
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Anlasana
Bu puan bile çok. Sonlara doğru bıraktım. Herkes yazar olamaz ama kendini kandırabilir.
Baskı: Kralların Yolu (Fırtına Işığı Arşivi Serisi #1)
Ben bu kitap için ne desem azdır. Ne yazsam sözcüklerim yetersiz kalacak. Ben bu kitap için yazmaya sözcük bulamazken; yazar 912 sayfalık kitabıyla beni büyüledi. Buyurun fantastik bir dünyanın kapılarını açın, açtığınız bu kapıdan büyülü bir dünyaya adımınızı attığınız anda beklenmedik, sürprizlerle dolu bambaşka bir evrende bulacaksınız kendinizi.
Baskı: Ateş (Nefes Nefese Üçlemesi, #2)
Bu ne ya! İğrenç ötesi bir kitap. Bitiremedim. Midem bulandı.
Baskı: Yenilmez Savaşcı (Highlander, #2)
Ah, yazarın bu serine bayılıyorum:)))
Baskı: Güller İçinde Yalnız
Rosa, Antonio ve Luciano.... Harika kitabın, muhteşem karakterleri. Hiç bir güç sonsuz değildir ama en büyük güç sevgidir. Faşist Mussolini'nin İtalyasında ve II.Dünya Savaşında savrulan insanların ve direnenlerin, İtalyan partizanlarının mücadelesini, genç bir kadının hayatıyla harmanlayan bir kitap. Tarihi kitap sevenlere kesinlikle önerilir.
Baskı: Grimm Masalları Cilt 1
Büyüklere masallar... Basımı, çevirisi ve masallarıyla büyülü bir dünyaya seyahate çıktım. Bazı masallar birbirine benzese de zevkle okundu ve bitti.
Baskı: Dublin Caddesi (On Dublin Street, #1)
Bu kitapla Tatlı Bela adlı kitabın arasındaki tek fark bana göre, Dublin Caddesindeki kızımızın azgın, Tatlı Bela'daki kızımızın daha saf olması... Konu bilindik, sıradan ve son derece basit. Bu kitaba verilen okuma emeğinden dolayı öncelikle harcanan zamandan ve gözlerimden özür dilerim.
Baskı: Unutulmaz Öpücük (Fairleigh Sisters #1)
Konusu değişik olmamakla birlikte; çok sıcacık, sarıp sarmalayan, tebessüm ettiren çok ama çok şirin bir kitaptı. Editör ve çevirmen birlikte okunası bir kitaba imza atmışlar. Karakterler ve yan karakterler de çok uyumuydu.
Baskı: Gül ve Avcı
Tamam, kitap güzeldi ama bence yazar şu soyluluk ünvanlarını biraz daha araştırıp bu kadar karıştırmasaydı. Dük imparator ya da kraldan sonra gelen en büyük soyluluk ünvanı. Yazar sıkı sık bu ünvanları birbirine karıştırmış. Kont markiden sonra gelen bir soyluluk ünvanı olduğuna göre bir düke kontum diye hitap edilmeyeceğini düşünüyorum. Bunun haricinde oldukça keyifli ve güzel bir kitaptı.
Baskı: Şansım Olsaydı
Sadece eğlenceli diyalogların olduğu sevimli bir kitaptı diyebilirim. Sabun köpüğü kıvamında okundu ve akılda bir iz bırakmadan bitti.
Baskı: Davetsiz Misafir (Cehennem Kulübü #2)
Oldukça güzel bir kitaptı. Bu seri şu ana kadar başarılı. Umarım serinin diğer kitaplarında da yazar, aynı başarıyı yakalar.
Baskı: Ateş Laneti (Gece Prensi, #1)
İlk kez bu tarz bir kitabı beğendim. Serinin devamını da okuyacağım.
Baskı: Ejderha Prens (Ejderha Prens, #1)
Başlangıç itibariyle sıkıcı, sonlara doğru ise atak yapan bir kitaptı. Yalnız yazarda tarafız bir bakış açısı göremedim. Kadınları olağanüstü gösterirken, erkeklerin daha geri de ve pasif kalması ilginçti. Bir bayan olarak bundan hoşlanmadım diyemem ama kitap fantastik bir seriye göre bana oldukça yavan geldi. Sioned ve Rohan ikilisi kitabı biraz kasmıştı. Çok ilginç ve farklı bir kitap kategorisi sıralamasında aşağılarda bir yerlerde, derin iz bırakmadan okundu ve bitti. Seriyi tamamlayacağım ama çok severek okuyacağımı sanmıyorum umarım yanılan ben olurum.
Baskı: Tatlı Bela (Beautiful, #1)
Bu türden kitaplara ısınamadım bir türlü. Elimde süründü durdu. Tatlı Bela, benim için Çin işkencesi modunda bir kitaptı.
Baskı: İntikam Ateşi
Bence güzel bir kitaptı. "Sabır büyük bir erdemdir." sözünün şekil almış haliydi Penelope.
Baskı: Arzu Şövalyesi (All the King's Men, #1)
Yazarımız esas kızımız söz konusu olduğunda topu hep taca göndermiş. Bunca beladan sıyrılmak hayali bir karakter için biraz dürtme gerektiriyor çünkü.
Baskı: Hercai (Kayıp LordlarSerisi #4)
Fazlasıyla sıradan bir kitap. Yazar konuyu dağıtıp, toparlamakla öyle meşgul ki, kitap gözüme darmadağınık göründü.
