Kitap okumak: Hayata farklı bir pencereden bakmanızı, olayları daha iyi analiz etmeyi ve çok daha az hata yapmanızı sağlar. Birde kitap okuduktan sonra aniden gelen kitap yazma isteği..
Her yazar, yazdığı en son romanın en iyi romanı olduğunu sanır. Benim bu romanım için böyle düşünmemin nedeni, yapmak istediğimi tam olarak gerçekleştirebilmiş olmamdır. Romanlar, yazılırken yazarlarının elinden kaçıp kurtulmak isterler. Romanın kişileri, kendi özyaşamlarına dönerler, en sonunda da canlarının istediğini yaparlar. Ben hiçbir romanımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutamadım.…
9/10
Kırmızı Pazartesi- Bir cinayetin anatomisi. Bağıra bağıra gelen bir cinayet, kasaba halkının duyarsızlığı, basiretsizliği, santiago nasar'ın ölümüne yol açar. S. nasar, ilgisi olmadığı bir namus cinayetine kurban gider.. Cinayete kurban gitmesinde en büyük etken; S. nasarın zengin ve hovarda olması.
Tanpınarın bu çok tanınmış romanı bir dünya görüşüne, bir hayat nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının huzursuzluklarını dile getirmektedir. Huzurun kahramanlarından Mümtaz roman boyunca kendisini huzura kavuşturacak bir iç nizamı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirler içiçe verilir. Ancak bütün bunla…
7/10
Huzur- Yer yer çok sıkıcı olmasına rağmen, mümtaz,nuran aşkı ve o dönemin insan ve istanbul tasvirleri, memleket meseleleri gibi konuları güzeldi. Kitabın sıkıcı olan tarafı; Musiki muhabbetleriydi.
Bir İngiliz Edebiyatı Profesörü olan J.R.R. Tolkien bundan yaklaşık yetmiş yıl kadar önce dünyaya bir kitap hediye etti. Bu kitapla birlikte insanlar ilk defa hobbit denen ahaliyle karşılaşıyordu. Cücelerden bile kısa boylu, yemeye, içmeye ve eğlenmeye düşkün, iyi yürekli, mutlu ve kendi küçük köylerinde her tür maceradan uzak yaşayan bir ahaliydi hobbitler. Ta ki büyücü Gandalf onları ziyaret ed…
7/10
HOBBİT- okuduğum ilk fantastik kitap olmasından dolayı bana hitap etmedi.
Egemenliğin kurumsallaşmış alanı olan bürokratik düzeneğin dişlilerine takılıp kalmayı, ileriye doğru bir adım bile atamamayı görünürleştiriyor Şato ile Franz Kafka; sınırlarının genişliği kestirilmeyen bir yerleşimde, Yeryazımcı kahramanıyla, statükoyu kırmayı, iktidarın nerelere kadar yayılıp örgütlenebileceğine ilişkin bir taslak çıkarmak deniyor; olanca mutsuzluklarına rağmen, özgürleşemeyen,…
5/10
ŞATO- Kitap, sağlam sistem eleştirisi yapmış olmasına rağmen okuması çok sıkıcı.
Cesur yeni Dünya bizi Forddan sonra 632 yılına götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında Cemaat, Özdeşlik, İstikrar yazan Londra Merkez kuluçka ve Şartlandırma Merkezinde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, annelik ve babalık pornografik birer kavram olarak görülür. Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya uykuda eğitim ile sağlanır. Hipnope…
10/10
CESUR YENİ DÜNYA- Bu kitabın 1932 yılında yazılmış olduğuna inanamıyor insan. Çünki: İnsanların kuluçka makinelerinde üretilmesi, gruplara ayrılıp şartlandırılması, mutsuzluk anında soma gibi bir ilacın olması falan.. muazzam bir hayal gücü gerektiriyor. Böyle bir dünyada din, özgürlük, bilinç gibi