Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Masumiyetin İçin Savaş
tess gerritsen'in okuduğum ilk kitabıydı, biraz hayalkırıklığına uğradım, dili sade ve çok akıcıydı.. sahneleri gözümde canlandırabildim, ama çok heyecanlandırmadı beni, gerilim dozu düşüktü.
Baskı: Ölü Kelebeklerin Dansı
Değişik bir tarz oldu benim için, fantastik kitap tercih etmem ancak öldükten sonra anılarını yazan bir kahraman olunca dayanamadım okudum:) Bir iki kitap bloğunda bu kitabı görmüştüm fazla yorum yapılamayan ancak değişik olduğu söylenen bir kitaptı. Kahraman hakkında bilgiler biraz geç verilmiş gibi geldi bana, kafamda tam oturtamadım hikayeyi başlarda, o yüzden biraz sıkıldım ancak anlayınca çok keyif aldım. Sonunu çok beğendim özellikle. Kahramanımız Haldun, Crotone'de (Güney İtalya'da bir yermiş bu arada) yaşıyor ve ölüyor, ölüm anını hatırlayamıyor, günlük yazmaya başlıyor. Öteki hayata ilişkin deneyimlerini, yaşarkenki hayatını anlatıyor ve nihayet ölüm anını hatırlamasına tanık oluyoruz. Yazarın müthiş bir hayal gücü var, takdir etmemek mümkün değil ve yazar cesur bir konuyu seçmiş bence... velhasıl kelam okumasam içimde kalırdı iyi ki okumuşum:)
Baskı: Saray Gezisi (Kahire Üçlemesi #1)
Necip Mahfuz'un ilk okuduğum kitabıydı ve çok beğendim, dili öylesine sade ve akıcı ki! Çevirmeni de takdir etmek istiyorum ayrıca, çok başarılı bir çeviri olmuş. Ahmet Abdülcevat Bey ve ailesini konu alan bir roman, Birinci Dünya Savaşı'nda İngiliz işgali sırasında geçiyor olaylar. O dönemin sosyal yaşamını, aile yaşamını, değerlerini çok güzel ve objektif olarak yansıtmış bizlere yazar. Yer yer Ahmet Abdülcevat Bey'in yaşam tarzını, ailesinde görmek istemediği ancak kendisine mübah saydığı davranışlarını da eleştirdiğini görüyoruz. Daha söyleyecek çok şey var aslında ama heyecandan fazla detaya girip tadınızı kaçırmak istemem, mutlaka okuyun:)
Baskı: Küçük Kara Balık
Çocuklara olduğu kadar büyüklere de hitap eden bir kitap. Kaç sene önce hem de İran'da yazılmış fazla yaşamamıştır yazar diye düşündüm okuyunca. Nitekim de haklıymışım, adamcağız 29 yaşındayken ölmüş. Keşke daha çok yaşayıp güzel eserler sunabilseydi bizlere...
Baskı: İmkânsızın Şarkısı
karamsar bir hikaye, karakterler çok yabancı geldi, kendimi hikayenin içinde hissedemedim... sonunu nasıl bağlamış acaba diye sırf merakımdan bitirdim kitabı...
Baskı: Kayıp Sembol (Robert Langdon, #3)
Dan Brown'un ilk Dijital Kale'sini okumuştum, ondan sonra bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. başlangıçta güzel gidiyordu ancak sonlara doğru yaşanan maceralar, kahramanın yaşadıkları çok zorlama geldi.. ööfff çözseler şu şifreyi de rahatlasak dedim ve sonu hiç tatmin etmedi beni.
Baskı: Katya'nın Yazı
1914 Fransa'sında hissettim kendimi okurken. Tasvirler o yeri gözünüzün önüne getirecek kadar detaylı ama sizi sıkmayacak kadar da kısa ve özdü. Sanki ben de Montjean'la birlikte olayları yaşadım. Sonunu da gayet güzel bağlamış yazar.
Baskı: Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
Mine Söğüt'ü bu kitapla tanıdım ve listeme diğer kitaplarını da ekledim. Şiir gibi anlatmış hikayeyi Mine Söğüt, 5 akıl hastasının önce kendilerinin inandıkları hikayeleri daha sonra gerçek yaşam öyküleri anlatılıyor, doktor Samimi'yi de unutmamak lazım tabi. Satır aralarına iliştirilen ve konuyu tamamlayan rüya tabirleri de çok güzel ve değişik olmuş.
Baskı: Kadının Adı Yok
bu kitap yazılalı kaç sene geçti ama hala durumlar aynı malesef! dili çok akıcı, bir solukta okudum.
Baskı: Çavdar Tarlasında Çocuklar
ben çok zevk alamadım açıkçası...kitaptan beklentilerim daha yüksekti sanırım, herkes tavsiye edince...tamam akıcı bir kitap, bir arkadaşını dinliyormuşsun gibi hissediyorsun ama "eeeee yani" dedim bitince..
Baskı: Neşter Müziği
Genel olarak okunası, sürükleyici bir kitaptı; ancak gereksiz tasvirler ile birebir çeviri cümleler beni biraz sıktı. Örneğin sayfa 267'deki "hey pazar günü bir film yakalamak istiyorum" cümlesi?! Bazı uzun cümlelerin de birebir çevirisi yapılmıştı ki anlamak için bir kaç kere okumam gerekti.Gerilim kitapları okumaya yeni başladım ama bana kurgusu biraz zayıf geldi, tahmin edilesi bir sondu ama neyse ki yazar bir sürprizle bitirmiş de çok fazla hayal kırıklığına uğramadım.
Baskı: Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme
gerçek hayattan olaylar verilerek konular ve teknikler açıklanmış, tekniklerin çoğunun uygulanabilirliği var aslında ama işe yaramadığı durumlar da var. nitekim her çocuk kendi kitabını yazıyor:)
Baskı: Başucumda Müzik
kitabı okumadan önce gerçek hayata dayalı bir roman olduğunu öğrenmem sebebiyle sonu hakkında meraklanmasam da Kürşat Başar'ın bir kadının duygularını bu kadar güzel ve ayrıntılı ifade edebilmesini çok takdir ettim ve şaşkınlıkla karşıladım.
Baskı: Hiç Kimse Sıradan Değildir
bana iyilik bul iyilik yap filmini hatırlattı. hoş, eğlenceli, rahat okunan bir kitap.
Baskı: Üç Yirmidört Saat
kitap akıcı ve de dili sade aslında ama özellikle ilk 24 saatin anlatıldığı bölüm çok sıkıcıydı, dönüp dolaşıp aynı yere geldi hep konu. İkinci 24 saatten sonra biraz hareketlendi ama olayların akışı ve sonu gayet tahmin edilebilir olduğundan heyecanla okumadım açıkçası.