısa süre içerisinde onu bulur enseler ve efendisi olan Baş Melek’e teslim eder.Eee tabi bu da oldukça yüklü bir kazanç sağlar.Elena’nın Lonca’daki Direktörü –ve en yakın arkadaşı- Sara , bir gün Elena adına New York’un en korkulan Baş Melek’i Rapheal’den bir iş teklifi ve oldukçada yüksek bir ödeme alır.Elena ise bir başmelekle iş yürütmenin bedellerini bildiği için başına gelecekleri az buçuk tahmin eder.Ama ödeme o kadar cazip gelir ki sevgili avcımız asi bir vampiri daha yakalamaya çalışmaktan ne çıkar diye düşünür.Tabi bulması gereken bir vampir ise.. Elena işinde oldukça iyi bir Lonca Avcısı olmasının yanı sıra çok sert ve boyun eğmez bir kadın.-Bu kişiliğine ve Rapheal’in sağ kolu vampir Dmitri’ye kafa tutmasına hayran kaldım.-Küçükken yaşadıkları ve ailesinin kendisini reddetmesi yüzünden kimseye taviz vermiyor.Dediğim dedik , vampirmiş , baş melekmiş hiç sallamayan birisi.Rapheal ise işinde iyi olan bu Lonca Avcısı onların sorununu çözecek gibi görününce onunla bir görüşme ayarlar.Elena’dan kayıp bir meleği hatta ‘’baş melek’’i bulmasını ister.İşte işler bu kısımdan sonra sarpa sarar.Elena daha önce hiçbir meleğin izini sürmemiştir.Bir baş meleğin izini sürmekse ona imkansız görünür ama Rapheal , Elena’ya bu işten kaçış olmadığını çok net ifade eder.Birde işi kabul ettikten sonra Rapheal ile uğraşması ve onun baştan çıkarmalarına karşı koymaya çabalaması Elena için oldukça zorlu bir süreç oluşturur… Yalnız Rapheal’e bayıldım.Elena ne kadar dediğim dedikse , Rapheal’de o kadar hırslı.Elena’yı kafaya koyduktan sonra pes etmek gibi bir durumu kabul etmedi , etmiyor.Elena’yı elde edene kadar durmak yok.Ama tabi birde bu sırada Elena’nın onun içindeki insan yanını ortaya çıkarıp onu insanlaştıracağını öğreniyor.. Bu seriye bayıldım.Soluksuz okunan bir kitaptı.Sonunda soru işaretleri ile bitti devamı gelene kadar çatlamazsam iyidir.

En Sevdiğim Cadı
6/1018.09.2012

Baskı: En Sevdiğim Cadı

En Sevdiğim Cadı / Annette Blair Üzülerek söylüyorum hiç beğenmedim! Mutfak Cadısı’ndan sonra kitap resmen elimde süründü.İlk kitapta yazar aşka değinirken bu kitapta tamamen kuru kuru bir cinsellik anlatmış ki o da beni çok sıktı.Jason ve Kira arasındaki aşkı hiç hissedemedim.Ben bu durumu ilk kitabın birazda dramatik olmasına bağlıyorum.İlk kitaptaki konu gereği aşk daha ağır basıyordu ama bu kitapta maalesef sonuna kadar hiç tat alamadım.O kadar ki bir bölümünde Kira , Melody ve Logan’dan yardım isteyerek onları kitaba dahil edene kadar diyaloglar bile bomboş geçti.Daha iyi ve can alan bir kitap beklemiştim fakat sonuna kadar beklentilerimin kat kat altında bir kitap okudum.Yazar olayın odak noktalarını sonuna saklamış , sonunda kitabı okurken çok etkilendim.Kira’ya da Jason’a da çok üzüldüm yeri geldi Jason’a (ve yazara Jason gibi bir karakter yazdığı için) saydırdım durdum.Okunamaz bir kitap değil ama Mutfak Cadısı kesinlikle mükemmel ötesi onun üzerine pek etki etmiyor.Okurken ara verilmesi gereken bir seri…. Ülkenin ‘’En iyi öpüşen’’ Hokey Yıldızı Jason , bir maçı sırasında kaza geçirmiş ve 6 ay kadar sahalardan uzak kalmıştır.Bu sırada büyükannesi Jason’dan kendisi için çalışmasını ister ve onu en iyi elemanı Kira’nın müdürü yapar…Kira , nişanlısı tarafından düğün zamanı aldatılmış ve nişanlısını terk ederek kendisini işine vermiştir.Yaşadığı kalp kırıklığından sonra erkeklere tövbe eden Kira , Jason ile çalışmaya başladığında her şey birden değişiverir.Jason ve Kira birbirlerine her ne kadar ‘’bağlanmak yok’’ deselerde aralarındaki çekime karşı koyamazlar.

