
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşk Köpekliktir
Aşk temalı küçük hikayelerin derlenmesiyle oluşmuş.Özellikle Aşk Köpekliktir hikayesi güzel.Kitap akıcı ve yalın ayrıca Ahmet Ümit'in elinden çıktığı için okumanızı tavsiye ediyorum.
Baskı: Kar Kokusu
Yazarın okuduğum kitapları içinde en yavan bulduğum kitabı.Diğer kitaplarından aldığım keyfi alamadım.Ahmet ÜMİT'in elinden çıkmasına rağmen sönük kalmış. Çok şey katmamasına rağmen zaman kaybı olarak da görülmemesi gereken sadece diğer kitaplarına nazaran biraz geride bulduğum bir roman.
Baskı: Siyah Kan
Ustaca ilmek ilmek işlenmiş nadide kitaplardan biri.Grange Siyah Kanda kendini aşmış.Polisiye - Gerilimde referans kitaplardan biri diyebilirim.Bir katil ancak bu kadar iyi tasvir edilebilirdi.Okurken yer yer nefes almayı unutabilirisiniz. 9/10
Baskı: Masumiyetin İçin Savaş
Doktor Tess'i kitapta maalesef göremiyoruz tabii bu durumda kitabı daha yalın kılıyor.Sanki vites küçültmüş gibi.Öyle çok karmaşık bir kurgusu yok.Sürükleyici ama sonunda şaşırtmayan bir kitap.Fakat buna rağmen piyasadaki bir çok polisiye-gerilim türündeki romanlardan daha başarılı. 7/10
Baskı: İhanet Noktası
Bildiğimiz Dan BROWN aynen devam ediyor fakat önceki kitaplar kadar beğendim diyemem.Akıcı olması ve mekanların tasviri gayet başarılı. Bilim-Kurgu deyince akla zaten Dan Brown geliyor.Brown severlere tavsiye ederim.Bir çırpıda okuyup bitireceksiniz.
Baskı: Kör Baykuş
Öncelikle kitabı okumadan önce yazar hakkında araştırma yapmanızı tavsiye ederim.Sadık Hidayet bu romanda o kadar karamsar o kadar melankoli ki ister istemez bu durum okuyucuyu da etkiliyor.Yaşadığı dönem ki ruh haline romana aksettirmeyi başarmış. Kör Baykuş maalesef beklediğim etkiyi yaratmadı.Fakat yine de İran edebiyatından bir yapıt okumak güzeldi.
Baskı: Bab-ı Esrar
Mevlana ile Şems üzerine yazılmış bir roman.Bab-ı Esrar polisiye tarzdan ziyade Mevlana ile Şemse yazılmış güzelleme gibi.Sonu itibariyle okuyucu şaşırtan bir durum yok. Diğer Ahmet Ümit kitaplarının yanında biraz yavan geldiyse de hikaye ve mekan açısından ilgi çekici.
Baskı: Güvercinin Gerdanlığı Alamut'a Dönüş
Tapınak Şövalyeleri ile Fedailerin arasında geçen güç dengesinden bahsediyor.Cinsellik boyutu gereksiz yere uzatılmış,Müslümanlık hakkında yanlış bilgiler vermesi kitabın eksi yönleri. Buna rağmen tarihi roman anlamında akıcı.Zaten konu Hasan Sabbah olunca insan ister istemez kitap hakkında meraklanıyor. Alamut Kalesinin ardından okunursa daha iyi olur.
Baskı: Zar Adam
Zaman kaybı ve hayal kırıklığı.Kitabı zorla bitirdim diyebilirim.Bir de 2. kitabı çıkmış.Kısaca benden uzak dursun.bunun yerine başka kitap okuyun derim.
Baskı: Patasana
Her zaman ki Ahmet Ümit tadı vardı diyebilirim.Kurgu ve anlatım yönünden başarılı bulsam da karakter ve sonu itibariyle zayıf kalmış.Buna karşın sürükleyici bir kitaptı.Ahmet ÜMİT hayranı olarak yine de beğendim.
Baskı: Yüzyıllık Yalnızlık
İlk kez 1967 yılında yayınlanıp 1982 yılındı Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır. Sakin bir kafayla rahat bir ortamda okunması gereken zorlayıcı fakat bir o kadar da zevkli bir kitap.Nobel Ödüllü kitaplar dil ve anlatım yönünden sıkıcı olsa da.Yüzyıllık Yalnızlık bir sülalenin başından geçen olayları başarılı bir dil ve kurguyla bizlere sunuyor. Kitabı başlangıçta aceleci olmadan özümseyerek okumanızı öneririm.Karakter sayısı fazla olduğundan dikkat edilmediğinde karışıklığı yol açabilir.Aynı isimlerin farklı karakterlere verilmiş olması da yer yer karmaşaya neden oluyor.Sonunda iyi ki okumuşum diyeceksiniz. Sabırlı olanlara tavsiye ederim.
