inci
@inci

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Sana Vuruldum (Crash #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/02/nicole-williams-sana-vuruldum-crash-1.html Kapağın ilgi çekiciliğine kapılıp almıştım ama beklentimi karşılamadı ne yazık ki. Böyle bir kitaba nasıl yorum yapılır bilemedim. İyi bir şeyler söyleyecek taraflar arıyorum ve kitabı yerin dibine sokar bir yorum yapmak istemiyorum da... ama bir yerden başlamak lazım tabi... Sanırım ilk defa bu kadar eleştirel bir yorum yazıyorum :( Üstelik bu kadar hevesle başladığım bir kitaba :( Öncelikle kitabın kurgusu, olay döngüsü fena değildi ama bir okuru tatmin edecek ölçüde yazılmış olsaydı. Duygudan yoksun, birçok şeyin havada kaldığı, olayların geçiştirildiği hissi veren bir kitaptı. Eğer bu kitap, bu kurgu, daha duygu yoğunluğunda ve olayları daha detaylı, geçiştirilmeden yazılsaydı bence güzel bir eser çıkardı ama ne yazık ki ben bu haliyle yeterli bulmadım. Bir kere, Lucy ve Jude güzel tanıştı ama hemen birbirlerinden hoşlandılar hadi ilk elektrik etkilendiler birbirlerinden diyelim... Arkadaş hangi ara aile ile tanışma faslına geçip de babaya kızından hoşlandım havası takılındı anlamadım. Bir durun ya... yavaş... diyesim geldi. Hadi bunu bir kenara bıraktım... Jude'un belalı arkadaşları ile olanlar, Sawyer ile olanlar, Jude'ın yaşadıkları... bunların Lucy'e yansıması... hepsi o kadar yüzeysel geçmişti ki... Kimse alınmasın ama okurken sanki yeni yetme birinin ilk hikaye denemesi gibi hissettim. Belki aranızda beğenenler vardır ama bence bir çok konuda çok yetersiz bir kitaptı. Evet,kötü çocukları seviyoruz... kötü çocuk iyi kız aşkını okumayı da seviyoruz... ama bu kadar basite indirgenerek okumayı... siz seviyor olabilirsiniz ama ben sevmiyorum... Bunlar benim kitabın kurgusuna ve yazımına dair eleştirilerimdi... şimdi yayınevine dair eleştirilerime gelelim... Aspendos... yakışmadı size bu kitap cidden! Severek takip ettiğim yayınevlerinden biri Aspendos ve bu kitaptaki imla hataları rahatsız etti. Eğer olur da ikinci basım yaparsa bu kitap bence matbaaya göndermeden bir elden geçirin kitabı... Kitaba dair ben başka bir şey söylemeyeceğim, konusu da zaten arka kapak yazısında gayet güzel bir şekilde yazılmış... Ben yorumumu burada bitiriyorum ve ne yazık ki bu seriyi takip etmeyeceğim... Ki niye seri onu da anlamadım ya... sonu yeterince iyi bir şekilde bitti ne gerek var seri yapmaya... Sustum tamam bu kadardı... ben tavsiye etmem okumanızı... yine de siz bilirsiniz. :))

Yasak
7/1006.02.2015

Baskı: Yasak

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/02/evangeline-collins-yasak.html Benim yeni favori tarihi aşk romanı yazarlarımdan biri oldu Evangeline Collins. Yedi Gün Yedi Gece kitabında alışılmışın dışındaki karakterlerle ilgimi çekmişti ama bu kitapta şunu anladım bu kadın aykırılık sınırını tarihi aşk romanlarında taşıyor! Alıştığımız kurguların dışında derken hiçbir zaman saf, masum kızları ya da dük, kont ya da varlıklı, hovarda, çapkın erkekleri yok bu kadının. Ki bunun yanında olsa da eminim ona bile bir aykırılık yapar... İlk kitapta, yani yazarın ülkemizde yayınlanan ilk kitabında kızımız fahişelik yaparak hayatını kazanmaya çalışıyordu bu kitapta da erkek karakterimiz öyle! Yazarın dilini seviyorum, akıcı ve kurgusunda dolayı oldukça ilgi çekici yazıyor. Zaman zaman detaylar sıkıyor olsa da kurgunun gidişatı dolayısıyla zevkle okunuyor. Çevirisi de güzeldi, ara ara birkaç eyrde imla hatası vardı ama çok göze batmıyordu bunların haricinde kitabın zaten eleştirilecek tarafı yok. Ahh bir de Olimpos dikkat lütfen, Mr. Rosedale şeklinde hitap edilmiş Gideon'a hep neden onu Bay Rosedale diye çevrilmedi? Ki bir iki yerde Bay deyip de sonrasında hep Mr. denmesi garip geldi açıkçası. Olimpos'un historical romance türündeki kitapların kapak tasarımlarını çok beğeniyorum cidden tam türün kapağı dedirtiyor... Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, henüz çok gençken seyisiyle uygunsuz bir pozisyonda yakalanan Isabella, ağabeyinin bulduğu adamla evlenir. 5 yıllık evli olan Isabella evlilikleri süresince kocasıyla bir evlilik hayatından çok uzak bir hayat yaşayıp yalnızdır ve bir gün kuzeni Isabella için bir erkek fahişe kiralar. Bu adam, Gideon Rosedale, Isabella ile iki hafta geçirecektir. Olaylar böyle başlıyor, olması gereken sadece gündüz ve gece arkadaşlığı ikisi arasında tutkunun yanında aşkında doğmasına sebep oluyor. Peki, başka bir adamla evli olan Isabella, erkek fahişesi Gideon'la beraber olabilecek mi? Bu sorunun cevabı ve daha fazlası kitapta! :) İşte yazarın aykırılık dediğim kısmı buydu. Şimdiye kadar "historical türünün kraliçesi" diyeceğimiz kadar güçlü kalemleri okuduk ve onlarda hiç bir erkeğin para ile kadınlarla olduğunu okumuş muyduk? Hayır! Farklılık, değişiklikti bu ve benim çoook hoşuma gitti :) Yazarın kurguyu ele alması, olay gidişatının hiçbir kopukluk olmadan devam etmesi çok hoşuma gitti. Bu kitapta aşkın yavaş yavaş işlenmesi, Gideon ne kadar inkar etse de Isabella'nın en başından aşkını itiraf etmesi çok güzeldi. Özellikle Isabella'nın ağabeyleri ile olan son sahneler... muhteşemdi! Kitabı çok beğendim, eğer bu türü seviyorsanız okuyun, seveceğinizi düşünüyorum :)

