Hayata devam
@Hayata devam

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Aşk Yeniden (Virgin River, #1)

O nasıl güzel anlatım nasıl güzel hikayeydi!! Mel kasabaya ilk geldiğinde (gelebildiğinde!) her şeyi farklı lanse etmiş olan Hope ardından aksi Dr. diyaloglar süperdi ;) Jack ile tanışması arkadaşça (Jack her ne kadar göz koymuş olsa da ;) ) başlayan Jack'in haysiyetli tavırları,tamamen verici sevecen yapısı,itina ile filizlenen aşk :) Kasaba dostlukları,pembe dizi yorumları :p ,kardeşlerin tutkunluğu,arkadaşlıkların sağlamlığı harika anlatılmış büyük bir keyifle okudum :) Bir şeyden rahatsız oldum...14 yaşındaki kızın tavırları üstüne üstlük 16lık Ricky ile olan cinselliği hiç olmasaymış keşke böyle şeylere hiç değinilmeseymiş dedim :/

Baskı: Gizemli Aşık (Rogues of Regent Street, #4)

Yaklaşık ilk 300 sayfada resmen içim şişti O yüzden acilen bu kitabı bugün bitirmeliyim diye kendimi okumaya verdim ve nihayetinde bitti beni Sophie'nin ablası Ann abisi Jullian ve eşi Claudia -sosyete ne der kısmet bulmuş bunuyorsun havasındalardı ya- delirttiler :/ Sophie'ninda onların istekleri doğrultusunda sesini çıkarmaması pasif kalışı beni çileden çıkardı :/ Sonrasında kitap açıldı Lord Hamilton ve Honoria'nın peşine düştükleri andan itibaren kitaba ruh geldi kitap sonrasında zorlama ile değil sonu nasıl olacak diye merakla aktı gitti :) Caleb'in aşkını anlatışına hayran oldum ! Aşklarının cidden her türlü olumsuz şartlara ve düşüncelere rağmen dayanabilmesi Sophie'nin köprüleri yıkışı ,abisine yazdığı mektup ile özgürleşmesi...Düğünleri için tüm ailesinin taşraya gelmesi onların yaklaşımları işte aile budur dedirtti :) Cinselliğin abartılı olmaması ayrıca memnun ediciydi ! Hele o son!! Evliliklerinin 50 yıllık sürecinin özeti ve ilk defa bir romanda birinin ölümü ile final :/ Yaşam bu olacak elbette onların adına 50 yılı dolu dolu yaşamaları çocuklarını büyütebilmeleri bir başka mutlu sondu ama tam son oldu .. Sevdiğini ölümünden sonra izlerken onun yanına yatıp kendi hayatından vazgeçmeyi ve onunla birlikte gitmeyi düşündü..Fakat dışarıdan gelen ses onu geri çağırınca oğullarının varlığı gidişini erteledi ve arkadaşlarımın alıntıladığı gibi; Eğilip son bir kez dudaklarından öptü."Çok yakında,aşkım,"diye fısıldadı."Beni gölün yanında bekle.Çok yakında geleceğim." Ağladım be :'( Ve kitabın ilk baştaki şişirmesi balon gibi söndü...

Baskı: Sırlar Aşka Engel Mi? (Writers, #3)

