Körleşme

Körleşme, düşünce ile gerçeklik arasındaki süreklik arasındaki sürekli savaşımın görkemli bir simgesidir; dünya kargaşasındaki insanoğlunun yükselişini ve çöküşünü dile getiren bir anıt-romanıdır. Çağımız edebiyatının ağırlık noktalarını oluşturan tek bir konu yoktur ki, bu romanda işlenmiş olmasın. KÖRLEŞME gerçekte büyük bir dehşetin romanıdır. görünüşteki bireysel boyutlar içerisinde, körleşmiş düşünceye körleşmiş toplun gibi ana temellerden kaynaklanan, bu körleşmenin korkunç sonuçlarını sergileyen bir çağdaş destandır. Yarı cehennem, yarı dünya dekorlarından oluşma bir sahnede Canettinin gözler önüne serdiği, gerçekte tüm yanılsamaları, düşünceleri ve egemen değer yargılarıyla, bütün bir kültürün çöküşünden başka bir şey değildir.

Körleşme, düşünce ile gerçeklik arasındaki süreklik arasındaki sürekli savaşımın görkemli bir simgesidir; dünya kargaşasındaki insanoğlunun yükselişini ve çöküşünü dile getiren bir anıt-romanıdır. Çağımız edebiyatının ağırlık noktalarını oluşturan tek bir konu yoktur ki, bu romanda işlenmiş olmasın. KÖRLEŞME gerçekte büyük bir dehşetin romanıdır. görünüşteki bireysel boyutlar içerisinde, körleşmiş düşünceye körleşmiş toplun gibi ana temellerden kaynaklanan, bu körleşmenin korkunç sonuçlarını sergileyen bir çağdaş destandır. Yarı cehennem, yarı dünya dekorlarından oluşma bir sahnede Canettinin gözler önüne serdiği, gerçekte tüm yanılsamaları, düşünceleri ve egemen değer yargılarıyla, bütün bir kültürün çöküşünden başka bir şey değildir.


Değerlendirmeler

değerlendirme
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Kien'e çok sinirlendiğimden kitabı yarıda bıraktım, hani çıksa gelse karşıma ağzını burnunu kırarım o derece.

9 yıl, 2 ay
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Herkesin harcı değildir bu kitabı okumak. Karakterler gözünüzün önünde canlanır. Elias Canetti bu kitapta, bir karakterden nefret etmenizi istediyse bunu başarır. Kitabın sıkıcılığı ve kült bir eser olmasının gizemi de burada saklıdır.

9 yıl, 9 ay
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Efendi-köle kadın-erkek doğası üzerine tekrar düşünmemizi sağlayan fakat biraz sabır isteyen bir kitap...

8 yıl, 3 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Çok çok sevdiğim bir dostumun hediye olması sebebiyle de; ilk yarısını alabildiğine keyifle okudum. Hele ki baş kahramanın kitaplara olan düşkünlüğü ve ihtimamı çok etkiledi. Fakat ikinci yarısında kitabın mekanları ve diyalog stili değişince pek keyif alamadım. Yine de şimdi baktığımda; Körleşme iyidir.

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Zavallı Dr. Kien.

9 yıl, 1 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

http://oklapkutuphanesi.blogspot.de/2012/03/beynimi-yiyorlar-anne.html

9 yıl, 4 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

başucu kitabınız olabilir

9 yıl, 1 ay
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Okunmalı ...

6 yıl, 1 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Doğum günü hediyesi olarak çok sevdiğim bir abm hediye etti. Kşitaplara olan düşkünlüğümden bunu yapmış olsa gerek, iki kere başladım ve yarım bıraktım :( ama bir gün mutlaka okuyacağım :)

7 yıl, 6 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

peter Kien: 25 bin civarında kitabı olan(evindeki kitaplığında bulunan muazzam sayıdaki kitaplarının baştan aşağı temizlenmesinin dört gün aldığı bir kitap sayısına tekabül etmekte) bir sinolog. Doğu diye atfedilen toplumların çin, hint kadim felsefelerini, dillerini hatmetmiş bir adam. Kitaplara o kadar aşık ki, insanlardan daha fazla değer veriyor onlara. Üniversiteden gelen derslere gir taleplerini onları küçük görerek reddediyor. Aseksüel bir kimliğe sahip denilebilecek bir adam.