Baskı: Aşkı Seçtim (Sancaktarlar Serisi #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/02/meral-kr-ask-sectim-sancaktarlar-serisi.html Aylardan Aşk dedik aylarca... Tüyap'ta da Aşkı Seçtim diyerek çığırarak aldık imzalı kitaplarımızı... Aylardan Aşk'ın sonunda kızdığımız Doruk Akman'ın içindeki fırtınaları okuyoruz. İçindeki aşık adamı, sevdiği kadının kalbini kazanabilmek için çırpınan, kendini affettirmeye çalışan adamı... çocuklarını her şeyden çok seven bir aile olma umudu yaşayan adamı okuyoruz. Evet, Doruk Akman'ın görünenin altına iniyoruz, her şeye rağmen gülen yüzünün altındakini görüyoruz. Bir Meral Kır romanı daha... artık o hale geldim ki Meral abla yazsın çıkarsın ben arka kapak yazısına bile bakmadan alırım durumundayım. Bu kadın karakter oluşturmayı, karakterlerin yaşadıklarını ve duyguları okurlara hissettirmeyi cidden biliyor! Dört dörtlük bir kitap mı arıyorsunuz? Buyurun size iki kitap. Biri Aylardan Aşk ve diğeri de Aşkı Seçtim! Ahh üçüncüsü ise yolda. :) Meral ablanın kalemine dair bir yorum yapmayacağım. Zaten yazımını, üslubunu, kalemini sevdiğimi anlamışsınızdır! Hani Hadise'ye Türkiye'nin Beyonce'si diyorlar ya bende bu kadar iddialı davranarak Meral Kır'da Türkiye'nin J. McNaught'u derim! Çok iddialı oldu farkındayım ama onun kadar iyi olduğunu düşünüyorum! Başka söze gerek yoktur bence :) Kısaca size kitabın konusunu anlatmak gerekirse; Aylardan Aşk kitabında tanıtığımız Sancaktar Ailesi'nin biricik Asya'sı, Doruk Akman'a aşık olmuş onunla bir ilişkiye başlamıştı, ama Aylardan Aşk'ta ilişkileri yürümemiş ayrılmışlar ve Doruk Amerika'ya gitmişti ve ayrıldıklarında Asya hamileydi! Bu kitapta ise Doruk, Türkiye'ye geri dönüyor ve Asya'yla yarım kalan ilişkisini mutlu sonla bitirmeye kararlı! Asya, çocuklarıyla hayatını kurmuş, düzenini oturtmuş kalbinin acısıyla yaşamaya devam etmeye çalışırken Doruk çıkageliyor! Doruk, Asya'nın kalbini kazanmaya, gitmiş olmasının verdiği kırgınlığı tamir etmeye, kendini affettirmeye ve onunla mutluluğu yakalamaya çalışırken hiç hesapta olmayan olaylar patlak veriyor. Aynı gece içerisinde Asya'nın iş yerinde yangın çıkarılıyor ve evi soyuluyor! Kitapta, hem Doruk ve Asya arasındaki çekimi, aşkı ve kalp kırıklıklarının ardında mutlu olmaya çalışan bir çifti hem de aniden gelişen şaşırtıcı olay zincirinin içindeki gerilimle soluksuz bir şekilde sonucu merak ederek okuyoruz. Ha sadece Doruk ve Asya mı okuyoruz? Tabi ki hayır! Tüm Sancaktarlar'ı okuyoruz. Yağız ve Tanem'in aşkına bir kez daha tanık oluyoruz ve onların bir ebeveyn olarak davranışlarını görüyoruz... Ahmet, Mehmet, Sena'yı da bolca okuyoruz. Yani anlayacağınız Meral abla, aşkı kusursuz bir şekilde dokumakla kalmamış, biraz heyecan katmış, aile bağlarına değinmiş, kardeşlik ilişkisinin önemini de göstererek eserini mükemmelleştirmiş! Kitabın bitmesini istemediğim gibi soluksuz okuduğum doğrudur! Heyecanla nasıl barışacaklar diye okurken sonunda biliyordum ki mutlu bir son beni bekliyordu. Evet, mutlu son! Ama neye göre mutlu son? Doruk ve Asya için evet... Tıpkı Aylarda Aşk kitabında Yağız ve Tanem için mutlu son olurken son bölümü okuduktan sonra mutlu son muydu diyerek Asya'yı acılı Doruk'u yanında başka bir kadınla bırakmıştık. Bunda da Doruk ve Asya'yı mutlu son ile bıraktık ama öyle bir bitti ki 3. kitap çıksın diye beklemekten çatlayacağız. Biliyoruz ki - en azından takipçileri biliyor - 3. kitap Ahmet ve Sena'nın kitabı olacak ve Aşkı Seçtim kitabının sonu onlar için başlangıç oldu. Yani kısacası Meral abla bir kitabı bitirirken diğer kitabın başlangıcını yapıyor. Güzel taktik Meral abla ama biz de insanız merak tavan yaptı bekliyoruz! :)) Kitaba bayıldığımı ayrıyetten söyleme gereği duymuyorum ve sizlere şiddetle "Sancaktarlar Serisi"ni tavsiye ediyorum ve yorumumu kitaptan küçücük bir alıntıyla bitiriyorum. :)

Baskı: Ali'm (Bir Türk Masalı, #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/01/isl-parlakyldz-alim-bir-turk-masal-2.html ~~~*~~~ Aşk tedavisi sevdiğinin kollarında olan bir hastalıktı ve ben bu hastalığın pençesinde kıvranıyordum. ~~~*~~~ Veeeeeeeee karşınızda Ali Aral!!!! Yorumuma Ali'nin sözlerinden biriyle başlamak istedim ve nasıldı ama :) (bknz: yukarıdaki alıntı) Duygu'yu okurken hep dediğim gibi. Sedat ile Bekir de kimmiş Ali varken ;) Cidden beklentilerimden daha iyiydi. Duygu'yu okurken eğlendim, kızdım, bazen aşkla beraber romantizme bağladım ama Ali'm bambaşka bir şey çıktı. Duygu'da duyguları biraz daha derin yazabilirdi dedim ama bunda da bazen öyle cümleler ve çıkmazlarla duygular aktarılmıştı ki... Süperdi! Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Ali Aral, birgün Harem'de bir karmaşanın içerisinde kalan Aslı'ya yardım eder ve İstanbul'un ileri gelen ailelerinden birinin (aile dediğime bakmayın kabadayılarından birinin) kızı çıkınca işler sarpa sarar. Ali ve Aslı zorla evlendirilirler, ikisi de istemedikleri bir evliliğe zorlanmış olmanın verdiği duyguyla her ne kadar birbirlerinden nefret ettiklerini düşünseler de aslında kalpleri birbirleri için atmaya başlar. Aşk ve nefret arasında ince bir çizgi vardır derler ya, işte Aslı ve Ali o çizginin aşk olan kısmına geçiş yaptılar. Her ikisi de kabul etmek istemedi ama kabul ettiklerinde ve bunu kendilerine ve birbirlerine itiraf ettiklerinde bile hiçbir şey kolay olmadı. İşte kitapta Aslı ile Ali'nin aşkının filizlenmesini, kedi köpek gibi dalaşmalarını okuyoruz. Eğer bir aşk romanı okuruysanız, romantik, hafif eğlenceli, biraz atraksiyonlu, aşk dolu bir kitap okumak istiyorsanız bu kitaplara bir bakın.

Baskı: Tatlı Şeytan (The Sweet Trilogy #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/01/wendy-higgins-tatl-seytan-sweet-trilogy.html Mıknatıslı kapak tasarımlarıyla Türkiye'de bir ilki yapan Go Kitap'ın yayınladıkları 3. kitap ve benim okuduğum ilk kitapları Tatlı Şeytan, tek kelimeyle süperdi. Yazarın daha önce bir kitabını okumamıştım ama kitabın kurgusunu çok beğendim, değişik ve ilgi çekiciydi. Çeviri de müthişti, kitabın akıcılığı bozulmadan hiçbir hata olmadan okura tam bir dört dörtlük kitap sunmuşlardı. "The Sweet Üçlemesi"nin ilk kitabı olan Tatlı Şeytan, henüz on altı yaşında, ne olduğunu bilmeyen ve kendi özel yeteneklerinin farkında olan Anna'nın kendi ile ilgili gerçekleri öğrenmesini konu alıyor. Bir Nefil olduğunu öğrenmesi, yalnız olmadığını, başka nefillerinde olduğunu öğreniyor. Sadece bununla da kalmıyor, ilk kez aşık oluyor hem de bir imkansıza! Kaidan Rowe'a. Kaidan, on yedi yaşında şehvet günahının temsilcisi olan bir nefil ve tehlikeli derecesinde yakışıklı... Bu kitapta, hem Anna'nın ne olduğunu, yeteneklerinin getirilerini okuyoruz ve onunla beraber yaşıyoruz. Normalde paranormal romance çok okumamama rağmen, bu kitabı çok beğendim ve devamını heyecanla bekleyeceğim diyebilirim. Bir diğer beğendiğim şey de bölüm aralarındaki alıntı sözlerdi. Cidden kitaba oldukça uyumlu olmuş bu sözler! Kitaba dair tek şikayetçi olacağım şey yaş ortalamalarıydı. Yani demek istediğim, oburluk, kıskançlık, ihanet, şehvet... tarzı günahları bize göre henüz 'yeni yetmeler'den okumak, onların yetenekleri olarak görmek... okurken pek yakıştıramadım. Yani düşünsenize adam, insanları şehvet günahıyla test ediyor ama bahsettiğimiz adam henüz on yedi yaşında! Bu olmamıştı, yaşlar biraz daha büyük olabilirdi ya da en azından on dokuz falan olsalardı :) Bu yaş sıkıntısı dolayısıyla okurken hep aklımda daha büyük olduklarını düşünerek okudum ve o zaman her şey daha kusursuz göründü benim için :) Serinin ilk kitabı olduğu için biraz durağandı, bu bir gerçek! Bunu yadırgamamak lazım sonuçta okura önce neyin ne olduğunu öğretecek, her şeyi yerli yerine oturtacak sonrasında da olayı patlatacak :) en azından benim düşüncem o yönde :) Kısacası seriye giriş kitabı, ilk kitabı olduğu göz önüne alınırsa çok fazla atraksiyon olmaması normal! Ama bu atraksiyon eksikliği eğlenceli sohbetlerle giderilmişti. Kaidan ve Anna'nın arasındaki sohbetler, diyaloglar oldukça güzeldi. Paranormal romance türünü seviyorsanız bu seriyi hemen okuyun, eğer daha önce deneyimlemediğiniz bir tür ise bence bu kitap denemek için mükemmel bir fırsat!