Rachel Gibson'u ilk tanıdığım kitabı, bu seriden ilk çıkan (ama ilk hikaye değilmiş..) ''İçinde Aşk Saklı'' çok sevmiştim ve yazarın çıkacak bütün kitaplarına abone olmuştum ;) Yukarıda ki yorumları okudum hemfikiriz üzerine yazacak bir kaç şey ekleyebilirim... Belki ilk defa bu kadar detaylı yazdığı bir romanı okudum..Yapılan en ufak işi bile cümleleştirmiş şöyle ki;Colanın kapağını açtı bir kaç yudum içti colanın kapağını yeniden kapadı..veya banyo aşamalarında(tabi banyo losyonu sevmesi aşırı derecede düşkün olması ayrı ;) ) adım adım cümleleşmişti...Tabi hal böyle olunca okuduğum her cümlenin biz sonraki durumlara yansıması,etkisi olacak mı diye bekledim ;) Bu beklentilerimi doğrulayan Maddie'nin kasabada her gördüğü kadının saçları konusunda yorumsal düşünüşü ve hatta bunu diğer arkadaşlarına ''kasabada ki kadınların yarısının saçlarının berbat diğerlerininkinin çok iyi''demesini sonrada anladım ;) RG 'in karakterleri oldukça cesurdur ama burada Maddie dahada aşmış çok kendinden emin -bir tür savunma mekanizması olduğunu düşündüğüm- yaklaşımlar aşık olduktan sonra yıkımı daha ağır oldu :/ Kendi kimliğini açıklamada gecikmesine -niye olduğunu biz aslında anlıyoruz- karşın diğer her şeyde son derece dürüst ve açık olması (kimi zaman iç acıtıcı kimi zaman komik ) onu oluşturan yoksunluğa yaptığı mesleğin etkisi çok büyüktü... Hele ki en sonda Mick'e kitabı vermeye gittiğinde yaptığı veda konuşması bu ayrılık acısını nasıl kabulleneceğini ne kadar acı çekeceğini ortaya koyuşu beni de çok etkiledi.. Yani duygu aktarımı çok iyiydi ! Arzu'nun da belirttiği gibi Nick Allegrezza ve eşi Delaneyi görünce -aklımdan tamamen çıkmış İlişki Durumu Karmaşık :o - çok yakışıklı ve eşine acaip aşık bakan erkek olarak tanımlanınca bir an düşünmüştüm okuduk mu acaba diye ama yazarlar serisini düşününce bulamadın seri dışı kitabı da o an aklıma gelmedi ta ki Delaney'in ikizleri doğduktan sonra iş başı yapacağı zamanı söylerken ''iyi bir kesime ihtiyacın varsa beklerim'' demesi, kuaför salonundan bahsedilene kadar... işte o an ışık yandı bende :P Çeviri oldukça iyiydi Mick dayı en sonlarda Mick amcaya döndü (neyssse :p )

Baskı: Gitmene Asla İzin Vermeyeceğim

Çok beğendim :) İlk başlarda -bir kaç sayfa- nedense konuya adapte olamadım çok sürmedi sonrasında merakla aktı gitti ;) Chelsea'nin karakterini, başına gelenler ile mücadele edebilme azmini çok beğendim. Antony'nin onun tavırları,kişiliği karşısında çarpılması -ne kadar yanlış sonuca varsa da-vazgeçememesi,sosyal konumundan beklenenler ile duygularının arasında kalışı...Çaresizliği,kaybetme korkusu,Chelsea'nin iyi olması için çabası kızı ne kadar çok sevdiğini daha inanılır kılıyordu. Olayların örgüsü,kurgusu güzeldi :) Chelsea'nin ihanet olarak algıladığı kendi başına olduğunu düşündüğü ve bu doğrultuda uygulamalara geçişi onun yalnızlığı,vazgeçişleri çok içime dokundu :/ Toprak sahibi baş belası adamın saplantısı,sapıklığı,caniliği tüyler ürperticiydi ! Duygusallığın olduğu kadar sempatik diyaloglarında iç içe geçtiği güzel bir romandı :)

Ölümüne Sev Beni
10/1018.12.2012

Baskı: Ölümüne Sev Beni

Çok beğendim !! Lucy ve Sean ana karakterleri ve kalabalık kardeş kadrosu çok dikkatimi çekti sırasıyla okuyacağız diye düşünürken meğerse onların hikayeleri daha önce yurt dışında çıkmış...Biz Lucy Kincaid serisini okuyacak gibiyiz. Lucy'nin Psikiyatrist abi Dillon Kincaid - FBI ajanı Kate Donovan'ın ana karakter oldukları ve Lucy'nin kaçırılma ve tecavüzünün konu olduğu ''FEAR NO EVIL'' Mart 2007 Paralı asker abisi Jack Kincaid'in''SUDDEN DEATH''Mart 2009 Sean'ın abisi Duke Rogan'ın hikayesi ''CUTTING EDGE''Temmuz 2009 Ve diğerleri.. Birbirleri ile kesişen taciz,kaçırılma üzerine yazan bir yazarla tanıştım bana Criminal Minds dizisini anımsattı profil uzmanları FBI araştırmaları seri katiller ..Konuyu işleyişini çok sevdim ama çok da tedirgin rahatsız olurum en nefret ettiğim suçlu profili çocukları taciz edenler,tecavüzcüler.. Yazarın anlatımını çeviriyi çok beğendim. Lucy karakterini ortaya çıkarışı yaşadığı kaçırılma ve tecavüz,kardeşlerinin hayatının tehlike altında olması sonucu adam - psikopat manyağı - öldürme olayından sonra hayata tutunuşu cesaretini,azmini anlatmaya çalışmasını çok beğendim.. Bütün kitaplarında benzer konular var gibi yani cinsel suçlar. Cinsel istismara ,tecavüze uğramış olanların kendilerini bir tür suçlu gibi gördükleri bilinmekte ve hayata küsmekteler :/ ''Niçin Ben'' diye sorarken kendilerini yargıladıkları durumdan çıkarmak için, böylesi sağlam (kendini tanıyan,eksisini de artısını da bilen) roman karakterlerinin yaratılması kahraman boyutuna taşıyor başarı hikayeleri,sağlam kişilikler rol model oluyor.. Bu kadar travmatik olaylar yaşamış bir karakterin hayata tutunuşunda elbette ona neşe katacak ödül olacak bir aşka da ihtiyacı var o da burada Sean... içtenliği,esprili gerçekçi yaklaşımı çok güzel aktarılmıştı :)

