Hikari
@Hikari

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Elfabe
7/1007.01.2015

Baskı: Elfabe

"El, başlı başına bir kitaptır. İçindeki bombelikler(dağlar), tepeler, çizgiler, renkler, tırnaklar, parmaklar, parmak uçlarının biçimi, aynı tip veya karma tipler oluşu.. " DETAY YORUM: http://www.animevekitapsever.com/2015/01/elfabe-mehmet-ali-bulut-kitap-incelemesi.html Kendi elinizi bir kitap gibi düşündüğünüz kaç an olmuştur şu hayatta? Benim hiç olmadı açıkçası. Daha başında da söylediğim gibi, inanmam da böyle şeylere. Fakat Elfabe'yi okudukça, gerçekten de elimin bir kitap olduğunu düşünmeye başladım.

İki Renk Aşk
5/1007.01.2015

Baskı: İki Renk Aşk

İlk kez bir FMA kitabındaki kadın karakterden nefret ettim. Aysun bunu kendi elleriyle çabalaya çabalaya başardı. Hiç zorlanmadan. Vural'ın yüzü için her hissettiği tiksinme ile kendisinden nefret etmeme ön ayak oldu. Kitabı kızın kendini dünya güzeli sanıp da Vural'ın yaralarına laf etmesi yüzünden sevemedim.Ayrıca Gürkan'a da yazık oldu ya.

Rehine
5/1007.01.2015

Baskı: Rehine

Polisiyesini çok zayıf buldum. Daha iyi kurgulanabilirdi. Detay yorum gelecek.

Baskı: Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi

http://www.animevekitapsever.com/2013/09/dengesiz-bir-askn-anatomisi-duygu-ozlem.html Bu seneki Türk Yazar bombamı da dün patlatmış olmanın keyfiyle sabah sabah hızlı bir yoruma geçmek istedim. Normalde çok sık Türk Yazar okuyan birisi değilim. O yüzden de böyle güzel kalemleri keşfedince çok mutlu oluyorum. İşte dün gece de hem böyle bir kalemle tanıştığım için mutlu hem de böylesine perişan eden bir kitap okuduğum için berbat bir ruh halindeyim. Perişan eden derken kitabı kötü olarak düşünmeyin, sakın. Bilakis, o kadar ilginç bir kurgusu vardı, öyle tuhaf bir kitaptı ki, karakterler gerçek olup da karşıma geçip; "Aslı benim. Can benim." deseler şaşırmam. Zira bunun kurgu olduğuna dair şüphelerim var. Hem de çok yoğun.Çünkü yazarın kalemi çok kuvvetliydi. Bir de yazım tarzından ötürü kitabın kurgu olduğuna dair düşüncelerim sürekli bir çelişkide kalmama sebebiyet verdi.Bunun sebebi de dediğim gibi biraz yazarın anlatımı biraz da kitabın o gerçeksi kurgusuydu. Yazar anlatım olarak, -kitabın kurgusunda- Aslı'nın ağzından yaşadıklarını anlatmış. Kızımız bize hayatına giren ilk aşkını anlatıyor. Bunu da öyle bir anlatıyor ki kitabın kurgu olduğu tartışılır bir durumu çıkarıyor ortaya. Neyse.Benim sabahlayarak, -sabah 4'e kadar- okuduğum bu kitabı herkesin bir kez okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eğer "ilk"ler sizin için bir anlam ifade ediyor diyorsanız, siz bir de "ilk"leri bu kitapta görün derim.

Fırtına Çiçekleri
9/1009.10.2013

Baskı: Fırtına Çiçekleri

http://www.animevekitapsever.com/2013/10/frtna-cicekleri-laura-kinsale-yorum.html “Çok geç… Ama Tanrı beni affedecektir, çünkü seni kendi hayatımdan bile çok seviyorum.” Aslında bu kitabı sıkıcı bulmamın yegane sebebi yazar.Yoksa inanın bana konu çok etkileyici. Kızın düke yardım etmeye çalışması, konuşamayan bir adama anlatmak istediklerini kelime kelime sıkılmadan söylemesi.. Herkesin yapabileceği bir şey olduğuna inanmıyorum bunun. Zira kendi ailesi bile adama kızın yaptığı kadar destek çıkmadılar. Bırakın çıkmayı daha çok mirasın peşine düşüp direkt başlarından attılar. Böyle bir konunun bu kadar dini bir şekilde işlenmesi konuyu çok kasmış olmasına rağmen kitap etkileyiciliğini yitirmiyor. Kesinlikle tavsiyemdir. Okunmalı !

