Kürk Mantolu Madonna
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum." Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.
Baskılar8
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (3825)sabah sabah denizotobüsünde gözlerimden yaşlar boşanmasına sebep olan roman. hayır kardeşim hangi ara beni o kadar etkiledin de içime yerleştin de aklımı başımdan aldın sen benim.nemrut ihtiyar, hangi ara gençleştin de umutların kırıldığında dizlerin üzerine çöktün. --- spoiler --- hangi ara o tren vagonunun içini gördün --- spoiler --- az buz kitap okumadım şunca ömrümde lakin bunca incelikte bunca doyurucu bunca dokunanına az rastladım.ne büyük bir ustaymış sabahattin ali,ne kadar geç keşfettim
Kişilerin kendi önyargılarıyla dünyadaki yaşantılarını nasıl değiştirdiğine iyi bir örnek verilmiş. Olay örgüsü çok ağır bir başlangıçla başlamasından ötürü sıkıcı gelmesine rağmen gelişme bölümünde içsel anlatım hızlandırıp merak ettirme duygusu ile hızlandırılıyor. Bu kadar içsel bir duygu ile aşkı için kendisini feda ettirecek kadar düşünceli bir insanın babasının ölümüne karşı tepkisiz kalması bana göre çok tuhaf geldi. Yine de konu bakımından elden ele dolaştırılabilecek bir kitap.
Herkes bu kadar çok beğendiği için okumak istedim, 200 sayfalık kitap hemencik biter dedim ama olmadı. O kadar durağan, o kadar betimleme üstüne betimleme var ki, kendimi kesecektim sanırım kitabı bitirene kadar... Yani betimlemelerden hoşlanmıyorsanız, durağanlık size göre değilse 200 sayfa da olsa yanına bile yaklaşmayın :)
2.kez okudum . 2.kez aynı duyguları yaşadım , bir daha okusam kesinlikle 1 kez daha çok yoğun şekilde yaşarım aynı duyguları . Tavsiye ederim Ekleme: Kitabı 3.kez okuyorum ve hala aynı şekilde hissediyorum. Yazarın ruhu şad olsun çok güçlü çok özel bir kalemi varmış insanı defalarca kendine hayran bırakıyor. ''O zamana kadar bütün insanlardan esirgediğim alaka, hiç kimseye karşı tam manasıyla duyamadığım sevgi sanki hep birikmiş ve muazzam bir kütle halinde şimdi bu kadına karşı meydana çıkmıştı.''
Kitap insanı sürüklüyor.Bırakamıyorsunuz ancak son 50 sayfayı zor bitirdim.Uzunca verilen ve kendini tekrarlayan duygu betimlemeleri bir yerden sonra sıkmaya başladı.Ana karakterin yaptığı aptallıklar da buna eklenince çekilmesi zor bir hale dönüştü.Ancak okunması gereken bir kitap.
Aslında roman okumayı çok sevmeyen biri olarak; biraz tereddütle yaklaştığım, biraz da popülaritesinin etkisiyle okumaya karar verdiğim Kürk Mantolu Madonna, Sebahattin Ali'nin okuduğum ilk eseri oldu. Sırf Sebahattin Ali'nin muhteşem tasvirlerini, cümlelerindeki berraklığını deneyimlemek, herkesin kendinden ya da tanıdıklarından birşeyler bulabileceği karakterlerin etkileyici hikayesini öğrenmek için bile bu eserin okunabileceğini gördüm. Raif Efendi ile Maria Puder'in arasındaki aşk etrafında kurgulanmış Kürk Mantolu Madonna. Raif Bey hayatının akışını tamamiyle başkalarının insafına terk etmek yoluyla intihar etmiş iki defa âdeta. Önce hayatının aşkının kendisini terkettiği ve bir daha asla kimseyi sevemeyeceği düşüncesiyle hayata ve insanlara küsüyor. İkinci "intiharında" ise aşkını kendisinden ayıranın ölüm gerçeği olduğunu öğrendiğinde; Maria'ya karşı yıllarca bulunduğu haksız itham için kendisini affedemiyor. Eserde, iç dünyasında erozyon yaşayan karakterlerin inişli çıkışlı ruh halleri, yazarın kelimelere ve cümlelere yaptığı dokunuşlarla ustaca resmedilmiş. Hayata ve aşka dair yer alan veciz ifadeler ise ayrı bir tat katmış. Hani önemli bulduğunuz fakat tarif etmekte zorlandığınız olayları veya insanları benzerlikler ve karşılaştırmalar yoluyla açıklamaya çalışırsınız ya! Bu Romanı okurken Raif efendiyi Tutunamayanlar'ın Selim Işık'ına, Maria'yı da kısmen de olsa Ama Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku'nun Müzeyyen'ine benzetmek mümkün. Yazarın üslubunda, Dostoyevski izleri var gibi. Romanın kendisi ise birbirine kavuşamayan aşıkların hüzünlü hikayesini anlatan ve başından kalkamadığınız bir Yeşilçam filmi kıvamında. Karakterlerin mimik, hal ve edaları o kadar güzel, yalın ve isabetli biçimde ifade edilmiş ki; hem onları karşınızda görür gibi oluyorsunuz, hem de bu kişiler, bu duruşlar bundan daha iyi anlatılamazdı düşüncesine kapılıyorsunuz. Ve okuduğunuzda, kitabın bu denli popüler olmayı fazlasıyla hakettiğini anlıyorsunuz.