Baskı: Şiddetin Tohumu
Kan, nefret, korku, işkence, büyü, siyasi hesaplaşmalar... Glokto, korkak ve bencil Jezal, Dokuzparmak Logen, Bayaz ve nice sıradışı anti kahramanlar... Hesaplaşma zamanı geldiğinde her şey çok daha kanlı olacak sanırım. Üç serilik bir kitap. Bu yazarı ilk kez okudum ve neden Türkiye'de bu denli geç fark edildiğini anlayamadım. Tabelalara yazılacak sözler, felsefi düşüncelerin yanında psikolojik çözümlemeler fantastik bir kitapta olabiliyormuş demek ki! Diyaloglar bir harika, özellikle Glokto'ya ait iç sesler inanılmaz yaratıcı. Kitabı çok beğendim. Tek bir çekincem var; o da Artemis Yayınlarının yayın politikası. Umarım diğer iki kitap bu yayın politikasına kurban gitmez.
Baskı: Solmayan Güller (The Tea Rose, #1)
Güzel konusuyla, güzel çevirisiyle, güzel anlatımıyla dolu dolu bir kitap okudum. Etkileyici ve oldukça ilginç bir kitap olduğunu söylemeliyim. Çok beğendim.
Baskı: Seninle Bir Gece (The Derrings #3)
Güzel bir kitap çeviriyle nasıl heba edilir sorusunun en güzel yanıtı: İşte bu kitap!
Baskı: Sende Kendimi Buldum (Crossfire, #2)
Yıllardır kitap okurum, bu kitabın nasıl olup da bu kadar yüksek bir puanı hak ettiğini anlayamadım. Ya ben kitap okumayı bilmiyorum ya da okuyucu profili bir hayli değişmiş. Ne şimdi bu? Kitap mı? Konu ne? Ne anlatmaya çalışıyor, neyi amaçlıyor? Yazarın dediği gibi öylesine yazılmış bir kitap. Hanım kızımız yıllar önce üvey ağabeyinin tecavüzüne uğruyor, en iğrenç şekillerde ve bu hanım kızımız popçu, dövmeci ve aptalca pek çok ilişkiye giriyor. Girdiği yetmiyor, kendini tatmin için aletler kullanıyor. Tecavüze uğrayan bir kadının ya da erkeğin psikolojisi nasıl olur diye kendimce düşünmeye çalışırken aklım karıştı. Yetmiyor Gideon denilen ağabeyimizle arabada birbirlerine yapışıyorlar. Bu da yetmiyor, müzik dinlerken herkesin içinde görünmeden seks yapıyorlar ve bu hanım kızımız tesadüfen popçu sevgilisini görüyor ve yetmiyor olacak ki, bir de öpüşüyor. Biz nasıl bir toplum olmuşuz ki, böyle anlamsız kitapları başucu kitabıymış gibi öve öve birbirimize öneriyoruz. Yazık diyorum başka da bir şey demiyorum. Ben bu yazarın Günaha Davet adlı kitabını okurken de kasılmıştım. Eksik bir şeyler var demiştim; buldum sonunda duygu yok, hücreme işleyen aşk yok. Yalnızca bacak arası ve bacak üstü bir yığın sözcük öbeğiyle enayi yerine konulan okurlar var. Kitabın çevirisi mi yoksa orjinali mi öyle bilmiyorum ama abuk sabuk bir yığında diyalog var. Merakıma yenilip bir daha asla günümüz Amerikan -sözde ve bedensel- aşklarını anlatan hiç bir kitabını okumayacağım. Yoğurdu üfleyerek yiyeceğim ki, popüler kültür kuşağının insanı tüketen dişlileri beni yemesin.
Baskı: Günaha Davet (Historical #1)
Keşke Michael ve Hester'in hikayesini yazsaydı yazar ve bu kitap onları anlatsaydı. Michael kitapta ki en harika ve alkışı en fazla hak eden kişilikti. Bu puanda bu kitabı kurtaran Michael ve Hester'in sevgisine verildi. Sylvia Day'in Crossfire serisini okuduktan sonra bu yazar hakkında son kararımı vereceğim. Tarihi aşk romanlarında bir parça romantik erotizme evet ama kaba saba seks anlatımlarına hayır. Gri tonda değil, bayağı kara bir erotizm vardı kitapta ve bu beni oldukça gerdi. Konu olarak öyle aman aman aman bir farklılık yoktu.
Baskı: Yalnız Gözlerin İçin
Fatih Murat Arsal, sanırım Türk insanının boyunu erkekte 1.90 cm., bayanlarda ise 1.70 cm. üstüne çekmeyi başardı. Ben 1.54 cm. boyumla sanırım bu kitaplarda olsa olsa NBA basket topu olurum. Tamam, esas kızla, esas oğlumuz güzel olsunlar ama ne olur, durmadan bunu kitabın akışını bozacak biçimde gözümüze sokmasın. Bu seriyi bitirsin ve mümkünse Akın ve dünyadaki on güzel mankenden biri olan (kitabımızda) Gamze'nin romanı da bizim engin ve zengin dünyamızda saklı kalsın. Ayrıca kitabın bir yerinde Ankara'da karın fazla tutmadığı yazıyor. Bir Ankaralı olarak söyleyeyim kışın Ankara doğal buz pateni sahası gibidir. Kar öyle tutar ki, on beş yirmi gün akrobasi hareketlerinin icat edilmemiş ve Harlem basket oyuncularını imrendiren her şekline tanık olursunuz. Yazarımız artık farklı bir biçimde yazarsa okuyalım yoksa mankenler geçidi okumaya hiç ama hiç gerek yok. Sonuçta, çirkinler de sever, hem de en içten aşkla...