Baskı: Hayallere Kapılma (Liar's Club #2)

HAYALLERE KAPILMA Yalancılar Klübü serisi ile ses getiren yazar Celeste Bradley'den serinin ikinci kitabı olan Hayallere Kapılma'yı da nihayetinde okudum. Gelelim yorumuma; kitap hiç ama hiç beklediğim gibi çıkmadı.Ama altını çizerim ilk kitaptan çok etkilendiğim için bu kitap bana hiç bir anlam ifade etmedi. İlk kitabından sonra bu kitabı yazarken ne düşünüyordu bu yazar çok merak ettim.Bi' kere kitap çok gereksiz bir konu işliyor. Hadi onu geçtim biraz daha dolu dolu olsaydı bari. Yok, nerdeeee.. Gönlünü Kimseye Kaptırma'da her sahnede gülerken bu kitapta en fazla 5 kez felan tebessüm etmişimdir.Ve gereğinde fazla hızlı giden yerlerine de ayrı ayar oldum.Misal; kızın Monty ve peşinde olan Dalton'un aynı kişi olduğunu nasıl anladığı gizemini korumakta. Sadece gece adamla beraber oluyor, sabahına yakalanmadan kaçması gerekiyor ve öğreniyoruz ki, Mont ve Dalton olayını çakmış.Eee, en azından nasıl anladığını anlatsaydınız.Neyse.. Konuyu okuduğumda daha eğlenceli hatta çekişmeli bir kitap çıkar diye düşünüyordum. Fakat bu daha çok trajıkomik bir aşk romanı oldu çıktı.O kadar merakla bekledikten sonra benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Sanırım kitabın ismini verirken bunu göz önüne aldılar.Zirâ çoook fazla hayale kapılmışım okurken anladım.Eğer ilk kitabını orta kararlı yazmış olsaydı bu kitap için ''güzel kitaptı'' terimini kullanırdım ama ilk kitaptan sonra beklentimin altında bir kitap oldu.Okunamaz değil ama benim için iyi de değildi.Yazarı sevdiğim için kitaba 3 verdim.Umuyorum ki, James(Griffin)'in hikâyesinden daha çok etkileneceğim.. Konusu: Sör Thorogood adında bir adam tarafından, kıdemli üst düzey sosyete mensuplarının hayatları ve yaptıkları ele alınarak gazatenin birine çeşitli karikatürler çizilir.Öyle ki, bu karikatürlerin birkaçı büyük ölçüde hâksızlığı ve yolsuzluğu ortaya çıkarmıştır.Tabi bunu yapan Sör Thorogood'un kimliği ise gizemini korumaktadır.Kimse Sör Thorogood'u ve bu kadar şeyi nereden öğrendiğini bilemez. Ta ki bir partiye kadar... İlk kitapta sakin dul olarak gördüğümüz Clara Simpson, bu kitapta görünmeyen yüzüyle ortaya çıkıyor.Gerçi ben kadında fazla sakinlik olduğunu ilk kitapta anlamıştım.Agatha'nın -sözde- ölmüş kocası bir anda odaya girdiğinde onun dışında herkes fenalık geçiriyor. Kadın gereğinden fazla dingindi yahu.İnsan ''Nasıl?'' felan eder.Neyse.. Karakterimiz eşinin ölümünden sonra kayınbiraderi ve eltisi ile yaşamaya başlamış ve sakin bir hayat sürmektedir.Etrafın gördüğü gözüyle; sessiz , sakin, yaslı bir dul olan Clara aslında kimsenin bilmediği gizli bir kimliğe sahiptir.Sör Thorogood ismini kullanarak sosyetedeki çeşitli olayları karikatürlerle gazetede ifşa eder durur.Eh, ama bir yere birinin kuyruğuna basmış.Bunca zaman durması bile ilginç ya neyse.Kimin kuyruğuna bastığından bir haber olan Clara karikatürlere devam ederken, bir partide Sör Thorogood'u görünce işler sarpa sarar.Kendi yarattığı Sör Thorogood'un kanlı canlı karşısında durması ise Clara'yı bu işi çözmeye iter.Ve bir anda kendisini garip bir kaçma kovalamacanın ortasında bulur. Bu kısımlardan sonrası ise erkek karakterimiz Dalton'un Yalancılar Klübü -eski- Lideri Simon tarafından klübe lider atanması ve kendisini yalancılara kabul ettirmek için Sör Thorogood gizemini çözme işiyle devam eder.Dalton, Sör Thorogood'u bulacak ve İngiltere için bir komplo peşinde olup olmadığını çözecektir.Tabi çatlak ve binbir çeşit karaktere sahip Clara Simpson'dan kurtulabilirse..

