Dalgalar

Virginia Woolf, 1931de yayımladığı Dalgaları yazarken, bu kitapla o güne değin hiçbir başka romancının göze alamayacağı değişik şeyleri yapmak istediğini, bu romanın o güne değin yazılan hiçbir başka romana benzemeyeceğini biliyordu. (...) Çünkü Dalgalar, ‘hem düzyazıyla kaleme alınacak, hem de şiir olacaktı; hem roman olacaktı, hem de tiyatro oyunu.Mîna Urgan, Virginia WoolfVirginia Woolf, Dalgalarda dış dünyayı yok eder. Üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatlarının anlatıldığı kitapta dış dünya nesnel olarak değil, ancak kişilerin iç dünyalarına yansıdığı kadarıyla verilir. Bir olay örgüsüne uyarak değil, bir ritme uyarak yazılan kitap, şiir olmayan herhangi bir şey edebiyata neden girsin ki diyen Woolf tarafından iki yıl içinde üç kez yazılır ve dalgaların sesine uydurularak, şiir gibi yüksek sesle okunarak düzeltilir... Gerçekçi roman geleneğinden tam bir kopuşu temsil eden Dalgalar, bilinç akışı tekniğiyle yazılan romanların en önemlilerinden biridir.Zeki, alaycı, çok ciddi... Bir kadın veya bir savaş karşıtı veya her ikisi de iseniz, okuyun.Times

Virginia Woolf, 1931de yayımladığı Dalgaları yazarken, bu kitapla o güne değin hiçbir başka romancının göze alamayacağı değişik şeyleri yapmak istediğini, bu romanın o güne değin yazılan hiçbir başka romana benzemeyeceğini biliyordu. (...) Çünkü Dalgalar, ‘hem düzyazıyla kaleme alınacak, hem de şiir olacaktı; hem roman olacaktı, hem de tiyatro oyunu.Mîna Urgan, Virginia WoolfVirginia Woolf, Dalgalarda dış dünyayı yok eder. Üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatlarının anlatıldığı kitapta dış dünya nesnel olarak değil, ancak kişilerin iç dünyalarına yansıdığı kadarıyla verilir. Bir olay örgüsüne uyarak değil, bir ritme uyarak yazılan kitap, şiir olmayan herhangi bir şey edebiyata neden girsin ki diyen Woolf tarafından iki yıl içinde üç kez yazılır ve dalgaların sesine uydurularak, şiir gibi yüksek sesle okunarak düzeltilir... Gerçekçi roman geleneğinden tam bir kopuşu temsil eden Dalgalar, bilinç akışı tekniğiyle yazılan romanların en önemlilerinden biridir.Zeki, alaycı, çok ciddi... Bir kadın veya bir savaş karşıtı veya her ikisi de iseniz, okuyun.Times


Değerlendirmeler

değerlendirme
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Roman kategorisinde olsa da kendine ait bir tür yaratabilecek bir eser. Düz yazıya dökülmüş şiirsel bir biçim ve yoğun metafor kullanımı kitaba masal tadı vermiş. Fakat pek öyle çiçekli böcekli pembe panjurlulardan değil, bir nevi kara masal.

Objektif olarak, hayalgücü ve karakter/karakterlerin iç dünyalarının yansıtılışının çok başarılı olduğunu belirtebilirim. Toplumsal dokundurmaları ve kurgusu da dikkat çekiyor. Subjektif olarak ise pek bana hitap eden bir tür değil. Aşırı betimleme beni olayın özünden uzaklaştırdığından zaman zaman dikkatimi toplamakta zorlandım. Bir de edebiyatta romantizmden (edebi tür olarak, yani sadece aşk meşk değil toptan) hoşlanmamam da şiirsel anlatımı benim için iyice zorlaştırdı.

6 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

sanki bir şiir okuyormuş gibi okunuyor bu roman,çok sevimli

8 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Virginia Woolf Dalgalarda okuyucunun zihnine sahili döven dalgalar gönderiyor. Tam biri bitti derken içinde bin bir renk ve duygu olan diğeri ruhunuzu sarıp sarmalıyor. kimi zaman hüzün kimi zaman coşku verip içinizde derin yazma isteği uyandırıyor.

