
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bir Artı Bir
Çok samimi ve akıcıydı. Fisherlar hariç her karakteri sevdim. Jess ve Ed çok uyumluydu. Güldüğüm, iç çektiğim yerler oldu. Kadın yazmış, bize de ayıla bayıla okumak düşüyor. Ayrıca kitaptaki köpek sevgisi ve bir kısım canıma okudu. Kitaptaki köpeği bile sevdim. Bayıldım kitaba kısacası.
Baskı: Trendeki Kız
Güzel bir kitaptı. Rachel karakterinin sorunları çok güzel yansıtılmış. Ona üzüldüğüm için sanırım o karakteri sevdim ama bu kitapta herkes bir şeylerin günahını çekiyor ya da günahı bizzat işliyor. Kimsenin masum olduğunu söyleyemem. Kitap merak ettirdi, sonunu tahmin etmek istemedim heyecanı kaçmasın diye ama çok da şaşırtan bir son değildi zaten. Ara ara sıkıldığım yerler oldu ama genelde akıcıydı. İyi kurgulanmış, çok beklenti içinde okunulmaması gerektiğini düşündüğüm bir kitap oldu.
Baskı: Tatlı Tuzak
Tarihi aşk olarak okuduğum ilk kitabın bu olmasının haklı sevincini yaşıyorum. Zira günümüz aşk okumayı seven biri olarak hep önyargıyla yaklaşmışımdır bu türe. Yazarın Türk olduğunu (Zeynep Avcı) bir çok kişi gibi sonradan öğrendim ve devrelerim yandı. Çünkü kitap inanılmaz güzeldi ve yabancı birinin yazımını okuyormuşum hissini kapılmadan edemedim. Bahsettiğim önyargı yüzünden ilk 150 sayfayı zorlana zorlana okudum diyebilirim ama sonra olaylar öyle bir hal aldı ki son sayfaya geldiğimde zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım bile. Yazım yanlışları gözümden kaçmasa da fazla rahatsız etmedi. Connor tam bir pislikti. Başlarda. Çileden çıktım cidden onun tavırları yüzünden. Güldüğüm yerler de oldu. Tony'yi de sevdiğimi söyleyerek bitirmek istiyorum.
Baskı: Yolun Sonundaki Okyanus
Neil Gaiman'ın hayranı olan bir arkadaşım sayesinde merak edip, artık zamanının geldiğini düşünüp oturup bu kitabı bitirdim. 'Büyükler İçin Masal' diye açıklayabilirim sanırım bu kitabı. Yazarın dilini beğendim. Coraline kitabının filmini izlemiş biri olarak filmdeki tadı bu kitabı okurken de hissettiğimi söyleyebilirim ama sonlarında eksik bir şeyler var gibi geldi bana. Neil Gaiman herkesin sevebileceği bir yazar değil bence. Onun diline alışıp, kitaplarında kaybolmak için diğer kitaplarını da okumak gerek diye düşünüyorum.
Baskı: Yağmur Sonrası
İnanılmaz akıcı bir kitaptı. Elime almam ve bitirmem bir oldu. Çok, çok güzel bir kavuşma hikayesiydi. Ayrıca okuduğum ilk Sarah Jio kitabının bu kadar güzel olması önyargılarımı yıktı. Hayatın akışından yorulduğunuzda okuyup rahatlayabileceğiniz, zihin yormayan bir kitap.
Baskı: Milyonluk Kirli Sır (Million Dollar Duet #1)
Bu kız annesinin ölmek üzere olduğundan emin mi acaba ? Duygu eksikliğini dibine kadar hissettim.
Baskı: Tersyüz
İnanılmazdı. Ağlaya ağlaya canım çıktı. Etrafta peçete yumağı oldu. Kitabı bıraktığım tek zaman dolan gözlerimin bulanıklaştığı ve yazıları göremediği zamandı, o da isteksizce oldu zaten. Diğer kitapların aksine yakışıklı, iri yarı, herkesin dikkatini çeken oğlanı- Ambrose- seven kız - Fern- etrafta salyalarla dolaşmadı. O kadar pürüzsüz bir aşk ve güzellik vardı ki içime umut dolduğunu söylemem gerek. Ve de yan karakterlere bağlandım. Paulie ve Bailey. Ahh susuyorum. Gidin ve kitabı okuyun.
Baskı: Veronika Ölmek İstiyor (Yedinci Gün #2)
Efsane kitap. Kitapların ne işe yaradığını sorgulayan tiplerin suratına çarpmak istediğim şaheser. İçinde hayat bulduğum kitaplardan biri daha. Bana yaşamı geri veren, özel köşeye eklediğim bir yapıt.