Numaran Bende Var
10/1019.12.2012

Baskı: Numaran Bende Var

Numaran Bende Var/ Sophie Kinsella Tamam , kesinlikle kabul ediyorum. MÜKEMMEL'di. İlk kez Sophie Kinsella okuyorum ve başlarında kitap için düşüncelerim pekte olumlu yönde değildi. Hatta kitabın elimde dolanacağını , okuyamayacağımı felan bile düşündüğüm yerler oldu.Ama sanırım bu tamamen yazarın tarzını bilmememden kaynaklanıyor. Yoksa elimde dolanacak diye düşündüğüm bir kitap dün gece 3'e kadar beni ayakta tutamazdı. Poppy gibi bir delinin ana karakter olduğu bir kitap asla ama asla kötü olamaz. Bu nasıl bir kişiliktir ya ( ! ) Adamın birinin telefonun el koy , tüm mail yazışmalarını oku hadi onuda geçtim bir de millete adamın ağzından cevap yaz. Bin bir türlü sorun çıkar , adam telefonunu geri alıpta içinde senin yazışmalarını okuyunca da adama ; ''Bu kişisel hayata saldırıdır.'' de . Evet bu kesinlikle Poppy'nin verebileceği bir tepkiydi. :)) Sam ve Poppy 'nin yolları Sam'in asistanı Violet'in işi bırakıp şirket telefonunuda bir çöp kutusuna atmasıyla kesişiveriyor. Zira Violet'in telefonunu attığı ve işi bıraktığı sıralarda bizim çok sevgili Poppy'miz de nişanlısının aile yadıgarı olan nişan yüzüğünü bir partide kaybediyor. Tabi yüzüğü bulmadan eve dönmek yok ! Poppy'de köşe bucak her yerde yüzüğünü arıyor ama bulamadığı gibi bir de hırsızım birine telefonunu kaptırıyor. Aksilik o ya. Bir insan bir gecede ancak bu kadar yıkılır. Eh , hem yüzüğü kaybet ! Hem de telefonu çaldır. Derken şans işte yanından geçtiği çöp kutusunda bir telefon buluyor hem de aktif durumda. Eh , mal bulanındır (!) Poppy'nin felsefesi bu. Çöpe atılan şey , toplum malıdır. Ki kızımızda doğal olarak bu felsefeye uyar ve telefona el koyar. Her yere de numarasını -benim diye- verir.Gel gelelim telefon Beyaz Küre Danışmanlık adına kayıtlı bir şirket hattıdır ve Sam Roxton'ın asistanına aittir. Yani , en azından bir zamanlar öyleydi. Sam, telefonunu geri ister. Poppy ise yüzüğüne ulaşana kadar tek irtibat noktasının telefon olduğunu idda ederek telefonu geri vermez. Vermediği gibi bir de ''Mal bulanındır,'' diye adamı delirtene kadar sölüyor. En nihayetinde azmin zaferi telefonun kendisinde kalamsını sağlıyor. Amma velakin bir şartla; gelen hiç bir maili atlamadan Sam'e iletmesi gerek. Eh, bu da telefonu ortak mal yapıyor. İkisi de kendi adına kullandıkları bu telefonla bir de karşılıklı mesajlaşıyorlar ki en güzel tarafıda o kısımlarıydı.Neyse..Başlarda Poppy gelen her maili iletirken, zamanla Sam'in kimseye tek kelimden fazla mail atmadığını görünce merakına yenilip hem tüm mailleri okuyor hem de kendini aşıp Sam'in ağzından bir şirket dolusu insana mail atıyor. Ve ben en çok bir şirket çalışanın öle köpeği için Sam'in ağzından şiir içeren bir E-Kart atmasıyla krize giriyorum.Nasıl bir deli cesaretidir o ? Hem mail at hem de adamın adına imzala.Zavallı Sam, öğrendiğinde yüzünün aldığı hali asla unutamam. Ne de olsa , ''Evet , tamam'' dışında kimseye tek kelime mail atmayan bir adam ölen bir köpek için yarım sayfa şiir yazıyor. :D Ama burada bahsi geçen Poppy olunca bu iş burada kalır mı? Yoo , nerde o günler. Sam'in tüm işlerini arap saçına sokuyor.Karşılıklı olarak birbirlerini delirtselerde son nokta da artık ikisi de birbirine alışmaya başlıyor hatta bunu aşıyorlar bile. Sam artık ''tamam , evet'' yazmayı bırakın Poppy'e resmen mesaj atıyor. Uzun lafın kısası harika bir kitaptı. Al , oku ve gül. Bol bol kahkaha içeren güzel ve sürükleyici bir kitap arıyorsan denemekten çekinme...

Baskı: Bazıları Hırçın Sever (Kincaid Hihgland #2)

Bazıları Hırçın Sever // Teresa Medeiros İki kitaplık bir serinin ikinci ve son kitabı olan Bazıları Hırçın Sever , ilk kitabı Bazıları Ateşli Sever'den daha iyiydi.İlk kitabını da çok beğenmiştim ama bunun bambaşka bir tadı vardı. Kitabı okurken kesinlikle çok keyif aldım. Keyif almamın yanı sıra yazar yine güzel bir kurgu kurmuş. Ama tabii ki kitaba 4,5 vermemden de görüleceği üzere kitaptaki bir kısmı biraz klasik buldum. İlk kitabını bu kısımda incelersek o daha farklıydı. Bu kitapta yazarın sonucu öyle bilindik şekilde bağlaması beni biraz hayalkırıklığına uğrattı. Fakat bu tamamen benim kafamdaki kurguların farklı olmasından kaynaklanıyor. Yoksa kitapla ve yazarla alakalı bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Ben yazardan biraz daha farklı bi'şeyler bekliyordum galiba. Yine de bir çırpıda okunacak ve yer yer kahkahalara boğacak güzel bir çerezlik kitaptı. Özellikle şu sıralar biraz okuma hevesimin sönük olduğu dönemlerde bana çok iyi gitti. Ara sıra bu tarz kitaplar gerçekten gerekli oluyor. Bir okur için okuma aşkını sürekli canlı tutmanın en güzel yöntemi. Neyse.. Kitabın bazı kısımları gerçekten kahkaha atmama sebep oldular ki onlardan en sevdiğim kısım ; ''Bana iç çamaşırınızı verin.'' diyerek kızımızı soymaya(hırsız olarak) kalkışan Connor'un tavrıydı. O cümleyle benim tepkim daha derin oldu. Belki Pamela ''Anlamadım. Nasıl?'' dedi ama ben ''Ha?! Yuh!! Öküz! O da ne demek?'' tarzında binbir türlü tepki verdim ki , kitabın ilk kısmı tamamen bu şekilde geçti. Bir yandan gülüyor bir yandan da sinirleniyordum. Connor Kincaid ilk kitaptanda bildiğimiz üzere İskoç kanını verdiği bağlılıkla klanı ve daha da önemlisi intikamı için İngiliz askerlerine karşı savaşırken , yaşadığı bazı talihsizlikler yüzünden adamlarını keybediyor. Bunun üzerinede elini ayağını herşeyden çekerek sadece hayatta kalmak için savaşmaya başlamaktan başka şansı kalmıyor. Tabii bunun içinde en kolay yol olan hırsızlık geçmişin onurlu İskoç'una daha kolay geliyor. Kendisine bakabilmek için her türlü hırsızlığı yapıyor ama beni en çok güldüren sahne kesinlikle Pamela'dan çalmaya kalktığı şey. O kısımda kahakahalara boğuldum. Kızın karşısına geçip : ''İç çamaşırınızı bana verin... Kadınlar dudakları ve gözleriyle bin farklı şekilde yalan söyleyebilir ama iç çamaşırlarıyla asla.'' demek -hırsız dahi olsa- herkesin harcı değildir. Tabi burada bahsi geçen kişi Connor olunca herşey mümkündür. Herneyse.. Bir tiyatro dansçısının gari meşru kızı olan Pamela anneleri ölünce kız kardeşine bakmak ve onu art niyetli zenginlerden korumak için bir yol ararken annelerinin eski bir dostundan kendisine kalan mektubunu ele geçirirler. Mektubun izlerini takip eden Pamela , mektubun sahibinin yıllar yıllar önce ölerek tarihe karıştığını da öğrenince , kendisini mektuptaki vârisi madem bulamıyorum ben yaratırım hallerinde bulu veriyor. Ama tabi bunun içince öncelikle kendisine bu konuda yardımcı olacak en az onun kadar oyuncu bir sahtekâra ihtiyacı var. Gel gelelim tam da karşısına geçmiş arabalarını soymaya kalkan hırsızda aynen aradığı adamdır. Ama asıl mesele beş paraları olmadığını anlayınca ''Hey, siz fakirsiniz , değil mi?'' diyen adamı kendisine yardım etmesi için ikna etmekte.Hele bir de bu hırsız İngilizlerden ölesiye nefret ediyorsa ve siz de bir İngilizseniz gerisini siz düşünün artık....

Seni Bulmaya Geldim
9/1010.12.2012

Baskı: Seni Bulmaya Geldim

Seni Bulmaya Geldim Bu yazarın kalemi her kitabında daha farklı etkiliyor beni. Kitabın başlarında ne yalan söyleyebilirim çok sıkıldım. Hatta bırakmayı bile düşündüğüm yerler oldu. Ama bu yazarın -okuduğum kitaplarından anladığım kadarıyla -detaycı bir kalemi var.Bazen ''Ne gerek var bu detaylara?'' dediğim yerlerde olmadı değil. Fakat herşeye rağmen kitabı büyük bir istikrarla okudum ve okuduğum içinde çok mutluyum. Böyle bir kitabı yarım bıraksaydım , çok pişman olurdum. Ethan'in kendi içinde yaşadıklarını ve kaderin ne kadar tuhaf bir yöntemi olduğunu anlaması etkileyici bir kurguyla harmanlanmış. Yazarın gizem yaratmada çok usta bir kalemi olduğu kesin. Baştan sona katil için ''Acaba kim?'' deyip değişik tahminlerde bulunmama rağmen sonucun yanına bile yaklaşamadığımı görünce çok şaşırdım. Ama asıl hoşuma giden kısım kitaptaki fantastik kurgunun çok dozunda ve etkileyici olması. Zira yazarın ''Sen Olmasaydın Ben Ne Yapardım?'' kitabı için fantastik olgu bana fazla uçuk gelmişti.Bu kitapta da öyle birşey çıkar diye korkmama rağmen çok etklendiğim bir kurgu gördüm.Bu yazarın sıkı takipçilerinde olacağım kesin. Taviye ederim , önce Kağıt Kız sonra Seni Bulmaya Geldim kesinlikle okunacak kitaplardan... Konusu: Ethan, yirmili yaşlarında nişanlı ama hayatının seyrinden tad alamayan bir genç ve kaderini daha doğrusu geleceğini kendi yazmakta kararlı... Nişanlısı ve en yakın arkadaşını onlara hiç birşey söylemeden terk edip çekip gidiyor. Yıllar sonra istediği yerlere gelebilmek için verdiği mücadele meyvesini verince , kendisi New York'un en ünlü psikologlarından biri haline geliyor.Herkesin yardım istediği , ağzından çıkacak tek sözle hayatlarını değiştirecek milyonlarca insanın hayranlığını kazanıyor. Ama kendi dünyasında Ethan , yalnız bir adam. Birkaç yıl önce gerçekten aşık olduğu kadından ayrılıyor. Yıllar önce en yakın arkadaşı ve nişanlısını terk ediyor... Ama 31 Ekim 2007 Cumartesi günü hayatını ve verdiği kararları sorgulamasına sebep olan bir değişim yaşıyor.Birgün , sadece tek birgün bir insanın hatalarını telafi etmesine yeter mi ? Hem geçmiş hem o an için yaptığı hataları düzeltebilir mi ? Ethan , 31 Ekim Cumartesi gününün tüm hatalarını telafi etmek için çabalayarak geçiriyor. Sabah uyandığında, psikolog olarak bir çocuğun ölümüne engel olamıyor. Jessie'nin kendisini onun ofisinde öldürmesiyle tüm şöhreti bir anda yerler bir oluyor. Tek bir an, o çocuğa yardım edemediği tek bir an.. Celine , sevdiği kadın 31 Ekim günü evleniyor. Onu durdurabilecek gücü var. Ama bunu yapmıyor. Peki aynı günü tekrar yaşma şansı olsa Jessie'ye yardım eder mi ? Celine için tehlike olduğunu bildiği halde ona evlenmeden , onu sevdiğini söleyebilir mi ? Ethan bir zaman döngüsünde sıkışıyor. Hatalarını telafi etmesi ve kaderin karmasını çözmesi gerek.. 31 Ekim Ethan'a kaybettiklerini geri verebilecek mi ?

