
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Gabriel Arafta (Gabriel's Inferno #2)
İlk kitabı beğenmiştim ama bana pek hitap etmediğini belirtmiştim. Merakımı yenememiş olacağım ki, ikinci kitabı okuma arzusu hissettim ve iyi ki hissetmişim. Bir erkek yazar, hem kadının duygularına hitap edip, hem de bir erkeği nasıl böyle tarafsız gözlemleyebilmiş anlamak mümkün değil! Bu kitap güzelden öte, duyguların savaşıydı. Şimdi yeni kitabına başlamış yazar,sanırım adı da Gabriel'in Cenneti olur. O kitapta küçücük bir bebek görmeyi da umuyorum ve merakla bekliyorum
Baskı: Vahşi Bir Lordun Kollarında (Hellions of Halstead Hall, #4)
Çok sevimli, çok içten, çok sıcacık bir kitaptı. Beğendim...
Baskı: Solomon Kane - Dehşetengiz Serüvenler
Tolkien'in en sevdiği yazarlardan biri olan ve Conan'ın yaratıcısı bu yazarın kitabını büyük bir beğeniyle okudum. Edebi diliyle, muhteşem anlatımıyla, şiirselliğiyle benden tam puan aldı. Genç yaşta henüz 30 yaşında intihar ederek bana göre fantastik edebiyata çok şey katacakken dünyadan ayrıldı. Okuyacağımız pek çok eserde böylece 30 yaşlarında hayata veda eden bu yazarla doğmadan ölmüş oldu.
Baskı: Aşkta İntikam Olmaz (İskoç Şövalyeleri, #1)
Şimdi şöyle bir durum var. Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek bu olsa gerek. Ben ölümü görmek yerine sıtmaya razı oldum. En azından ilacı var. Kelepçeler, kurdeleler, 80 günler, S.E.C.R.E.T tarzı abuk sabuk romanları görünce bu kitap yanlarında çocuk saflığında kalıyor. Bende bu duruma gözlerimi kapayamazdım ve biraz torpilin bir zararı olmaz diyerek yedi puan verdim. Kitabın en önemli eksiği diyaloglarla bezenmesi ve bunun can sıkıcı bir hale gelmesi. Başları ve sonları iyi, ortaları ise ağır roman gibiydi. Aslında başarılı bir yazar Amanda SCOTT. Bu durgunluğun bu kitabına özel olmasını diliyor ve bundan sonraki kitaplarında asıl kararı vermek üzere bu yazarı bir yere not ediyorum. Herkes ikinci bir şansı hak eder. Tabi ki, yeni bir furya olan şu saçmalıklarla dolu ve beni kurdeleden, kolyeden nefret ettiren romanlar haricinde... Not: Hiç birini okumadım, kapakları ömre bedel....
Baskı: Saklı Öpücük
Bir Umutsuz Aşkın Gözyaşları değildi. Yazarın en sıkılarak okuduğum kitabı bu oldu.
Baskı: Sisli Dağların Ötesinde (Highlander, #1)
Su gibi bir içimlik kitaptı. Esas kızımıza ara ara değil, kitabın son 80 sayfasına kadar içten gelen en derin sevgilerimi sundum. Bir Canan Tan'ın Yüreğim Seni Çok Sevdi adlı kitabındaki Aslı karakterine, bir de bu kitaptaki kızımızın önyargılarına yükselen tansiyonum eşliğinde öfkelene öfkelene bir hal oldum. Yani özgüvenli kadınları severim ama bunun ki özgüven değil, bayağı bir kompleksti. Neyse genel itibariyle hoş aromasıyla, zamanda yolculuk içeriği barındıran değişik bir tarihi aşk romanı okudum. Bu arada peri olan Adam soytarısının kitabını da yazmış yazar umarım dişlerimi kırmadan onu da okumak nasip olur.
Baskı: Göç (Drizzt Efsanesi #3)
Drizzt; asi, dikbaşlı, dirençli bir o kadar iyi karakterli, sevecen... R.A. Salvatore mükemmel bir roman kahramanı yaratmış.
Baskı: Unutulmuş Lejyon
Tarquinius adında kahin bir Entrüsk, Brennus adında dev Galyalı ve annelerinin Romalı bir soylu tarafından tecavüze uğraması sonucunda doğan köle ikizler Romulus ve Fabiola... Her birinin yazgısı bir noktada kesişecek ve uzun ayrılıkların, savaşların, ölümlerin acıların ortasında birbirlerine kenetleneceklerdir. Üç erkek aynı ortamda kaderlerinin savurduğu yere uzanırken geneleve satılan Fabiola'da bedeniyle soyluları eğlenirirken, kayıp kardeşi Romolus'un akıbetini öğrenmek için amansız bir arayışa girişecektir. Kitap üç seriden oluşuyor. Birinci kitap Unutulmuş Lejyon, İkinci kitap, Roma'ya Dönüş ve üçüncü kitap Gümüş Kartal... Umarım diğer iki kitapta dilimize çevrilir ve tarihi bir kitapta kısada olsa yolculuğumuza devam ederiz. Kısa bir not: Etrüsklerin Anadolu'dan İtalya'ya göçen gizemli bir ulus olduğu sanılıyor. En son 2004 yılında yapılan DNA incelemeleriyle bu gizemli insanların 98.2 oranında bugünkü Türk genlerini taşıdıkları kanıtlanmış. Bu da kitabı ilgiyle okumama neden olan bir etken oldu. Selim Yeniçeri'nin çevirisi gayet güzel ve akıcıydı. Ben kendi adıma kitabı çok beğendim. Umarım Artemis seriyi katletmez.