Beni Uzaklarda Arama
9/1013.12.2012

Baskı: Beni Uzaklarda Arama

Çok eğlenceli bir hikayeydi :) Kitabı ilk okumaya başladığımda şöyle yazmıştım...''Ahh ama birde doğru düzgün bir çeviri olsaymış :/ Sanki karakterler iç seslerinde yada diyaloglarında birden rüyadaymışçasına yada demans olmuş gibi ''dan'' diye alakasız bir cümle!! Nereye bağlayacağımı bilemedim :/ Umarım ilerleyen sayfalarda bu sorunla karşılaşmam .. 141 sayfa oldu,çevirmen karar vermemiş sanırım, kızın gözlerinin rengi masmaviden,en sıcak kahverengiye bir kaç kere gitti geldi :O Yani eğer gözlerin ifadelerine dair bir şey yazılıyorsa renginden bahsedilince dikkat çekiyor yoksa gözünün renginin ne önemi var:p'' demişim... Neyse sonradan ya alıştım galiba nelere alışmadık ki:o!Sonuna kadar göz rengi mevzusu gizemini korudu :p Kitabın adı When Harry met Molly yani When Harry met Sally (Harry Sally ile Tanışınca) filminde olduğu gibi ... Oysa onlar eskiden tanışıyorlardı çocukluklarından beri birbirlerine gıcıklardı ;)) Nefrete yakın gıcıklıktan doğan didişmeli bir aşk hele sonu evlere şenlik bir balo ile her şey bir arada çözüldü şok şok şok skandal!! Velhasılı keyifliydi :D

Baskı: Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir

Aksiyon,suç örgütleri,mücadele,esprili karakterler ve aşk :) Aradığım her şey bir arada daha ne diyebilirim ki? Takım ruhu,kardeşçesine birbirlerine bağlılıkları,sert adamlar, samimi sevecen, dobra dostluklar :)) Jenna ise ilk başta vazgeçen modundan ailesinin desteği ile sıyrılıp tekrar sahaya ve özüne dönmesi,olaylar ve diyaloglarda esprili zekice analizleri,Gabe'e yaklaşımları çok güzeldi :) Cindy Gerard'ı Sınırı Aşacaksın ile tanımıştım kitaplarının devamını okumayı çok beklemiştim Nemesis'in yazarın yeni kitaplarını çıkarmaya başlıyor olması beni çok memnun etmişti beklediğim kadar varmış ;) Bundan sonraki hikaye keskin nişancı Sam Lang'in kısa sürede okuyabiliriz umarım :) Direkt yazılması gerekirken yine maalesef ''direk'' yazılması tashih yapanların yetersiz olduğunu düşündürtüyor :/

Baskı: Söz Dinlemez Kalbim (Matchmakers #2)

İrene romanın anlatıcısı (kısmen Francesca hariç) baş kahramanımıza bayıldım ;) Kendi ve iç seslerine karşı duyarlı,öz eleştiri yapabilen, bilinçli, kendine yalan söylemeyen ,dürüstlük abidesi,inatçı ,evlilik bağının getireceği kısıtlamalardan ''hiç kimse'' olmaktan korkan ayağı sağlam basan bir kız ...Evlilik korkusunda üzerinde durduğu,vurguladıkları hiç de göz ardı edilecek şeyler değildi... Kitabın sürprizi Gideon'un geçmişinden kaynaklı durumun ortalara doğru beklenmedik şekilde gizemli/karmaşık örgüsü ve bu gizemin bir cinayet ile çözülmesi yani polisiye unsurun konuya dahil edilmesi beklenmedik şekilde şaşırtıcıydı çok da hoşuma gitti :) İlk kitabı da hoşuma gittiği için takip ettiğim bir yazar ...Türkçeye aktarımı oldukça iyi (en en sonda son sayfada Rochford diyeceğine Gideon denmesi ...nazarlık diyelim !) çevirmeni,editörü,son okuyucuyu tebrik etmek lazım :)

