Hiç Umudum Yokken

10 puan

https://illekitap.blogspot.com/2018/11/julie-garwood-hic-umudum-yokken.html

Allah'ım nasıl da özlemişim senin kurgularını... Resmen dönem dönem Garwood kalemine aşeriyorum ve ne yazık ki Epsilon o kadar geç çıkarıyor ki kitaplarını ölmeden büyük kitaplarını okuyabilirsek kendimi çok şanslı sayacağım .

Klasik bir Garwood kitabıydı... yine muhteşem bir kurgu, yine muhteşem olay döngüsü, muhteşem bir aşk, muhteşem bir diyaloglar ve aşık olunası İSKOÇLAR :)

Şimdiye kadar bu kitap dahil 16 kitabını okuduysam bu yazarı ne kadar çok sevdiğimi anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Zaten historical romans severler için bu kadın kraliçelerimizden biri. Dolayısıyla bu türü sevip de bu yazarı tanımayan yoktur. Hem historical hem de günümüz romans kitaplarında muhteşem kurgular yarattığı bir gerçek.

Birçoğumuzun aşık olduğu İskoç'ların yazarlarından biri olan Garwood, her kitabıyla bir öncekinden daha güzel kurgularla karşımıza çıkıyor. Bu seferde yine bambaşka bir kurguyla karşımıza çıktı ve bir kez daha okurlarını tatmin etti diyebilirim. En azından beni etti, kitaplarını ne kadar özlediğimi hissettirdi ve içimde hissettiğim hasreti sonlandırdı. Arada bir elimize herhangi bir kitabını alıp okumamız gerektiğini de anladım açıkçası. Çünkü içimdeki okumama isteğini hızla uçup yok ediyor bu kadının kitapları.

Kısaca kitabın konusundan bahsetmek gerekirse; Leydi Johanna çok genç yaşta evlendiği Baron'dan şiddet görüp hayatına esaret altında geçirirken bir gün aniden duyduğu kocasının ölüm haberiyle rahatlar ama o hissettiği rahatlama o kadar da uzun sürmez çünkü Kral John'un onun için bambaşka planları vardır. Johanna'nın kardeşi Nicholas, kız kardeşine yardım edebilmek adına bir İskoç beyi olan Gabriel MacBain ile anlaşma yapıp ikisinin evlenmesini ayarladığında kardeşinin güvende olacağını biliyordu. Ama aşkın bu kez Johanna'nın kapısını çalacağını belki de tahmin etmemişti.

Johanna'nın sahip olduğu toprakları onunla evlenerek sahip olabileceğinin farkında olan Gabriel, genç kadının güzelliğinden, saf kalbinden ve içinde kimsenin bilmediği iyilik ve cesaretten etkileneceğini hiç hesaba katmamıştı. Üstelik onun gayri meşru oğlu Alex'e de kol kanat gereceğini ve annesi olabileceğini ise hiç düşünmemişti.

Gabriel, hem kendi klanı MacBain'leri hem de lordu olduğu MacLaurin'lerin anlaşmazlıklarını ve uyum sağlayamama durumları ile baş ederken hem de zamanında Johanna'nın ilk kocasının yok ettiği bir köyü toparlamaya çalışmakla meşgulken kimsenin farkına bile varmadan hayatlarına aldıkları Johanna'nın onlara böylesine bir yardım eli uzatacağını düşünmemişlerdi.

Kitapta en çok hoşuma giden şey Alex ve Johanna arasındaki duygusallıktı. Gabriel'in bile bir aile hayali olmamasına rağmen gençlik hayallerini aptalca bulup bu hayalden vazgeçmesine rağmen buna sahip olabilmiş olmasını hayranlıkla izlemesi de çok güzeldi.

Johanna'nın MacBain ve MacLaurin'lerle girdiği tartışmalar ve birbirlerini anlamamaları falan çok eğlenceliydi. Hatta bir ara onların yemek masasındaki gürültülü ve nezaketten yoksun hallerine karşı verdiği tepki süperdi. O satırlar su gibi aktı ve nasıl gitti anlamadan onlarca sayfayı çevirmeme neden oldu.

Kitabın sonunda Johanna'nın yaptığı muhteşemdi ama daha da muhteşemi ise Gabriel ve adamlarının yaptıklarıydı. Bu kadın her kitabının sonunda böyle bir vurgun yapacak ve biz okurların ayaklarını yerden kesecek bir son yazıyor olmasını memnun ediyor. Hatırlıyor musunuz Ian ve Jamie'deydi sanırım bütün klan beyleri toplanıp değerli eşyalarını fırlatıyorlardı falan bunda da Baronlara karşı yapılan o son saldırı aynı oranda muhteşemdi.

Johanna'nın zekice kurguladığı Clare vakasını hayranlıkla okudum ve içimden bir ses Nicholas ve Clare'in çok mutlu olacaklarını söylüyor ki keşke onların da bir kitabı olsa okusak... var mı bilmiyorum araştıracağım ama varsa Epsilon dilerim çevirip bizim önümüze koyar yoksa da biz kendimizce bir son yazarız onların hikayelerine ;)

Aslında kitaba dair söylemek istediğim çok fazla yer var ama ne yazık ki kendime engel olup söylemiyorum çünkü spoiler vermek istemiyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki cidden klasik bir Garwood kitabıydı ve onun kitaplarını ne kadar özlediğimi bana hissettirdi. Ah bir de İskoçları özlediğimi :)

Neyse çok uzatmayayım, ben kitaba bayıldım. Yavaşlamış olan okumamı tekrar hızlandırdı ve şunu söylemeliyim ki iki günde bitirdim kitabı, sayfalar su gibi aktı.

Historical romans severlere tavsiye ederim, hiç denememiş olanlara da bu yazarı asla es geçmemeliler :)

Yorumlar
« geri ileri »

0 ile 0 arası yorum gösteriliyor, toplam 0 yorum.
Yorum yazılmamış.
« geri ileri »