Kızkafası
6/1025.01.2015

Baskı: Kızkafası

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/01/lafebesi-kzkafas.html Olimpos Yayınları'ndan çıkan oldukça ilgi çekici kapak tasarımına ait Kızkafası kitabı okundu, bitti. Dizüstü Edebiyatı denilen türde olan kitap bu türü sevenlerin severek okuyacağı kitaplardan. Kitap, üniversite sınavına girmiş ve sınıf öğretmenliğini kazanmış ama bölümü yerine tiyatro isteyen dans dersleri alan bir kızın hayatını konu alıyor. Esprili ve mizahi bir şekilde anlatımla süslenmiş kitap. Aslında üniversite hayatına yeni atılan kişiler için eğlenceli bir deneyim olabilir bu kitabı okumak :)) Dediğim gibi meşhur Pucca tarzı kitapları seviyorsanız bunu da seversiniz. Keyifle okuyup zaman zaman eğleneceğiniz bir gerçek bu yüzden "ben bu türü seviyorum" diyorsanız okuyun. Eğer benim ki bu türü pek beğenmiyorsanız da okumayın. Tamamen zevke hitap edecek bir kitap, yani her okurun okuyabileceği bir tür değil bence. Özellikle değinmek istiyorum kapağı çok beğendim ve kitapta bölüm aralarındaki o küçük kalpler de çok sevimli bir detay olmuş. Kitabın başında kapağı çevirdiğinizde pembe sayfanın üzerinde bir yazı var, çok hoşuma gitti sizlerle paylaşım yorumumu bitiriyorum. "Yazdım; çünkü ben keşkeleri hiç sevmem..." Dip not: bana kitabı sevdiniz mi demeyin vallaha bilmiyorum sevdim mi sevmedim mi? Çoook kararsız kaldım ben! Elimden bırakıp bırakıp aldım bilemedim... :(

Baskı: Hırsız (Love Me With Lies #3)

"Love Me with Lies" serisinin son kitabı ve Caleb tarafından anlatılan kitabı bitirmiş bulunuyorum. Seride en çok sevdiğim kitap oldu çünkü Caleb sanki daha fazla aşkına sahip çıktı Olivia'dansa. Bir kadın yazar tarafından bir erkeği yazmak zor olsa gerek ama Tarryn Fisher bunu oldukça başarılı bir şekilde yazmış ve diğer kitaplara göre daha akıcı daha duygular hissedilir boyutta geldi bana. İlk kitaptan beri hep Caleb'in düşüncelerini duygularını merak etmiştim, Olivia o kadar salakça adımlar attı ki Caleb'in neler hissettiği benim için hep muamma olmuştu ve bunları okumak paha biçilemezdi. Başta aşk Caleb'i sonra baba Caleb'i sonra ihanete uğramış Caleb'i, daha sonra aşkınden koşan Caleb'i ve son olarak da kaybetmişliği kabullenmiş Caleb'i okuduk. Kitabın gidişatı onu gösteriyordu ama yazar yine ters köşe yapıp kitabın sonunda okuru bildiğin şaşırtarak aşkı kazandırdı! Aşk romanlarında aşkın kazandığı kitapları severim ve bu seride de onu okumak çok güzeldi. Kitaba dair bahsetmek istediğim çok nokta var, özellikle Caleb'in aşkı için çırpınışlarına Olivia'nın verdiği karşılıklarda hakkında.. ama kitap içeriğine giren bir yorum yapmak istemiyorum. Zaten kısacık bir kitap bir zahmet seriyi alıp okuyun ;) Yorumumu bitirmeden önce Caleb'in annesinin Olivia'yı hiç sevmediğini onaylamadığını söylemek istiyorum ama buna rağmen Caleb'e söyledikleri çok hoşuma gitti. Onu sizlerle paylaşmak, alıntılamak için kendimi durduramayacağım :) ~~~*~~~ "O kıza karşı olan bütün antipatimi bir kenara bırakacağım ve yararlı bulabileceğin bir şey söyleyeceğim." Dinledim. Antipatisini bir kenara koyuyorduysa muhtemelen akıllara durgunluk verecek bir öğüt gelmek üzereydi. "Üç şey," dedi elime yavaşça vurarak. "Onu sevmende bir sakınca yok. Durma. Ona olan hislerini kapatırsan her şeyini kapatabilirsin. Bu da iyi bir şey olmaz. İkincisi, onu bekleme.Hayatını yaşaman lazım - yakında bebeğin olacak." Büyük finali beklerken hüzünlü bir şekilde bana gülümsedi. "Ve son olarak... Bekle onu." Yüzümdeki şaşkınlık ifadesini görünce gülümsedi. "Hayat sana yardım etmez,seni paramparça eder. Aşk zalimdir ama iyidir. Bizi hayatta tutar. Ona ihtiyacın varsa o zaman bekle. " ~~~*~~~ Yorumumu bitirirken sizlere dürüst olarak söylemek istiyorum ki oldukça keyif olarak, olay döngüsünde zaman zaman şaşırarak ve aşk dolu sahnelerde gülümseyerek okuduğum bir seri oldu. Seriyi sevdim bence bir tatmalısınız ama kesinlikle kitapları peş peşe okumalısınız. Zaten topu topuna 3 kitap arkadaş, bir çırpıda bitiyor ;)

Baskı: Tehlikeli Kızıl (Love Me With Lies #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/01/tarryn-fisher-tehlikeli-kzl-love-me.html "Love Me with Lies" serisinin 2. kitabı Tehlikeli Kızıl'ı sonunda okuyabildim. İlk kitaptan sonra fazla entrika yüklemesi ile ara vermiştim seriye ve bu sefer peş peşe okudum 2. ve 3. kitapları. İlk kitap Fırsatçı'da Olivia & Caleb & Leah arasındaki aşk üçgenini bir kısmını okumuştum. Daha doğrusu Olivia tarafından olan kısmını okumuştum.Zaman zaman sinirlenmiş, üzülmüş, aşkına sahip çıkmamasına kızmıştım. Orada Leah Smith ile tanışmıştım ve şimdi de Tehlikeli Kızıl ile Leah'ı yakından tanıdım. Kitaba yeni başlayanlara hep bu kitabın Leah'ı anlamamıza yardımcı olacak, kendince yaptıklarını haklı gösterecek sanmıştım ama yanılmışım! Kadın tam anlamıyla şeytan! Bu kitabı serinin devamı olduğu için okudum ve okurken karakterden dolayı kitabı sevemedim. Yanlış anlaşılmasın ne konuda ne çeviride ne de kitabın bütününde bir şey görmedim, gayet itinayla basılmış bir kitaptı benim kitabı sevememe nedenim tek kelimeyle... Leah! Ya bir karakter, okurken hiç mi sempati uyandırmaz? Leah,bir gıdım bile sempati uyandırmadı... Caleb iyi sabırlı çıktı, ben olsam kapının önüne koyardım yani, o kadar! Ama bazen... bazen söylediği şeylerle cidden mantıklı dedim yani :) Leah'ın Olivia ile karşı karşıya geldiği sayfaları çok sevdiğimi söylemek istiyorum :) Tarryn Fisher'in oldukça kendine özgü, değişik ve özgün bir kurgu yeteneği olduğunu ilk kitapta fark etmiştim ki bu kitapta ve 3. kitap Hırsız'da daha da belli oldu! Özgün anlatımları severim... Bu seri de bu yüzden beğendiğim serilerden oldu :)

Tersyüz
10/1004.01.2015

Baskı: Ters Yüz

http://illekitap.blogspot.com.tr/2015/01/amy-harmon-tersyuz.html ~~~*~~~ Herkes birileri için ana karakterdir. Önemsi bir karakter yoktur. ~~~*~~~ Herkesin konuştuğu dillere destan güreşçi Ambrose Young ile tanıştım :) hani konuşulduğu kadar varmış ;) Açıkçası bilindik kötü çocuk iyi kız aşkı okuyacağımı sanmıştım ama yanılmışım. Ambrose hiç de kötü çocuk gibi görünmüyor. Direk kitaba dalarak giriş yaptığım ilk yorumdu bu sanırım :) Neyse, kitabı beğendim! Anlatımı, duyguların aktarımı, kurgu, yazarın dili çok güzeldi. Ayrıca çeviri de kusursuzdu! Gerçi eğer bir çeviri de Arzu Altınanıt imzası varsa o çeviriye kusur bulmak imkansız. Çeviriye özellikle değinmek istedim, çünkü çevirmenlerin verdikleri o kadar emeğe karşılık en azından bir teşekkürü hak ediyorlar ve adlarından bahsedilmesini de... Onların da bir yazar kadar emekleri var kitaplarda. :) Yorumuma gelirsek... hatta gelmeyelim önce size kitabın konusundan bahsedeyim önce :) Lise son sınıf öğrencisi yakışıklı, hiç yenilgiye uğramamış güreşçi Ambrose Young liseden mezun olduktan sonra 5 arkadaşı ile orduya yazılır ancak sadece kendisi geri döner ve döndüğünde artık eskisi gibi görünmemektedir. Ambrose küçüklüğünden beri aşık olan Fern, Ambrose Irak'tan döndükten sonra onu tekrar eskisi gibi hayata tutunmaya çalışmasına yardım eder. Fern'in en büyük destekçisi de kuzeni Bailey'dir. Kitap, bu üçlü arasındaki dostluk, iletişim ve hayat savaşını, Fern ve Ambrose arasındaki aşkı, kaybedilen arkadaşlar için tutulan yası anlatıyor... Sayfaları duygulanarak çevireceğiniz, zaman zaman size 'umut'un her zaman varlığını gösterecek, yaşamın değerini anlatacak şeyleri görmenize sebep olacak bir kitap! Uzun zamandır etkileyici bir kitap okumamıştım bu çok iyi gitti. Sadece Ambrose ve Fern'in aşkı olmaması, Bailey... Rita... kasabadaki hayatları... her şeyin kurgulanması kitabı oldukça gerçekçi yapmıştı bir de olayların olduğu zaman dilimi 11 Eylül ve Irak konuları olması kitabı bir mertebe daha yükseltti.O dönemler Amerikalı askerlerin ruhsal çöküntülerini hep haberlerden duyduk ve bunu bir kitapta bir karakterin duyguları olarak okumak etkileyiciydi! ~~~*~~~ "Güzelliğin aşkı önleyici bir şey olabileceğini düşünürüm sık sık." "Neden?" "Çünkü bazen bir yüze aşık oluruz, onun ardındakine değil." ~~~*~~~ Ne kadar doğru değil mi? İşte bu hikaye bize aşkın çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Şiddetle okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap! Bence hemen okuma listenize notunuzu alın ya da ilk siparişinize bu kitabı ekleyin!

Hayat Güzeldir
2/1030.12.2014

Baskı: Hayat Güzeldir

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/12/mustafa-kutlu-hayat-guzeldir.html Kısa kısa hikayelerden oluşan bir kitaptı. Bir iki hikayeyi sevsem de bana biraz fazla sade... basit demek istemiyorum ama çok da ımmm... çok da okuru kendine çekip de vay be ne hikayeydi dedirtecek şekilde yazılmamıştı. Verdiği mesajlar umut edici, güzel olabilir ama ben... sevemedim. Eğer ilkokul çağında birileri varsa çevrenizde onlara hediye edebileceğiniz bir kitap ama kesinlikle yetişkinlere hitap edeceğini düşünmüyorum. Normalde hiç tarzım olmayan bir tür olmasına rağmen bir denedim, nasıl zevk alacak mıyım okumaktan diye... ama alamadım! Tarzım değildi! Dili fazla sıradan geldi! Hikayeler bir anda çok çabuk oldu bittiye geliyordu. Eğer daha uzun daha detaylı ve daha duygu katılarak yazılsaydı belki daha güzel bir kitap olabilirdi. Hatta kitabı sonuna kadar bile okuyamadım çünkü sıkıldım. İncecik bir kitap olmasına rağmen... yarım bıraktım! Dediğim gibi eğer ilkokul çağında tanıdıklarınız varsa onlara hediye edebileceğiniz bir kitap olabilir ama eğer bir yetişkin iseniz bence okumasanız da olur bence. Ben sevemedim, beğenemedim ne yazık ki.

Tahrik (Driven #1)
8/1028.12.2014

Baskı: Tahrik (Driven #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/12/k-bromberg-tahrik-driven-1.html Hep yakışıklı, seksi, kadın karakterlerin aklını başından alan CEO'ları okudum bu sefer hız tutkunu, tehlikeli, tabi ki seksi ve yakışıklı, kadınları ihtiyaçları doğrultusunda kullanan ve kadınların etrafında pervane olduğu bir yarışçıyı! Bu sefer farklı bir karakter... Her ne kadar kapak tasarımı öyle gösteriyor olsa da 'erotik romans' demek için bence yeterince erotizm yok içinde! Her aşk romanında olan dozdaydı erotizm ve dolayısıyla bence erotik aşk romanı kategorisine girmezdi ama öyle kategorilendirmişler... Güzel, değişik ve biraz da değişik karakterlerin olduğu bir kurguydu. Çünkü her ne kadar Colton Donavan, kadınları kullanan bir adamsa Rylee Thomas'ta nişanlısına bir o kadar sadık bir kadın. Hani tam anlamıyla birbirlerinden zıt karakterler ve mıknatısın ters kutupları gibi birbirlerini çektiler. :) Kitabın kısaca konusunu anlatmak gerekirse, bir yardım gecesinde üç yıl önce nişanlısını kaybeden Rylee, seksi ve yakışıklı yarışçı Colton ile tanışır. Aralarında açıklayamadıkları bir etkileşim ve çekim oluşur. Colton bu çekimin peşine düşerek Rylee'yi rahat bırakmaz ve onu elde etmek için peşine düşer. Bu sırada aralarındaki çekime yenik düşerler ve aralarında açıklayamadıkları duyguları dışa vurmaya kalkarlar ama... hep olduğu gibi engeller, peşlerini bırakmaz... Kitabı çok beğendim, zevk alarak okudum ve öyle bir yerde bitti ki keşke 2.si de çıkmış olsaydı da hemen okusaydım dedim. Eğer aşk romanları okumayı seviyorsanız bence okuyun, seveceğinizden eminim. Kitapta orijinal kapak kullanılmıştı, ki ben orijinal kapakları genelde daha çok severim, ayrıca kapaktaki kapartmalar kitabın albenisi arttırmış bence :) Kitabın kurgusunu beğenmiş olmama rağmen beğenmediğim bir iki yer var. Bunlardan biri, imla hataları vardı, birkaç yerde denk geldim ve diğeri de Colton, Rylee'nin iş yerine geldiğinde ikisinin ilk karşılaşmasında Colton'ın üzerindekileri tarih ederken polo tişört var olarak tarif ediyordu ama sonra nasıl olduysa bu tişört gömlek oluverdi. Çeviride biraz dikkat ya da editör en azından son okumasını yaparken böyle hataları düzeltirse çok daha iyi olur. Olimpos, zevkle takip edeceğim bir seriyi daha önüme sundu, dilerim 2. kitap için çok fazla bekletmez bizi.

Baskı: Son Kurtadam (Son Kurtadam, #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/12/glen-duncan-son-kurtadam-last-werewolf-1.html Ne kitaptı be! Resmen zihinlerde oturtulmuş olan kurtadam kriterlerini tekrar düşündürme modu yarattı! O, vahşi, canavar olarak gördüğümüz, korku filmlerine konu olmuş öldürme programlı yaratıklarında bir 'canlı' olarak hayatta kalma savaşı verdiklerini, onlarında duyguları olduklarını okumak... şaşırtıcıydı! Jacob (Jake) Marlowe'un hayatı... Bu kitap, dünya üzerinde son kalmış olan bir kurtadamın hayatını anlatıyor! Duygularınıi dönüşüm geçirirken neler hissettiklerini, iç güdülerini, öldürmek zorunda olduklarında neler hissettiklerini... Hepimizin aklındaki o canavarı, bir canlı olarak görmemizi sağlıyor! Kitabı kusursuz bir çeviri ile okurların önüne koyan İthaki'ye ve çevirmene özellikle teşekkür etmek gerek. Böyle bir kitap ziyan da olabilirdi ama keyifle okunacak, her sayfasını zevkle çevireceğimiz bir kitap olmuş. Kitabı zaman zaman okurken sıkıldığım anlar oldu, çünkü içeriği gereği zaman zaman ağır ilerlemesi gerekiyordu ve bu durum beni zaman zaman sıktı ama yine de akıcılığından hiçbir şey kaybetmedi. Yorumumu fazla uzatmak istemiyorum sonra kitabı anlatmaya başlayacağım bu durumda henüz okumamış olanlar için hoş bir durum olmaz :) Ama kitabın konusunu size kısaca açıklamak gerekirse; Jacob, kısaca Jack Marlowe, yeryüzünde son olduğunu düşünen bir kurtadamdır. Peşinde ondan intikam almak için dolunayda dönüşmesini bekleyen DOKET'in biran önce varoluşuna son vermesini beklemektedir. Ancak işler hiç de tahmin ettiği gibi ilerlemez. Peşine düşen vampirlerden ve DOKET'ten kaçarken bir kadınla tanışır. Talulla... bu kadın Jack'in hayatını tahmin edemeyeceği şekilde değiştirip, hayatta kalma savaşı vermesine neden olur! Bir kurt adamın hayatta kalma çabasını okuyoruz. Hayatta kalma, sevdiğini hayatta tutma ve duygularını... Evet, onlar bir canavar ama onlar da bir canlı! Onlarda yaşamaya çabalıyor ve onlarında duyguları var! Bu kitap bence bunu bize gösteriyor... Her ne kadar zaman zaman sıkılsam da hiç tarzım olmayan bir tür olsa da gerçekten severek okuduğum bir kitap oldu!