https://illekitap.blogspot.com/2019/09/sabahattin-ali-kurk-mantolu-madonna.html Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı ve insanların bu kitaba neden ölüp bittiğini çok iyi anladım okuduğumda. Şimdiye kadar okuduğunuz aşk romanlarını bir kenara bırakın ve Kürk Mantolu Madonna'yı bir kenara bırakın. Bir terazi düşünün bütün romansları bir kefeye koyun, diğer kefeye tek başına bu kitabı koyun yine de bu kitap ağır basar. Öylesine mükemmeldi. Maria Puder ve Raif Efendi'nin muazzam, hayran olunası aşkı... saf, temiz, güçlü... okunmadan anlatılamaz bence bu aşk, bu yüzden okuduğunuz zaman anlayacaksınız. Hangi yaş aralığında okursanız okuyun kendinize bir şeyler çıkarabileceğiniz bir kitap. Karakter analizleri, düşünceler, davranışlar, sözler... Her şey o kadar mükemmel bir şekilde yazılmış ki, işte edebiyatımız bu dedirtiyor. Maria Puder ile Raif Efendi'nin arasındaki arkadaşlık, diyaloglar ve onların anlatımı o kadar samimi, içten, duyguları okura hissettiren şekilde kaleme alınmış ki her şey olması gerektiği gibi hissettiriyor. Sadece bazı yerler çok klişe geldi, Maria Puder'in sonu, Raif Efendi'nin sonu, arada bazı olaylar ama düşününce de ne klişe değil ki? Özellikle bu kitapta o kadar muntazam duruyor ki yadırgamıyorsunuz. Bu tür kitaplara dair çok fazla yorum yapmaya gerek yok diye düşünüyorum. Bazı kitapları anlatabilirsiniz ama bu tür kitapları anlatamazsınız. Okumanız ve anlamanız gerekir bu yüzden sizlere bu kitabı okumadan geçmeyin diyorum. Tavsiye etmek... bence bu kitap tavsiye edilemez. Çünkü bu kitabı okumak zorundasınız, ne yapın ne edin okuyun. Bazı kitaplar insanların hayatlarına küçük dokunuşlar yapar bu kitap kocaman bir dokunuş yapacak ve asla unutamayacaksınız. Bu kitabın bende iki farklı basımı var. Biri Koridor Yayınları basımı biri de Yapı Kredi Yayınları basımı. Bu yüzden her ikisinin kapağını da paylaşıyorum :) Ancak ben Koridor Yayınları'ndan okudum diye de not düşeyim :D
Kitapla ilgili Atsız'ın düşünceleri okunmalı...
Resmine aşık olduğu kadın yanında olmasına rağmen onu tanımaması çok ilginçti.Tek kelimeyle muazzamdı. Vakit kaybetmeden tekrar okumalı.
''Niçin ilk kez gördüğümüz peynir evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde, ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?'' ''Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.'' ''Hayat beni katbetmekle hiçbir şeyi ziyan etmeyecekti.'' ''İnsanlar birbirlerinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtılar.'' ''İnsanlara kızmama imkan yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi?'' Bir insanın iç dünyasına projektörle bakmak... Raif Efendi'nin... Okurken insanın boğazına düğümler atan kitaplar güzeldir. İyi okumalar...
Defalarca okunabilen, her okunuşta yeni dokunuşlar bulunabilen, Türk edebiyat tarihinin en güzide, en naif ve en sarsıcı eseridir. Çoğunlukla ülkemizde, bir Sabahattin Ali hayranının ısrarlı ve bıktırıcı tavsiyesi üzerine okunmaktadır. Tavsiye üzerine okunan kitaplardan hoşlanmayan biri olarak, bu harika eserle tanışmam, kitabevinin ''en çok satılanlar bölümü''nde gerçekleşmişti. Kitabın yalnızca arka kapağını okuduğumda aldığım o anki edebi hazzı ve yazarın samimiyetini unutmam asla mümkün değil. Eseri okumaya başladıktan sonra peş peşe 5 kere daha ara vermeksizin okuyup hemen çevremdeki insanlara da okutma gayretine giriştim. Zira kitap benim için Türk edebiyat tarihinin adeta Kuranı haline gelmişti. Tavsiye üzerine kitap okumaktan hoşlanmayan biri olan beni, kısa sürede tavsiye ederek kitabı okutmaya çalışan birine çevirmişti. Bu kişisel değişimim üzerine, samimiyetime ve kitap zevkime güvenen onlarca kişiye kitabı tavsiye ederek okuttum ve o okuyan kişilerden bazıları şimdinin hakimi ve savcısı oldular. Birçoğu da kitabı onlarca kişiye okuttu, Tıpkı benim onlara okuttuğum gibi. Böylece tanımadığım birçok kişinin hayatına dokunmamı sağladı, Kürk Mantolu Madonna... Şimdilerde ise sosyal medyada, kitap okuduğunu göstermenin ve entelektüel kişiliğini ön plana çıkarmanın en önemli ögesi haline gelmiş durumda. Bilinçsiz okurlar tarafından içi boşaltılmış halde ve birçok hadsiz fenomen tarafından espri konusu olmakta. Varsın, o cahiller basit esprilerine konu ededursunlar, biz edebiyat severler için Kürk Mantolu Madonna'nın yeri tartışılmayacak bir şekilde zirvededir.
Hoş bir kitap. Sıcacık bir hikaye. Ama sosyal medyanın oluşturduğu aşırı abartı da mevcut bana göre.
Bir edebiyatı eserini büyük yapan nedir? *Giriş cümlesi ya da başlangıç paragrafındaki bir söz: "... pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. Böyle kimseleri gördüğümüz zaman kendimize sorarız: Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?" *Yarattığı unutulmaz karakterler: Raif efendi, Maria Puder * Dilinin sadeliği, akıcılığı, olay örgüsünün tutarlılığı *Son cümlesi: "... Raif Efendi'nin boş masasına oturdum ve siyah kaplı defterini önüme koyarak bir kere daha okumaya başladım." Benim okuduğum kitap YKY'den çıkan 89. baskı idi. Kürk Mantolu Madonna 75 senedir okunuyor ve her nesle aynı okuma lezzetini veriyorsa, Türk edebiyatının başyapıtlarından biri olmasındandır.
Kitap, şu ana kadar beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Okuyalı yaklaşık 5 yıl geçti aradan, yakında tekrardan başlamayı düşünüyorum. Kitabı bitirdiğim zaman karşılaştığım, kitapla ilgili olan bir şarkıyı paylaşmak istiyorum sizinle. Dinledikçe aklıma gelir olaylar, tekrardan düşündürür beni. https://youtu.be/SsnN8Vfos-8
Çok güzeldi.. kendini ifade edemeyen insanlari bize anlatan kitap..inci aralin morundan sonra bu kitabı da çok beğendim.. sormadan sorgulamadan bize içini döken karakterler hayatima yeni bakış açısı kattilar
Türk edebiyatının en çok okunan 10 romanından biri..Bir tabloda gördüğü kadına aşık olan adamın muhteşem hikayesi..Gerçekten güzide bir kitap.Her yönüyle insana katkıda bulunabilecek ,sarsacak bir roman..
Hislerin kelimelere nasıl döküldüğünü merak ediyorsanız okuyunuz. Bilindiği üzere bir klasik .
Hem yavaş yavaş okudum bitmesin diye hemde şimdiye kadar neden okumadım diye kendime kızıp durdum. Muhteşem
Gerçekten güzel bir kitap...Ama diğer kitaplardan kendini bu denli sıyırma sebebini anlamış değilim. Daha üstün kurgular daha iyi yazım dilleriyle karşılaştım. Kıyas yapmak istemem her eser kendi içinde güzeldir belki lakin okuyacak kişilerin yorumlara aldanmadan çok fazla beklenti içine girmeden okumasını tavsiye ederim. Aksi halde hayal kırıklığına uğrayabilir kim bilir belki de uğramaz...Şahsen ben uğradım, hakkıyla yorum yapmak gerek.
Bayağı bir süre önce okumuştum. Genel görüşlerin aksine bu kitabın abartıldığını düşünüyorum. Tamam güzel kitap, hoş kitap, yazar duyguları olayı güzel bir dille anlatmış ama... Nitekim bir Türk filminden ne farkı vardı ki? Türk filmlerinde de aynı konuyu ve aynı sonları görmüyor muyuz? Şaşırtan ya da bir Türk filminin anlattığından fazla bir şey anlatmadığını düşündüğüm kitaplardan. Sonuca gelirsek iyi kitap, hoş kitap, okuyun kesinlikle fakat kesinlikle mükemmel denemez.
Sabahattin Ali'nin ilk okuduğum kitabıydı. Kitabın bitişi ile içimde bir boşluk oluştu. Bitmesin dediğim sayılı kitaplardan biriydi. Favori kitaplarım arasında yer alacak diyebilirim. Tekrar görüşmek üzere Sevgili Raif ve Maria. Sayfa sayısı az olmasına rağmen çok şey anlatıyor. Hala okumamış olanlar için tavsiye ederim. Yazarın diğer eserlerini okumak için şimdiden can atıyorum.
Gerçekten bu kadar abartılmayı haketmiyor. Ayrıca en başından Dostoyevski okuyormuşum gibi hissettim, bu kadarı etkilenmek değil nerdeyse taklit etmek.