Baskı: Seninim (The Brand Clan Serisi, #1)

Seninim / Maureen Smith Öncelikle kitabı çok beğendim , farklı bir konusu olmasının yanı sıra yazarında anlatımı bir hayli kuvvetliydi.Beni etkileyen en önemli unsurlardan biriyse içinde JAPON KÜLTÜRÜ’ne değinilmesi , tam bir Japonya delisi olan ben için kitap bulunmaz bir nimet oldu.Okurken küçük bir yerde Lena’nın Japonca ‘’Doomo Arigatou Gozaimasu’’ demesi ve Japon yemeklerinden bahsedilmesi çok hoşuma gitti.Öyle ki en çok duyduğum Japon yemeklerinden biri olan Negi Ramen’i bile ‘’Acaba yazar ona da değinmiş mi?’’ diyerek bekledim.Okurken hiç sıkılmamış olmamın yanı sıra büyük keyif aldığımı da belirtmem gerekir.Farklı , çok çekici bir konusu vardı ama tek yadırgadığım nokta yazarın cinselliğe konudan fazla odaklanması oldu.Gerçi yazarın dili o kadar akıcı ki bu yadırgadığım sahneleri bile okurken su gibi aktı kitap.Bu kısımlarda çevirmeni de takdir etmem gerek , işinin ehli birisi olduğu ortada.Ephesus Yayınları’nda son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitap olduğunun altını özellikle çizerim.Yayınevinin birbirinden güzel kitapları olmasına rağmen ‘’Seninim’’ kitabı bende bambaşka bir yer edindi.Kitabın başından sonuna kadar soluksuz okudum.Sayfalar birbiri ardına kendi kendine sıralandı desem yeridir.Roderick gerçekten eşsiz bir karakterdi.Bazı kısımlarda beni deli etse de kitabı soluksuz okumamın en baş sebeplerinden birisi erkek kahramanımızdır.Lena’nın yaşadıklarına da çok üzüldüm.Çalıştığı işe göre insanlar tarafından yanlış değerlendirilse de oldukça asil bir kızdı , ve Roderick’de bunu görebildiği için onu sevdi.Kısacası ben kitaba bayıldım , gerçekten bende özel bir yer edinen kitaplardan biri oldu.Hele o sonu sırf sonuç için bile bu kitabı okumalısınız diyorum. Lena Morrison , yardım kurumlarına para bağışı içi fon ayarlayan bir şirkette yazar olarak çalışmaktadır.Büyük babası ve kız kardeşinden başka kimsesi olmayan Lena’nın büyük babası bir kaza geçirdiğinde ona daha iyi bakılabilmesi için büyük babasını bir bakımevine yatırır.Ama bakımevi oldukça lüks , lüks olmasıyla beraber de pahalıdır ve Lena bu gideri karşılayabilmek için ek iş olarak geceleri eskortluk yapar.Kendi standartları olan Lena işine bir sınır çizmiştir ve çıktığı adamlara sadece eşlik etmekten öteye geçmez.Bunu kendine prensip edinen Lena’nın tüm sınırları bir gecede yıkılıverir…Roderic Brand , yatında verdiği bir kokteylde kendisine eşlik etmesi için Lena’yı kiralar.Lena ile ilk karşılaştığı andan itibaren Lena’nın zekasından ve kişliğinden etkilenir ve Lena ile tekrar görüşmek ister.Ama bir sorun vardır , Lena Roderick’den uzak durmaya , Roderick ise Lena’yı elde etmeye kararlıdır ve Lena’ya karşı koyamayacağı bir teklif sunar.Şirketlerindeki fona oldukça yüklü bir miktarda bağışta bulunması karşılığında Lena’dan kendisine eşlik etmesini ister.Lena sınırlarını yıkıp bu teklifi kabul edebilir yada Roderick’i bir daha hiç görmeme kararını sürdürebilir….