Baskı: Küçük Yalanlar Yüksek Topuklar

Diğer kitaba oranla bu kitap biraz cansız kalmış. Espiriler dozundaydı aslında ama bu kitapta bir şey eksik. Adını koyamıyorum. Diğer kitapta Tony ve Heather'in yaşadıkları ya da yazarın biraz daha ustalaşmış olmasından mıdır nedir , daha güzeldi. Bunu da sevdim fakat sürekli ilk kitap daha iyiydi izlenimi verdi. Bir de Darcy'nin orta yaş krizi var ki , hiç çekemedim. :D Sonra elindekiyle yetinmeyi de öğrenene kadar hem John'un hem benim ömrümü yedi.Yine de eğlenceli bir kitaptı.Önce bunu okuyup sonra Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar'ı okursanız kitap sizi tatmin eder.Fakat tam tersi okuyunca pek etki etmiyor. Hala aklımda diğer kitap daha ön planda

Bir Yumak Aşk
5/1003.12.2012

Baskı: Bir Yumak Aşk

3.5 Hiç beklediğim gibi bir kitap değildi.Baştan sona bomboş geçti. Grace'in tutarsız davranışları , Zack'in sakatlığının bitmez tükenmez uzaması , sıktı da sıktı. Daha dolu dolu -hatta didişme yüklü- bir kitap bekliyordum ben. Çevirisi deseniz diğer iki kitabına göre çok kötüydü.Okunmaz değil ama diğer kitaplara oranla kötüydü.Kitapta konu şu denecek bir şey de yok.Yani Zack ve Grace için yazar resmen hayalkırıklığı yarattı. Beklenti yüksek olunca konuya değil resmen yasadigim hayalkırıklığına puan verdim. Seride ki favorim ise Seviyor Sevmiyor.

Baskı: Sen Olmasaydın Ben Ne Yapardım ?

3,5 Tamam kabul edilmiştir ! Bu yazarın hayal gücü sınır tanımıyor. Severim aslında böyle kalemleri ama bu kitabı biraz fazla uçuk buldum yahu. Yine de altını çizerek belirtmeliyim ki , ne kadar kaçık bulsam da ''Acaba ...?'' diye diye kitapla sabahladım.:D Yazarın kaleminde gizem unsuru daha ağır basıyor bence.Olmsuz eleştirimse ; kitabın baştna sona bir aşk hikayesi okuduğunu düşünürken bir anda fantastik vari bir duruma uçması ve olay / mekan değişimleri , kitabın başındaki gereksiz ayrıntıları yarattığı durumları saymazsak güzel kitapt.

Baskı: İskoçyalı'nın Aşkı

Fazla söylenecek söz yok. Gereksiz bir kitap. Koca kitabı yazar 5 güne sığdırmış herhalde ondan dolayı içerisinde hiç bir şey yok. Sonra Alia ve Padyn bir türlü birlikte olamıyorlar ve her denemelerinde -yazar farklılık olsun derken içine etmiş - birisi geliyor , bir olay çıkıyor ve yine tekrar başlıyor. Asıl komedi ise, dindar kızdan kocası -nasıl bir ironi anlamadım- kendisiyle beraber olmaya zorlamamak adına dürüst olmasını istiyor ki bu daha da komikti. Neden mi ? Kız doğrucu davut olunca pek mümkün olmuyor da ondan.Vallahi sırf sonu için 3 verdim. Hoş onu da haketmiyor ama idare ederdi. Beklentileriniz yüksek olmasın , aksi halde hayal kırıklıklarınız için puan vermeniz gerekir. Ki o zaman 9/10 felan hakkıdır. :)))

ÖncekiSayfa 1 / 7Sonraki