
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Rule (Dövmeli Adamlar Serisi, #1)
Rule hayatım senii bana da yollarlar mı acaba ? Kitap çok ilgi çekiciydi Rule'de öyle :D Akıcı güzel fazla bir karışıklığın olmadığı hoş bir kitaptı. Sadece Rule'nin Shaw'a ilk başlardaki tutumuyla bir anda farklı bir ortamda farklı bir kıyafetle gördükten sonra oluşan tutumunu hızlı buldum. Yani onu öyle gördükten sonra bir anda hiçbir kıza yaklaşamaması biraz garipti açıkçası. Shaw çok tatlıydı Rule'i etraftaki herkese karşı savunması ona olan aşkı aralarındaki diyaloglar çok tatlılardı :) "Yirmi iki yaşındasın Rule. Ne zaman büyüyüp şımarık bir ergen gibi davranmayı bırakacaksın?” “On dokuz yaşındasın Shaw. Seksen iki yaşındaki büyükannem bile senden daha aktif bir sosyal yaşama sahip ve sanırım daha az tutucu.” "Çamaşırhanede Archer ikizlerinden biriyle karşılaştım dövmeli olan. Acaba shaw o çocuğun numarasını senden alabilir miyim?" "Başkalarının bulunduğu bir ortamda bulunduğumuz için şanslısın yoksa şuan yüzüne arka arkaya yumruk atıyor olurdum. O benim! eğer yanına bile yaklaşırsan dedektif bürosu parçalarını yıllar boyu toplamak zorunda kalır" :D "İşte kalbim Shaw ellerinde ve yemin ederim sen ona dokunan ilk ve son kişi olacaksın."
Baskı: Hiçliğin Kıyısında (The Edge of Never #1)
Sabahtan beridir bitirmeliyimm bitirmeliyim sonu nasıl diye meraktan elimden bırakamadım ve şimdide bittiği için üzgünüm. Harika bir kitap okudum. Andrew beni benden aldı. Cam ise yaşadıkların rağmen güçlü ve tatlı bir kızdı. Birbirlerini tamamlıyorlardı. Uzun zamandır karakterleriyle bu kadar içice geçtiğim bir kitap okumadım. Okuduysam da artık onlar bunun yanında sıfırlar:) Andrew'un dövmesinin hikayesine bayıldım. Çocuk bir harika arkadaşlar! Yolculukları boyunca yaşanan bütün olaylar kıskançlıkları birbirlerine aşama aşama yaklaşmaları Andrew'un Cam'e karşı olan davranışları hepsi çok hoştu. Yüzümde tebessümle okudum o sayfaları ta kiii ortadaki sırrın ne olduğunu okuduğumda sırıtmanın yerini başka şeyler aldı.. Neden erteledim bu kitabı okumayı bilmiyorum ama iyi ki daha fazla ertelememişim. :)
Baskı: Sana Tutuldum (Fixed 2)
Boş zamanda hızlıca okunabilecek bir kitap .. Seri olduğu için merakımdan devam ediyorum karakterler ilgimi çekmedi maalesef.
Baskı: İki Hayat Arasında
"Bekliyorum," dedim. "Ne için?" Omzumu silktim. "Daha iyi bir hayat için." Sanırım gözlerim ağlamaktan şişti.. Öyle bir kaptırdım ki kendimi kitaba ne zaman bitti anlayamadım. Okuyun bu kitabı okuyun! Ethan düşünceli tatlı ethan. Nasıl olur Nasıl olur diye deli gibi ağladım. Ama sonra yazar öyle bir ışık yaktı ki bu sefer de sevinçten ağladım. İçimde her şeyi en uçta yaşattı bu kitap. Sabine; gerçekten onun yerinde olmak istemezdim İki hayat arasında gidip gelişini yazar öyle güzel anlatmış ki ben yaşıyormuşum gibiydi. Isınamadığım karakterlerden biri Dex ve diğeri de öbür hayatındaki babası. Düşünsenize iki farklı hayatınız var ve seçim yaparsanız hangisini seçeceksiniz?. Kafamda bir sürü soru bıraktı. Neden nasıl oluyor bu? diye. Ama Ethan ve sabine o kadar yoğunlaştım ki bir önemi kalmadı bununda. Sonuçta harika bir kitap okudum. Keşke Ethan'a daha fazla yer verseymiş yazar. Fantastik gibi değildi hiç hatta hiç değildi şu değişimler olmasa gayet normal bir romandı. "Birinin beni tanımasına ihtiyacım var," diye