TheVoice
@TheVoice

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Momo
10/1009.06.2015

Baskı: Momo

Baskı: Küçük Şeylerin Tanrısı

Çoğu kitaba nazaran edebi yönünün verdiği tatlılıkla pençe gibi yakamdan çekmeyi ve çekiştirmeyi, gerektiğinde de ittirmeyi başaran bir kitap oldu. Kitap hikayenin sonunda başlıyor ve ortasında bitiyor. Başlangıcı ortasında bir yerlerde. Roy, okuyucudan yüzde yüz bir dikkat bekliyor. Küçük Şeylerin Tanrısı çift yumurta ikizleri Rahel ile Esta’nın çocukluğunda başlıyor.. Her şey gibi... Buradan kast sisteminden tutup , çok kısa verilmiş bir aşk öyküsüne , Rahel ile Esta'nın şahit olduğu çalkantılı dünyadan , acımasızlığın ve mutluluğun verdiği tatlı ve acı tebessümler gibi bir çok şeye rastlayabiliyorsunuz. Ruhunuzda yara açmasını başarabilen ve buna rağmen merhemsizde bırakmayan bir kitabı elinizde tuttuğunuzu hissedip egzotik ağırlığıyla karşılaşabiliyorsunuz. Küçük Şeylerin Tanrısı ; okuması zaman zaman güç ama merak duygusunu ön planda tutup Hindu'ların yaşamına, yaşantısına ve sistemin çarklarında gidip gelen hayatları izleyebilen inanılmaz bir roman. "Yıkılan ve yeniden kurulan küçük olaylar , sıradan şeyler , yeni bir anlam katan şeyler birden bir öykünün ağartılmış kemikleri oluverirler." Doğru söze ne hacet. Şu cümlenin sarsıcılığı su götürmez bir gerçek. En basit küçük olayların ,tekrarlanabilenleri kast ediyor - daha önce olup aynı anlamı yükleyemediğimiz , insan hayatından hiçbir zaman silinemeyecek bir koku gibi yer edindiğine şahit olabiliyoruz ve farklı gözlerden bakıldığında ne de ufak bir şey olduğunu görüp kendimize ve olaya hayret edebiliyoruz. "Kadına dokunurken , onunla konuşamıyordu ; onu severken bırakıp gidemiyordu; konuşurken dinleyemiyordu ; savaşırken kazanamıyordu." Klasik ama yinede çekici bir tarafı var bu cümlenin. Kapalı bir zindan gibi esir ediyor insanı. Edebi bir haz almak isteyenler için okunacak bir kitap.

İnsan Ne İle Yaşar
8/1008.06.2015

Baskı: İnsan Ne İle Yaşar

Sıradan bir roman havası ile aktarılmış ; ülkesindeki yanlışları kırmadan, hır çıkarmadan basit bir dille okuyucusuna sunmuş Tolstoy.

Zargana
8/1008.06.2015

Baskı: Zargana

Zargana bana ne anlattı ? Hmm ; çarpık dünyamızın kurbanları olduğumuzu sanırım. Yaşanan bir çok kötülük ve sonuçları var ve bu dünyanın her yerinde mevcut sistemin bir parçası olmuş vaziyette artık. Burada da yine buna benzer şeyler Günday profili ile aktarılmış vaziyette. Birde bunun içine geçmişinde karabasanların rahat bırakmayacağı bir çocukluk geçiren ve insanları istediği senaryolarda oynaması için tutan bir adam olduğunu ekleyelim. Ve buradan çıkarmamız gereken sonuçla ise yaşantılarımız zorlamada olsa bir şekilde o senaryoya uyum sağlayıp bir arpa boyu ilerleyemediğimizi aktarmaya çalışıyor. Biraz hafif yazdım ama neyse bu seferlik Günday affetsin sonuçta sert bir kitaba sert bir yorum yakışır. Diğer kitaplarını da merak etmemi sağladı. Bakalım kurada ne çıkacak. Keyifli okumalar.

Baskı: Benim Üniversitelerim

" Hayat ; sonsuz bir düşmanlık ve ihanet zinciri , değersiz şeyleri elde etmek için bile türlü pisliklerin yaşandığı iğrenç ve sürekli bir savaş olarak akıp gidiyordu." Diye belirtmişti son kitabında Gorki. Koca üç kitaptan arta kalanlar özünde burada belirtilenlerdi onun için. Koca bir kafesin içerisindeki kürek mahkumuydu kendisi ve o yazdıkça, aktardıkça benimde düşüncelerim yerinden oynamaya başlamıştı. Kitap bittikten sonra kafama dank eden düşünce şu oluverdi ; İnsanın bir amacı ,emeli olmadıktan sonra ; yaşam,hayat anlamsız,tatsız bir yemek gibi oluveriyor. Biz şuanın rahat ve huzurlu koşullarında hiçbir zorluk çekmeden isyan ve sitemlerle bencillik ederken , Gorki ve türevlerinin çektikleri ve yaşadıkları düşünüldüğünde o kadar acı, ıstırap , hayal kırıklığı ve yaşama tutanacak hiçbir şey olmamasına rağmen yaşamaya devam edip mücadelelerini sürdürmüşler. Düşünmeden edemiyor insan... Hayatımızda gözle görülür bir zorluk yokken ve elimizde her şeyi yapma imkanımız varken neden mücadele etmiyoruz ? Neden kaçıyoruz ? Gorki'nin anlattıklarından ; annesi vefat ediyor , babası vefat ediyor. Arkadaşsız , sevgisiz , akrabasız , kimsesiz , oradan oraya savruluyor ve hep sorguluyor. Yaşamı , koşulları , insanları , her şeyi... Peki biz ? Dipnot : Sorgulamak isteyenlere bunun ardından Sol Ayağım'ı da öneririm.

Ekmeğimi Kazanırken
8/1008.06.2015

Baskı: Ekmeğimi Kazanırken

İkinci kitabında hayatına kaldığı yerden devam eden Gorki yaşadığı tüm zorlukların yaşının da aldığı etkiyle daha da zorlaştığını ve bunlara karşı aldığı kararlarla bizi ve kendini yeni maceralara hazırlar. Her an artık çekip gitme vakti geldi desekte o , o anın koşullarıyla yapması gerekeni yapıp hayatta kalma mücadelesine devam etmektedir. "Sözcükler, arkadaşım , ağacın yaprakları gibidir. Bir yaprağın niçin öyle olduğunu anlaman için , ağaçlar konusundaki her şeyi bilmen gerekir. Buna çalışman gerekir. "

Vadideki Zambak
8/1008.06.2015

Baskı: Vadideki Zambak

Edebi değeri yüksek bir kitaptı. Taşra soylularının yaşantısından bir bakışın ve dokunuşun yürek burkan hikayesini aktarıyordu. Mehmed Rauf'un Eylül'ündeki psikolojileştirilmemiş hali diyebilirim konusuna. Keyifle okudum ve bitirdim. Dünya klasiklerine tutkun olanların erkenden okuması gereken bir eser. Kitabı şu alıntıyla da aktarabiliriz ; "Başkalarının mutluluğu , artık mutlu olamayacakların tesellisidir."

Düşüş
9/1008.06.2015

Baskı: Düşüş

Camus'la geldik Camus'la gittik. Onunla bulutlara kadar yükseldik ardından da bir baktık ki çamurun içinde yuvarlanıyoruz. Boğazımızdan geçen yiyeceğin tadı bir an bizi mest ederken bir an bir bakıyoruz ki ağzımızdan çıkaramadan küfün o iğrenç tadını boğazımızdan midemize kadar dolaştırmışız bile. Düşüş ; Kendini ve kendimizi övdüğü kadar muazzam şekilde yeriyor da. Aynı zamanda iyi yönlerimiz gibi gözüken tüm o göze ve akla mükemmel gelen şeyleri kötü bir yan ego olarak dile getiriyor. Egosuz insan olamayacağına göre bu kitapta düşüş herkesle beraber gerçekleşiyor. İnsanları yardakçı olarak nitelendiriyor ve dost kavramının artık mazide kaldığının da artık içindeki buhranvari havayla aktarmayı seçiyor Camus. Aslında özüne değinmek gerekirse kısacası insan ilişkilerinin ve Fransa'nın bir yalandan ibaret olduğunu dile getiriyor saygın felsefik yazarımız. "Yeryüzü karanlıktır , tahta kalın , kefen ışık geçirmez." "Kuşkulu olmaktan çıkmak için düpedüz var olmaktan çıkmak gerekir."

Baskı: Aşk Tek Kişilik Deliliktir

Aşk ve aşka dair işlenen ve sanki üzerine master yapmış bir doktorun aşk üzerine felsefesine şahit oluyoruz. Zaman zaman bildiğimiz şeyler bunlar deyip bir kenara atsakta , o boşluğu yakaladığı anda kelimelerin etkisi üzerimizde oluşabiliyor. Bir çok alıntı yapılabilecek satırı mevcut ama beni benden eden 3 alıntısı var Uğur Babat'ın. " Bazıları terk edildiği için değil sevdiği için yalnızdır." diyen yazar farklı bir bakış açısı sunmaya zorlamış okuyucularına. "Aşk ; zamansız öldürülmüş bir sevginin ağlama şeklidir." aşkı burada ulaşılamayan olarak yine farklı kelimelerle ifade edişi çok hoştu. Vaktinde öldürülseydi biz buna aşk demezdik zaten. "Bana -seni seviyorum- demeyin artık. Çünkü beni kim sevse hep aynısı olurdu. Önce çok severlerdi sonra çocuk yüreğimi yanlarına alıp ruhumu annesiz bırakıp giderlerdi." Asıl alıntıyı paylaşmıyorum ,aslında üşeniyorum. O da bizim kelebeklere yüklediğimiz ve her şeyi kederlendirmedeki bakış açımızın eleştirilmesiyle oluşuyor. Takdir ettiğim bir hikaye ve düşünce oldu. Çerez niyetine duygularına ağırlık verenler için okunabilecek bir kitap.

Bana İkimizi Anlat
5/1008.06.2015

Baskı: Bana İkimizi Anlat

Edebi bir yanı yok ; hatta bir değeri olmayan anlık duygular yaşatan bir kitaptı. Okuduktan sonra akılda kalan pek bir şey bırakmıyor. Lakin yine de keyifle okuduğumu itiraf edeyim. Aşk üzerine diğer yazılanlardan farkı olmamasına rağmen hikayesi ilgi çekiciydi.

Anna Karenina
9/1008.06.2015

Baskı: Anna Karenina

Tolstoy'un karakterleri ve her birinin duygularına kadar değinişi gerçekten de takdire şayan. Karanina'da ; Anna'nın mücadelesi , aşka ve sevgiye muhtaç oluşu aktarılırken kitapta geçen çoğu karakterin de kendileriyle olduğu kadar çevreleriyle de olan mücadelesi ve Rus kültürünün altında yatanlar da incelikle aktarılıyor. "Bütün mutluluklar birbirine benzer , ama her mutsuzluğun ayrı bir görünüşü vardır."

ÖncekiSayfa 2 / 15Sonraki