Baskı: Doğu'nun Limanları
Amin Maalouf'un okuduğum 3. kitabı kendisi Ortadoğulu olmasına rağmen nedense kitaplarında batıya karşı aşırı duyarlı.Kendi vatanını kurtarmayı akıl edemeyen Maalouf Fransa'yı başarılı bir şekilde kurtarıyor! Yıllarca Fransanın sömürüsünde kalmış bir Lübnan yerine Lübnanlının Fransayı kurtarma çabası.Yazarın bu yönleri rahatsız eden tarafı... Kitabın içeriğine gelirsek yazarımız yine akıcılığından ödün vermemiş.Aşkı ve savaşı bir arada çok iyi işlemiş.Kitapta Osmanlının son zamanları Ortadoğu insanının durumu,İkinci Dünya Savaşı ve Arap-İsrail Savaşı ve bu süreçte yaşananlar okuyucuyu içine alan bir dille anlatılmış. Maalouf'un insanları tahlil yeteneği ve toplumlara bakış açısı gerçekten ustaca.Sıkılmadan okuyabileceğiniz başarılı bir kitap.
Baskı: Da Vinci Şifresi (Robert Langdon, #2)
Oldukça akıcı ve sürükleyici bir roman.Verdiği ilginç bilgiler ve yarattığı kurguyla Dan Brown başarılı bir işe imza atmış.Macera gerilim tarzında okunması gereken kitaplardan.Filmi kitaptaki başarıyı maalesef yakalayamadı.Tavsiyem önce kitabını okuyup ardından filmini izlemek.
Baskı: Melekler ve Şeytanlar (Robert Langdon, #1)
Dan Brown'un en sevdiğim romanı.Yazar akıcı,bilimsel ve güzel bir kurguyu harmanlayıp bizlere sunmuş.Heyecanlı ve sürükleyici.
Baskı: Semerkant
Wladimir BARTOL'un Alamut Kalesinden sonra tekrar Hasan Sabbah, Nizamülmülk ve Ömer Hayyam ile karşılaşmak güzeldi.Yüzüncü Ad ve Semerkant'ı peşi sıra okudum ve Maalouf'un kaleminin ne kadar kuvvetli olduğuna kanaat getirdim diyebilirim.Sade ve farklı kurgusuyla akıcı bir kitap. Kitabı iki bölümde incelersek 1. bölüm Ömer Hayyam,Hasan Sabbah, Nizamülmülk üçgeninde geçen güç dengelerini konu alıyor.2. bölüm ise daha çok İran Devrimi ile alakalı.İran Meşrutiyet Dönemini ve dış devletlerin İran üzerindeki baskısını güzel anlatmış. Yazar gerçekten Semerkant'ta sağlam bir konuyu çok güzel kurgulamış.Okunması gereken kitaplardan diyebilirim.
Baskı: Afrikalı Leo
Semerkant ve Yüzüncü Ad'ın ardından okuduğum 3. kitap.Bir klasik olarak nitelendirilmesine rağmen diğerleri kadar beğendim denilemez.Tabi bunda çevirinin de büyük etkisi var.40.baskısına ulaşmasına rağmen çevirmen değişmemiş.Yavan bir çeviriyle karşılaştım. Afrakalı Leo'ya gelecek olursak yer yer sıkıldığım yer yerde beğendiğim bölümler oldu.Osmanlı'yı yererken(istilacı ve tecavüzcü olarak betimlemiş) Hristiyan dünyasını poh pohlamış ve üstelik 1500'lü yıllar medeniyet olarak imparatorluğun zirvede olduğu bir dönem. Roman boyunca Hasan'ın yolculukları,aşkları,çektiği acılarla yüzleşiyoruz. Granada'dan başlayan yolculuk Fas,Kahire ve Roma'ya doğru tarihsel bir yolculuğa çıkıyoruz. Bana göre başucu kitaplardan olmasa da güzel bir kitap.
Baskı: Ezilenler
Dönemin sosyal yaşantısını çok iyi yansıtmış.Rus edebiyatında sokaktaki halkın ne durumda olduğunu öğrenmek istiyorsanız Dostoyevski okumanız yeterli.
Baskı: Hükümdar
Oğuz Han'ın Türk Boylarını bir çatı altında toplamasını anlatan tarihi bir kitap.Yazar eski Türk geleneklerini,inançlarını,aile ilişkilerini ve yaşayışlarını sade bir şekilde kurgulamış.Akıcı,sürükleyici,dili yalın sıkılmadan okudum.Kitap 200 sayfadır.
Baskı: Od
Bir şah ve Sultan kadar tad almasam da tasavvufi açıdan yalın ve akıcı bir kitap.İskender Pala'nın gerçekten kendine has bir dili var.Kitabın bir bölümünde sıkılsam da OD iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri.
Baskı: Cerrah (Rizzoli & Isles, #1)
8 yıl önce aldığım ismi ve kapağın albenisi ile aldığım bir kitap.Yazarın ilk romanı.Polisiye tarz.Akıcı ve çok karmaşık olmayan yapısı kitabın artı yönlerinden olsa da kitap da ameliyat masasında yapılan yöntemlere epey yer verilmiş.Yazarın doktor olması etkilemiş diyebilirim.Aman aman şaşırtıcı bir kurgu olmasa da geneli itibari ile iyi.Katilin anatomisi iyi aktarılmış.Ama bazı yönleri havada kalmış mesela neden gecelikleri dürüyor gibi.Bir Agatha Christie,Stephen King,Ahmet Ümit,John Verdon tadını alamadım.Fakat gerilimi gerçekten hissettiriyor diyebilirim.
Baskı: Bin Muhteşem Güneş
Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısından sonra yine bir solukta okuduğum kitabı.Yazar bu kitapta Leyla ile Meryem'in gözünden tüm Afganlı kadınların içler acısı durumu yansıtmış.Bu yaşantının temelinde sosyal ve siyasal nedenler de gözler önüne serilmiş.Aşk,acı,şefkat,sevgi ve sayamadığım duyguyu bünyesinde barındıran bir eser.Mükemmel değil ama güzel.Roman aynı zamanda yakın tarihten bilgiler veriyor. Bin Muhteşem Güneş'i okuyunca Mende Nazer'den Köle kitabını anımsadım.Okumayanlar için tavsiye edilir.
Baskı: Truva'nın İntikamı
Kitap daha çok Fatih Sultan Mehmet'in tahta çıktıktan sonraki hayatını İstanbul'un fethini ve dönemin bazı önemli olaylarını anlatıyor.Kitap içerik olarak akıcı ve bilgilendirici.Buna karşın kitapta Dipnot yada İndeks namına herhangi bir şey karşımıza çıkmıyor.Tarih kitabı sonuçta bazı bilgilere ulaşmak için sayfaları tek tek kontrol etmenin mantığı ne kadar doğru?İsmi ilgi çekici olsun diye konulmuş.Çünkü Truvayla ilgili bir bölümde değinerek Fatihe atfedilen Truvanın intikamını alma cümlesine açıklama getirilmiş. Kitapta bazı doğru bildiğimiz doğruların doğru olmadığını hayretler içinde okuyacaksınız.Yeni çağ İstanbul'un fethiyle mi başladı?Çandarlı'yı niye öldürttü?Gemiler karadan yürütüldü mü?Fetih 29 Mayısta mı oldu?Ulubatlı efsane mi gerçek mi?Savaş niçin çıktı?Koyun meselesi ne?Fethe karşı çıkanlar kimlerdi? gibi sorulara cevap aranıyor. Son olarak tarihe ilgi duyanların okuması gereken bir kitap.İnsan olarak geçmişte yaşananlardan ders çıkarmalı ve tarih havuzuna yeni bilgiler eklemeliyiz düşüncesindeyim.
Baskı: Büyük Umutlar
Ablası tarafından yetiştirilen gönlü karasevda ile, gözü yükselme hırsıyla perdelenmiş köy kökenli genç Pip'in, 'Büyük Umutlar'ını gerçekleştirebilmenin doğru yolunu ararken yaşadıklarını anlatan bir roman. Her ne kadar para insanı bir yerlere getirse de önemli olan mutluluğu yakalayabilmektedir.Küçük Pip eline geçen parayla Büyük Umutlar'a kapılacaktır.Ama gerçek hiç de öyle değildir. Yazar Büyük Umutlarda aranın beraberinde getirdiği saygınlığı statü farklılıklarını,iki yüzlülüğü,kıskançlığı gözler önüne seriyor. 19. yy yaşantısında paranın ahlakı yozlaştırdığını bir kez daha okuyucuya sunuyor.Çoğu klasik romanda olduğu gibi burada da insan ilişkileri iyi bir şekilde yansıtılmış.Fakat kitabın ilerleyişi bana biraz yavaş ve sıkıcı geldi.Ustaca işlenmiş kurgu göremedim.En iyi yanı insan tahlilleriydi diyebilirim.Büyük Umutları okuduğumda sanki bir Türk Filmi izlemişim kanısına vardım.
Baskı: Efsane
Kitap Barbaros Hayrettin Paşa'nın hayatını anlatıyor fakat şunu baştan belirtmeliyim kitabın kapağında söylendiği gibi "Bir Barbaros Romanı" olmaktan ziyade "Bir Şehzade Alkala" romanı olmuş. Hani eve girdiğinde, her yana dağılmış olan yemeğin kokusu seni heyecanlandırır da tencerenin kapağını kaldırdığında, bambaşka bir yemekle karşılaşırsın ya...İşte bu yanılgı kitapta da kendini göstermiş.Kitap Barbaros kokuyor fakat kapağı açınca Sidi Alkala çıkıyor. Merakla başladığım,merakla sürdürdüğüm fakat bittiğinde Barbaros'la ilgili neler kaldı diye düşündüğümde iki üç cümleyi geçmeyen cevaplar oldu maalesef. Diğer kitaplarıyla karşılaştırdığımda beklediğimin karşılığını alamadım diyebilirim. Masalsı hatta epik bir anlatımı olan eser bu açıdan kayda değer.İskender Pala yine öncekiler gibi tarihi ve aşkı güzel harmanlayıp sunmuş bizlere.