mırıldandım. Yalvardım. Çünkü ikimiz de hâlâ soruma cevap vermediğini biliyorduk. Sesi çatlayarak, "Neden?" diye sordu. "Çünkü kimse hiçbir zaman tanımadı." Bu dünyada sen olmazsan paylaştığımız her anın hatırası kaybolacak. Sadece başkaları bizi gördüğü için varız. Varlığımın bir parçası..." yutkundu, "... önemli bir parçası, sadece sen burada onu gördüğün için var." -Ethan ..bazı şeyler o kadar gerçektir ki onları iliklerine kadar hissedersin. Nerede olduğunun bir önemi yoktur, seninle gelirler. -Sabine
Baskı: Bir Sır Saklı İçimde
Nasıl bir kitaptı bu böyle.. O kadar dolu doluyum ki anlatamam. İnsanların cahillikleri olaylara yaklaşım biçimleri genç bir kızın dili yok diye etrafındakilerden gördüğü iğrenç tepkiler! İşte günümüzde de devam eden çoğu gerçeklik bu kitaptaydı. O kadar sinir oldum ki kitabın içine girip oradaki çoğu karakteri boğasım geldi. Özellikle annesini. Judith’e gelecek olursak, her adımda çabaladı. Yazarın anlatımı o kadar iyiydi ki durağan olan yerlerde bile hiç sıkılmadım o şiirselliğe kaptırdım kendimi. Judith’in o ele avuca sığmayan büyük aşkını okurken duygudan duyguya sürüklendim. Ve o son… Diyorum susuyorum Kitap tek kelimeyle muhteşemdi. Okuyun şiddetle tavsiye ederim! "Mucizelere inanmam ancak eğer gerek duyarsa bir kız kendi mucizesini yaratabilir. Hatta bu şeytanın yardımına başvurmak anlamına gelse bile"
Baskı: Scarlet (The Lunar Chronicles, #2)
Scarlet (The Lunar Chronicles, #2) Marissa Meyer Serinin 2.ci kitabı da an itibariyle bitmiş bulunmaktaa İlk kitaba göre gerçekten daha iyiydi. Ama neden Kai’yi bu kadar ezik bir karakter yaptı yazar hala anlayamıyorum. Sözde imparator. Ben okurken ise karşımda ergen bir çocuk gördüm. Neyse Cinder bu kitapta daha kendine güvenen biri olarak karşımdaydı. Belli bir olgunluğa gelmişti. Scarlet ve Cinder’in karşılaşmaları onlar karşılaşana kadar gerçekleşen olaylar çok akıcıydı. Thorne beni çok güldürdü. Cinder ile aralarındaki diyaloglar komikti. Şu kötü kraliçeye değinmek bile istemiyorum! Scarlet klasik hikâyedeki gibi babaannesini arıyor ve ona Wolf yardım teklifinde bulunuyor. Peki bu sefer olaylar masaldaki gibi mi gerçekleşiyor? Orasını okuyunca anlarsınız Kai ve Cinder’e göre Wolf ve Scarlet’in arasındaki çekimi hissettim. Özellikle Wolf’un utangaç ama yeri geldiğinde deliren hallerine bayıldım. İlk kitabı okuyup beğenmeyenler bence yazara ikinci şansı versinler ve devam kitabını okusunlar. Ben öyle yaptım pişmanda değilim. Thorne’un az önce duyduğu kadınsı ses, aracın hoparlörlerinden tekrar yükseldi. “Kalkışı elle kendin yapmalısın thorne.” Thorne ağzı açık bir şekilde kontrol paneline bakakaldı. “sen nasıl oluyor da konuşa biliyorsun sevgili aracım?” “Konuşan benim sersem!” “Cinder?” :D
Baskı: Kimi Öptüğüne Dikkat Et! (Karanlık Elementler, #1)
Bu kadına bayılıyorum! Okumadığım kitabı kalmadı ve hepsi de bende büyük bir yer kapladı. İşte bu kitapta (seride) onlardan biri oldu. Roth sanki şuan kadar yazdığı erkek karakterlerin toplamı gibiydi. Daemon alaycılığı, Aiden olgunluğu ve Hunter kötü-iyi karışımı o seksiliği vardı. Şimdi ben ne yapacağım? İkinci kitap ne zaman çıkacak? Deliririm kesin. Tavsiyem serinin ikinci kitabı da çıktıktan sonra alın okuyun çünkü bu sona yürek dayanmaz. Ah Roth kötü adamım benim. İblislere de artık kötü gözle bakmıyorum arkadaşlar çünkü bu