Baskı: Şahane Gelin
Her şeyden önce hayranlarının olduğunu bildiğim bu yazara saygı duyduğumu söylemek istiyorum. Kitap okuduğum ilk Murat Arsal kitabıydı ve benim için fiyaskoydu. Sıradan olay örgüsü, ağzı olmayan ve her fırsatta çok güzel olduğu vurgulanan bir kız. Kitap boyunca kaş çatan bir adam. Bundan ibaretti resmen. Güldüğüm, etkilendiğim, iç çektiğim ya da hüzünlendiğim bir yer bile olmadı. Çok sevildiğini bildiğim bir yazar olduğu için hayretlere düştüm resmen. Ben de mi sorun bilmiyorum ama zaten kız karakter beni sinirden öldürecekti. Yahu bir kadın bu kadar mı - asalak demek istemiyorum- boynu bükük olur. Hiç bir şeye itiraz etmedi. ''Kocamsın, vurursun, kırarsın.'' En az hoşlandığım kadın tipi. Benim görüşlerime göre asla böyle bir kişinin hayatımda yeri yoktur. Bu kadar ezik bir karakterin üstüne olayların da sıradan oluşu zamanımı boşa harcağımı tekrar yüzüme vuruyor.
Baskı: Gökyüzünde Yıldızlar Parladıkça
Hüzünlü bir kitaptı. Duru aşk vardı içinde. Hope karakterinde her ne kadar bambaşka bir hayata ve sorunlara sahip olsada kendimi gördüm diyebilirim. Özellikle insanlarla iletişim kurmaya çalışırkenki çırpınışları bana beni hatırlattı. Evet, bu bir umut kitabıydı ama dünya kitapta söylendiğinin aksine hala kötü bir yer. Sadece insanlar bunu göremiyor.
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Minicik yüreğinde kocaman dalgalanmalar yaşayan Zeze. Bitirdin beni.
Baskı: Küçük Prens
Her yaş grubundan insanın okuyabileceği bir kitap. Ben bu yaşımda kendime göre anlamlar çıkardım kitaptan, 10 yıl sonra okuduğumda yine farklı şeyler bulacağımdan eminim.
Baskı: Kocan Kadar Konuş
Güldüğüm yerler oldu. Kitabın sonu olmamış gibi. Tamam 2. kitabı da var da sanki kitabı sonlandırmış gibi değil de ortada bırakmış gibi hissettim. Zaten 200 sayfalık minik bir kitap. Akıcıydı. Bazı tabirler beni rahatsız etse de doğru bulduğum tasvirler de vardı. Güzeldi.
Baskı: Duygu (Bir Türk Masalı, #1)
Sıcacık,akıcı bir kitaptı.Çok güldüğüm,içimin eridiği yerler çoktu.Çok önyargıyla başladığım bir kitaptı aslında ama beni yanıltmayı ve beğenimi kazanmayı anında başardı.
Baskı: Yalnızlık Sek İçilir
Emeğe saygı diye bir şey demiyorum ama bu ne?
Baskı: Kızıl Tepe (Red Hill, #1)
The Walking Dead'in sezon finali verdiği bir zaman diliminde-7 ay sürecek :(((- bu kitap bana ilaç gibi geldi.Aylakları,ısırganları,sarsakları,hastaları ya da genel tabiriyle zombileri seviyorsanız ve bu konuda kitaplar okuyup,deli gibi diziler izliyorsanız kurgu olarak hep aynı döngü içinde olduğunu söyleyebilirsiniz ama zombi konulu bir kitapta kurgudan çok karakterlere bakarım ben ve Jamie ablamız gerçekten iyi işlemiş ki sonunda kendiliğinden pıt pıt yaşlar döküldüğünü hissettim gözlerimden.Bağlanmışım karakterlere.İyiydi kitap.Tek solukta okudum vallahi.
Baskı: Ölünceye Kadar Ölümsüzsün
Her sayfa birbirinin tekrarıydı.Çok kötüydü.Sakın almak gibi bir hata yapmayın.
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)
Gerçeklerden korkanlar için korkutucu bir kitap.Kitabın sonu çok üzüyor beni.1948 yılında yazılmasına rağmen şimdiyi ve büyük ihtimalle geleceği temsil etmesi beni boğuyor.Ve de her şeye inat, 2x2 = 4.
Baskı: Soğuk Kahve
Yazarın kendisiyle çelişen fikirlerinin aynı kelimelerle yazıldığı,basit olduğu kadar sıkıcı ve elde ettiği ünü haketmeyen bir kitap olduğunu düşünüyorum.İllallah dedirtti bana.Zamanıma üzüldüğümle kaldım.Emeğe saygı diye,bir de daha aşağı bir puan olmadığı için 1 puan verdim.Kesinlikle tavsiye etmiyorum.
Baskı: Kuyucaklı Yusuf
İçimizdeki Şeytan kitabının daha iyi olduğunu düşünsem de bu kitabın da farklı bir havası olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.Yusuf'un toplumdaki kayboluşunu gözlerimle görmüş gibi oldum okurken resmen.Betimlemeler çok iyiydi.
Baskı: Halüsinasyon
Kitapta gerçekten -özellikle sonlara doğru- Fight Club etkisi var.Miguel'in doktoruyla yaptığı tüketici konuşmasında ve finalinde benzerlik gösteren noktalar çok dikkatimi çekti.Yazar da bunu kapalı bir şekilde belirtiyor zaten bir yerde.Ayrıca temposu bu kadar yüksek bir kitabın son 10 sayfası gerçek bir hayal kırıklığıydı.Yine de kitabın akıp gittiğini ve yazarın okuru merakta bıraktığını söyleyebilirim.