Mutfak Cadısı
9/1010.09.2012

Baskı: Mutfak Cadısı

Çok eğlendim , harika bir kitaptı.

Kalpsiz
10/1004.09.2012

Baskı: Kalpsiz

Kalpsiz / Anne STUART Bu seneye –benim için- damgasını vuran bir kitap daha! Ne kitaptı ya? Birkaç aydır bir solukta bitirdiğim bir kitap olmamıştı , ta ki Kalpsiz’i okuyana kadar.Kitabı büyük bir keyifle okudum , kesine kes okunması gereken kitaplardan olduğunu söylemeliyim.Beni bu kitapta etkileyen en önemli unsur kitabın özgün konusu , diğer historical kitaplara göre bu kitabın hepsinden daha farklı bir tadı vardı.Ne yalan söyleyebilirim başlarda fazla bir beklentim olmadan başlamıştım ama kitap daha ilk bölümden kendini kanıtladı ve ben kitabı alıp 1 ay evde boş boş tuttuğum için kendime hayıflanıp durdum.Öyle diğer historical kitaplardaki gibi ne aşırı ahlak düşkünü nede aşırı ahlaksız karakterler vardı bu kitapta , yazar öyle bir karakter yaratmış ki gerek Elinor gerekse Francis(Rohan) diğer kitaplardaki karakterlere benzemiyorlardı.Kurgunun dramatik yanının ağır bastığını da belirtmem gerekir ve bence o kısımlarda okuyucu kendinden geçiyor.Bizzat ben Elinor’un yaşamak zorunda kaldıklarını okurken kitabı duvara fırlatacak kadar sinir krizi geçirdim.Kitabın çevirisine gelirsem çok beğendiğimi belirtmeliyim , öyle güzel bir çeviri sunulmuş ki kitap okurken su gibi aktı gitti.Ama küçük bir noktaya takıldım sonu beni tatmin etmedi , sanki bir şey eksik gibiydim.Adını koyamadığım bir noktayı bırakmış yazar , yada diğer kitaplara kıyasla farklı olduğu için bana böyle hissettirdi hala karar verebilmiş değilim. Cennet Konağı , ‘’Ne istersen yap.’’ Sloganı altında her türlü ahlaksızlık ve günahın işlendiği bir yerdir.Bu yerin yönetimi Cehennem Kralı olarak nam salan Vikont Francis Rohan’a aittir.Rohan , 17 yaşlarındayken Culloden Savaşında ailesini kaybetmiştir ve İngiltere’de kendisi için idam kararı çıkmıştır.İngiltere’den sürgün edilerek Fransa’ya gelen Rohan , zenginliğin ve sefahatin içersinde ahlaksızlıklarla dolu bir hayat sürmektedir.Ta ki masum bir güzel Cennet Konağı’na ayak basana kadar..Elinor Harriman , annesi ve kız kardeşi ile zorlu bir hayat geçirmektedir.Annesi kumar düşkünü bir İspanyol Hastası’dır ve hastalığının son safalarına yaklaşmıştır , ellerindeki bir miktar para ile kıt kanat geçinen Elinor ve ailesi annesinin kumar zaafı yüzünden ellerindeki her şeyi kaybetmişlerdir.Ama annesi hasta olmasına rağmen durmak bilmez ve ellerindeki son parayı da alarak soluğu Cennet Konağı’nda alır , fakat Elinor annesini durdurmaya karar verir ve annesinin peşinden her türlü günahın işlendiği Cennet Konağı’na gider.Cennet Konağı’na girmek bir meseledir ama çıkmak daha büyük bir mesele ve Elinor , kendisini bir anda Cehennem Kralı ile karşı karşıya bulur.Peki bu şeytan söylendiği kadar kötü müdür?