Therese: Peter Kien’in yaklaşık sekiz yıl hizmetçiliğini yaptıktan sonra kurnazlık yaparak kien’i tavlıyor. Entelektüel bir tavlama bu, kitap aşkını kullanıyor kien’in. evin hanımı oluyor evlenir evlenmez. Aymaz bir kadın. Orta yaşlarının üzerinde(40’lı yaşların); ama kendisinin en fazla otuz gösterdiğini düşünüyor. Mavi kolalı eteğini ve altındaki kendisinin çok beğendiği etekliğini hiç çıkarmıyor. Oldukça paragöz bir kadın. Nasıl Kien kitaplara aşık ise Therese de paralara…

Kapıcı: Polis emeklisi bir adam. Karısını sözlü, fiziksel şiddetle bezdirip ölümüne yol açıyor. Aynısını kızına yapıyor. Ensest ilişkiye dair birkaç kısımda ismi kızıyla geçiyor. Kızı da annesinin kaderini boyluyor. Paragöz bir adam. Kibirli ve şiddet yanlısı. Erkekliğin kadınları, sakatları, dilencileri dövmek olarak tanımlıyor. Para ve güç neredeyse onun savunucusu oluyor.

Fischer(le): Ahmet Cemal’in çeviride belirttiği üzere fischerle’nin sonundaki ‘le’ bizdeki ‘cik’ anlamına gelmekte. Orijinal dilinin bozulmaması için kitapta ismi fischerle diye geçiyor. Fischerle, kamburu olan bir cüce. Satranç delisi, karısı fahişe ve pavyonda zamanlarını geçiriyorlar sürekli karısı ile. Fischerle de, kitapta kien’ler dışında herkesin olduğu gibi, paragöz. Kurnaz oldukça, ama bu kurnazlığını kandırabileceği kişilere karşı yapacak kadar da akıllı bir adam.

George Kien: Peter Kien’in kardeşi eski jinekolog, yeni akıllı hastanesi baş müdürü. Eski mesleğinin bir getirisi olarak kadın düşkünü bir adam. Yeni işine de kendine aşık kadınların hastanedeki eski müdürünü(eski kocasını) öldürmesiyle kavuşuyor. Hastanesine aşık, delilerini müridi olarak görüyor. Onları iyileştirmeye çalışıyor, iyileşen deliler kendisine küfür ediyor.

Gelelim kitabın içeriğine. Bundan sonrası fazlasıyla spoyler içerir.Kısa bir özet vereyim. Kitap yukarıda bahsettiğim karakterlerden Peter Kien ile Therese ile başlıyor. Kien günlerden bir gün, Therese’nin kitap istemesine şaşırıyor. En eski püskü kitaplarından veriyor. Kadın kitaba narin davranıyor. Kien’in şaşkınlığını şu cümlelerde görmekteyiz: “…kaç para ettiğini” demiyor, “ne büyük bir değer taşıdığını “ diyordu. Kitabın fiyatını değil, fakat içerdiklerinin değerini söylüyordu. Oysa kien ona hep kitaplığının bir yatırım olarak taşıdığı değerden söz etmişti şimdiye dek. Bu kadın onu ne denli aşağı görse yeriydi.”

Birkaç gün sonra kadının kitabı beyaz eldivenlerle tuttuğunu görünce dayanamıyor ve evlenme teklifi ediyor. Kadın amacına ulaşıyor. Evlenir evlenmez kadın dört odalı evin, her yerinde kitaplık ve kitaplar olan evin üç odasını kendi üzerine alıyor. Adamın tüm malvarlığına el koymak istiyor, kitap böyle ilerliyor. Adamı nihayetinde evden de kovuyor.

Kien sokakta bulunca kendini kitaplığını kafasına taşıyor ve kitapçılardan en önemli gördüğü kitapları satın alıyor. Bir gün “cennetin yıldızları” adındaki pavyonda soyguna uğruyor. Cüzdanını alan cüce ona geri iade ediyor barın dışında. Cüceyle efendi-köle ilişkisine giriyorlar. Cüce adamı her fırsatta sövüşlüyor, abd’ye gidip capablanca ile unvan maçı yapma hayallerinde yüzüyor.

Kapıcı ile Therese ilişkiye giriyor. Kien, kendi kitaplığından kitaplarından kapıcı ile karısının ödünç servisine geldiğini görünce şok oluyor, birkaç gün önce cücenin adamlarından birisi karısının öldüğü haberini kien’e ilettiğinden. Kien, Therese’yi görmesine rağmen haberi aldığından itibaren ölü olduğuna inanıyor.

En sonunda tüm karakterlerin akıbeti belli bir şekilde Canetti olayı sonuca bağlıyor(çok kısa kestim, sıkıldım özetten). Kien, ulu heybetli kitaplığı ile birlikte kendini yakacak kıvılcımı evin halısına bırakıyor ve hayatında olmadığı kadar şen bir kahkaha patlatıyor. Kitap bitiyor

5 yıl, 9 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Halktan kopuk, snop, takıntılı ve bencil bir bilim adamının hikayesi bu. İlk bölümde düşünce evrenini, ikinci bölümde yaşadığı evreni, son bölümde kafasındaki evrenin psikanalizini okuyoruz. Zaman zaman sıkıcı, zaman zaman komik ve eğlenceliydi. Yazıldığı dönem itibariyle(2. dünya savaşı öncesi) yaşanan baskı ve gerginlik ortamına bir atıftır. Aslında o dönemden bu döneme coğrafyalar değişse de insanlık, zulüm, bencillik adına pek de bir şey değişmiyor..

