Toplum Sözleşmesi (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

...Ortak gücünün bütünüyle her ortağın kişiliğini ve varsıllıklarını savunan ve koruyan ve o güç sayesinde, her bir kişinin herkesle bütünleşirken yine de yalnızca kendi kendisine itaat ettiği ve daha önce olduğu kadar özgür kaldığı bir ortaklık biçimi bulmak. Toplum Sözleşmesinin çözümünü sunduğu temel problem işte budur....İnsanın toplum sözleşmesiyle yitirdiği şey, doğal özgürlüğü ve onu çeken ve erişebileceği her şey üzerindeki sınırsız bir haktır; kazandığı şey, sivil özgürlük ve sahip olduğu her şeyin iyeliğidir. Bu karşılıklar konusunda hayata düşmemek için, bireyin sahip olduğu güçlerinden başkaca sınırları olmayan doğal özgürlüğü, genel istenç aracılığıyla sınırlanmış olan sivil özgürlükten; ve gücün sonucu ya da ilk işgalcinin hakkı olan edinimi de, ancak olumlu bir kimlikte temellenebilen iyelikten özenle ayrıştırmak gerekir....Temel antlaşma, doğal etişliği yok etmek yerine, tam tersine, ahlaki ve meşru bir eşitliği doğanın insanlar arasında fizik eşitsizlik olarak getirmiş olabileceği şeye ikame eder ve de insanlar, güçte ya da zihinsel yeteneklerde eşit olamazken, hepsi de uzlaşma ve hukuk aracılığıyla eşit hale gelirler.

******

İlk kez 1762de yayınlanan Toplum Sözleşmesi, siyasal tüze ve devlet öğretileri kuramcıları galerisinde Rousseauyu hiç sarsılmayacak bir yere oturttu. Dünyada en çok alıntı ve gönderme yapılan yapıtlardan biridir. Rousseau, ayrıca toplumcu (sosyalist) düşüncenin yolunu da ilk açanlar arasında yer alır (İyeliğin Kötülükleri: Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev).Toplum Sözleşmesi, siyasal ve toplumsal konuları işlemesine karşın, Rousseaunun kendine özgü anlatım biçemi sayesinde keyifle okunan, kolay anlaşılan, okuyucusuna her zaman için verecek çok şeyi olan bir yapıt. Kendi kendini yaratan ve öldüren bu parlak ökenin ilginç yaşamının olabildiğince geniş bir öyküsü ile öteki yapıtlarıyla ilgili bilgileri, kitabın başında bulacaksınız.

************

Jean-Jacques Rousseau (1712-1778): Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylevden Emilee, İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağından İtiraflara, insanlık tarihinde çığır açan Aydınlanma düşüncesinin en önemli Romantik düşünür-yazarıdır. Toplum Sözleşmesiyse (1762) yayımlandığı günden bugüne toplumların birarada yaşayışlarına ilişkin en temel düşünce yapıtlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir. Vedat Günyol (1911-2004); Kültür tarihimizin Tercüme Bürosu ruhunu, sonraki dönemlerde yayıncısı olduğu Yeni Ufuklar dergisi ve Çan Yayınlarıyla sürdüren en önemli üyelerinden biridir. Rabelaisden Rousseauya T. Moredan M. Gandhiye uzanan yalnız ve birlikte çevirilerinin yanısıra, kendi denemeleri de yirmiyi aşkın kitapta toplanmıştır.

************

...Hükümet kurma işi asla bir sözleşme işi değil, bir yasa işidir;yürütme gücünü ellerinde tutanlar da halkın efendileri değil, onun görevlileridir; halk istediği zaman onları işbaşına getirir, istediğinde işten uzaklaştırır; onların işi sözleşme yapmak değil, boyun eğmektir; Devletin kendilerine yüklediği görevi kabul etmekle de yalnız yurttaşlık ödevlerini yerine getirmiş olurlar; hiçbir biçimde koşullar üzerinde tartışmaya hakları yoktur.