Cadı Avı
8/1003.09.2012

Baskı: Cadı Avı

Baskı: İki Ateş Arasında (İskoç Muhafız Alayı, #1)

Güzel bir kitaptı evet kabul ediyorum , ama benim için Monica'nın kaleminde bir hayal kırıklığı oldu.Asi'den sonra seriye giriş için çok durgun bir konu seçilmiş diye düşünüyorum. :/

Tatlı Tuzak
10/1022.08.2012

Baskı: Tatlı Tuzak

Tatlı Tuzak / Rita HUNTER (17.08.12) Tatlı Tuzak’ı bitirdim.Evet , bitti ve beni de kendimden geçirecek kadar etkisi altına aldı.Bu kitapla ilgili uzunca bir yorum yapmak istiyorum.Çünkü anlatacaklarım duygularımı ifade etmeye yetmez.. Öncelikle bu kitapla ilgili yorumlarda kitabın Judith McNaught kitaplarına-özellikle Seni Beklerken- benzediğine dair yorumlar gördüm.Judith McNauhgt’ın tüm kitaplarını okumuş olmama rağmen bu kitabın nesi Seni Beklerken’e benziyor-muş- bir türlü çözemedim ki beni de asıl delirten noktalardan birde budur.’’Benzemek’’ kelimesinin anlamını bilmeden gereksiz yorumlar yapıldığını düşünüyorum.Ben bu kitaba ‘’benzemiş’’ demektense ‘’esinlenmiş’’ demeyi tercih ederim.-Hoş onu da görmedim ama maksat benzetenlerin nesini benzettiğini çözmek :D – Şimdi bu kısımda da ortaya şöyle bir soru çıkıyor , o kadar historical kitap okuyoruz , hepsi mi özgün ? Çoğunun birbirinden esinlendiğini hepimiz görüyoruz.Benzemek nedir biliyor musunuz ? Birkaç ay önce okuduğum MELEZ kitabının Vampir Akademisi serisinin ilk kitabıyla birebir olmasıdır.Kitapları okuyan bilir Melez’in ilk bölümleri neredeyse bir sonraki sahneyi tahmin edecek kadar aynıydı.İşte bu kitap benziyordu! Evet , belki sadece başlarında ama kesinlikle benziyordu.Şimdi Tatlı Tuzak ve Seni Beklerken’de benzeyen ne vardı , ben 2 sahne dışında hiçbir şey görmedim.Kitap kendi özgün hikayesini gayet güzel aktarmış.Hatta o iki sahnede bence benzemiyor.Esinlenilmiş! Beni sinir eden öyle saçma yorumlar var ki sanki kitabı kopya etmiş yazar!! Hayır , yurtdışında birçok historical kitap birbirine benziyor zaten , onlara yapılan yorumlar sadece benziyor ama Tatlı Tuzak kopya ediliyor.Bence bunun tek sebebi yazarın Türk olması ve dahası başarılı bir kalemi olması.Kim ne derse desin ben bu kitabı çok beğendim , hak ettiği yerlere geldiği de yayınevi logosundan belli… Kitaba gelince ; okuduğum en güzel aşk romanlarından biriydi.Rita Hunter’ın kalemine her kitabında daha çok şaşırıyorum.Tatlı Tuzak gerçekten beni çok etkiledi özellikle bir sahnesinde gerçekten çok gururlandım , böyle güzel bir kalemin sahibinin Türk bir yazar olması insanın göğsünü kabartıyor…Uzun zaman sonra okurken kitabımı sağa sola fırlatmama sebep olan bir karakterle karşılaşmamıştım –en azından Devlin’den sonra :D- ama Conner’da öyle bir kişilik vardı ki kitap en olur olmaz yerde onun bir hareketiyle kendini sertçe yatağın bir ucuna fırlatılmış buldu.Ya bir karakter bu kadar mı uyuz olabilir ? Uyuzunuda geçtim birde kibirliyiz ki kızı rencide edip durdu.Elisha’ya da sinirlenmedim dersem yalan olur , neden biraz daha dik başı bir karakter değildi ? Biraz daha dişli olsaydı da şu Conner’ın burnunu iyice sürtseydi isterdim.Kitapta en çok Catherine’i sevdim.Ahah! Kadında harika bir çöp çatan olur.Kızı ne yaptı ne etti , Conner’ın gözüne soka soka adamı bildiğinden şaşırttı.Kitap duygusal olmasına rağmen ben bazı sahnelerde çok güldüm ki özellikle Catherine ve Conner arasında geçen diyaloglar komediydi.Bu kitabı her şeyiyle –Conner’ı öldürme dürtüme rağmen- çok beğendim , tekrar okunası kitaplardan biriydi.Yazarın diğer kitabını da en kısa zamanda okumayı planlıyorum.Bu yazar artık kesinlikle benim favorilerimde , Tatlı Tuzak’ı ile beni ağına düşürdü. Kedisinden Conner ve Elisha gibi bir hikaye daha bekliyorum.

