Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Avucunuzdaki Kelebek
Şerif İzgören kesinlikle bu işte başarılı. Okurken insanı eğlendiriyor.
Baskı: Taaşşuk-u Tal'at ve Fitnat
Ne kadar ilklerden de olsa , günümüz koşullarına göre pek havada kalan bir roman. Türk filmi izler gibi geçiyor kendiliğinden.
Baskı: Haysiyet Divanı
Yılların eskittiği kitap. Okunmaması rica olunur :)
Baskı: Şeytanı Uyandırma (Dave Gurney, #3)
Bu kitapla beraber beklentim artmıştı. Pek yatıştıramadı beni ama yine de başarılı kitaplar arasında yerini alabilecek nitelikte.
Baskı: Gözlerini Sımsıkı Kapat (Dave Gurney, #2)
İlk kitapta yaşadığım bilinçlenme sayesinde bu kitabı okurken en azından yerinde çıkarımlar yapabilmeyi başladım. Yine harika bir kurgusu vardı , beğenerek okunulacağından hiç şüphem yok.
Baskı: Aklından Bir Sayı Tut (Dave Gurney, #1)
Çok başarılı ve çok güzel bir kitap. İşin sırrını öğrendikten sonra Türkiye'de de meydana gelen dolandırma işlemlerini düşündüm bir an. Demek bu kadar kolaymış aslında.
Baskı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Kendimi okurken onun yerine koymaya çalıştım ama olmadı, tamamen kendimi buna dahil edemedim. Onun, hayatı şakaya alacak yada her istediğini yapabilecek durumu olmadı hiç. Evi ile zamanın koşulları göz önünde bulundurulduğunda tamamen yetersiz olan hastane arasında mekik dokuması da apayrı bir hikaye. Çok etkili yazmış Safa , insanın iliklerine kadar hissettiriyor hastalığı. Ayrıca , Nüzhet ile annesinin arasındaki konuşmaya şahit olması beni direk olduğum yere mıhlamıştı.
Baskı: Fareler ve İnsanlar
Geç okuduğum bir başyapıttı. İsmini hep görür , ince olduğunu bilir ama bir kere bile ilk sayfasını açmazdım. Ne yazık , çok büyük hata etmişim. Aklıma geldi de ; Lennie Small ve George Milton'u sanırım asla unutamayacağım. Hele ki Lennie , ne masum ne tatlı şeysin sen öyle! Akıllarda kalan , gördükçe Lenni'yi etten kemikten var etmemizi sağlayan o harika diyalog ; "George, nasıl bir çiftliğimiz olacak anlatsana." "Kaç kere anlattım ya Lennie." "Olsun. Bir daha anlat lütfen..."
Baskı: Şeytan Yemini
Kitap fena aldattı beni. En başta tam emin olmuştum katilin kim olduğundan ama gelişme kısmına öyle bir girdi ki olay , dağıldıkça dağıldı sonra başını kaçırdım ve artık " o " olamaz dedim. Tabi hepsi Grange aldatmacası. Beğenerek , zevkle okudum bu kitabı da. Başı ve sonu birden gelen kitaplardan biri daha.
Baskı: Delifişek (Zeze, #3)
Son kitapla beraber artık bir şey anlatılmıyor. İlk ikinin hatrına sonuncuyu bitirdim.
Baskı: Güneşi Uyandıralım (Zeze, #2)
İlk kitap gibi bu da masumiyetini koruyor benim gözümde. Zeze'nin hayal gücünün o harika işleyişi benim onu kıskanmamı sağladı :)
Baskı: The Secret
Ağır bir kitap .. Ağır diyorum çünkü içinde herhangi bir şey anlatılmıyor .. Nasıl oluyor diye sorarsanız hiç sormayın çünkü içinde anlatılanlar herkesin bildiği şeyler.. Nasıl bir insanın yüzüne bakıp gülerseniz ve karşınızdakide aynı şekilde size gülerse buda böyle bir kitap işte.. Olumlu bak , olumlu baksınlar..Para kazanmak için güzel bir kitap , okumak için kötü bir kitap.. Düşünenler için caydırıcı olmak istemem tabiki ama eğer her türlü yazını okuyabilirim derseniz iyi okumalar =)
Baskı: Afedersin Hayat
Hayatımda okuduğum ve hayatıma bir bakış açısı kazandıran ,tat veren en harika kitaplardan biridir Afedersin Hayat.. Fazla okuyanı yoktur bu kitabın zaten. İçinde müthiş bir aşk ve müthiş bir hüzün döndürüyor . Normal kitaplardan farklı olarak bu pek de mutlu sonla bitirmiyor sonunu. O yüzdendir o kadar çok etkilemesi belkide.. Ama okuduğum için de çok mutluyum çünkü hayatın gerçeklerini bizzat sergiliyor gözler önüne. Bir babanın , baba olmaktan çıktığı andır herhalde bu kitapla ifade edilen.
Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Ah zeze , ufağım! Tren sesini duyduğumda benimde yüreğimde bir burukluk oluştu.
Baskı: İçimizdeki Şeytan
Ömer'lere sahibiz biz de. Evet belki böyle aşırı bir şekilde değil ama etrafımızda onlardan birçoğu mevcut. Okurken sinirlerimin gerildiğini az çok hatırlıyorum hatta şimdi aklıma geldi de bak yine tepemin tası attı :) , çoğu kitap beceremezdir bunu ama rahmetli Sabahattin Ali bunu da hatırlattı bana. Böyle harika bir psikolojik analizi üstadın elinden tattığım için ne mutlu bana. Afiyetler olsun.
Baskı: Mavi Saçlı Kız
Evet bu da bitti. Bunun vefat eden birinin güncesi olduğunun farkındayım ama bana katabilecek pek bir şeyi yoktu maalesef. Bunu yazan insanın genç olması ve kendisinin de birçok şeyin farkında olmaması , bu kitabın daha genç yaşlar için etkili olacağını gösteriyor. Etkilendiğim yerler yok değildi , sonuçta genç yaşında olumlu kalarak masum düşünceleriyle lösemiyi kısa sürede alt etmesi harikaydı. Ama ardından sadece bar, alkol ve salt eğlenceye dayalı bir şekilde devam ettiğinde ve son anlarının da farkında olmadan yaşamaya devam etmesi tuhaf bir çelişki oluşturmuş. Etkilenmedim ama saygı duydum.
Baskı: En Uzun Gece
Sevgi çok güçlü olduğu zaman insanı bazen garip bir biçimde uyuşturur , o sevginin her sorunu çözeceğine inanır , dikkatini ve özenini kaybeder. Yelda da Selim'in yaptığı hatayı yapmış , o sıkılmışlığının ve intikam isteyen şımarıklığının altında beslediği sevginin gücüne gereğinden fazla güvenip sonuçlarına bakmadan hareket etmeyi seçmiş. Bana çok hastalıklı geliyor bu tür ilişkiler. Unutulmaması gereken nokta şu ki ; "Sevgi sonsuz değildir , onunda bir sabrı vardır."
Baskı: İki Yeşil Susamuru: Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri
Nedendir bilmem ama tereddütle yaklaştığım bu kitaba sevgiyle devam ettim. Yazarın üslubu keyifli ve Nilsu'nun hikayesi ilgi çekiciydi. Bir ara geçmişini düşünüyor ve ne kadar mutlu olduğunu - olduklarını hatırlıyor. Oysaki biraz sonra bakıldığında hepsi kendi dünyalarında , eskiler solmuş ve gitmiş, şu ana adapte olmaları gerekiyor. Kitapta geçen 1-2 paragraf aklıma takıldı ve bayağı da hoşuma gitti ; "Annesi,babası,çocuğu,sevgilisi,arkadaşı, kim olursa olsun ,bir insan öbürüne ulaşmak için göze aldıklarıyla sevilir. Öbürüne ulaşmak yürek ister. Bir insandan bir başkasına geçmek emek ister , sevgi ister. Bunlar bile köprüleri kurmaya yetmez bazen..." "Kendi hayatını düşünmeyi bırakırsan , yaşamın boyunca hep başkaları için yaşarsın ve herkes buna alışır"
Baskı: Yûsuf ile Züleyha
Okurken böyle bilindik bir hikayenin tekrardan kaleme alınması ilkin beni sıkmıştı lakin yazarın kaleminden dökülen o satırlar kafamı başka yöne çevirmemi engellemeye yetti. Ben Yusuf'un hikayesini biliyordum da , Yusuf ile Züleyha'nın hikayesinden bihabermişim. Aşk kavramı o kadar güzel işlenmiş ki ; okudukça merakımı deşen bir sevgiyle sarıldım kitaba.
Baskı: Kurtlar İmparatorluğu
Kurgusuna hayran olduğum , Siyah Kan'dan sonraki ikinci Grange kitabım. Kitabı bitirdiğimde başından sonuna o kadar çok dolaştığımı hissettim ki ilk önce hangi adımı atmıştı da bu olay gerçekleşmişti diye sorar olmaya başladım :) Tuhaf ve inanılmaz bir akıcılığa sahipti, sanırım çok ayrıntı vardı o yüzden kafamı durmadan meşgul ediyordu.
Baskı: Semerkant
Fedailerin Kalesini okuduktan sonra ilk merak ettiğim kitap haline gelmişti Semerkant. Ömer Hayyam hakkında bir şeyler okuyabilmek beni mutlu etti. 1070'lerden 1900'lere kadar geniş bir tarih yelpazesi içinde olayları bize aktaran yazar , ilerleyen bölümlerde İran'ın tarihi olaylarına da bir nebze ışık tuttu benim için. Morgan Shuster ismini araştırmadan edemeyeceğim :) Ömür soluğumuz nereden geliyor diye soruyorsun. Uzun bir öyküyü özetlemek gerekirse Derim ki Okyanus'un dibinden, Her şeyi yeniden yutan
Baskı: Şah ve Sultan
Beğenerek okudum ve asıl hikayenin yanı sıra arka plandaki hikaye de çok güzeldi. Kamber Can 'ın sevgiyi kelimelerle araması satırlarına daha fazla sarılmamı sağladı ve bunları bir kenara derleyip toplamıştım , burası ile de paylaşmak istedim ; *Sevgi bir dostluğun adı olmalıydı.Çıkarsız , umutsuz , kaygısız bir dostluğun adı. **Bir sıra sevginin ne olduğunu tekrar sordum kendime ve güzeliğin gözünün kendini görmeye kapalı olduğunu anladım. ***Sevgi eşitlikten ziyade kölelik demekti zaten.Sevgilinin kölesi olmaya hazır olmayan bir kişi, sevginin hakikatine eremezdi ki.. ****Sevgi güzel bir kokunun adı mıydı? Sevgiliye dair bir koku , sevgiliden beklenen bir koku... *****Ben gülmenin sevgiyi arttırdığını o vakit öğrendim. İnsanlar birbirlerine gülüyorsa aralarında nefret , birbirleriyle gülüyorsa arasında sevgi çoğalıyordu. ******Sevgi galiba uzakta olandan haber almanın adı. *******Sevgi neydi? Sevgiliye erişmek mi , erişmemek mi? Sevgi bir habere can atmak, başka bir habere can vermek miydi ?Babaydar sevgi neydi? duyuyor musun beni?Bak yine çaresiz kaldım.Ben şimdi ne yapacak , neye inanacağım?
Baskı: Dualar Kalıcıdır
Çok başarılı buldum bu kitabı , genç ve yaşlı kavramının çok tatlı bir buluşmasını güzel bir şekilde aktarmış olduğuna inanıyorum. Kitapta geçen ve benim de zaman zaman kafamda olan bir düşünceyi bu satırlarda görünce şaşırdım ve beğenerek diyalogu takip ettim. Bunu da paylaşmak isterim , belki hemfikir olanlar çıkar benimle ; - Belki bir gün benim yaşıma geldiğinizde, şu anda unuttuğunuzu zannettiğiniz nice hatıra hafızanızın derinliklerinden fırlayıp ölü balıklar misali su yüzüne çıkacaklar. Sadece tasvirler de değil, sesler, kokular hücum edecek zihninize. Niye biliyor musunuz? - Hayır, niye? - Çünkü gelecek diye bir şey kalmamış olacak önünüzde. Mazide çoktan geçip gittiğine göre, kendinizi yeniden yaratmanızı bekleyen soluk gölgelerle dolu bir şimdiki zamanın içinde kalacaksınız.