******

...Ortak gücünün bütünüyle her ortağın kişiliğini ve varsıllıklarını savunan ve koruyan ve o güç sayesinde, her bir kişinin herkesle bütünleşirken yine de yalnızca kendi kendisine itaat ettiği ve daha önce olduğu kadar özgür kaldığı bir ortaklık biçimi bulmak. Toplum Sözleşmesinin çözümünü sunduğu temel problem işte budur....İnsanın toplum sözleşmesiyle yitirdiği şey, doğal özgürlüğü ve onu çeken ve erişebileceği her şey üzerindeki sınırsız bir haktır; kazandığı şey, sivil özgürlük ve sahip oldu... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

143 sayfa


ISBN
9789759169183

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

8.6 puan (39 kişi)
92 okumuş, 70 okumak istiyor, 5 okuyor

7.8 puan (133 kişi)
458 okumuş, 197 okumak istiyor, 17 okuyor

6.7 puan (38 kişi)
115 okumuş, 23 okumak istiyor, 1 okuyor

6.7 puan (29 kişi)
65 okumuş, 16 okumak istiyor, 0 okuyor

7.9 puan (63 kişi)
182 okumuş, 58 okumak istiyor, 4 okuyor

8.3 puan (43 kişi)
127 okumuş, 65 okumak istiyor, 5 okuyor

8.0 puan (23 kişi)
73 okumuş, 50 okumak istiyor, 0 okuyor

7.2 puan (29 kişi)
68 okumuş, 25 okumak istiyor, 0 okuyor

8.2 puan (31 kişi)
59 okumuş, 31 okumak istiyor, 0 okuyor

8.0 puan (9 kişi)
33 okumuş, 19 okumak istiyor, 0 okuyor

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

nihan AykiriBlog asımvehaluk
3 kişi
merveakarr Antivenom pi buggie solumsoltarafım Semih D. tensii bombyx__mori haiku resurgam ercan511 çokdüşünür Atalante muhammet hüseyin sarı merttoptas Yunus Serdar Kızılaslan burcinn Ümit Duran feredan aktura Robert Jordan serkan feratkis cihanakan bilalante kirmizi Colin silentvoice Lmeümian PoeTiCaL_DeMoN omertasus Gözzde vikitap10022013 gokhanpala Mahir Kavun __lovol__ Rober Kowalski mervekorcum
82 kişi
giizemss simurg19 Gutter Ballet cyildiz76 indiancows burçinn Göktaşı hkayac dincarslan Godot Nietzsche Boran Uçar Hilâl missemily sbryc Karovalesi gozdebayram ahmetbeyfendi Noktalı virgül tuna80 Ulrich kevser kıdır uyuryazar haje sezz Utarit ekhobiaS hatice emeksiz fbgencer prog_obs0 wenda arcanays Rum Elif Öztürk hande__k tugceb sevginurkasku Amber Aksoy Kayıp Düşler Bulvarı
53 kişi
sezz
1 kişi

Değerlendirmeler

değerlendirme
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

her yurttaşın okuması gerek bu kitabı.

6 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Ünlü düşünür metnini, toplum düzeninin doğal bir yapı olmadığını, sözleşmelere bağımlı olduğunu söyleyerek açıyor. Aile gibi temel kurumların dahi sözleşmeler aracılığıyla varlığını sürdürdüğünü belirtip Hobbes ve Grotius'a atıfta bulunuyor. "Güçlü olan Haklıdır." mantrasına güçlünün yok olmasıyla ortadan kalkan hakka hak denilemeyeceği argümanı ile baş kaldırıyor. Seçkinciliği sıklıkla hicveden ve yeren yazar, savaşın kişisel ilişkilere değil olay ilişkilerine bağlı oladuğunu ve mal- mülk ilişkisinden ortaya çıktığını belirtiyor. Kölelik ve hakkın çeliştiğini aynı yerde bulunamayacaklarını, bireysel özgürlüğü yitirmeden kollektif düzeni sağlamanın toplum sözleşmesinin ana sorunu olduğunu söylüyor. İç grup -dış grup tanımlamalarını ustaca yapıyor Rousseau.

Devletin soyut bir olduğunu, bu yüzden halkın kendince uymayı sözleştiğinden daha bağlayıcı veya zorunlu bir yasa olmadığını ifade ediyor. İnsanın itkilerine uymasının bir nevi kölelik olduğunu belirtirken döneme ait yargıların dışına çıkmayan yazar, yasalara uymanın özgürlük çıkarımını yaparken çelişiyor. Mülk kavramı üzerindeki çıkarımlarını belirtirken komünvari bir çiftlik veya üretim modeli ileri süren yazar, insanların güç veya zeka bakımından eşit olmasalar da hak ve hukuk yoluyla eşit olabileceklerini, halkın açıkça boyun eğmeyi kabul etmesi durumunda politik bütünün yok olacağını, savaş açmak ve barış yapmak gibi eylemlerin egemenlik işlemi olmadığını çünkü yasaların kendisi değil uygulanması olduğunun altını çiziyor.