Baskı: Beni Aşka İnandır (American Heiresses, #1)

Beni Aşka İnandır / Julianne MacLean(19.08.12) Öncelikle kitabın isminin cuk oturduğunu belirtmek isterim.Erkek karakterimiz James , geçmişinde yaşadıkları yüzünden aşka inanmıyor hatta aşka değil de sevgiye inanmıyor demek daha doğru olur.Tabi bu esnada da romantik hayaller peşinde koşan Sophia ile kendi çıkarları için evleniyor ama hesap etmediği şey Sophia’nın aşka inandığı ve ne pahasına olursa olsun onu da inandıracağı…. Kitabın başlarında –ilk kitap olmasından kaynaklanıyor diye düşünüyorum- biraz sıkıldım , rutin bir gidişatı vardı.Ama ilerledikçe açılmaya başladı buda beni çok memnun etti çünkü kitabın çok özgün bir konusu vardı.Jullianne MacLean’ın Amerikalı Varisler diye adlandırdığı serisinin diğer historical kitaplara göre değişik bir tadı olduğunu kabul etmem gerek , işin içine Amerikalılar girince İngiliz gelenekleri biraz sıkıntıya düştü. :) Yazar konuyu başlarda çok rutin götürmesine rağmen sonlarına doğru öyle bir bağlamış ki ‘’Ay! Olamaz ! ‘’ falan diyerek okudum.Ama yazarın karakterlere pek değinmediğini düşünüyorum , James’in geçmişinde yaşadıklarını bile çok kısa bir iki diyalog ile anlatmış ki ister istemez bu durumu yadırgadım , biraz daha detaylı bir anlatımı olmasını isterdim.Bunun dışında kitabı ciddi manada beğendim , oldukça güzel bir konusu vardı ama tabi bunda çevirinin de büyük etkisi olduğunu düşünüyorum , çevirmen çok düzgün ve akıcı bir çeviri sunmuş.Devam kitabını çok merak ediyorum , Sophia’nın kız kardeşi Clara’nın anlatılacağı kitapta karakterimizin kardeşler arasındaki en sıkı romantiklerden olduğunu düşünürsek çok eğlenceli bir kitap olacağına inanıyorum. :) Kitabın konusuna gelince ; Sophia , Amerikalı zengin bir ailenin üç kızından en büyüğüdür.Ailesi çok zengin olmasına rağmen toplumda belirli bir saygınlıkları yoktur ve buda annesini çok üzer.Bu sıralarda Londra’da Amerikalı Varisler kendilerine unvan sahibi bir koca bulup evlenerek bir saygınlık kazanmaktadırlar.Sophia’nı​n annesi de kızının böyle bir evlilik yapması için onu Londra’ya sezona katılmaya götürür.Sophia üç kız kardeşin en büyüğüdür ama diğer kardeşleri gibi ne çok romantik biridir ne de çok ağırdır.Fakat tutkunun olmadığı bir evliliğe de sıcak bakmamaktadır.Bu yüzden sezon boyunca tanışacağı adamlardan birine aşık olmadan evlenmemeye kararlıdır…Wentworth Dükü James , ailesinin maddi sıkıntılarına çözüm bulmak için –hiç istemesede- Amerikalı Varisler’den biri ile evlenmeye karar verir.Evliliğini sadece bir iş anlaşması üzerine kurmakta kararlı olan James , Sophia ile her karşılaştığında bu düşüncesinde tutarsızlık yaşamaya başlar.Eğer bir evlilik yapacaksa bu neden hem güzel hem de zengin bir varisle olmasın ki ? James , aşka ve sevgiye inanmasa da ailesini bu zor durumundan kurtarmak için güzel ve zengin varis Sophia’yı gözüne kestirir.Zaten Sophia’da bir unvan aramak için Londra’ya gelmemiş midir ? O zaman James neden aranılan unvan sahibi olmasındı ki ? James , bu iş anlaşmasını sağlamakta kararlıdır ama bilmediği şey Sophia’nın sadece unvan aramadığıdır..