Baskı: İmparatorluğun Hanımefendisi (İmparatorluk #3)
İmparatorluk üçlemesi bitti! İlk iki kitap çok fazla fantastik öğeler içermese de son kitap; böceksilerin büyüleri, dağlıların sihirbazları ve kovalamacalarla geçti. Güzel bir seriye elveda derken; Gedik Savaşlarından tanıdığımız büyücü Pug'un kısacık varlığıyla da şenlenmişti. Güzel bir seri okumak isteyenlere öneririm.
Baskı: Zaman Çarkı, 13. Kitap: Geceyarısı Kuleleri
Anlatılmaz bir heyecanla okudum. Mükemmeldi.
Baskı: Cesaretin Var mı?
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaptı. Anlatım, konu ve özellikle çeviri olarak tek kelimeyle mükemmeldi. Serinin devamı olan ve Tristan'ın kızkardeşi ve arkadaşı Hawk'ın aşkını anlatan ikinci kitabını; çekingen kızımız Amy ve Hawk'ın seyahate çıkan oğlan kardeşi Will Hawk'ın aşkını anlatan üçüncü kitabını da sabırsızlıkla bekliyorum.
Baskı: Rüzgar Gibi Geçti
Bence çok uyanık bir yazarmış, Margeret Mitcell. Neden mi, siyahi bir insanın ağzından siyahi insanlara sözcüklerle bindirmek beceri ister. Yazar Güneyli yani Atlantalı bir yazar ve kitabın her satırında Güneye karşı vefa borcunu ödemiş. Tabi ya, Güneyliler kölelere çok iyi davranmışlardır şüphesiz. Ne adlarını zorla değiştirmişlerdir, ne de en ufak bir suçta cezalandırılmışlardır hatta Güneyliler kölelere öyle iyi davranıyorlardı ki, köleler efendi, efendiler köleydi ya da Kunta Kinteler hiç yaşamamıştı. Hele Ku Klax Klan denilen cani, ırkçı örgüt aslında pırıl pırıl kişiliklerdi. Bence kitap duygusal bir kitaptan çok hırsın, doyumsuzluğun kitabıydı. Scarlett, hırsıyla güçlü görünse de kırılgan ve zayıftı. Kitabın alkışı hak eden iki kahramanından biri Rhett, diğeri ise Melanie'dir bana göre.
Baskı: Zoraki Düşes
28 yaşındaa bakir bir dük ve düşes olmak istemeyen masum Amerikalı bir kız ve dük olma iddasında zalim kuzen Richard. Gerisi eh işte. Anlayamadığım Amerikalı bazı kadın yazarların bakir erkek takıntısı. Diana GABALDON'un Yabancı serisi, Anna Cambell'İn Mahremi, Marsha Cambal'in adını pek anımsamadığım bir kitabı, bu kitap ve de Yerdeniz serisinin büyücüsü Ned... Amerikalı kadın yazarlar yeni bir çağ açıp, eski bir çağı kapatıyorlar. Alkışlar kendilerine (!)
Baskı: Çöl İmparatorluğu
David Ball tarihi romanın en usta kalemlerinden. Haç ve Hilal- Savrulan ve Kavuşan Yüreklerden sonra bu kitabında da çaresizliğin, umudun, sevginin, nefretin, varolmanın, varolmaya çalışmanın baladını yazmış. Mükemmeldi.
Baskı: Sevgim Sana Ait (The Wallflowers, #3)
Bu kitabı dördüncü okuyuşum. Her okuduğumda daha çok zevk alıyorum ve "Ah Sebastian ah!" demekten kendimi alamıyorum. Ne güzel bir karakter o öyle.
Baskı: Bozkırın Efendisi
Türkler yıkık, perişan, köle ve dağınıktırlar. Ortaya atılan bir söylence Türk boylarında bir efsane gibi yayılır. Kıl çadırda bir çocuk doğacak ve Çin Prensesini öldürüp Türkleri özgürlüğüne kavuşturacaktır. Koltuk kavgalarının, çıkar ilişkilerinin, siyasi manevraların kirliliğinde Aybars, bir garip kuşmenken kendini kavganın tam ortasında bulur. Artık tek bir gerçek vardır. Özgürlük... Henüz çok uzak ama bir o kadar yakındır. Şaman Argıl, Şaman Çu-şu, Şaman Dalluci, Aybars'ın oğlu Teko ve torunu Eçine ve nice adsız kahraman... Türk tarihinde onlara da bir teşekkür borçluyuz...
Baskı: Başı Bozuk
Bir yanda kara bir roman, bir yanda karmaşık duygular, bir yanda yanlış yaşanan ilişkiler ve en önemlisi karamsar duyguların odağında yaşanamayan ve güdük kalan bir aşk. Yazarın ilk romanı sanırım. Bana göre anlatım güzel ama konunun işlenişi biraz karmaşık ve fazla sıradışı. Yazarın kaleminden çok duygularındaki güç ve farklılık beni etkiledi. Bu puan da yazarın duygularını yansıtmada ki olağanüstü başarısınaydı. Kendisinden çok daha güzel romanlar bekliyorum ama ne olur anlatmak istediğini ışık hızında ve bir çırpı da anlatmasın, film kopuyor. Yine de kendisini buradan kutluyor ve azimle devam etmesini diliyorum.
Baskı: Sapkın (Giordano Bruno, #1)
Bu kitaba ne yorum yazacağımı bilemiyorum çünkü Giardano Bruno 5 yılgibi uzun bir süre engizisyon da işkence çekmiş ve yakılarak öldürülmüş bir düşünür olarak bu kitaba biraz dar gelmiş. Hele kitapta yalnızca siyaset için can veren bir Cizvit rahibinin işkence görmesine ön ayak olacak bir düşünür hiç değil. Kitap güzel, konu güzel ama kitabın ana kahramanı yanlış. Aydınlık için ölenler, karanlığa yardım etmez.
Baskı: Kayıp Mürit
Kitap, XIII yy. Katharların uğradığı katliamı anlatan dönemle başlıyor. Papaz Julian'In günlükleri, Kathar olan üvey annesinin ricasıyla yazılır ve günlükler yüzyıllık yolculuklarıyla 1939 yılına konar. Fransız profesörün eline geçen günlükler aynı zamanda insanları etkilemeye devam eder. Bu arada karısı Yahudi olan profesör, karısının Almanya'da öldürülmesi üzerine oğlunu henüz kurulmamış İsrail topraklarına gönderir. David orada Filistin'li Hamza ile dost olur. Bu dostların arasına fanatikler girer ve iki arkadaş bu dünyadan birileri mutlu olsun diye koparılır. Son bölüm günümüzde geçiyor. Bu bölüm, hem macera, hem fanatizm, hem hoşgörü, hem horgörünün harmanlaşmış hali. Üç bölümde de kadınlar; inatçı kararlı ve dinamikler; bunda, yazarımızın kadın olmasının etkisi yadsınamaz. Sonuç olark güzel bir kitabı daha bitirdim. Kitaptan küçücük bir alıntı... "Sen, büyük bir tarihçisin." "Ben, kendi tarihinde kaybolmuş bir adamım yalnızca."
Baskı: Kemiklerin Şifresi (David Hunter, #2)
Simon Beckett çok iyi bir polisiye yazarı. Ağır işleyen ilk 100 sayfanın ardından, soluk kesici sayfalarda yolculuğa çıkıyorsunuz. Hele son 100 sayfa tek kelimeyle; müthişti...
Baskı: Gabriel'in Cehennemi (Gabriel's Inferno #1)
GÜzel kitap olması bir yana ama benim okuma zevkime çok uygun düşmedi. Bu tarz kitaplar nedense beni hiç sarmıyor.
Baskı: Kurt Ve Kumru
Kitabın konusu hakkında arkadaşlar yeterince detaylı ve güzel bilgiler vermişler. Ben konusuna girmeyeceğim. Yazar, ilk önce çelik eldivenlerini giyip, okuyucuyu sersemletene kadar hırpalamış, sonrasında daha yumuşak bir anlatım yoluna girme gereği duyarak kadife eldivenlerini giyip bu kez okuyucuyu okşamış. Bazen görünen değil, arkada kalan gerçektir. Bu kitapta gölgeler gerçek, görünen ise gölge.
Baskı: 11. Yazıt (Mısır Serisi #4)
Tarihi kitap diye başlamıştım ama tarihi fantastik bir öykünün içinde buldum kendimi. İlginç ve değişikti ama ben okumaya tersten başlamışım. Sorun olmadı. Güzel kitaptı.
Baskı: Sırtlanların Yılı - Eski Mısır`da Bir Cinayet Romanı
Bir yıl kadar önce okumuştum. Eski Mısır'da işlenen bir cinayetin ardından gelen olayları çözmek için soruşturma memurluğuna getirilen Semerket, oldukça aksi yaradılışlı, sivri dilli, alkolik ve pervasız biridir. Tek amacı vardı; yalnızca gerçekleri bulmak... İçine girdiği olaylarda zemin kaygan ve kaypaktır. Güzel bir çeviri, güzel bir basımla birleşmiş ve tarihi bir dönemde bir cinayette tanıklık etmek isteyenler için okunası bir kitap çıkmış ortaya.