Satılık kalemlere ve fikir adamlarına çatan yazar, verilen cezaların sıklığının hükümetin tembelliği ve basiretsizliğini göstereceğini, iyi yönetilen devletlerde suçlular az olduğu için verilen cezaların da az olacağı argümanı üzerinden belirtiyor. yasaların istemlerimizi saptayan belgeler olarak görülmesi gerektiğini, halkın onayı olmadan konulan yasaların ancak kararname hükmünde sayılabileceğini ileri sürüyor. ( "Cumhur" halk demektir, "Cumhuriyet" halkın kral olduğu devlettir. ) Yasalara boyun eğen halk, onları koyan halkın kendisi olması gerektiğini, hükümetin devletin sadece bir aracı olduğunu belirten yazar; yasaları koyan kişileri insanüstü erdem ve akla sahip kişiler olarak tanımlıyor.

Kapalı tarım ekonomisi irdelemesi yapan yazar, güçlü bir sosyal demokrasi savunusu yaptıktan sonra; devrimlerin halkın üzerinde yaptığı etkileri ifade diyor : "Geçmişe duyulan nefret kaybolur, devlet kendi külleri arasından gene doğar ve taze güce kavuşur." Erkler ayrılığını ateşli bir şekilde savunan yazar, Lüksün yurdu yokluğa ve gevşekliğe sürükleyeceğini ifade ediyor. Gerçek demokrasinin uygulanabilir olmadığını düşünen yazar şu sözlerle ne kadar ilerlemiş bir topluma gereksinim duyulduğunu da ifade etmekte: " Demokrasi tanrılara layık, insanlar henüz bu olgunlukta değil." İşlevsellik adına aristokrasi ve seçkinciliği destekleyen ama savunmayan yazar, halkla hükümet arasındaki uzaklık ne kadar artarsa vergilerin o ölçüde ağırlaştığını, toplum düzeninin insanların emeği kendi gereksinimlerinden fazlasını karşıladığı sürece ayakta kalabileceği gibi çıkarımlarını okura sunduktan sonra; tiranların rahat yönetebilmek adına halklarını yoksullaştırdığını belirtiyor.

Yazar, eğer hükümet devletin gücünü zorla ele geçirirse devletin daralacağını, devletin içinde hükümet üyelerinin bulunduğu ikinci bir devlet oluşacağını bu düzenin de bir tiranlık düzeni olduğunu ifade ediyor. Halk boyun eğmeye zorlanırsa toplum sözleşmesini ihlal eden kurum veya kişilere boyun eğmek zorunda olmadığını da ekliyor. Devletle yapılan tek sözleşmenin bir ortaklık sözleşmesi olduğunu, halkın toplanması halinde hükümetin egemenliği kalmadığını çünkü temsil edileninin bulunması durumunda temsil edenin varlığını geçersiz kıldığını ve yönetenlerin en başından beri "politik bütünün koruyucusu ve dizgini" olan halk toplantılarından korku duyduğunu savunuyor. yürütme gücünü elinde bulunduran kişilerin halkın efendileri değil görevlileri olduğunu ekleme gereği duyuyor. halk toplantılarının yolsuzluk ve uygunsuzluklar karşısından bir baraj görevi gördüğünü belirten yazar, Antik Roma'nın idari yapısına geniş yer veriyor.

Montesqieu atfından sıklıkla bulunan yazar, Sandık sisteminin oyların satın alınmaya başlanmasından sonra getirildiğini ve oy verme işleminin gizlendiğinin altını çiziyor. Yurt dini ve toplum dinini birbirinden ayıran yazar, yurt dinini kendi özel istemlerine uydurmaya çalışan tiranların yurda çok büyük zararlar vereceğini söylüyor. Hristiyanlığın " dünyevi çilecilik" algısı üzerinden detaylı duran yazar, toplumsal hoşgörüsüzlük ve dini hoşgörüsüzlüğün birbirlerinden ayrılamayacağını, salt ulusal bir din olmayacağı için tüm görüş ve dinleri saygı gösterilmesi gerektiğini belirtiyor.

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
1 puan

aşırı sıkıcı,dili akıcı değil,anlamsız..daha ilk sayfalarda olmama rağmen bitsin diye gözüne baktığım tek kitap.ilerlemiyor bile..

7 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Güzel kitaptır okuyun derim. Fransız ihtilali dönemini anlatan bu kitap, size farklı perspektifler kazandıracaktır.

6 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

bu kitabı okuduğuma ben bile şaştım bir de ilk başlarında hoşuma bile gitmişti bu kitap bir batı klasiği yanlış anlaşılmasın klasikleri sevmem yoksa çok değerli bir yazar ve kitap :)

6 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

elimdeki çeviri Alpagut Erenuluğ un Öteki yayınlarından çıkan çevirisi ve berbat bir çeviri. düşük cümleler anlamsız yerli yersiz kelimeler ... başka bir çeviriden tekrar okuyacağım.

5 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Şuan okuyunca o kadar çok büyük bir şey olmadığını düşünmekle beraber yazıldığı dönemi düşününce devasa bir yapı olduğunu görmemek ahmaklıktır. Şuandan kastın zaten o dönemler de hali hazırda içinde bulunduğumuz yaşam/yönetim biçiminin büyük oranda temelini atmış insanlardan birisi olmasıdır zira yaşımız ve dönemimiz itibari ile mevcut düşünceyi bizzat yaşayarak şahitlik ettiğimizden bazen sıkıcı gelebilir. Gerçi yazarın kalvenist olmasının etkileride bazı bölümlerde görülebilir. Ama dediğim gibi yazıldığı dönemi düşünerek okunursa ki bunun dışında da değerli bir kitap olduğu bir gerçektir.

5 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Okumak için aldım ama okurken sıkıldım. Sakın kitabın kötü olduğu izlenimine kapılmayın. Rousseau'nun çok yerinde düşünceleri var. Prens'i okuduysanız eğer Prens'ten de bahsediyor. Ama bu kitap Machiavelli'nin yanında melek. Basit. Prens sürükleyiciydi. Prens'te de biraz sıkıldım. Ama bu benimle alakalı. Devlet,hükümet,yoneticiler,hukuk,sosyal düzen vs. bu konular bana göre değil. Neyse uzatmadan okurken bizim ülkemiz için yazılmış herhalde dediğim bir iki alıntıyı yazarak yorumumu bitireceğim.

"Durumu gereği, ticaretle savaştan birini seçmek zorunda olan her ulus, güçsüz bir ulustur aslında; çünkü komşularının keyiflerine ve olaylara bağılıdır. Ömrü kararsız ve kısadır her zaman. Ya başka ulusları boyunduruğu altına alıp durumunu değiştirir ya da kendisi boyunduruk altına girer. Özgür kalabilmek için ya çok küçük olacak ya da çok büyük, başka yolu yoktur bunun."

"Şunu da ekleyelim ki, hiçbir yönetim demokrasi ya da halk yönetimi kadar iç savaş ve karışıklıklarla elverişli değildir. Çünkü demokrasi kadar durmadan biçim değiştirmeye alabildiğine kayan, varlığını korumak için de daha çok uyanıklık ve yiğitlik isteyen hiçbir yönetim yoktur. Böylesi bir kuruluş içinde yurttaş güçlenmeli, diretme kazanmalı, erdemli bir palatin'in-lorraine dukası-Polonya diyet kurultayında söylediği şu sözleri de ömrü boyunca hergün içinden tekrarlamalı:

"Malo periculosam libertatem quam quietum servitium"
"Tehlikeli özgürlüğü kölece rahatlığa değişmem"

Bir tanrılar ulusu olsaydı, demokrasi ile yönetilirdi.böylesi olgun bir yönetim insanların harcı değil."

4 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

İnsan özgür doğar ,oysa her yerde zincire vurulmuştur.

Kitabın başlangıç cümlesi oldukça hoşuma gitti. Jean Jacques Rousseau eserinde bireyin özgür olarak toplumsal yapının parçası olabileceğini , özgür olmadan sağlıklı bir toplum yapısından söz edilemeyeceğini ifade ediyor.

Eski toplumsal yapılardan , yönetim biçimlerinden , bireyin toplumdaki konumundan bahsediyor.

Montesqiue :" Toplumların ilk günlerinde cumhuriyetin başları kurumları kurar , sonra da kurumlar başları yetiştirir. "

Özgürlük elde edilebilir ama kaybedildi mi bir daha ele geçmez artık.

İnsanın iç sorunlarında olağanın sınırları sandığımız kadar dar değildir. Onu oluşturan güçsüzlüğümüz , ahlaksızlıklarımız , kör inançlarımızdır. Alçak ruhlu insanlar büyük adamlara inanmazlar: aşağılık köleler özgürlük sözüne gülerler.

1 yıl, 8 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski