xtina
@xtina

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Destroy Me (Shatter Me, #1,5)

Ne çok acı sığdırmışsın içine Warner. Babası tarafından istismar edilen küçücük bir çocuğun çektiği acıyı okuyor gibiydim, ilk kitaptan sonra bunu okumak karakterin hareketlerine anlam kazandırdı. Hem de artık aslında içinde ne fırtınalar koptuğunu bildiğimden diğer kitapları okumayı iple çekiyorum.

Makul Şüphe
1/1017.01.2021

Baskı: Makul Şüphe

Ne okudum ben ya? Tamam Young Adult da erkek karakterleri bu kadar rezalet yapmak zorunda mısınız? Özet geçiyorum. ''İstemiyorum. +Hayır istiyorsun. İstemiyorsan da bir yerlerimde değil. -Hayır istemiyorum.'' (Sevişirler) ''Geçmişini anlat. +Seks. -Bugün nasılsın? -Seks +Senden nefret ediyorum. +Ben sevmek seks.''

Baskı: Harry Potter ve Ölüm Yadigârları (Harry Potter, #7)

Diğer kitapların iyi olduğunu düşünüyorken bu kitap beni yıktı geçti. Tam anlamıyla bir enkazım. Okurken de filmini izlerken de gözlerim terleyip durdu. Tüm sorular cevap buldu ve bir şeyler sona erdi büyük fedakarlıklar sonucu. Snape... (Sanırım adı yeterli. Dolu dolu hislerle yüklüyüm.)

Baskı: Harry Potter ve Melez Prens (Harry Potter, #6)

Artık Harry'yi koruma içgüdüsü ile geri planda tutacak kimse olmadığına göre, son bir kez Voldemort ile karşılaşacak ve o da belirleyici olacaktır. Tabii ki Snape ile de. Snape hakkında ne düşüneceğim bilmiyorum. Karmaşık, anlaşılması zorlu bir karaktermiş gibi geliyor ve onun hakkında çok az okuduk, ilgimi çeken bir karakter ve kitabın sonunda yaptığı şey merakımı daha da cezbetti. Onun zamanında zarar verebilecekken Harry'ye dokunmaması tuhaf ve hatta, belki de bilmediğimiz zamanlarda Harry'yi koruyor olma ihtimali var diye düşünüyorum. Snape ne kadar taş kalpli gözükse de kimse durup dururken bu hâle düşmez. Son kitabı okuyup göreceğim ama içimden bir ses birileri çok büyük fedakarlıklar yapıyor diyor. Kafamda birçok soru olması dışında Tom Riddle hakkında daha fazla bilgi edindiğimiz kısımları heyecanla okudum. Serinin en hızlı bitirdiğim ve en sevdiğim kitabı oldu şimdiye kadar.

Baskı: Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Harry Potter, #5)

İlk kayıbın verildiği, savaşın başlayıp ciddi boyutlar kazandığı, geri dönüşü olmayan yola girildiği ve özellikle Umbridge'e kafa atmak isteyeceğiniz, serinin en uzun kitabı olması hâliyle sıkıcı kısımları olsa da soluksuz okuyacağınız bölümlerin onları unutturduğu kitap. Sonraki kitaplar çok daha tempolu ve açıklayıcı olacaktır eminim ki.

Tenimdeki İmza
1/1017.07.2020

Baskı: Tenimdeki İmza

3 sayfa okuyup devamını getirebilen varsa tebrikler.

Mathilda
6/1002.05.2020

Baskı: Mathilda

Zayıf bir kurgusu olsa da, eksikleri olduğunu düşünsem de bir şekilde beni etkilemeyi başardı. Yazar kendi içindeki çalkantıları - olaylar değil karakterlerin ruh hali- bizlere anlatmış gibi hayatına göz atınca bu kanıya vardım. Bir yandan gerçekten kapağındaki karalığın hakkını veriyor. İçim karardı, ruhum bunaldı okurken. Eski zamanların diyaloglarına bir türlü alışamadım, birbirleri ile konuşmaya başlamadan önce izin istiyorlar ve buna benzer şeyler bana garip geliyor hala. Tabi ki yazıldığı tarih göze alınınca bu çok doğal.

Baskı: Harry Potter ve Ateş Kadehi (Harry Potter, #4)

İlk üç kitabına göre daha az beğenmiş olsam da okunması kolay bir dili olduğu için çok da sıkılmadım. Özellikle son bölümlerde tempo artınca okuması daha da keyifli oluyor. Bu kitabın serideki asıl özelliği -spoiler olmasın- gerçekleşen bir olay ile serinin gidişatına bambaşka bir yön hazırlamış olması bana kalırsa.

Baskı: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Harry Potter, #3)

Muazzamdı, serinin şu ana kadar okuduğum en iyi kitabıydı. Geçmişle olan bağlantıları, karakterlerin derinlikleri, kitaba serpiştirilmiş ince detayları, bulmaca çözer gibi yerine oturan taşları okudukça kendimden geçtim sahiden. Çok akıcıydı, Rowling'in hayal gücüne hayran olmamak elde değil. Black ve Lupin iyi işlenmiş, sevdiğim iki karakter oldu. Dumbledore ise başlı başına bir bilge olduğunu bir kere daha kanıtladı, belki de onu en iyi büyücü konumuna koyan yeteneklerinden çok bu unsurdur. Snape'in de kendine özgü olan havasına alıştım ki aralarında husumet neymiş biraz daha öğrenmiş oluyoruz.

Baskı: Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter, #2)

Başları ne kadar sıkıcıysa devam ettikçe, sırlar oluşup açığa çıkmaya başladıkça da bir o kadar akıcı devam etti. Dobby her ne kadar fiziksel olarak çirkin bir cinmiş gibi anlatılsa da okurken "Gel sana bir sarılayım." diye düşünüp durdum. Çok tatlıydı benim gözümde, hırpalanıp durmasına da sinir oldum. Serinin diğer kitaplarını okudukça Voldemort'a üzülecekmişim gibi bir his var içimde. Zaten genellikle hikâyelerin kötülerini onaylamasam da içlerindeki karanlığı anlayabiliyorum, hiçbir kötü saf kötülük ile doğmaz. Ama Dumbledore'un da dediği gibi "Kim olduğumuzu gösteren şey seçimlerimizdir."

Baskı: Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter, #1)

Ne denilebilir ki yeterli olsun? Gerçek bir efsane. İnsanlar neden kitaplara sığınır, dünyayı arkasında bırakır başlı başına bir kanıt.

Baskı: Benim Balığım Yaşayacak

Tıpkı bir hız trenine binmişim gibi hissettirdi bu kitap bana. Bazı yerlerde çok hızlı gittim, bazı yerlerde yavaşladım, bir çok duygu karmaşası yaşadım. İçinde Japonya kültürüne dair bir çok yararlı bilgi olan bir kurguydu. Geçmiş, gelecek ve şimdiyi içinde barındıran, kuantum'dan Zen'e, Budizm geleneklerinden insanın hayatına dair çıkarabilecek derslere kadar çeşitli konuları barındıran bir kitaptı. Bir kere daha savaştan nefret etmeme neden oldu ve kamikaze pilotu olan dayısının günlüğünü okurken gözyaşlarımı tutamadım, Nao'nun ve ailesinin içinde bulunduğu o sessiz çaresizliği okurken de ağlamış olabilirim. Ruth'un bölümleri ise daha durgundu. Kısacası, içinden çıkamadığım karmaşık hisler içindeydim kapağını kapattığım zaman.

Fareler ve İnsanlar
7/1015.01.2020

Baskı: Fareler ve İnsanlar

Kısacıktı, tek nefes çekene kadar içime, bitivermiş. Lennie'ye ve onun masum hayallerine üzülmeden edemedim. Buruk bıraktı beni.

Momo
10/1006.01.2020

Baskı: Momo

Asla sadece bir çocuk kitabı olmayacak, büyülü bir anlatıma sahip, su gibi akıp giden, anlamlı bir eser.

Düşman
1/1021.12.2019

Baskı: Düşman

Ne denir bilmem, 10 sayfa okuyup yerine koydum. Yetti bana o kadarı.

Suç ve Ceza
10/1030.11.2019

Baskı: Suç ve Ceza

Sorgulatıyor, düşündürüyor, yaşatıyor. Daha önce bu kadar karmaşık ve de bariz bir karakter okumamıştım. Çocukken kısaltılmış versiyonunu okuyup çok etkilenmiştim. Şimdi tekrar okuduktan sonra insan diyor ki Dostoyevski, sen bir numarasın. Raskolnikov ile beraber hummalı bir hastalığa yakalanmışım gibi içselleştirdim kitabı, tabi ki bunun sebebi yazarın ustalığı.

Dracula
7/1016.11.2019

Baskı: Dracula

Vampirlere ait olan tüm bilgilerin atası. Zaman zaman temposuz olduğu için sıkıldım, ama yazıldığı tarihi göz önüne alınca korkutucu iyi.

Son Ada
10/1014.11.2019

Baskı: Son Ada

Son zamanlarda okuduğum, izlediğim çoğu şey bana Sineklerin Tanrısı'nı hatırlatıyor. Daha politik ve yalın hâli sadece. Belki de dönüp dolaşıp vardığım nokta aynı olduğu içindir. İnsanın aç, aciz, vahşi, zayıf ve korkak oluşu. O adada neler döndüğünü ve nasıl hissettirdiğini bizden başka kim daha iyi bilebilir ki? O adada yaşıyoruz neticede...

Baskı: Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'ın Tuhaf Hikayesi

Bknz: İçimizdeki Şeytan Hepimiz kendini Dr Jekyll olarak tanıtıp, içinde Hyde saklayan kişilerle karşılaşıyoruz yaşamımızda. Bir parça da kendimizde "saklı".

Baskı: Aşk Peşinde Bir Yıl

Kurgusu fena değildi. Ara vererek okudum çünkü bazı kısımlar çok yavaş ilerledi. Karakterlere ısınamadım ne yazık ki. Özellikle Brett baş karakterken içimde hiçbir duygu uyandırmadı. Nefret bile etmiyorum, nötr bir karakter benim gözümde. Aşık oldu ama gerçek aşkı da hissedemedim. Tüm karakter tanıtımları hızlı hızlı gerçekleşti, herkes birbirini önceden tanıyormuş gibi bir anda can ciğer kuzu sarması oldular. Brett'in, her ne kadar sonradan mirasın kendisi için bir önemi kalmadığını söylese de, çok zorlama geldi bana yaptıkları. Dediğim gibi daha gerçekçi, yüzeysel olmayan karakterlerle bu kurgu biraz da içine tempo katılarak daha iyi bir hale gelebilirdi. Yine de fazla bir beklenti içine girmeden, kafa dağıtmak için rahatlıkla okunabilir ki dram yoğun olsa da bu türdeki kitapların sonları az çok tahmin edilebilir.

Zaman Makinesi
8/1013.09.2019

Baskı: Zaman Makinesi

Zamanının çok ötesinde. Binlerce yıllar sonrasında okuyoruz ve mantıksız gelen hiçbir şey yok. Öngörüleri ile günümüzde devam eden konuları, bakış açılarını, gelişmeleri konu alan kitaplar okudum ama bu kitap öncü gibi öncü sahiden de. İlk yayımlandığı zaman okuyan insanlar ne düşünmüştür kim bilir, öğrenmek isterdim. Büyük ihtimalle atölyesinde düş gördüğünü düşünmüşlerdir.

Fahrenheit 451
9/1004.09.2019

Baskı: Fahrenheit 451

Çarpıcıydı. Gerilim tırmandı da en yükseğe ulaşamadan kitap bitti sanki. Kitap okumayan bir toplumun ekranlara hapsolacağını ön görmüş Bradbury. Okumamak için yasağa ihtiyaç duyulduğunu düşünerek yanılmış sadece. Not: Çevirisini pek beğenmedim. İngilizce okumanızı tavsiye ederim.

Baskı: Uzaktan Kumandalı Kız

Yazarın öykülerinin olduğu derleme kitabı okumayı isterdim. Yazara dair edindiğim ilk bilgiler, kitabın önsözünde ve ilk sayfadaki yazar tanıtım bölümündeydi. Daha önce hiçbir öyküsünü okumadım. Bu nedenle dili farklı geldi sanıyorum ki. Bir oturuşta bitecek bir kitap ama öyle olmaması gerektiği kanaatindeyim. Keşke daha ayrıntılı, daha uzun okuyabilseydik bu kitabı. Çabucak sistemin içine girdik, çabucak olaylar gelişti ve hemen de bitti. Bu yüzden sanki yarım kalmış bir kitap okumuşum da devamını bekliyormuşum gibi hissettim, benimseyemedim. Konusuna gelecek olursak, yazıldığı tarihi değil de geleceği öngörebilen ve de yazdıklarındaki haklılık payını günümüze kadar korumayı başaran yazarlara saygım sonsuz. Tabi ki günümüzde reklam yasağı yok, bundan bahsetmiyorum. Aksine reklam bolluğu var, reklamların içinde yüzüyoruz. Değişmeyen tek durum insanların çılgınlar gibi tüketmeye ve tüketim temsilcisine ihtiyaç duymaları. Şimdiyi ele alalım, yapılan reklamlar sonucu biz de kendimizin bir profilini oluşturmuyor muyuz sanal alem, sosyal medya vasıtası ile? Yazarın bile nefret ettiği Burke karakteri gibi çıldırıp, saplanıp kendine belki de çevresine zarar veren yok mu? Bağ kurduğumuz zaman olta atılan insanların farkına varabiliyoruz, tıpkı Burke gibi, gerçek bile olmayan Delphi gibi. Yani kısacası, daha detaylı izlemek istediğim bir Black Mirror bölümü gibiydi. Diğer öykülerini de okuyup yazarın dilini özümsemem ile sevebileceğimi düşünüyorum.

Amok Koşucusu
7/1018.08.2019

Baskı: Amok Koşucusu

Zweig, insanların yoğun duygularla boğuştuğu taraflarını çok iyi incelemiş, ölümüne bakılırsa kendi de bizzat yoğun duygular içinde savrulup durmuş bir yazar bana göre. Şimdiye kadar okuduğum Zweig karakterlerinin hepsi bazı kötü duyguların kurbanı olmuş, bazı duyguları o kadar aşırı hissetmişler ki artık içinde oldukları deri bile o hislerden oluşmuş ve bu duygular ile hayatlarına yön vermiş karakterler. Benim ilgimi çeken tarafı da bu psikolojik boyutun kısacık bir öykü içinde anlatılmadaki ustalığı. Okudukça yazarın yazım tarzına, analizlerine ve belki de kendi zihnine daha da alışmış bir şekilde buluyorum kendimi. O an Zweig ne hissettirmek istemişse onu hissediyorum. Gerçekten çarpıcı bir yazar.

ÖncekiSayfa 1 / 10Sonraki