iblis tam yemelik Layla ilk başlarda sinir oldum şu inkâr aşamaları bu kızımızda da oldu ama sonunda epey iyi bir kabulleniş yaşadı. Yarı iblis yarı muhafız Layla. Ama hep iblis yanından nefret edilerek büyütülmüş. Yani, diğer benliğini inkâr etmesi normal. Bombaya gelince anne babasının kim olduğunu öğrendiğinizde epey şaşıracaksınız. Layla’nın arkadaşları Sam ve Stacey çok tatlılardı. Zayne ; ona pek değinmek istemiyorum sevdim sevmesine de davranışları kafamı karıştırdı. Gerçekten Layla’yı küçük kız kardeş gibi mi yoksa başka türlü mü sevdiğine anlam veremedim. Peki babası abbot! Adama çok gıcık oldum. Ben yine dönüp dolaşıp roth’a gelmek istiyorum. Jennifer ah Jennifer! Neden hep erkek karakterlerine “geri dönülemez bir biçimde aşık oluyorum” Neden? (özellikle dövmesine küüçük(!) Bambi’ye bayıldıım). Jeniffer L.Armentrout’un tüüm kitapları tavsiyemdir. Roth: “ Seni bulduğum anda kendimi yitirdim.” Sesim çatladı, kalbimde.. Tony “Neden size bir şey söyleyeyim? O hiç kibar davranmadı.” Roth “Ben kimseye kibar davranmam” Tony Layla’yı göstererek, “Ona kibar davranıyorsun ama” Roth: “Çünkü o güzel.” “ Telefonumda Zayne’nin ismini taş kafa kendi ismini seksi canavar olarak kaydetmişti.” :D Stacey “ Seninle gurur duyuyorum. Normal bir ergenin yapacağı gibi, bir oğlanla gizlice çıkıyorsun.” Yüzümü ekşittim. “Böyle bir şeyle ancak sen gurur duyarsın zaten.”
Baskı: Tersyüz
Dikkat bu kitap hüzünlüdür! İnsanların acıyla nasıl baş edebildiğini ince bir işçilikle anlatıyor. Gerçekten neden kitabın isminin tersyüz olduğunu anladım. Sonlara doğru bir farkındalıkla boğazım düğümlendi. Aslında bölüm başlıklarının nereden geldiğini anladığımda “Ah! Bailey” dedim. Fern ve Ambrose’dan daha çok Fern’in kuzeni beni daha çok etkiledi olaylara bakış açısı hayatı kendisi için eğlenceli hala getirmesi çok güzeldi. Fern ve ambrose’a gelirsek aralarındaki ilişki aşama aşamaydı. Bir anda olup biten şeyler yoktu. Ve aralarındaki yazışmalar çok hoştu. Ambrose’un savaştan sonra yüzündeki yaralarla kasabaya dönmesi Fern’i hiç ama hiç etkilemedi. O hep Ambrose Young’a aşıktı. Bütününe anladınız mı Kitabı okurken o kadar normaldi her şey sadece ambrose’un sık sık kendine yaralarını hatırlatması hoş değildi . Ve tabi ki sinir olduğum iğrenç bir adamda vardı. Rita’nın kocası. Pisliiiik! Bir insanın eşini sevdiğini iddia edipte sonrasında bu kadar iğrençleşmesine nasıl bir beyin nasıl bir psikoloji sebep oluyor anlayamıyorum gerçekten.. Kitaba ba-yıl-dım. Durağandı ama epey bir bakış açısı kazandırdı bana. Yazarın takipçisiyim artık. Tavsiyemdir.
Baskı: Cinder (The Lunar Chronicles, #1)
Kitaptaki orjinal masalda alınmış olan alıntıları çok hoştu. Ama ana karakterler hiçte beklediğim gibi değildi. Prens Kai'nin ve Cinder'in daha güçlü ve daaha zeki olmalarını bekliyordum. Aralarında biraz yakınlaşma bekledim sanki her şey epey bir hızlı gelişti ama hızlı gelişen olayları Cinder ve Kai bir türlü anlayamadı kitap bitti Cinder hala inanamıyorum diyordu!. Kitabın ortasında farkına vardığım sır yüzünden merak ettiğim bir şey kalmadı öyle olunca heyecanımı da kaybettim . Çok merak etiğim bir kitaptı ve beklentimin epey aşağısında kaldı.. Sonu ise kafamı karıştırdı hala aklımda bir sürü soru var. Ama ilk kitap olmasından kaynaklı eksiklikler olarak görüyorum bunları ve devam kitaplarını okuyacağım .