Baskı: Kalbinde Bir Yer Aç (Chicago Stars, #2)

24 saatte bitirdim inanılmaz elden bırakmak mümkün değil hem bir an önce sonunu okumak istiyorum hemde bitecek diye korkuyordum Nefis bir kitaptı eğlendim,güldüm kahkaha attım duygulandım içim cızz etti...Bayılıyorum böyle kitaplara beni benden alıyor . Bobby Tom inanılmaz tatlı sevimli herkese karşı nazik davranan yufka yürekli bir ''playboy''... Gracie ile futbolda sakatlandıktan sonra tanıştığı için icraatları efsane olarak anılmakta;) Mutlu bir ailenin tek çocuğu en küçüklükten beri kızların yoğun ilgisi altında ama asla istismar,eziyet eden bencil biri olmamış...Kendi duygularını saklayan birisi olması kimseyi kırmak istememesi kalbini kaptırdıktan (gerçekten değer verdiği kişilere karşı savunmasız ) sonra sevdiğine karşı istemsizce acılar yaşattı ve bundan da ne kadar pişman olduğunu okuduk... Gracie tam bir dediğim dedik ;) Yetiştiği huzurevi ortamı silik kendine güvensiz olmasına sebebiyet vermiş. Onun hayatın diğer enerjik yönüyle tanışmasını geciktirmiş,hayata neşeye sevmeye sevilmeye aç biri... Fakat onun kişiliğinin temelini oluşturan insanları anlama iletişim kurma dinleme,algılama yeteneğini de kazandırmış. Son derece duyarlı esprili -bir çok diyaloğunda kahkahalar atmama sebep oldu - ilkeli doğal biri :) Suzy yani Bobby Tom'un annesinin eşini kaybettikten sonra yaşadıkları Way ile 2. bir mutluluk yakalama şansında girdikleri yol bunun mücadelesi,kargaşası Way'in yanlış anlaşılan (kasabanın gelir kaynağını taşımak istemesi,annesinin yaşadığı trajik olaylar onun hayata karşı sert tavrı..) geçmişe hınçlı Suzy'e gençliğinden beri aşık olması onun için üzülmeme sebep oldu İşte bu noktada bir evlat olarak ne düşünülebileceğini, hayatta eğer 2. bir mutluluk şansı varsa elde tutmak mı yoksa sorumluluklar gereği görmezden mi gelinmesi gerekiyor bunları düşündüm.. Way ile Suzy'nin geçirdikleri evreler bu kitabın en can alıcı noktalarındandı,oğlu Bobby Tom'un tavrı anne üzerinde etkisi sonra tatlıya bağlanması annesini Way'e esprili teslim ediş anı çok güzeldi:) Yazar ahh bu yazar cidden çok zeki,gözlemi algısı çok açık biri olsa gerek Sanki basit bir hikaye anlatıyormuş gibi fakat duyguları işleme potansiyeli çok yüksek Türkçeye aktarımı sunumu çok başarılıydı hiç bir pürüz ile karşılaşmadım:)

Baskı: Şeytan Diyor ki (Cehennem Kulübü #1)

478 sayfayı soluksuz 1 günde keyifle heyecanla okudum,elimden bırakamadım !! İlk başlarda 100. sayfada ''Kızı boş bırakırsan ya davulcuya yada zurnacıya varır'' cümlesini okuduğum anda yaşadığım çeviri şoku Allahtan sonrasında devam etmedi yoksa böylesi güzel bir kitaba yazık olacakmış ;) Romanlarda aradığım her şey bir aradaydı -şu ara şanslıyım hep böylesi denk geliyor ;)- Güçlü karakterler,hissettirilen duyguların inandırıcılığı,tasvirlerin zenginliği,kurgu,gizem, macera,gizli örgütler,sadakat... Kitabın arka kapağında ''Foley'ın bu harika aşk hikâyesi Amanda Quick ve Stephanie Laurens hayranlarının çok hoşuna gidecek.''demişler çok doğru bir tespit ! Konudan bahsetmek istemiyorum... karakterleri sorgulayabileceğim hiç bir mantık hatası yoktu yazar okuyucunun kafasında ''keşke şöyle olsaydı..'' sorusunu dahi getirtmeden itina ile yazmış :) Heyecanla bundan sonraki Teşkilat üyelerinin hikayelerini bekliyorum ;)

Baskı: Paylaşılan Hayaller (MacGregor Ailesi, #5)

Duygularımı anlatacak kelime bulamıyorum!! Bu kadar mı güzel olur ?? MÜKEMMELDİ <3 Daniel'in yaşı ilerledikçe hepten tam kıvamını bulmuş ;) Sakin güç Anna nasıl genç bir hanımmış Daniel'i Daniel yapan gerçek güç <3 Nora Roberts'in her bir kitabını okuduğumda saygı ile tekrar tekrar şapka çıkarıyorum !

Kalpsiz
10/1028.11.2012

Baskı: Kalpsiz

Bilindik tarihi aşk romanlarının çok dışında ,alışılmadık karakterler,alışılmadık mekanlar,esprili diyaloglar dozunca gerilim gizem...Romanın erkek kahramanı Kont Rohan bir mükemmellik örneği değil -okuyucu olarak içindeki iyi yanı görmek için bekledim- memleketinden sürgün edilmiş (17 yaşındayken isyana katılmış ailesi katledilmiş),Fransa'da sefahat içinde yaşayan,her türlü dejenerasyonu yaşamış/yaşayan ve bunlar için ev sahipliği yapan kayıp bir kişilik...yinede onda umut var dedim oysa böyle bir karakteri sevmek ondan umut etmek romanın doğası gereği zaten oluşacaktı ;) Kadın kahramanımız Elinor ise o da bambaşka, güzel denemeyecek olarak tasvir edilmiş kendini beğenmeyen, annelerinin berbat yaşamı sebebi ve annesi tarafından ihanete uğramış olmasına rağmen, kendini kız kardeşine adamış sadık,sorumluluk sahibi,dirençli ayakları üzerinde sağlam kalabilen karakterli bir kız.Kimi yerde diyaloglar gülümsetse bile oldukça trajik,iç acıtıcı olması farklı farklı duyguları hissetirdi... Rohan ile Charles restleşerek konuşmasından,Rohan'ın ifadelerinden birini paylaşmak isterim shf.385 (kitabın adına göre tam oturmuş);Rohan hırlayarak ona sövdü.'' Sende benim kadar biliyorsun lanet olası.Beğensen de beğenmesen de bir kalbim olduğunu fark ettim.Bu lanet olası organ hiçbir işime yaramıyor,ama durduğu yerde Elinor diye tutturuyor.Onsuz yaşayamam'' Çeviri çok güzeldi,konuda çarpıcı her ikisi bir araya gelince oldukça akıcıydı 1 günde okundu bitti :)

Gelinler ve Nedimeler
9/1027.11.2012

Baskı: Gelinler ve Nedimeler

Dostluklar,ilişkiler üzerine hafif esprili anlatımlı,kimi zaman trajik çoğu zaman betimlemelerin tavan yaptığı oldukça keyifli bir kitaptı :) Sadece bayan karakterin düşüncelerinden anlatılmasını yetersiz buldum...

Baskı: Buz Prenses (Patrik Hedström, #1)

Kuzey ülkesi ikliminde yaşayanlar polisiyeyi çok daha grift yazabiliyorlar sanki, bu kanaate vardım.Gündemde olan; Stieg Larsson (İsveç) ,Jussi Adler Olsen(Danimarka),James Thompson (ABD doğumlu fakat uzun süredir Finlandiya'da yaşıyormuş...)James Thompson'u henüz okumadım ama çok beğenildiğini biliyorum.. Camilla Lacberg'in ise ilk romanı olan (olmasına rağmen! ) Buz Prenses uzundur okuduğum en sarsıcı,kurgusu mükemmel polisiyeydi...Konuyu işleyişi ,mekan detayları tasvirleri, kişilik betimlemeleri çok düşünülmüş ince ince kurgu ile bütünleştirilmiş. Belki polisiye okurken her bir satırın ileride çözüme faydası olacağını düşündüğüm için, çoğu cümlede alt anlamlar arayarak okuyunca ilk başlardan kısmen büyük sürpriz -bana sürpriz olarak gelmedi - ( elbette oldukça sarsıcı bir konuydu...) sadece doğrumu düşündüm bunun teyyidini bekliyordum ;) İntihar kılıklı bir cinayet ile başlar her şey ve bu cinayet taa 25 yıl öncesinin istismarından çıkar...Hemde ne uğruna ?? ''Herkes ne der'' ortada mağdurlar ola ola ''şerefe leke sürdürmemek ''uğruna harcanan çocukların yetişkinlikte yaşadıkları travmalar, oluşturdukları kişikliklerin yaşamdaki kesişimleri,izdüşümleri,geçmiş ile yüzleşme ihtiyacı ... Yazar her bir bireyi itina ile tanımlamış,düşüncelerine girmiş onların zihninden,perspektifinden anlatıma farklılıklar katmış. Roman kahramanımız Erica'nın kardeşi ile ilgili kaygıları,aşk hayatında ki tutunma çabaları romanı motomot polisiye olmaktan kurtarmış... Yazarın anlatım dili ,çeviri çok güzeldi :) Tek sorun İsveçce isimleri okuma zorluğum oldu ;/

Baskı: Seni Kalbime Yazdım (Legend of the Four Soldiers, #3)

Bir önceki kitaplarındaki kadın karakterleri pek sevmemiştim ve hatta Hoyt'un kadın karakter yaratma konusunda iyi olmadığını yazmıştım ama burada yazar aşmış kendisini çok iyi yansıtılmış bir kadın karakteri yaratmış :) Sadece kadın karakter Helen değil.. Sör Alistair,çocuklar Abigail,Jamie hepsini çok güzel işlenmiş :) Görünen görünmeyen tüm yaralara rağmen hayata devam edebilmenin, korkular ile yüzleşmenin anlatımı çok güzeldi...Red eden ,ezen ,hırçın tavırlar olmaksızın kendini kabullenerek birbirleri ile olan iletişimlerini okumak büyük keyifti :)Çeviri çok güzeldi. Seden Gürel'in çevirileri hakkında şimdiye kadar kötü olanını görmedim,okumadım...

Baskı: Sır Gibi Sakladım (Hellions of Halstead Hall, #3)

Yazarı ve bu serisini seviyorum :) JQ'nın Bridgerton ailesini hatırlatıyor bana ;) Bridgertonlardan farklı olarak bu kitapta çözülmesi gereken bir sır var,fakat kardeşlerin birbirlerine yaklaşımları çok hoş :) Anne babalarının ölümündeki sırrı araştırmaya her bir kitapta,her bir çocuğun zihnindeki oluşumu ile farklı yaklaşımlarını okuyoruz... Minerva ile Giles hikayesini de sevdim zorlu karakterlerdi :) Abilerin eşlerinden sadece Maria'nın adı geçiyor sık sık olaylara katılımı görülüyor merak ettim Jarret'in eşi Annabel neredeydi? Neden yazar ondan bahsetmemiş? Sonralara doğru hatırlamış olsa gerek, ailece Miranda ile Giles'in evlerine gittiklerinde Annabel'in de adı geçiyordu ... Çevirisi de güzeldi her hangi bir takılma akışı bozan cümleler yoktu rahatlıkla okundu .

Aşktan Kaçış Yok
8/1007.11.2012

Baskı: Aşktan Kaçış Yok

Kitap 2011 Temmuzda çıkmış ben 2012 Kasım'da okudum..Geçen süre içerisinde bu kitap hakkında yazılanları düşünülenleri unutmuşum . Kısmen beyaz dizi kıvamında bir kitaptı ama işlenen konu ve karakterleri sevdim ;) Meg'in asi davranışlarının ,panik ataklarının sebebini (çocuk yaşta lösemi olması ve ailesinin tedavi ettirmesine gösterdiği reaksiyon :( ) öğrendiğimde yapmış olduklarına,davranış şekillerine kızamadım .. John'un erkek kardeşini kaybettiği ve bunun üzerine tren yolu köprüsünü sıkı takip altına alması koruyucu olmak için hayallerinden vazgeçmesi çok iç acıtıcıydı :( Meg ve John'un birbirlerine davranışları iniş çıkışları,diyalogları,sahiplenişleri,korkuları bana göre çok iyi anlatılmıştı.. 19 yaş erkek ve 17 yaş genç kız arasında her ne kadar elektrik yükselse bile cinselliğin yaşanmamış olması bunun anlatılmamasını takdir ettim :) Çeviride sorun (Sadece Güzin abla mıyım ben demesini saçma buldum :/ ) sorun yoktu ,rahat okudum 1 gün dolmadan bitirdim ...

ÖncekiSayfa 3 / 9Sonraki