Beni Uzaklarda Arama
10/1011.08.2012

Baskı: Beni Uzaklarda Arama

Mükemellll , yazar kesinlikle favorilerimde :D

Seviyor Sevmiyor
9/1030.07.2012

Baskı: Seviyor Sevmiyor

Seviyor Sevmiyor / Heidi BETTS (29.07.12) Kördüğüm’ün 2. Kitabı olan Seviyor Sevmiyor’u dün bitirdim.İlk kitaptan da az çok tanıdığımız Jenna ve Gage’in bu kitapta ne kadar büyük bir aşkları olduğunu anlatmış yazar.Kitap ilk kitaba göre daha duygusal kalmış , yazar bu kitabında acı aşkı işlemiş.Çiftimiz Gage ve Jenna’nın birbirlerini ne kadar sevdikleri bu kitapta çok güzel anlatılıyor.Kitabı okurken çok keyif aldığımı belirtmeliyim , ilk kitap kadar komik olmasa da Jenna’nın çocuk sahibi –özelliklede eski kocasından- olabilmek için kızlarla beraber Gage’i tuzağa düşürmeleri gerçekten okurken beni gülmekten öldürdü.Jenna kızların arasında en sakin duranı ama iş istediğini elde etmeye gelince ne hallere düştüğünü çok güzel gördüm.Gage’in de bu yapılanlara karşı tepkisi çok eğlenceliydi.Özelikle Jenna’ya ‘’beni kullandın’’ diye çıkıştığı yerlerde gülmemek elde değil.Yazarın kalemini biraz ağır bulsam da çok eğlenceli bir seriye imza attığını belirtmeden geçemeyeceğim , ilk kitaptaki çiftimiz Dylan ve Ronnie bu kitapta resmen sırılsıklam aşık modundalardı onlara da ayrı güldüm ama en çok merak ettiğim 3. kitap ki okuyan herkesinde çok merak edeceğine eminim , yazar Grace ve Zack’in mutlu beraberliğini biraz çalkantıya düşürüyor.Ve Grace’in yapısı gereği 3. kitap yarın çıksa hiç düşünmeden alıp okuyacağımı belirtmek istiyorum.Kitabı okurken çok eğlendim , herkese tavsiye ederim ve umarım en kısa zamanda 3. Kitabınıda görürüz.Zira 3. kitabı o kadar merak ettim ki orijinalini bulsam hemen okurum. ----------------------------------------------------------------------------------- Jenna Langan , severek evlendiği eşi Gage ile hiç istemediği halde boşanmak zorunda kalmıştır.Gage’e olan aşkı o kadar büyüktür ki ondan sonra hiç kimseyle birlikte olmamış ve ciddi bir ilişki kurmamıştır ama Jenna bir aile istemektedir.Bir aile ve bir çocuk.Ama bir sorun vardır , Jenna kocasından başka kimseden çocuk sahibi olmak istemez…Teyzesi Charlotte , Dylan ve Ronnie’de işe yaradığına inandığı çıkrığını yine kullanır ve bu defa sevgili yeğeni Jenna için mor bir yumak eğer.Kendisi şehir dışındayken de sevgili yeğenine evine göz kulak olmasını rica eder.Jenna teyzesinin verdiği iple kendine bir fular örmeye başlar.Çiftlik evinde kız kıza küçük bir kaçamak yaparlarken Jenna’nın sorununa bir çözüm bulurlar ve Gage’i kandırıp eve davet ederler.Jenna eski kocasıyla geçireceği bir geceden sonra onu hayatından çıkaracağını ve istediğini elde ettiğini düşünmüştür ama Gage’in planları bambaşkadır , Jenna’nın hamile olup olmadığını öğrenene kadar eski karısının gölgesi olmayı kafasına koyar.Tabi bu arada çiftimiz zorunlu ayrılıklarının neler alıp götürdüğünü görmeye ve Jenna’nın fularını tamamlamaya başlarlar.

Ölüme Beş Kala Aşk
10/1026.07.2012

Baskı: Ölüme Beş Kala Aşk

Çok değşik çok ilginç bir kitaptı.Tek sıkıntı bence yazar konuyu az daha detaylı işleseymiş , çok daha zevk alınabilecek bir kitap olurmuş.

Baskı: Hırçın Aşk (Malory-Anderson Family #2)

Tony! Her yerde farkını belli eder =) Çok eğlenceli bir kitaptı , James'de fazladan yer verilmesi kitabı mükemmelleştirmiş :)

ÖncekiSayfa 3 / 7Sonraki