7 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan


Edebiyatın en hassas cümlelerinin yazarı Virginia Woolf'dan kendine özgü harmanladığı klasik bir metin dalgalar. 1931 yılında yayımlanan bu eseri Woolf iki sene de üç kez sil baştan yazıyor. Dalgaların sesine uydurarak ve 'şiir olmayan bir şey edebiyata neden girsin ki' düsturuyla edebiyat dünyasına özgün bir eser armağan ediyor. Ancak bu özgünlüğü kendisi ile iliştirdiğimizde bir Woolf klasiği olduğunu belirtmekte yarar var.

Okunması zor bir yazar Woolf. Dalgalar'ın özellikle baştan sona bilinç akışı tekniğiyle sürdüğünü düşündüğümüzde gerçekten dikkatli ve sabırlı okurları davet edebilirim Woolf'un metnine. Yine de tümceler tüm yoğunluğuna rağmen zihinden kayarak geçiyor. Bu da dünya edebiyatının en yetkin örneklerini sunan Virginia Woolf'a ait bir başarı olsa gerek.

Dalgalar'da bir olay örgüsünün olmadığı, sadece bir üst üste binen yılların etkisiyle bir monolog örgüsü örülüyor. Üç erkek ve üç kadının çocukluktan yaşlılık dönemlerine kadar hayatlarının anlatıldığı bu kitapta bir serüven vaziyetinden ziyade dış dünyanın, altı kişinin iç dünyasına yansıdığı kadarıyla veriliyor. Bunun dışında kitapta geçen yılları ise ara bölümlerde, güneşin doğumu ve gün batımına kadar hareketleri ifade etmektedir. Yani klasik bir Woolf tamlaması gibi, dünya döndükçe bir adım daha gelir yaşlılığın şer saati.

Çocukluktan son ana kadar özetlersek, Shakespeare hayranı Neville okul arkadaşı Percival'e da hayrandır aynı şekilde. Ve onu yitirdiğinde kabuğu kırılır. Louis zeki ancak aksanı nedeniyle kendini dışlanmış hisseder. Bir yalnızlık sevici de Rhoda'dır. O da tutkundur yalnızlığa Louis kadar, ancak o daha fazla soyutlar kendini. Kötülük hazırlayıcıları onlardır, sadece her şeyi irdeledikleri için midir, orası bilinmez. İkiside farkındadır. Belki de bunun nedeni her şeyi sarsıcı biçimde hisseden bu ikisinin olmasıdır. Soluk almanın acı verici yanını, bu zorunlu ihtiyaç sırasında hisseder dururlar sanki. Suzan belki Jinny kadar gösterişli değildir ancak çoğu kişi onu sevmiştir. Yine de kendine yetecek kadar bir gölgede uzanırken o, Jinny'nin sahip olduğu gölgeyi elinden yitirmiş gibi hisseder. İkisinin aksine Rhoda gölge oyuklarından sızan, güneş ışığı çatlaklarından bile rahatsız olur. Bu üç kadının birbirleriyle olan ilişkisini başka şekilde açıklayamazdım herhalde. Belki de en iyi kitapta söylendiği gibi aktarmalıyım, 'çalıların ardından bakmayı isterdim onlara, beni görmesinler' buna yakın bir şeydi, Rhoda öylesine derin bir gizemle soyutlar kendini. Jinny, en çalımlıları, kontrol sahibi olandır. Çocukluktan itibaren ve öyle de devam eder bu durum. O talep eder saygıyı, zira o kadar şıktır ve düzenlidir ki hak eder bunu. Son olarak Bernard. Öykücü, tümcelere aşık olan. Nitekim kitabın son bölümünde öyküyü, hepsinin öyküsünü ve hepsinin dışında kalanların da öyküsünü anlatan o olur. Aralarında en normal (?) belki de Bernard'dır.