Baskı: On Küçük Nefes (Ten Tiny Breaths #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/12/k-tucker-on-kucuk-nefes-ten-tiny.html ~~~*~~~ "Sadece nefes al, Kacey. On küçük nefes. İçinde tut. Hisset. Sev." ~~~*~~~ İsmini çok duymama ve okuyanlardan mükemmel olduğunun haricinde hiçbir yorum duymamama rağmen niye bu kitabı okumayı ertelemişim hiç bilmiyorum. Ciddi anlamda bayıldığı bir kitap oldu! Çok beğendim! Kurgu mükemmel, çeviri mükemmel, kapak tasarımı mükemmel... eee daha ne olsun geriye bu tehlikeli üç karışımı olan kitabı okumak kalıyor ve bende okudum. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, seneler önce bir trafik kazasında annesini babasını en yakın arkadaşını ve erkek arkadaşını kaybeden Kacey, kız kardeşiyle beraber sıfırdan başladıkları Miami'de yeni komşuları, yeni hayatları ve yeni aşkıyla olan hayatını konu alıyor. Zaman zaman Kacey'nin davranışları sinir bozucu olurken zaman zaman da içinde yaşadığı korkuların insanın kalbine dokunuşuna şahit oluyoruz. Etkileyici... ruha ve kalbe dokunan bir hikaye! Kacey'nin yaşadığı travma bazen okurken gözlerimi doldurdu. Hele ki son 100 sayfa... cidden etkileyiciydi. Bazen bazı şeyleri geride bırakmak için, yapılanları yaşanılanları geride bırakıp yoluna devam edebilmek için affetmek gerektiğini gösterdi Kacey. Şimdi diyeceksiniz ki bu aşk romanı neler saçmalıyor bu İnci, ama okuyunca ne demek istediğimi anlayacağınızı düşünüyorum. Şuanda nasılda kitap içeriğine girip içime oturan, keyifle okuduğum ama o kadar etkilendiğim sahnelerden bahsetmek istiyorum ki... ama bu isteğimin sizin okuma hevesini söndürmesinden korktuğumdan kitap içeriğine girmemeye karar verdim. Ama özellikle etkilendiğim iki üç yer vardı onları üstün körü söylemek istiyorum. Okuyanların anlayacağı okumayanlarında okuyunca anlayacakları satırlar. Bunlardan ilki, Kacey'nin ilk kez Trent'in elini tuttuğunda... ahhh o satırlar var ya... nasıl da etkiledi beni. İki üç kere okudum o satırları. Bir de Kacey'nin Trent'in sırlarını öğrendiğinde verdiği tepki... Ahhh ya son kısım... Trent ve Kacey'nin her şeyden sonra sahildeki hali... Offff... ne kitaptı be dedirtti bana! ~~~*~~~ "Trent'le bir şeyler farklıydı.Bir ömür boyunca hissedilen susuzluktan sonra ağza atılan taptaze bir karpuz dilimi gibiydi. Senelerce su altında kaldıktan sonra ciğerlere çekilen hava gibiydi. Trent, yaşam gibiydi." ~~~*~~~ Daha fazlası için: http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/12/k-tucker-on-kucuk-nefes-ten-tiny.html

Geceyi Keşfet
7/1015.12.2014

Baskı: Geceyi Keşfet

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/12/shannon-drake-geceyi-kesfet-graham-clan.html Graham Clan serisinin ikinci kitabı Geceyi Keşfet'te bitti. İskoçları ve tarihi aşk romanlarını sevdiğimi bilirsiniz. Dolayısıyla da bu kitabı beğendim. Tabi kusurları vardı ama konu güzeldi. Eeeee İskoç kitabı beğenmemek ne mümkün ;) Öncelikle çeviri daha iyi olabilirdi bence, bunu söylüyorum çünkü okurken akıcılığı bozacak derecede kurulmuş cümleler vardı, devrik ve yüklemsiz yarım cümleler... Ahh tabi bir yerde "of course Ingrid" cümlesi çevrilmemişti bile. Acaba editör de mi atladı bu kısımları merak ettim. Hadi çeviride oldu bunlar diyelim ama editörden de bunların düzeltilmeden basılması bence olmamış. Biraz daha özen Olimpos. Bu kısmı saymazsak güzel bir kitaptı. Beğendim ve zevkle okudum. Kyra'nın asi ve cesur bir kadın olması ve ona karşılık Arryn'in de dediğim dedik dik kafalı istediğini yapan bir tavır takınması çok güzeldi. Arryn yaralı bir aslan ve Kyra'da kafese kapatılmış bir kuş gibiydiler. Mutluluğu birbirlerinde bulmaları süper! Kitaba dair bahsetmek istediğim bir sürü şey var ama kitap içeriğine giren bir yorum yapmak istemiyorum o bakımdan da o kısımları es geçiyorum. Ama özellikle belirtmek isterim ki savaş kısımları müthişti! Okurken gözümün önünde canlandırmak hiç zor olmadı. Kitapta, aşk, bağlılık, sadakat,ihanet, savaş ve intikam her duygu işlenmişti. Tam bir keyifle okunacak İskoç romanıydı tabi yukarıda belirttiğim hatalar olmasaydı. Onları da artık bir daha ki basımda düzeltirler diye düşünüyorum. 7 kitaptan oluşan Graham Clan serisinin ikinci kitabı da ülkemizde yayımlanmışken dilerim üçüncü kitabı içinde fazla beklemeyiz.

Üç
5/1002.12.2014

Baskı: Üç

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/12/sarah-lotz-uc.html Birkaç saat arayla düşen dört uçak ve hayatta kalan üç çocuk! Dünyada yankı uyandıran uçak kazalarının altındaki sebepler, sonrasındaki olaylar!!! Gerilim yüklü bir kitap Üç! Blogun takipçileri bilir normalde bu tür kitapları pek okumam ve okuyorsam da konusu oldukça ilgimi çekmiş demektir. "Üç" de ilgimi çeken merakımı uyandıran bir konuya sahipti! Hem dürüst olun! Şöyle bir kapak ilgi çekmez mi? Benim çekti ve okudum ama okuyarak iyi mi yaptım kötü mü yaptım bilemiyorum. Yazarın kalemini sevdim, kurgusunu sevdim, çevirmen oldukça iyi bir iş çıkarmış ve mükemmel bir çeviri sunmuş bize. Kitabın kapak tasarımı, kapak dokusu,sayfaların kenarlarındaki siyahlık... görsel tasarımı mükemmel! Genel olarak ele aldığımızda, görüntü olarak mükemmel, çeviri mükemmel, kurgu mükemmel! Bu türü sevenler için harika bir kitap, ama benim için değil ne yazık ki! Biliyorum, tam överek başlamışken 'ama'dan sonrası da ne demek diyorsunuz. Kitabı elime ilk aldığımda bunları hissetmiş, okumaya başladığımda böyle düşünmüştüm ama sonradan ne yazık ki benim tarzıma uymadığını fark ettim! Kurgunun çok güzel olduğunu söylemiştim, ama içeriği aslında içeriği de değil, yazarın yazma şekli beni sıktı diyebilirim. Olan bu kazalardan sonra sağ kurtulan üç çocuğun yaşamlarını yazması falan neyse de araştırma yazısı şeklinde yazması ya da kaza üzerine yaptığı araştırmayı yazmış modda olması beni kitaptan kopardı! Tam odaklanıyorum kitaba okurken geriliyorum falan bir anda başka biriyle olan konuşmaya, yazışmaya falan atlıyor bende ipler kopuyor! Bu yüzden pek sevemedim. Sonuçta bu bir roman! Gerilim, gizem romanı! Adı üzerinde roman! Bunu usulüne uygun yazsana ya! :( Araştırma şeklinde ele alınmış olması bana kitaba odaklanmamı engelledi açıkçası. Benim şikayetim tamamen yazarın kurguyu ele alış biçiminden kaynaklanıyor. Tabi bu bütünüyle kişisel görüşüm. Eğer gerilim & gizem harmanlanmış kurguları seviyorsanız ve bu tür bir anlatımdan rahatsız olmayacak bir okur iseniz zevkle okuyacaksınızdır ama benim gibi düşünüyorsanız hiç denemeyin derim ben!

Baskı: Aşk Yakar (Breathing #3)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/11/rebecca-donovan-ask-yakar-nefes-serisi-3.html ~~*~~ "Seni sevmek, ateşlere atlamaktı... Seninle ya da sensiz..." ~~*~~ Veee... serinin son kitabı ve Emma'nın yaptığı seçimlerin bedellerini ödediği ve ödettiği hayat! Evet, kitap 2. kitabın yarım kaldığı yerden son hızla devam ediyor. Emma, liseyi bitirdi ve üniversiteye başladı, ikinci kitabın yarım kaldığı noktanın üzerinden kocaman iki yıl geçti... acılar yerini kanayan yaralara bıraktı, geçmişin hataları peşinde hala adım adım onu takip ederken Emma yeni hayatına devam etme çabasında! Tabi bu hayatta çok yakın arkadaşı Sara'dan uzakta, kendisini tanımayan ve kendini tanıtamadığı arkadaşlarıyla hayatına devam ediyor. Kısacası aldığı hatalı kararların... başkaları adına yaptığı seçimlerin bedelini ödüyor... yaralı olan ruhu ve kırık olan kabini onarmayı beceremeden onlarla yaşamaya çalışıyor farkına varmadan her an daha da yaralanarak! Peş peşe kitaplar okununca peş peşe de yorumlar geliyor :D Öncelikle bu seriye ben Tuğçe Nida sayesinde başladım. Kendisi Tut Elimi kitabını tavsiye etmiş ona güvenerek seriye dalış yapmıştım ve iyi ki yaptım diyorum. Genel olarak yorumlara baktığımda seriyi beğenenler kadar klasik ve sıradan bulanlar da vardı ama ben beğendim. Serinin her kitabını büyük bir merakla ve ne olacağının heyecanıyla okudum. En büyük heyecanını da son kitap Aşk Yakar yaşattı bana! Son kitaptı ve bir şekilde olayların sonlanması ve aşkın kazanması gerekiyordu ama... kazanan Evan'ın aşkı ve aşk için savaşması mı olacaktı yoksa Emma'nın yaptığı seçimlerden ve aldığı kararlardan dolayı aşkın kaybedişi mi olacaktı meraktaydım. Ben bu seriyi beğendim arkadaş! Bu kadar ve tavsiye ediyorum okuyun!Aşk, arkadaşlık, aile ilişkileri, dram.... her şey vardı ve sıkmadan akıcı bir şekilde okutuyordu seri kendisini. Şahsen ilk iki kitaptan daha soluksuz okudum bu kitabı çünkü Emma hiç de tahmin edemeceğim şeyleri seçti, kaçtı ve sonucunda çektiği acıları unutmak için annesinin izinden gitmeye başladı o da yetmediği sevdiği insanlardan uzaklaştı falan filan... Ama en güzeli neydi biliyor musunuz? Bütün bunların, bu acıların, hataların, ayrılıkların ardından... benim işte bu dediğim tek şey Evan'ın aşkıydı! İlk kitapta aşkının peşinden koşan pes etmeyen Evan... sonradan yaşananlara rağmen aşkına sahip çıkması... "bende böyle birini istiyorum" dedirtti! Hatta bir yerde "benim sevgim ikimize de yeter" tarzı bir cümle kuruyor... dokundu be bu kısımlar kalbime... bu kitapta Evan&Emma ilişkisi beni daha çok etkiledi be! Serinin son kitabı ve ben sizlere son kez söylüyorum... Alıp okuyun bu seriyi! Nefes (Breathing) Serisi'nin Kitapları: Tut Elimi Benimle Kal Aşk Yakar

Baskı: Benimle Kal (Breathing #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/11/rebecca-donovan-benimle-kal-nefes.html ~~*~~ "Hayatının anlamını istediğin kadar sorgulayabilirsin, ama şunu bil ki benim anlamım sensin..." ~~*~~ Sizlere demiştim ben bu seriyi peş peşe okurum diye. İşte 2. kitapta bitti ve ben şimdi elime 3. kitabı alacağım ve seriyi bitirecek olmanın verdiği hazla hiçbir bekleme ve ara olmadan sıcak sıcak bir dizinin bütün bölümlerini peş peşe izlemenin verdiği zevkle kitapları okuyacağım :D Bu konuda havamı da attıktan sonra siz hala Tut Elimi almayıp seriye başlamadıysanız veya alıp da henüz diğer kitapları tamamlamadıysanız muhteşem bir fırsatınız var hemen bütün kitapları alın ve peş peşe okuyun! Tut Elimi kitabında yarım kalan Emma'nın hikayesi Benimle Kal kitabında devam ediyor. Yengesinin zulmüne ve oradaki lise hayatını son ikisi senesini okumuştuk ve bu kitapta da lise sonda olan Emma'nın annesi ile beraberliğinde neler yaşadığını okuyoruz. Henüz lise çağındaki genç bir kızın aslında yaşından daha olgun olmasını,korkularını, tereddütlerini okuyoruz. Aşka tutunma çabasını, annesi ile yaşadığı hayatın normal ve her şey yolundaymış gibi Sara ve Evan'a yansıtmasını ama bunun yanında kendisinin hayatına benzeyen bir hayat yaşayan Jonathan'ın kendisini anladığını düşünerek bütün sırlarını ona açışını... Bu sırada farkında olmadan kaybettiklerini... kalbullenmek istemese de yaptığı hataları... sonunda ödediği bedelleri... Emma'nın dokunaklı öyküsü bu kitapta da devam ederken Tut Elimi kitabındaki dramın bu kitapta biraz devam ettiğini görüyoruz. Dram denilince aklınıza hemen salya sümük ağlatacak bir hikaye gelmesin, öyle değil! Ben öyle düşünerek hata yapmıştım siz yapmayın diye söylüyorum. Tut Elimi'yi beğenmiştim ama bunu da çok beğendim! Emma'nın hayatı normale döndü dedim ama yine normal olmayan şeyler oldu! Emma'nın mutlu anıları kadar acı çektiği, canının acıdığı ve yaptığı hatalarını da okuduk bu kitapta. Bu kitabı değil bu seriyi tavsiye ediyorum. Okuyun! Serinin 2. kitabı dolayısıyla bu kitabı tavsiye etmek olmaz bu yüzden bu seriyi okuyun arkadaşlar!

Baskı: Tut Elimi (Breathing #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/11/rebecca-donovan-tut-elimi-nefes-serisi-1.html Parodi Yaynları'ndan çıkan ve serinin ilk kitabı olan Tut Elimi kitabını sonunda bende okuyabildim. Aslında kitap çok uzun süredir okuma listemdeydi sonra aldım ve bir süre elim gitmedi okumaya nedense hep - sanırım da ilk kitap tasarımından dolayı- fazla dram bir kitap diye düşünerek erteliyordum okumayı ama okuduğumda elimden bırakamadım ve keşke ilk çıktığı zamanlarda okusaydım dedim. Ama... iyi ki en sona bırakmışım okumayı çünkü ikinci ve üçüncü kitapları da peş peşe okuyarak serinin diğer kitaplarını beklemek zorunda kalmayacağım :D Değişmez bir gerçek var ki o da 'seri kitapları peş peşe okumanın verdiği muhteşem haz'. İşte o hazzı bu seriyle tadıyorum daha ne olsun. Akıcı,duyguların çok güzel kaleme alındığı, muhteşem bir kurguyu bize sunmuştu bize Rebecca Donovan. Yazarın kalemini sevdim bu yüzden diğer kitaplarını da hemen aldım. Dilerim yazarın başka kitaplarını da okuma şansımız olur. Şimdi gelelim kitabın kısaca konusuna, sizlere kitap içeriğine girmeden nasıl anlatabilirim bilemiyorum ama kısaca bahsetmek gerekirse; yaşadığı eziyetleri, işkenceleri ve istenmediğini her daim hissettiren bir evden kaçarak okuluna ve okuldaki başarısına sığınan bir genç kız olan Emma, üniversiteye gitmeyi bir kurtuluş olarak görüp onun için çabalamakla uğraşırken okuluna yeni gelen ve Emma'ya takılıp olan Evan'ın aralarındaki çekimi, arkadaşlığı ve alevlenen aşkı konu alıyor. Tabi bunun yanında Emma'nın evinin dört duvarı arasında yaşadığı acınası hayat, bunu kimseye anlatmaması ve her şeye rağmen normal bir hayatı varmış gibi gösterme çabasını konu alıyor. Yoğun bir şekilde dram yüklü bir kitap gibi görünse de aslında içinizi ısıtacak bir aşkın alevlenmesini ve Emma ve Evan'ın hayatlarını okuyoruz. Böyle bir kitabı, kitap içeriğine girmeden nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Aslında bu kitabın anlatılamayacak kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim. Bunu okuyup içerisindekileri sizlerin keşfetmesi gerek. Okurken Emma'nın yaşadığı hayat insanın içini acıtırken Sara ve Evan ile olan arkadaşlığı ise yüzünde gülümseme oluşturuyor. Hani çok acı şeyler okurken bir anda onlarla insanın içine su serpiyordu. Kitapta beğendiğim okurken yüzümde gülümseme oluşturan yerler olduğu kadar sinirden kudurtan ve Carol'ı (Emma'nın yengesi) öldürme isteği ile dolduğum sahneler de vardı. Nefes (Breathing) Serisi'nin Kitapları: Tut Elimi Benimle Kal Aşk Yakar ~~*~~ Yaşamak bir seçenek miydi hala? Aşkın ve kaybın dengesinde, uğruna mücadele edeceğim şeyi aşk belirledi ve eğilip fısıldadı kulağıma: Tut Elimi...

Baskı: Yükseklerde (Up in the Air #2)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/11/r-k-lilley-yukseklerde-up-in-air-2.html Uçuşta kitabıyla ülkemizde yayınlanmaya başlayan seri "Up in The Air"in 2. kitabı Yükseklerde kitabı da raflarda yerini aldıktan sonra ben rahat duramadım onca okumam gereken kitap varken bu kitabı aldım ve Bianca & James ikilisinin sonunun ne olacağının heyecanıyla bir çırpıda kitabı bitirdim. Aspendos Yayınları, yine çok güzel bir kapak tasarımı ve çeviri ile bir kitabını daha okurların karşısına çıkarırken serilerinde aralarını çok açmadan yayınlamasıyla şahsen benim gönlümü aldılar. Ki şunu da söyleyeyim bu sayede birçok kitabı okunma listeme girdi bile. Neyse şimdi bunu bir kenara bırakarak kitaba dair yorumuma geçeyim değil mi? :)) Uçuşta kitabını okuyanlar bilir kitap yarım kalmış ve James ile Bianca'nın ilişkisi bir sallantıya girmişti. Yükseklerde kitabı da buradan yani kaldığı yerden devam ediyor. James, yine Bianca'ya taparcasına davranırken Bianca'nın ondan uzak kalamamasına rağmen kendisine karşı olan tereddütlerini de öldürmeye çalışarak beraberliklerini sürdürmeye çalışıyor. Çok karmaşık bir cümle kurdum sanki :) neyse :D Kitapta çok romantik sahnelerin olmasının yanında çok tutkulu ve şehvetli sahnelerde vardı bu yüzden sevgili okur arkadaşlarım +18 bir kitap olduğunu bir kez daha vurguluyor ve kitabın arkasındaki bu ibareyi ciddiye almanızı öneriyorum ama tabi yaşınız tutuyorsa okuyabilirsiniz :D Ben bu seriyi sevdim, kolay okunabilen, okurken sıkmayan ve akıcı olması kitabı zevkle okunmasını sağlıyor. Tabi bunda çevirinin de iyi olmasını bir payı var :) Dediğim gibi eğer +18 iseniz bence bir tadın bu seriyi seversiniz bence ;)

Çilek Mevsimi
10/1008.11.2014

Baskı: Çilek Mevsimi

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/11/burcu-buyukyldz-cilek-mevsimi-askn.html Çileğe bayılan biri olarak çilek kokulu bir kitaba da bayılırım :D Burcu Büyükyıldız'ın ilk kitabı Çilek Mevsimi'ni bitireli neredeyse bir hafta olmasına rağmen yeni yorum yapabiliyorum :( ama kitaba bayıldım. Cidden çok güzel bir kurgusu vardı. Burcu Hanım'ın kalemi de çok iyiydi, akıcı bir üslubu ve aşkın büyüsüne rahatlıkla kapılabileceğiniz bir kalemi var. Eğer henüz okumadıysanız bence kısa zamanda almalısınız. Hemen konuya giren ve mutlu sonla biten hikayeleri çok seviyorum her ne kadar sayfa aralarında karakterlerin acıları, göz yaşları ve kalp kırıklıkları saklı olsa da. Bu kitapta bana istediğimi fazlasıyla verdi! Türk yazarlara karşı güvenim inanılmaz arttı. Yazarlarımızın başarılı kitaplarını okudukça artık daha bir istekle alıyorum kitaplarını. İstekle alacak ve takip edeceğim bir yazar oldu Burcu Büyükyıldız! Kitabın konusunu kısaca açıklamak gerekirse; Yağız ve Mira, birbirini delicesine seven ve aşklarını mutlu bir beraberliğe götüren bir çift ama ne yazık ki Yağız'ın kaçıp İstanbul'a geldiği geçmişi ve daha da önemlisi ailesi bu çiftin mutluluğunu bozuyor. Yağız, Mira'yı terk ediyor ve aradan geçen onca zaman sonra tekrar Mira'ya geri geliyor. İşte olay da buradan patlıyor! Mira'nın onca kalp kırıklığı, güvensizliği, yalnızlığı,terk edilmişliği... Yağız'ın hasreti, aşkı, özlemi... Büyün bunları konu alıyor kitap. Özellikle, belirtmek istediğim bir detay var. Kitapta geçmişe dönmeler, o zamanda yaşananları anlatmalar vardı. İşte o kısımlar beni bitirdi. Bir yapbozun eksik parçalarını tamamlamak gibiydi! Kesinlikle mükemmeldi ve yazarımızın bunun altından oldukça başarıyla kalkmıştı! Yukarıda kitap hakkında söylediklerimden anlaşıldığı üzere ben kitabı beğendim. Yağız ve Mira arasındaki sohbetlerden, aile ilişkilerine, Yağız'ın geçmişine dair yapılan geçmişe dönüşlerin her şeyi yerli yerine oturtmasına ve Sidar ile Bengi'ye... Hepsine bayıldım. Kurgu güzel bir şekilde yazılmıştı. Duygu aktarımı da aynı şekilde... Burcu, tatlım çok güzel bir kitap yazmışsın, diğer kitaplarını da heyecanla bekleyecek bir okurun daha oldu! Başarıların devamını diliyorum ve diğer kitaplar için fazla bekletme diyorum =) Ahh bu arada yazarımızdan aldığım küçük tüyoları sizlerle paylaşayım ama aramızda kalsın ;) Yazarın çıkacak olan 2. kitabı, bu kitapta da sık sık okuduğumuz Sarp ve Ela çifti... Kitabın Bir Günah Gibi adı ... Bu kitapların olduğu bir seri, "Aşkın Renkleri" serisi toplamda 6 kitaptan oluşacakmış. Ne diyelim, kitaplar çabuk çıksın biz de biran önce okuyalım ;) Aşkın Renkleri Serisi'nin kitapları; Çilek Mevsimi Bir Günah Gibi Cezayir Menekşesi Lila Papatya Falı

Baskı: Kimliksiz - (Kayıp Şehir, #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/11/selvi-atc-kimliksiz-bir-kayp-sehir-roman.html Sonunda meşhur Deryal ile tanıştım. Samimiyetle söylüyorum ki tanışmadıysanız henüz en kısa zamanda tanışın! Selvi Atıcı, daha öncelerden internet dünyasında yazılarını yayınlayan ve daha sonrada Müptela Yayınları tarafından keşfedilip kitabı basılan yazarlarımızdan.... Ne cevherler varmış diyorum... İyi ki yayınevi kendisini görmüş ve kitabını bizlerle, okurlarla buluşturmuş! Akıcı, sürükleyici, zaman zaman heyecanlı zaman zaman da duygusal bir şekilde sayfalarını çevirdiğimiz bir kitap Kimliksiz. Okuduğunuz her satırdan bir haz alacaksınız, her sayfayı merakla çevireceksiniz... Bunun garantisini veriyorum. Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Deryal, kimliğini, ailesini bilmeyen, sokaklarda büyüyerek kendi çabalayarak bir yerlere gelmiş bir adam. Burcu ise, Deryal'le gece kulübünde yolları kesişen bir genç kız. Kitap aralarındaki ilişkinin boyutunun değişmesin, aşkın filizlenmesini konu alırken saklanan sırların oluşturduğu tehditleri, kırgınlıkları, çaresizlikleri de anlatıyor. Üstelik bununla kalmıyor, Deryal'in sağ kolu Adem'e de dokunuşlar yapıyor... Arkadaşlık ilişkilerine de değinirken hafiften mizahi bir kaleme geçerek eğlendiriyor ama bir yandan da duygusal yoğunlukla yaşanan acı olaylarda okuru hüzünlendiriyor. Tek kelimeyle mükemmel bir kurgu ve kitaptı! Ben kitabı cidden çok beğendim ve her sayfasını zevkle okudum. Hatta uzun zaman önce bitirmiş olmama rağmen bittiğini sindirmem uzun sürdü hala elime alıp ara ara okuyorum hoşuma giden yerlerini. Selvi Atıcı, kitaplarını takip edeceğim yazarlardan biri oldu. Sizlere de öneririm okuyun bu kitabı!

Aşka Rehin
7/1030.10.2014

Baskı: Aşka Rehin

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/10/sumeyye-akarcay-aska-rehin.html Bende Sümeyye Akarçay kalemiyle tanışanlardanım artık.Her ne kadar yazarın Rehine adlı kitabını okumamış olsam da Aşka Rehin'in duydum ki seri kitaplar olsalar da devam niteliğinde değiller hemen aldım ve okudum. Yazarın kalemini sevdim, güzeldi ama kendini geliştirmeye de açık bir kalemi var. Zaman zaman eksikliğini hissettiğim bir duygu oldu aşk ama onunda zamanla yaza yaza üstesinden gelinebileceğini düşünüyorum. Kapak tasarımını çok beğendim. Optimum Kitabı bu konuda tebrik ederim, cidden başarılı olmuş :) Şimdi gelelim kitaba dair yorumuma... Alıntılı bir yorum yapamayacağım,yorgun olduğumdan dolayı çok üşeniyorum şuanda görsel hazırlamaya :( bu seferlik böyle olsun ama bu demek değil ki kitaba dair yorum yapmayacağım. Özellikle değinmek istediğim yerler var :)) Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına diyerek giriyorum konuya yalnız uyarıyorum... birazcık kitap içeriğine girmiş olabilirim :) Üstte belirttiğim eksikliğini hissettiğim kısmı bir açıklamak istiyorum öncelikle. Burak'ın aşkı çooook güzel aktarılmıştı ama Betül'ünkini o kadar hissedemedim. Bebek muhabbetinde daha yoğun duygular olmadı bence okurun içini burkmalıydı o kısımlar ama bunu da hissedemedim. Ancak bu demek değil kötüydü. Yanlış anlaşılmasın sadece duygu eksikliği vardı anlatımda o kısımlarda, onu belirtmek istiyorum. Zaman zaman Burak'ın tripcan hallerine sinir olsam da sevdiğim bir karakter oldu ama nedense gönlümü çalamadı ancak aşık,sevdiğine sadık erkek Burak modu... hayranlık uyandırıcıydı. "O bir aşık! Körkütük hem de... Sarhoşken bile aşkına ihanet edemeyecek kadar kara sevdalı..." Burak böyle bir adam işte!!! Burak türünün tek örneği bu konuda... zaten anca kitaplarda böyle erkekler der kaçarım ;) Baran'ın karakteristik özelliklerini bilmiyorum, ilk kitabı Rehine'yi okumadığımı belirtmiştim. Ben sadece onun aşık bir erkek ve evlatlarına taban bir baba olarak tanıdım ve kesinlikle bu Baran'ı çoook sevdim :D Ömer'i de sevdim mi sevemedim mi bilemiyorum. Esrarengiz bir karakterdi ama şu "öldür de öldüreyim" modlarına rağmen hiçbir şey yapmaması benim için hayal kırıklığıydı :P hani sözde var iş icraata gelince bir şey yok diyeceğim ama kitabın sonuna doğru adam harekete geçti bende bu yüzden sustum :) Hazel konusunu kitabı uzatmak için konulduğunu düşündüm ama sonra kurguyla olan ilişkisi beni şaşırttı bu yüzden çok sevdim. Burak'ın, Hazel konusundaki tavırları, bebek konusundaki tripleri... olmadı be Burak olmadı!! Dikkatinizi çekerse Betül hakkında yorum yapmıyorum... kadın anlatılmaz yaşanır, o kadar cins biri işte :P ehehe cidden Betül adamı kanser eder... Allah kolaylık versin sana Burakçım :) Özellikle bayıldığım bir kısım vardı ki söylemezsem içimde kalır :) Betül'ün düğünden kaçıp da Burak'ın arabasına bindiği sahne var ya... okuyan bilir... abi ben bittim o sahnede... yüzümde kocaman bir sırıtmayla okudum! :) Neyse... Yorumumu bitireyim yoksa kitap içeriğine girip kitabı almanıza gerek kalmadan her bir şeyi anlatacağım size, bu yüzden en iyisi susmak :) Yorumumu bitirirken, kitabın eksiklerini düşünmeme rağmen beğendiğimi söylemek istiyorum. Optimum Kitap, ilk kitap Rehine'yi de çıkaracakmış dolayısıyla onu da okumaya niyetliyim. Duyduğuma göre Ömer'in de hikayesi kaleme alınacakmış... eeee gizemli erkek Ömer'i de okumama gerek. Aralarındaki en çarpıcı hikaye onunkidir diye düşünüyorum. Yorumumu bitirirken sizlere kitaptaki sevdiğim bir alıntıyı paylaşıp susuyorum :) Kalp, kim onu seviyorsa ondan uzaklaşıyor ve aşkını en imkansız olan kişide buluyordu.

Aşk Kanatları
9/1024.10.2014

Baskı: Aşk Kanatları

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/10/gunes-demirel-ask-kanatlar.html "Şimdi Benimsin" kitabıyla tanıştığım yazar Güneş Demirel'in yeni kitabı Aşk Kanatları'da okundu! Kabul etmeliyim ki bu kitabı ilk kitabına göre çok daha güzel, çok daha iyiydi. Gerek kurgu olarak gerekse kalem ve duygu aktarımı olarak! Gereksiz dram moduna geçiş yoktu, gereksiz kaprisler, kıskançlıklar, gereksiz uzatmak için olay döngüsü yoktu. Her şey dozunda, tadında bırakılarak yazılmıştı. Bu konuda yazarı tebrik ederim. Tam ağzıma göre bir kitaptı. Her sayfasından cidden keyif aldım diyebilirim. Sevgili ilişkisinin yanında, arkadaş ve aile ilişkilerine de değinilmesi kitabı bir tık daha üst kademeye atlamasına neden olmuştu. Açıkçası Şimdi Benimsin kitabı güzeldi okumuş ve zaman zaman sıkılsam da beğenmiştim ama bu kitap ile yazar bence bir çığır açmış gibiydi. Çok daha fazla geliştirmiş kendini ve cidden güzel bir bütünlük sağlamıştı. Hiçbir duygu dramatize edilmemiş, üzüntü dozunda verilerek okurun içinde burukluk yaratırken sevinç heyecan da bir o kadar okurun içini kıpır kıpıpr yapıyordu! Kendimi bir konuda şanslı hissediyorum. Yazarın iki kitabını okudum sadece biri ilk çıkardığı kitap diğeri son çıkardığı kitap ve ikisi arasındaki fark o kadar belirgin ki! İlkinde bazen havada kalan duygular, zaman zaman sıkıcı detaylar yoktu bunda. Her şey tam yerine oturmuş ve kurguyu çok güzel bir hale getirmişti! Çok övdüm sanırım ama cidden düşüncelerim bu benim! Güneş Demirel'in okuduğum iki kitabının en iyisiydi bu! Kurgu çok güzeldi, duygularla çok güzel işlenmişti ve insanın içine dokunan, zaman zaman hüzünlendirse de hep bir umutla aşkın kazanmasını bekleyerek sayfaları çevirdiğim bir kitap oldu benim için! Kendisi, zevkle takip edeceğim ve kitaplarını okumayı istediğim Türk yazarlardan biri oldu! Böyle yazarların sayesinde Türk Yazar Fenomeni olmaya başladım yalnız :D Sizlere tavsiye ediyorum, çok güzel bir aşk hikayesi, müthiş bir kitap!

Baskı: Fırsatçı (Love Me With Lies #1)

http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/10/tarryn-fisher-frsatc-love-me-with-lies-1.html Allah'ım nasıl bir kitaptı bu yav!!!Hiç bu kadar entrikalı bir kitap okumamıştım hayır sonu da o kadar şaşırttı ki beni 'ne oluyoruz be?' dedim kitabı kapattığımda. Öncelikle Tarryn Fisher'ın ülkemizde yayımlanan ilk kitabı ve aynı zamanda serinin de ilk kitabı. Yalan dolan, entrika, kandırmaca ve sonunda hüsran ama aşk dolu bir kitaptı! Hani ne arasanız vardı yani o kadar!!! Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Olivia, Caleb ile üniversite dönemlerinden tanışıyorlar ve bir şekilde sevgili olmayı başarıyorlar ancak ilişkileri Olivia'nın yüzünden yürümüyor ve ayrılıyorlar... Sonrasında ise aradan yıllar geçiyor ve bir gün Olivia ile Caleb'in yolları kesişiyor. Caleb bir kaza geçirmiş ve geçici hafıza kaybı yaşamıştır. Olivia ile yakınlaşıyorlar ve bu sırada Caleb'in kaza geçirmeden önceki nişanlısı Leah ortaya çıkıyo. Leah, bir şekilde Olivia'nın aklına giriyor ve Olivia tekrardan Caleb'i terk ediyor... Aradan yine yıllar geçiyor ve Caleb ile Olivia'nın yolları yine kesişiyor. Ama bu sefer Caleb Leah ile evli! Olivia aşkının değerini anlıyor ve.... işte daha fazlası için kitabı okumanız gerekmektedir! Uyuz olunacak ama merak uyandırdığı için devamını da okuyacağınız bir kitap diyebilirim. Evet, Olivia'nın salaklıklarına saydırdım, Caleb'in aşkı için gösterdiği çabaya hayran kalırken Olivia'nın akılsızlığının bedelini ödemesine memnun oldum. Sonu ise... tam anlamıyla şok ediciydi! Yok artık! Yuh yani! Bu tepkileri verdim kitabı okurken özellikle sonunu okurken cidden! Serinin ikinci ve üçüncü kitaplarını aldım. Ha çok mu beğendim hayır, çok beğendiğimi söyleyemem ama dediğim gibi merakımı depreştirdi bu yüzden devamını da okuyacağım. Hani sonunda Olivia ve Caleb'e ne olacağını merak ettiğim için okuyacağım. Alışılagelmişin dışında bir kurgu diyebilirim bu kitap için ve değişik bir şeyler arıyorsanız ve merakınızı uyandırıyorsa konusu bir tadın! :)) Ahh bu arada kitabın en beğendiğim yerleri Olivia ile Caleb'in tanışma kısımları, bu ikilinin geçmişe dönüş kısımlarındaki bölümler çok güzeldi :))

ÖncekiSayfa 29 / 42Sonraki