5 yıl, 7 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

"Kişi, öteki insanlardan uzaklaştığı ölçüde hakikate yaklaşır. Günlük yaşam, yalanlardan kurulu yüzeysel bir düzendir."

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Çok etkileyici.Kahramanların hiçbirinde kendinizi bulamayacağınız ama içinde kendinizi bulabileceğiniz bir kitap.İnsan yirmi altı yaşında böyle bir kitabı nasıl yazar, diye düşünmeden edemedim. Şaka gibi ya da trajikomik kahramanlar...İnsanoğlunun ne denli bayağılaşabileceği...Aptallık...İnsanların; olay,kişi ve nesnelerin gerçeğini, olduğu gibi değil kendi görmek istedikleri gibi gördüğünün ironik ve alegorik hikayesi..gördüğünün demek de yanlış aslında göremediğinin hikayesi...A kişisi olarak başladığınız bir kitabı B kişisi olarak bitirmemişseniz, kitap size pek de bir şey katmış sayılmaz..bu kitabı, B kişisi olarak bitirmemek mümkün değil, demek hiç de iddialı bir söz olmaz...Kitapta, bariz bir cinsiyet ayrımcılığı göze çarpıyor, bunun üzerinde araştırma yapılmalı, henüz yapmamış olsam da..Eski Çin, Hint bilgelerinden, Hıristiyan rahiplerinden vs alınan sözler var "kadın"ın ne denli aptal, bayağı, entrikacı...olduğu üzerine...Bu, bana bir yandan şunu düşündürdü "Acaba kadın, bin, iki bin sene önce zihinsel ya da kişisel evrimini tamamlayamamış mıydı?" Muhtemelen tamamlayamamıştı,erkek egemen bir toplumda bunu yapabilmesi hiç de kolay değildi zaten.Bir yandan da kendi tarih ve geçmişimle gurur duydum:O dönemlerde yani eski Türklerde, kadının değerli, erkekle eşit ve toplumda söz sahibi bir birey olduğu gerçeğiyle. (Bu Türk dilinin yapısına da yansımıştır ve kelimelerde cinsiyetçi ayrıma rastlanmaz.Aynı Türk toplumunun, yüzyıllar içinde, bu anlamda nasıl da geriye gittiğine hayıflandım. İnsana katkı sunmayan, hayatını güzelleştirmeyen,kolaylaştırmayan bilgi, bilgi midir?Kibir aklı kör mü eder?Velhasıl güzel kitap güzel..özellikle son bölüm çok keyifli.

3 yıl, 10 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Yaşamı kitaplığı ve her şeyden çok değer verdiği kitapları olan Kien'in epey şaşırtıcı ve çoğunlukla sinir eden hikayesini nasıl olur da ben bunca yıldır okumayı ertelerim. Kien'in dört odasını duvardan duvara kaplayan binlerce kitabına ayıp etmişim:)😄
Hikayenin şekillenmesinde Kien, Therese, Benedikt, Fisherle ve Peter karakterleri belirleyici oluyor. Tabii kim kimdir, ne dolaplar çeviriyor sayfaları çevirdikçe öğreneceksiniz 💃
Körleşme, heykelleşme, taşlaşma... her türlü yolu denemiş Çin bilimcimiz...
Kitapta Fisherle olan bölümlerin bazı yerlerini okurken sıkıldığımı da itiraf edeyim.
Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap listesine girmiş etkileyici ve mutlaka okunması gereken bir kitap.
Dilimize çevrilmesinin de hoş bir hikayesi var. Oğuz Atay çevirilerinin neredeyse hepsini okuduğu Ahmet Cemal'i arayıp rakı-şalgama davet ediyor. Ilk kez bir araya geliyorlar ve Oğuz Atay Canetti'nin bu romanının Ingilızce çevirisini çıkarıyor ve diyor ki müthiş bir roman ve sen bu romanın aslı Almancasini okuyup çeviriyorsun.
Ahmet Cemal'in 'Dokunmak' adlı öykü kitabını okumuştum. 'Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler' isimli deneme kitabı da okunmayı bekleyenlerden...
Güncel kitap yorumlarım için:
https://www.instagram.com/okuyann/
https://moonlightcat13.blogspot.com/

2 yıl, 2 ay

Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski