Şah ve Sultan
Tutku… Güzellik… Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş. Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş. Çaldıran... Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride. Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi? Kızılbaşlık! Sünnilik! İktidar hırsı. Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman! Korku? Ya o? Yazar biraz da korkuların üstüne gidendir. Tarih ileriye doğru çözüldükçe ağacın kökleri de görülecektir. Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta. Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir. Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri. Ve işte bir kez daha aşk! Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar. Şah ve Sultan… Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler. Masal kadar gerçek. Büyüleyici olduğu kadar umut verici. Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap. İskender Pala’dan…
Baskılar3
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (740)İnsanın kendine ait tek bir ömrü var. Bu ömür denen zaman dilimi uzun sanıp onu birkaç zaman dilimine bölüp bir süre başkasının hayalini desteklemek için ömür adayanlar, zamanla geri dönülmez bir yolun karanlığında kendi gidecekleri yolun ışıklarının söndüğünü görürler. Kendi kendimize yarattığımızı sandığımız algı dünyamıza sızıp bizim ömrümüzü kendi hayallerini gerçekleştirmek için kullanmaya kalkışan insanlara kapılmış insanlardan biri miyim diye sizi düşündürecek iyi bir eser.
Şiirsel olarak bakıldığında güzel, tarihî roman olarak bakıldığında ortalama bir roman. İskender Pala biraz daha uğraşsa bu muhteşem konudan daha iyi bir eser ortaya çıkarabilirdi, ama sanki biraz işin şiir tarafına kaçmış. Yine de ortalama bir kitap.
Kamber Can, Bihruze (Taçlı), Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail. Kitabı çok beğendim. Şah ile Sultanın çekişmeleri ve mektupları muhteşemdi.
Tarihe ışık tutmakla kalmamış, bir bir öğretmiş.. "benim tarihin çok kötü" diyen öğrencilere şiddetli tavsiyemdir. Keşke devamı olan bir romanı olsa... Keşke tarih, bunca lezzet harmonisinde sunulsa.
Sonunda hüngür hüngür ağladığım bir şaheser...
Güzel vakit geçirmek için okunabilecek bir kitap.
İskender Pala'nın okuduğum ikinci kitabıydı. İlk olarak Od'u okumuştum. İkisine de bayıldım. Tarihi olayları ve kişileri anlatış biçimi harika ve çok akıcı. Bence İskender Pala okumaya başlamak için iyi bir seçim olur. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
iskender palanın en iyi kitabı o dönemi muhteşem anlatıyor ve sizi hayal dünyasına sokuyor.
İskender Pala'ya, diline hayranlığımı adeta bir kat daha artıran kitap. Okumaya ilk başladığım sıralarda taraf tutacağını düşünmeme rağmen bununla karşılaşmamam eni sevindirdi. Türk'ün Türk'ü kırmasını okumak beni üzse de, mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
Bİr tarih romanı ancak bu kadar güzel olabilirdi.Tarih sevmeyen biri olarak çok severek okudum elimden bırakamadım.
Beni İskender Pala dan soğutan kitap ... bu kitaptan sonra İskender Pala okuyamaz oldum ... nasıl Şah İsmail i över hala anlam verebiliyor değilim ...
Tarihi romanları okuyamıyorum ama bu çok farklıydı.Hem roman hem tarih.Şah İsmail, Sultan Selim ve Taçlı’nın muhteşem hikayesi.Çok beğendim. *Hayattayken mutlaka okunmalı.
Tarihsel gerçeklerin içine kurgulanmış hikaye çok güzeldi, dili harikaydı;bazı yerlerde ara ara tekrarlar vardı sanki.
Kitabın çok güzel bir anlatımı var. Adeta içine dalarak okuyorsunuz kitabı bir yandan kamber canla sevgiyi ararken bir yandan da Şii - Sünni çatışmasını okuyorsunuz kitabı okuduktan sonra yavuz sultan Selime olan hayranlığım oldukça arttı sonunda ağladım resmen iskender pala hem aşkı hem tutkusu hem dünyaya hakim olma arzusunu hem Çaldıran hemde sevgiyi ne kadar da güzel anlatmış bir kitapta ayrıca şunu da söylemeliyim ki bu kitap sah ve sultan hikayesinin altında ve ondan ziyade aşkı ve sevgiyi anlatıyor...
"Senle ikimiz bir şey ve o şeyin iki gölgesi gibi olduk efendim." "Evet Ya Kamber Can, hayat bir bahar rüyası gibi arkasında hiç iz bırakmadan geçiyor ve artık biz seninle bir şey ve iki gölgeyiz." "Seni senden dolayı seviyorum ey sevgili, öyle ki kıskaçlığımdan kendi gözümle bile dost değilim!." "Sevgi bir dostluğun adı olmalıydı. Çıkarsız, umutsuz, kaygısız bir dostluğun adı... Yar olmak ve bar olmamanın adı." "Aşk ateşine yakmadığın hiçbir şey kalmamışken benim gönlümün yanmasının lafı mı olur?" Her cümlesi sevgiyle yazılmış bir kitap...
Od ve Efsane'den sonra okuduğum üçüncü Pala kitabı. Yine enfes, yine su gibi akan bir hikaye... Aşk, savaş, tarih her şey var.
Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim in amansız mücadelesini iki tarafın gözünden de anlatıyor.Bazen ikisine de hayran olurken,bazen ikisinin de yaptığı zulümleri hatırlayıp ikisinden de nefret ediyorsunuz,"neden birbirleriyle savaşmak yerine dost olmuyorlar?"diye düşünüyorsunuz. O dönemin aşklarına da hayran olmamak elde değil hani... O dönemin aşkları bile bir başka... Dönemin o ince ve zarif havası sirayet etmiş aşklara...Öyleki bir aşık sevgilisine şu cümleyi edip,düşmanın eline düşmesin diye,içi kan ağlayarak onu öldürebiliyor:" Olmaya ki dudaklarından bir başkası murat almasın,düşmanımın eli sana dokunmasın. Daha nice şairane cümle var.Kesinlikle tavsiye ediyorum.
İskender Pala'nın Sultan Selim han ve Şah İsmail arasındaki çekişmeyi ve ardından Çaldıran savaşına varan süreci anlatan romanı. Sanırım İskender Pala'nın çıkış yaptığı ve en çok satan kitabı Şah ile Sultan ve yazar artık o kadar çok kitap yayınlıyorki neredeyse haftada bir herhalde bir bu kadar daha tutan kitap bulursa günlük yayınlayacak.benim için eh işte diyeceğim bir kitap oldu Şah ile Sultan.
Başlangıçta Yavuz Sultan Selim'i zalim bir hükümdar olarak yansıttığını düşünmüştüm. sonrasında her iki tarafın da bakış açısıyla birbirlerini değerlendirmelerini okumak güzeldi.












