Cinder (The Lunar Chronicles, #1)
Gelecekte bile, hikâye "bir varmış bir yokmuş" dİye başlıyor… İnsanlarla androidlerin yan yana dolaştığı Yeni Pekin'e hoş geldiniz. Her ne kadar birlikte yaşamayı başarsalar da türlerin dostluğu sanıldığı kadar kolay değil. Ölümcül bir veba insan nüfusunu tehdit ediyor. Ay İnsanları, Dünya'yı uzaydan izleyerek doğru zamanı kolluyor. Kimse Dünya'nın kaderinin tek bir kıza bağlı olduğunun farkında bile değil… Becerikli bir mekanik ustası olan Cinder, herkesten saklasa da aslında bir sayborg. Üvey annesinin hakaretleri yetmezmiş gibi şimdi bir de üvey kardeşinin hastalanmasından sorumlu tutuluyor. Yakışıklı Prens Kai'in hayatına girmesiyle birlikte, Cinder birden kendini gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında buluveriyor. Sorumluluk ve özgürlük, sadakat ve ihanet arasında kalan Cinder, Dünya'nın geleceğini koruma altına almak için önce kendi geçmişinin sırlarını açığa çıkarmak zorunda... Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmaya ne dersiniz? Marissa Meyer, Washington'ın Tacoma kasabasında doğup büyüdü. Henüz küçük bir çocukken kitaplara âşık olan Marissa, ergenlik yıllarından beri gençlik edebiyatı üzerine çalışıyor. Peri masallarına da büyük bir sevgi besleyen Marissa, gençlik günlerinden beri bu masalları yeniden kurguluyor ve bu tutkusundan da vazgeçecek gibi görünmüyor. (Tanıtım Bülteninden)
Baskılar2
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Bayıldım. Konusunu çok sevdim yazarın anlatımı çok güzel inanılmaz sürükleyici kesinlikle tavsiye ederim.
Fazla akıcı değil, sonlara doğru akıcılaşan bir kitap.
Beklediğimden de güzel ve sürükleyici bir kitaptı. Bazı şeyleri tahmin edilebilir olsa da beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim.
Bir modern Külkedisi romanı okuduk.Güldük eğlendik zaman su gibi akıp gitti.Artemis serilerini özlemişim:)
http://fairytaleess.blogspot.com.tr/2015/09/cinder-kitap-yorumu.html Cinder bir çırpıda okundu ve bitti. Ciddiyim sadece iki oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu. Aslında Cinder ilk çıktığında adeta ışınlanırcasına D&R'a gitmiştim ve kitabı büyük bir hevesle okumuştum. Beğenmiştim de hani. Ama nedendir bilinmez serinin ikinci kitabı olan Scarlet'ta elimde bulunmasına rağmen onu okumamıştım. Daha sonraysa Cress'in çıkmasını falan beklerken Cinder'daki olayları epeyce unutmuşum. Bunun için seriye devam etmek ve unuttuğum olayları hatırlamak adına Cinder'i baştan okudum ve yine çok beğendim. Hatta ne gariptir ki ilk okuduğum zamandan daha bile çok beğendim. Üstelik kitabın Yeni Pekin'de geçmesi çok hoşuma gitti. Kitap hakkında söyleyecek çok şeyim var ancak önce bi kısaca konusuna da değinmek istiyorum. Cinder (ella) sayborg bir mekanik ustasıdır. Cinder 11 yaşındayken bir sayborga dönştürülmüştür. Yani geçirdiği bir kaza sonucu kullanamadığı uzuvlarının yerine makinalar konulmuştur. Vücudunun yaklaşık yüzde 36 'sı sayborgdur yani makinedir de diyebiliriz. Cinder sayborg olmadan önceki geçmişi hakkında hiçbir şey hatırlamamaktadır. Üstelik onun hakkında bilgiye sahip tek kişi yani onu evlat edinen üvey babası da uzun yıllar evvel ölmüştür ve Cinder , onu hiç sevmeyen , hatta ondan tiksinen üvey annesiyle beraber yaşamaktadır. İki tane de üvey kız kardeşi vardır. Bu üvey kardeşlerden büyük olan da annesi gibi Cinder'ı aşşağılayıp , ondan iğrenmektedir. Küçük kız kardeşiyse Cinder'in tek arkadaşıdır. Ancak bir gün bu küçük kız kardeş , Yeni Pekin'i kasıp kavuran vebaya yakalanır. (Bu spoiler değil.) Bir yanda bu sorunu varken bir yanda Yeni Pekin'in veliathı Prens Kai vardır. Cinder ona gönlünü istemese de kaptırır. Ama bu doğal değildir çünkü Cinder , normal bir insan değildir. Bir diğer yandaysa dünyayı tehtid eden Ay Kraliçesi Levana vardır. Levana'nın tek amacı Prens Kai ile evlenip önce Yeni Pekin'e sonra da tüm dünyaya hükmetmektir. Üstelik özellikle Ay Kraliçesi başta olmak üzere bütün ay insanlarının özel bir gücü vardır. İnsanlar üzerindeki biyoelektriğe hükmederek insanlara istedikleri şeyleri yaptırabilip , istediklerini düşündürebilmektedirler. Levana'ya karşı gelebilecek tek kişiyse yıllar önce kraliçenin öldürmeye çalıştığı minik prenses Selene'dir. Ancak prensesin yaşayıp yaşamadığı bile bilinmemektedir. Ben zaten böyle masal uyarlamalarına bayılırım. E haliyle bu kitabı da çok sevdim. Hatta eğer gerçekten emek verilerek , kitaba bağlı kalınırsa güzel bir film yapılabileceğini bile düşünüyorum ki zaten sanırım film olması yönünde de bazı adımlar atılmış. ( Ya da dizi. Tam olarak bilmiyorum cahilliğimi mazur görün artık. -,-) Üstelik kitap gelecekte geçiyor. Kurgunun harikalığına bakar mısınız ? (Ve ben kitabı öve öve öve bitiremem. Benim yine fangirl modlarım. -,-)
Akıcı ve ilgi çekici bir konu.. tüm seri bitince ayrıntılı yorumu yapmak istiyorum😁😁
Ne yalan söyleyeyim, masal, Kül Kedisi/Cinderella , prens diye bahsedince romantik bir şey beklediğim için hayal kırıklığına uğramış olabilirim. Çünkü Cinder'in bizim bildiğimiz masallardaki Cinderella ile hiç alakası yoktu. Cinderella mekanik ustası Cinder olunca hele de bir sayborg olup,kolu bacağı olmayınca ne oluyoruz dedim. Ama okudukça alıştım, çünkü kitabın anlatımı, çevirisi kurgusu başarılı. Bence başarılı bir bilimkurgu kitabı olarak bizi farklı bir dünyaya götürüp, Cinderellanın başka bir evrendeki halinin nasıl olabileceğini okumamızı sağlamış. Bu kitabı okuyacaklara tavsiyem, bilimkurgu kitapları ilginizi çok çekmiyorsa bu kitap sizi sıkabilir, hele de masalsı, romantik bir şey bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz tıpkı benim gibi ;)) O yüzden bu kitabın sıkı bir bilimkurgu kitabı olduğunu bilerek okumanızda fayda var.