Dalgalar bilinç akışının kusursuzluğa tahammülsüz olan tek eseri olabilir belki. baştan sona bilinç akışı ile geçip giden bu eserde Percival adındaki çocukluk arkadaşlarının ölümünün altısına birden hissettirdikleri, Hindistan'a gitmeden önce onu yolcu edişleri özellikle önemlidir. Percival güçlü karakteriyle hepsinden bir adım öndedir ve hepsini birleştirmektedir. Masadaki altı arkadaşı tek çiçek haline getirir; ancak o, çiçeğin bir parçası değildir. Sadece çiçeklere su verir. Percival'ın düşüncelerine erişemeyiz neticede biz de. O sadece etkide bulunan kişidir. Hepsinin iç dünyasına ayna tutandır Percival. Karakterler yaşlandıkça korkuları artar durur. Ancak bu kitapta eksik gördüğüm tek şey çocukken dahi altı karakterin de yetkinlikle davranması olmuştur.

Deniz Feneri gibi zamanın akarken götürdüklerinin izlenimini veriyor Woolf okura. Değişen gölgeler ve ışık tonları zamanın setine tezat oluşturur gibi görünse de belki de onun da rutini odur. O küçük çocuklar zaman tarafından yıpratılırken birbirlerine karşı bir yaşam borçludurlar. Birbirlerini saran görünmez bir sis bulutunun altında hepsi yaşlanmaktan korkmakta, kimi evlenip çoluk çocuk sahibi olurken kimisi de bir çatı katında yaşamını sürdürmesine karşın zenginliğe erişmektedir. Louis ve Rhoda karakterleri özellikle ilgi çekicidir bu kitapta.

"Tüm gemilerim beyaz benim," dedi Rhoda. "İstemiyorum hatmi çiçeklerinin, sardunyaların kırmızı yapraklarını; ak yapraklar istiyorum, leğeni salladıkça yüzen; donanmam var benim, bir o kıyıya, bir bu kıyıya giden... Dal atacağım içine, boğulan gemici için sal. Taş atacağım içine, denizin derinliklerinden yükselen baloncuklara bakacağım. Neville gitti. Susan gitti; Jinny, mutfak avlusunda frenküzümleri topluyor, sanırım Louis'le birlikte. Bn Hudson çalışma masasının üzerine defterlerimizi yayarken yalnız kalabileceğim kısacık bir zamanım var. Kısacık özgürlüğüm var. Bütün batmış yaprakları topladım, yüzdürdüm. Damlacıklar koydum kimilerinin içine. Deniz feneri dikeceğim buraya, deliotunun ucundan. Kahverengi leğeni sallayacağım bir o yana bir bu yana, dalgalara binecek gemilerim. Kimileri batacak. Kimileri kayalarda parçalanacak. Bir tanesi yüzüyor tek başına. O benim gemim...."

O kadar cümle sunulabilir ki aslında; diğer taraftan sadece yukarıya yazmış olduğum, Rhoda'nın iç monoloğu bile yeter belki bu kitabı ifade etmek adına. İşte böyle bir kitap Dalgalar. Bir başyapıt.

Gerçekten dokunaklı ve sarsıcı bir kitap Dalgalar. Yine de benim favori Virginia Woolf eserim Mrs. Dalloway'dir hala. Bu kitapta kullandığı onca renkli ifadelere rağmen Virginia Woolf gridir. Ve gri tonlarda akan bir nehirde yaşamına son vermiştir.

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

kitaba ışınlanabilmek bu kadar kolay olmamıştı

7 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

6 ana karakterin(biri daha baskın) çocukluklarından yaşlılıklarına kadar iç dünyalarını ve dış dünyaya bakışlarını şiirsel dille düzyazı şeklinde sunmuş yazar.
Akıcı bir eser değildi. Okumak için kendimi teşvik etmem gerekti diyebilirim. Çokça betimleme, benzetme kullanılmış. şiirsellikte işin içine katılınca böyle oldu.
Yine de farklı bir tarz oluşu nedeniyle okunabilir.

'Biz dostlarımızı, kendi boyumuzu ölçmek için kullanırız.'

5 yıl, 8 ay önce

Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski