
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Duvarların Dili Olsa (Cocktail #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/10/alice-clayton-duvarlarn-dili-olsa.html Veee bomba haberi paylaşıyorum. Taşınmaya karar verdim, duvarımı Simon gibi inletecek sonra kalbimi çalacak bir komşumun olacağı bir daireye taşınmaya karar verdim. Ühüüüü....ne yazık ki bu düşünce hayalden daha öteye geçemiyor çünkü Türkiye standartlarında öyle erkekler yoktur muhtemelen! Nam-ı diyar Duvardelen Simon ile tanıştım ama ne tanışma... arkadaş adam "king" çıktı... Seksi mi seksi, yakışıklı mı yakışıklı, çarpıcı mı çarpıcı, başarılı mı başarılı... daha ne olsun... Aklınza gelecek her bir şey var adam da! Bir de fotoğrafçı!Ahhh kalbim!!! Fotoğrafçıları seksi bulduğumu söylemiş miydim? :P Alice Clayton... İngilizce olarak çok duyduğumuz Wallbanger (Duvarların Dili Olsa) kitabın yazarı... akıcı, eğlenceli bir dili olan yazar bu kitapta da bunu Türk okurlarına kanıtlıyor. Aslında blog turları yapılırken okuduğumuz onca alıntıdan sonra nasıl bir kitap olduğu belliydi. Okurken çok eğleneceğimiz, yüzümüzde her daim bir sırıtma olacağının bilincindeydim kitaba başlarken. Beni yanıltmadı da! Kitabın her satırından ayrı bir şekilde aldım ve çok eğlendim okurken. Hani gündemden, bütün acı gerçeklikten uzaklaşmak için okunabilecek bir kitap. Moralinizi düzeltip sizi mutlu edecek... Arka kapak yazısından bir şey anlamayanlar için, kısaca kitabın konusuna değinmek istiyorum. Caroline, yeni taşındığı dairesinde daha ilk gecelerinden birinde yan komşusunun seks seslerini ve yatağının duvara vuruşlarını duymaya başlıyor! Bunun devamında duyduğu sesler hem ilgisini çekip onu eğlendiriyor hem de gecenin bir yarısında süregelen bu faaliyetler onu uykusundan ediyor. Bundan rahatsız olduğu bir gece, üzerinde 'seksi pembe geceliğiyle' komşusunun kapısına dayanıyor. İşte bu an komşusu olan seksi, yakışıklı Simon ile tanışmış oluyor! Bu tanışmanın ardından bir parti de daha karşılaşıyorlar derken aralarındaki ilişki önce arkadaşlık olarak başlıyor (tabi aralarındaki çekimi inkar ediyorlar) sonrasında da devam eden ilişkilerini kitapta eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Caroline ve onun iki kız arkadaşı... Simon ve onun iki erkek arkadaşı... bu tehlikeli, tutkulu, güzel ve yakışıklı altı kişinin eğlenceli hikayesine dalıyoruz. Gerçekten kitap eğlenceli, okurken sıkmayıp okuru gülümseten diyaloglarla dolu bir kitap. Duyguların aşırı hissedildiği bir aşk hikayesinden çok romantik komedi tadında bir kitap diyebiliriz. Eğer gerçeklikten sıkılıp kısa, sıcak, eğlenceli, romantik komedi tadında bir şeyler arıyorsanız bence bu kitaba bir el atabilirsiniz. Demezsem içimde kalır... Simon gibi bir komşu istiyorummmmm!!! Neden bu sitede hiç onun gibi bir adam yok ya! Nedir bizim günahımız! ühüüüü....
Baskı: İntikamin Güzel Yüzü
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/10/tracey-devlyn-intikamn-guzel-yuzu-nexus.html Allah'ım nasılda özlemişim tarihi aşk romanlarını... Yorumlardan da anladığınız üzere uzunca bir süredir favori türüm olan historical romance okumuyordum ve şimdi bu türe yavaş yavaş dönmeye başlıyorum... cidden çok özlemişim :) İyi bir geçiş yapıp türünün en değişiği olan bir kitapla geri döndüm! Tracey Devlyn'in orijinal kapağını görünce çok beğenmiş ve kitabı almaya taaa o zamanlardan karar vermiştim. Hani bizdeki kapak da fena sayılmaz yani değil mi? :) Ben beğendim şahsen :) Özellikle erkek figürü... Neyse :) Öncelikle, yazarın ilk okuduğum kitabıydı ve cidden güzeldi de. Anlatım, yer betimlemeleri, karakterlerin karakteristik özellikleri, davranışları, duyguların anlatımı yaşanılması... her şey çok güzeldi. Klişeleşmiş olan tarihi aşk romanlarından çok farklıydı. Demek istediğim klasik unvan sahibi bir erkek ve onu etkileyen bir kadının aşklarının doğuşu değildi konu... Konu intikamı için düşmanlarının arasına sızan bir genç kadın, Cora... bu kadının ağabeyinin aynı zamanda kendisinin çocukluk arkadaşı, Guy... İki ajan... aynı zamanda bir birlerinden etkilenen iki insan! Gizem, heyecan ve aşk... Kaçırmalar, işkenceler, kullanılan bedenler... bütün bunların yanında ayakta kalmaya çalışan aşk... Her şey çok iyiydi ama... işte ya yine bir ama dedim... Cora çok acı çekti. Ne olursa olsun bir kadının bu kadar hırpalamasını, eziyet görmesini kaldıramıyorum ben! Ya kadın bu arkadaş! Tamam biliyoruz siz erkeklerden daha dayanıklıyız ama yine de akıllarda oturmuş bir zihniyet vardır. Kadınlar narin, incinmemesi gereken canlılardır! Nokta. Bitti! Cora, gördüğü onca eziyete rağmen iyi dayandı! İşte kadının gücü! Ne istediğini bilen ve kolay kolay vazgeçmeyen erkekleri severim kitaplarda. Burada da Guy ne istediğini biliyordu ve bundan vazgeçmemesi çok güzeldi! Yalnız biraz daha konuşursam kitabı bir çırpıda anlatacağım sanırım, o yüzden en iyisi susmak diyorum ve suruyorum. Bu arada kitap Nexus Serisi'ne ait bir kitap. Her kitap bir karakteri anlatıyor ama bu karakterleri ilk kitapta gördük, okuduk dolayısıyla sırasıyla okumanızda fayda var :) Bunca şey söyledikten sonra dile getirmek istediğim bir durum var, imla hataları çok vardı Novella'ya hiç yakıştıramadım bu durumu keşke biraz daha özenli olalarmış dedim :/ Bu yüzden 5 üzerinden 5 alacak bir kitaba 4 veriyorum şahsen =)
Baskı: Ana Karargah İstanbul
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/10/sevket-devrim-ana-karargah-istanbul.html Güçlü bir kurgu, akıcı bir üslup, okuru içine çeken her ani yaşıyormuş gibi hissettiren bir kitap. İşte tehlikeli bir üçlüden oluşan polisiye, gizem türünde bir kitap olan Ana Karargah İstanbul okundu ve bitti... Öncelikle, böylesine okuru kendine çeken ve okuru etkisi altına alan bir kurgu için yazarı tebrik ediyorum. Akıcı bir üslupla kaleme alınan bu kitap gereksiz detaylar yerine kurguyu güçlendirecek ve okurun merakını cezbederek okumasına, heyecanla sayfaları çevirmesine neden olacak bir şekilde işlenmişti. Her şeyi dozunda bırakılmış ve polisiye severleri tatmin edecek bir şekilde sonlandırılmış kitabın sonu! Blogu takip edenler bilirler ben aşk romanları okuruyumdur ama nadir de olsa diğer türleri okurum da. Polisiye de okuduğum ancak kalemine güvendiğim yazarlardansa tercih ettiğim bir tür, Çünkü beni şaşırtmalı, heyecanlandırmalı, kitabın içine çekmeli polisiye kurgusuna sahip kitaplar eğer böyle değilse büyük bir hayal kırıklığı olacağına hiç okumam daha iyi diye düşünürüm. Bu kitabı okurken de tereddütleri vardı yoktu değil ama her kelimesi ile bir okur olarak beni tatmin eden bir kitap oldu! Açıkçası, keyifle okuduğum ve okumak için ayırdığım her saniyeye değer bir kitap oldu! Kitaptaki yer betimlemeleri çok iyi bir şekilde kaleme alınmıştı. Sanki defalarca gitmiş görmüşüm gibi gözümde canlandırabildim ve karakterler o kadar içten samimi ve gerçekti ki sanki önümü çıkan herhangi bir polismiş gibi hissettim. Polisiye kitaba dair daha nasıl bir yorum yapıp övebilirim bilemiyorum. Cidden çok beğendim! Kitaba dair birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. *** İnanmak… Kurumuş toprakların ortasında tek başına duran, susamış bir çiçeğin koynuna, gökyüzünden kavuşma hayali ile gelen bir yağmur damlası gibi inanmak. Veya ağzında küçük solucanı yavrusuna kavuşturabilmek için kartalların arasından geçmek zorunda kalan bir güvercin gibi inanmak. *** Bugüne kadar hiçbir kızın elini sevgiyle tutmamıştı. İşin doğrusu bu yaşına kadar hiçbir kızı elini bile tutmamıştı. Ona göre öyle birisini sarmalıydı ki elleri, onun üzerine başka bir el görmemeliydi. Şair demiş ya, “yandığı ateşi tarif edebilen gerçekten yanmamıştır.” İşte onun gibi yakmalıydı o elin sahibi kendisini. Yirmi altı yıllık hayatında şu ana kadar herhangi bir ateşe düşmemişti ancak o ateşin kendisini hazırda beklediğini biliyordu. *** Komiser Timur, birbirini tanıdıktan sonra aşık olduklarını söyleyenlere hiç inanmamıştı. Aşk, beslenecek büyütülecek veya sonradan oluşacak bir duygu değildi. Kafesinde saklı bulunan kalbin, asıl sahibi görünce çözüleceğine ve kilitlerinden kurtularak dışarı çıkacağına inanıyordu. *** Bu kısımlar çok hoşuma giden kısımlardı. Kitabın polisiye, cinayet kurgusundan bambaşka yerlere götüren satırlardı ve bayıldım! Melek ile Komiser Timur arasındaki gelişmeler itiraf etmeliyim ki beklediğim gibi olmadı ben mutlu sonları seven bir okurum. Cinayet çözülür ve Timur sevdiği kızla mutlu olur türünde bir mutlu son, bunda bunu bulamamak kalbimi burktu açıkçası ama beni şaşırtan kitapları severim de :) tahmin ettiğimden daha farklı bir son olması bir yandan da memnun ediciydi. Katil hiç tahmin etmediğim biri çıktı. Gerek filmlerde gerekse kitaplar çok okumanın ya da seyretmenin sonucunda üç aşağı beş yukarı katil tahmin edilebilecek biri çıkar ama bu kitapta ne yazık ki katil beni çok şaşırttı. Hiç beklemediğim biri çıktı hatta bir ara Sezgin’den müdürden bile katil olmasını bekledim ama.. kim olduğun söylemeyeceğim =) Yorumu biraz daha uzatırsam sanırım kendimi tutamayıp katili söyleyeceğim bu yüzden kısa kesiyorum. Ciddi anlamda güçlü bir kalem ve hayal gücü ile araştırılarak bilgi edinilerek donanımlı olarak yazılmış bir kurgu, kitaptı. Okumaktan keyif aldığım, her satırını heyecanla okuduğum ve herkese polisiye sever sevmeyen herkese tavsiye edebileceğim bir kitap! Bence okumalısınız ve ben garanti ediyorum seveceksiniz! :)
Baskı: Ismarlama Bebek
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/fatih-murat-arsal-ismarlama-bebek.html Evveeettt!!!! e-book olarak okuduğum ve şimdi koklayarak sayfalarını çevirdiğim başka bir FMArsal kitabını daha bitirdim! Yok efendim FMArsal'ın kalemi öyle, böyle, üslubu şöyle demeyeceğim artık biliyorsunuz ki benim sevdiğim her kitabını okumaktan zevk aldığım yazarlardan biri kendisi dolayısıyla ne kendisini ne de kalemini övmenin bir anlamı yok. Sonucunda yine kusursuz bir kurgu, kusursuz bir kitap! Ephesus Yayınları'na teşekkür etmek istiyorum, bu yazarı bizimle buluşturup, kitaplarını kitaplıklarımıza koyma şansı bize verdiği için! Kitabın konusuna içeriğine giren bir yorum yapmadan evvel, kapak tasarımına dair bir şeyler söylemek istiyorum. Kapağı ilk gördüğümde, hani Koleston'un ya da Palette'nin saç boyaları var ya onlardaki kapak resimleri gibi olmuş kapak fotoğrafı. Haksız mıyım? Onlar gibi olmamış mı? Ama hakkını yemeyelim kapaktaki kız tam hallerimdeki Vildan ama bu kızın başka pozu kullanılabilinirdi bence :) Benim gözümde saç boyası kutusunun kapağı gibi olmuş :) İtiraf edeyim ki kitaplarda erkek karakterlerin duygularını açıkça ifade edebilmelerini seviyorum. Turgut mesela... nasıl da güzel istiyorum seni diyor seviyorum seni diyor... sana olan zaafımı anlasan beni parmağında oynatırsın diyor... Abi olay bu ya! Seviyorum seni Turgut! Hep böyle açık ol hep böyle sev... tabi ki Vildan'ı ;) Bir şey daha itiraf edeyim. Bu FMArsal kitaplarında hep karşılaştığımız bir durum. Açıkçası bu durum bana eksik geliyor, yeterli gelmiyor bu yüzden dile getirmek istiyorum, ama bunu direk Fatih hocaya hitaben söylemek istiyorum. Fatih Hocam, kitaplarınızı da kaleminizi de sevdiğimi biliyorsunuz ama bence okurları bu şekilde yarı yolda bırakmaktan vazgeçin. Neden biz kitaplarınızın sadece bir bölümünde çiftlerimizi mutlu görmek zorundayız! Neden bir iki sayfa sadece birkaç bölüm değil de bir bölüm! Mesela söz konusu yorum şimdi Ismarlama Bebek olduğundan onun üzerinden devam edeyim. Vildan ve Turgut mutlu sona erdiler peki biz niye bunu sadece 1 bölüm, 16 sayfa olarak okumak zorundayız! Ben şahsen Vildan'ın her şeyi itiraf ettikten sonra Turgut ile ilk ayrılıklarını okumak isterdim veya Turgut'un Vildan'ın hamile olduğunu öğrenmesini ya da doğum kısımında Turgut'un duygularını veya tavırlarını... olmadı ikinci bir bebek yapsalardı onu okusaydık! Neden bu kadar kısa? Neden? Neden? Veee okurunuz isyan etti sonunda! Bu konuda çok şikayetçiyim! Bana yetmiyor arkadaş mutlu sonun olduğu bir bölüm 15-20 sayfalık kısacık anlatım! Daha uzun okumak sindirmek istiyorum. Nasıl bir kitap boyunca aşkın doğuşunu okuyup sindiriyorsak onların mutluluğu bulmalarını da o şekilde sindirmek istiyorum. Kitap bittiğinde, ben niye, "Turgut Vildan'ı İzmir'e nasıl yolladı? Bir sonraki buluşmaları nasıldı? Turgut oğlunu kucağına aldığında neler hissetti, neler yaptı?" diye düşüneyim. Bunları bize yazsanız olmaz mı? Çok mu şey istiyoruz sizden? Belki duygu sömürüsü işe yarar ;) İçimdekilerin bir kısmını döktüm, en azından birazcık rahatladım diyebilirim. Ama bu kondua ciddiyim, kitap bittikten sonra acaba nasıl ayrılmışlardır, Turgut ne kadar ayrı kalmaya dayanmıştır diye düşündüm. sanki kitabın o sayfalarından sonrasını ben yazdım! Olmasın böyle ya... bize somut şeyler verin okuyalım, biz yazmayalım sonunu... :( Neyse... İlk defa bu kitabı okurken sinirlendiğim kısımlar olmadı. Sanırım Turgut'un duygularında bu kadar açık olmasından kaynaklıydı. En çok yakıştırdığım çiftti Turgut&Vildan çifti. Her şeye rağmen Turgut mutluluğu hak etti diyorum :) Kitabı çok beğendim okuyun! :))
Baskı: Çırılçıplak (Blackstone, #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/raine-miller-crlcplak-blackstone-serisi.html Ethan James Blackstone ile tanışanlar kabilesine bende dahil oldum. :) Öncelikle, kapak tasarımına bakıp da, "ha bu erotik bir kitap, almasam daha iyi olur" diye düşünen okurlar size söyleyebilirim ki bazen dış görünüş yanıltıcı olabilir. Evet içerisinde erotizm vardı ama hangi aşk kitabında yok ki? Artık neredeyse bütün aşk romanlarında sevişme sahneleri 'fazlasıyla açık' bir şekilde anlatılır oldu! Erotizm üzerine kurulu kitaplar erotik oluyor ama aşkın içerisinde sevişme sahnelerinin olması bende o kitabı erotik kategorisinden çok aşk kategorisine sokuyor o kitabı. En azından benim için öyle! Bu kitapta aşk romanıydı ve içerisinde her aşk kitabında olduğu gibi sevişme sahneleri vardı sadece diğerlerine nazaran son zamanlarda karşılaştığımız şekilde anlatılmıştı, yüzeysel geçilmemişti o kısımlar. Kapak tasarımından dolayı çoğu kişi kitabı yanlış değerlendiriyor bence bu yüzden açıklama gereği duydum bunu. Ayrıca neden böyle bir kapak derseniz, kadın karakterimiz Brynne Bennet, modellik yaptığı bir arkadaşına bu şekilde poz veriyor ve bu poz sergileniyor... Zaten her şeyin başlangıcı olan fotoğrafta bu... O yüzden de kapağın bu tasarımda olması tam on ikiden atış olmuş! Neyse bu kadar açıklama yeter, kitabın konusuna kısaca değinecek olursak, Ethan Brynne ile sergide tanışıyor, daha doğrusu onun bu resmini satın alıyor ardından tanışıyorlar ve aralarındaki çekime karşı koyamayıp bir ilişkiye başlıyorlar. Ancak bu kadar basit değil. Brynne kendi sırları var ve Ethan'ın ise çok daha büyük bir sırrın içerisine gömülmüş bir durumda. Brynne bu sırrı öğrendiğinde bakalım Ethan'la beraber olmaya devam edecek mi? Aslında bu kısmı diğer kitapta göreceğiz ya neyse... Çok fazla detaya girmek istemiyorum çünkü kitap zaten kısacık bir şey detay versem okumanıza gerek kalmayacak, susup geçmek de istemiyorum çok fena kararsızlık içerisindeyim. Yine de kendimi tutamayıp bir iki şeyden bahsedeceğim sanırım =) Beni bilirsiniz çenemi... pardon parmaklarımı yorumlar söz konusu olduğumu tutamam ;) Her serinin ilk kitabında olduğu gibi bunda da bir konuya giriş kitabı olmuştu. Ethan'ı Brynne'ı tanıdık. Karakteristik özelliklerini üç aşağı beş yukarı gördük. Yaşam tarzlarına ve duygularını belli etme modlarına tanık olduk. Gerçi Ethan en açık olandı bence... bir erkeğin bu kadar açık duygularını belli etmesi... şimdiye kadar okuduğum kitaplarda bir ilkti. :)) Bir neyse daha ;) Bir şeyden bahsetmek istiyorum sizlere. Şimdi hayal edin! Yakışıklı, top sakallı, derin bakışları olan mavi gözlü,süper zengin, kendi şirketinde CEO olan, kaslı, uzun boylu bir adam... Hayal etmek zor değil böyle birini...bir de bu kişiye yandan gülüşler atan seksi bir hava katın! Bu adamın bir de "bebeğim" diye hitap ettiğini düşünün! Bu şekilde bakıldığında her şey normal görünüyor hele ki bebeğim demesi insanın içini eritecek cinsten ama inanın bana değil! Böyle bir adamın 'bebeğim' demesi... okurken komik oluyor yav! Bu yabancı erkekler bu kelimeyi amma kullanıyorlar, daha önce hoş görünürdü gözüme ama... hadi ama bu kitapta Ethan James Blackstone'a hiç yakışmadı bu kelime ya!!! Her, Brynne'a bebeğim diyişinde komik geldi bu sözcük! :)) belki de ben takıldım bilemiyorum ama şahsen adamın kalıbına yakıştıramadım! :D Yalnız bu kötülemek değil, sadece adama yakışmayan bir şeyden bahsetmek istedim :) Tamam tamam susuyorum ;) Bu arada demeden geçemeyeceğim yazarın dili cidden akıcı ve hafifti. Kitabın bittiğini kapağı kapattığında fark ediyorsun. Zaten kısacık bir şey, bir de akıcı bir üslup olunca, ne okuru yoruyor ne de sıkıyor. Bu konuda çok beğendim. "Ben bir aşk romanı okuruyum!" diyorsanız bu kitabı bir tadın derim ben ;)
Baskı: Çirkin Güzel
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/aslhan-akagoz-guzel-cirkin.html Çok konuşulan, adından bahsettiren, konusu ile deli gibi merak ettiren kitap, Çirkin Güzel yorumu ile karşınızdayım! Tadının damağımda kaldığı, hiç beklemediğim bir şekilde son bulan, ilk kez baş karaktere değil de yan karakterine aşık olduğum bir Türk yazarımızın daha kitabını bitirdim. Çoğunuz Aslıhan Akagöz'ü internetteki hikayelerinden tanıyorsunuz. Hatta bir çoğunuz kitabı çıktığı için oldukça sevindiniz. Ben yazarı ilk defa bu kitap ile tanıdım. Hem yazarı hem de yazarın kalemini...ve itiraf ediyorum beklentilerimin çok daha üstündeydi! Kalemini, akıcı üslubunu, bunun bir kitap olduğunun farkındalığıyla kurduğu cümlelerini, kurgu yeteneğini oldukça beğendim ve takdir ettim. Kitabı bitirdiğimde bir kez daha "ne yetenekler var be Türk yazarlarda" dedim. Kısaca konusunu anlatıp daha sonra sizlere kitap hakkındaki yorumumu yapacağım. Yakışıklı bir adam olan Çağrı, çalıştığı şirketin patronunun kızı Melike ile evlenir. Melike'de kocasının aksine şişman, yemeği seven, Çağrı gibi bir bombanın yanına yakışmayacak bir kadın. (aslında yakışır niye yakışmasın, ama bir kere oturtulmuş bir tabu var ya yakışıklının yanına manken gibi bir kız yakışır diye.. o bakımdan öyle dedim) Ama... Melike'nin pırlanta gibi bir kalbi ve ruhu var. Bu kalp deli gibi kocasını seviyor! Ama... bir gün Çağrı'yı kendisini aldatırken yakalıyor ve sonrasında Melike için hayat değişiyor! Sadece hayat değil aynı zamanda aynadaki aksi de değişiyor! Çağrı ile olan evliliği tam bir sallantıya giriyor... Kitabın konusu da tam olarak buradan itibaren başlıyor! Kitabı çok beğendim, her şeyiyle harikaydı!
Baskı: Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/eda-tuzcal-sadece-seni-sevgigimi.html Değişik kapak tasarımı ve konusu, ilginç kurgusu ile bir Türk yazar daha kendini göstermiş bulunuyor! :) Öncelikle Eda Tuzcalı, bu kitabında akıcı bir kalem kullanmış ve okuru sıkmadan gereksiz detaylara girmeden de kurguyu tamamlamış. Her şeyi tadında bırakmış, gereksiz uzatmamış ve sonunda okurun yüzünde gülümseme oluşturacak şekilde yazmış kitabı... Ama... Bu demek değil ki kitap dört dörtlük! Hayır... eksikleri vardı bence... Konunun güzel olduğunu söylemiştim, bu konu duyguları daha çok hissettirilecek şekilde yazılsaydı o zaman daha etkileyici bir kitap ortaya çıkardı. Sude, Mert'le telefon konuşmalarından etkilendi ama arkadaş sadece iki kelime konuşmayla nasıl aşık oldu... hadi aşık oldu da bunu niye damdan düşer gibi anladı! Hadi Sude'yi geçtim, Mert sen nasıl hiç görmediğin tanımadığın bir kıza, sadece bir iki söz ettiğin kıza aşık oldun! Hadi aşık oldun ama hangi ara aşık oldun? Hadi bunları da bir kenara bıraktım diyelim... O zaman bu ikisinin konuştukları 6 ay ne çabuk geçti? Abi bir durun ya!!! Hadi Sude ve Mert'i geçtim... Gelelim Kaan ve Ceylin'e... arkadaş kız iki sefer hayır dedi Kaan kızın peşine düştü sonra bir baktık bunlarda ateş bacayı sarmış!!! Her şeyi unuttum! Tamam kabul aşık oldular! Sude ve Mert ne çabuk sorunları çözdüler yav... Bir durun! Sakin olun! Azıcık duyguları konuşturun! Yalnız bakın kitap kötüydü demiyorum! İlginç bir konusu vardı ama duygudan yoksun yazılmıştı. Bu kitapta karakterlerin duyguları biraz daha ön planda tutulsa... duyguları daha hissedilir olsaydı kitap muhteşem bir kurguya sahip, çok iyi bir aşk romanı olabilirdi. Bu şekilde sadece okura iyi vakit geçirtecek, biraz eğlendirip, biraz sinirlendirecek, arada gülümsetecek, zaman zaman azıcık romantizm hissettirecek bir kitap modunda! Yazarın sanırım ilk kitabı, dolayısıyla bu tür şeyler olabiliyor. Her zaman ilkler mükemmel olmuyor ne yazık ki... Bundan sonraki kitaplarında duygulara biraz daha önem verirse daha iyi olacağının kanaatindeydim. Kitabı da eğer, sıkıntı stresten uzaklaşmak, keyifli vakit geçirmek, hafif dikkat gerektirmeden okunacak bir kitap arayışındaysanız tavsiye ederim. Ben şahsen bu kitaba 5 üzerinden 3 verirdim... O da ilgi çekici konusu ve okurken keyifli zaman geçirdiğim için :)
Baskı: Aşk Bir Masalmış
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/cindi-madsen-ask-bir-masalms.html Tam da türüne yakışan bir kitaptı. Romantik ve komedi!!! :)) Hani şu Jennifer Anniston'ın filmleri var ya hiç izlemekten sıkılmadığımız... onlar gibiydi. :) Akıcı ve sade bir üslupla yazılmış, su gibi akan, okuru sıkmayan, güldüren ama bazen de sinirlendiren her şekilde okura keyifli dakikalar sunan bir kitaptı "Aşk Bir Masalmış!!!" Kitap, Darby adında artık aşktan umudunu kesmiş, hep yanlış adamlara aşık olmuş ve fazlasıyla aldanmış, kalbi kırılmış bir kadın... ve bir gün karşısına 'beyaz atılı prensi' çıkageliyor... ve hayatı tamamen değişiyor, dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz :D Zaten sorun da bu!!! Darby, bu beyaz atlı prens yani Jack'ten uzak duruyor, kurallarını söylüyor ve onunla yakınlaşmamaya çalışıyor. Ancak bazen hayat bize istediklerimizin dışındakini veriyor ve hayat Darby'e prensini Jack olarak gönderdi. :) Her şekilde mutlu son ve keyifli okunacak, sizi okurken gülümsetecek bir kitap! Eğer romantik komedi tadında, chick-lit tarzındaki kitapları seviyorsanız bunu da okumalısınız, seveceksiniz! Öyle ahım şahım bir güzelliği yoktu belki kitabın ama yine de okuru eğlendirecek ve okuduğunda zaman kaybı gibi görmeyeceği bir kitap! Özellikle kitabın içimdeki bizler küçük kızken anlatılan o muhteşem aşk masalları ile yapılan erkek arkadaş kıyaslamalar.. .süperdi! Tabi ki eksiklikleri vardı, biraz daha duygu biraz daha aşk için çaba olabilirdi bunları inkar edemem. Ama eğlenceli bir kurgu ve anlatım olunca bu eksiklikler bir şekilde kendini yok ediyor. En azından bu kitapta etti diyebilirim. Kısa bir yorum oldu biliyorum ama bu kitabı bir kere anlatmaya başlamak demek kitabı okumanıza gerek kalmadı demek :) Bu yüzden eğer romantik komedileri seviyorsanız bir deneyin seveceksiniz :)
Baskı: Duygu (Bir Türk Masalı, #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/isl-parlakyldz-duygu-bir-turk-masal.html 3,5 stars "Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." Sözüyle başlarım yoruma ve ardından da, "yemişim Bekir'i... Sedat'ı..." der sözü kendimce uyarlarım arkadaş! "Ali candı, Ali kandı. Ali aşk'tı." Ali'ciyim ben diyor ve Sedat'ı size bırakıyorum :D Duygu'yu bir çoğunuz internet üzerinden ya da wattpad'den okumuştunuz ve kitabı okurken nelerin sizi beklediğini biliyordunuz. Ama ben... ne yazık ki Duygu'yı ilk kez kitap olarak elime aldığımda okudum ve inanın beğendim. Haa bence eksik tarafları vardı ama yine de güzeldi. Işıl Hanım'ın daha önce Köle isimli kitabını okumuştum ve orada gerek kalemini gerekse duyguları aktarma tarzını beğenmiştim. Onda duyguların anlatımı buna göre daha yoğundu bence, bu kitapta da biraz daha duygu hissedebilmek isterdim. O yönden biraz yoksun geldi bir de şu meşhur vurdular, kırdılar... acımadan öldürmeler... sıkmalar... depoya göndermeler... falanlar... filanlar... bir an dedim Vahşi Batı'damıyız biz? Burası İstanbul!! Her şey bu kadar ulu orta yapılamaz herhalde değil mi? Neyse o kısımlara girmeyelim :) Sedat, Bekir ve Ali'nin Duygu'ya sahip çıkmaları, aralarındaki diyaloglar süperdi. Bu üç erkekten en çok Bekir'i gizemli buldum. Adam sevdiği kadını kaç yıl bekledi, gerçi sonunda aldı yar olarak ama hangi erkek bu kadar sabreder ki! Sırf Selma üzülmesin, ailesini karşısına almasın diye kızı kaçırmak bile istemedi. Bekir... adamın dibisin!!! =) Ali ise... ahhhh Ali... o anlatılamaz yaşanmalı... Aslı'yı saç baş yolasım geliyor adını her duyduğumda... Alim'e göz koydu :( Tamam itiraf eidyorum. Alim'in eğlenceli kişiliğine, sempatik tavırlarına, vurdulu kestili hallerinin yanında içindeki o küçük yaramaz erkek çocuğuna vuruldum :) İşte öyle :D Sırada Sedat var... Sedat... ne desem bilemiyorum. Evet, Duygu'ya hissettiği aşk çok güzeldi ama be salak, be... tamam tamam sakinim... yoksa saydırıp gideceğim. Bunca zaman madem aşıktın bu kıza ne diye uzak durdun! Kız seni istiyor, her zaman yanında olmanı istiyor, bunları görüyorsun hala neyin tribindesin ya... İlla ki kızdan mı adım gelmeliydi! Geldi de ne oldu hala ıvır zıvır konuşmalar! Tamam Sedat... iyisin hoşsun da... cidden bazen fazla mankafa oldun! Allah'ım kafayı yedim sanırım bildiğiniz roman karakterine saydırıyorum! Neyse.... :)) Sonunda, evli mutlu çocuklu moduna geçiş yaptılar ya o da iyi :)) Mutlu sonu seviyorum arkadaş!!! Bu kadar :D Bir kitapta mutlu son varsa bende varım =)) Genel bir yorum yapmak gerekirse, güzel bir kitaptı. Sıkılmadan okunacak, kalınlığı göz korkutsa da sayfaların su gibi aktığı bir kitaptı. Yukarıda da dediğim gibi biraz duygu kısımları eksik geldi ama bazen öyle sahneler okudum ki bu eksikliği onlarla kapattım. Beğendim, aşk romanı severlere, mutlu son okumayı sevenlere tavsiye ederim =) Bu arada Işıl Parlakyıldız, Alim'in de kitabını yazacak ama canı gönülden istiyorum ki Bekir'in de kitabını yazsın... Onların aşkı daha gizemli, daha uzun, daha sabır dolu ve bence daha yoğun! :))
Baskı: Aşka Var Mısın ? (Eversea #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/natasha-boyd-aska-var-msn-eversea-1.html Baylar bayanlar... karşınızda Jack Eversea!!! Bir adam düşünün, yakışıklı, seksi, karizmatik... hatta düşünmeyi bırakıp direk bütün kızların ayılıp bayıldığı- en azından izleyenler- Sam Heughan'ı yani nam-ı diyar Jamie'yi gözünüzün önüne getirin! Bu adam, bir gün sizin yaşadığınız kasabaya geliyor ve siz onun oynadığı karaktere, Jamie'ye aşıksınız. Onunla karşılaştınız. Ne yaparsınız? (Sam üzerinden örnek verdim çünkü aklım onda :D Başlarda Kıvanç diyeyim dedim ama cıks, adam bana itici geliyor o yüzden vazgeçtim :)) Merak mı ediyorsunuz? Yazarın dili akıcı, sade ve okuru sıkmadan su gibi akan bir üslupla yazmış kitabı. Elinden bırakmak istemiyorsun, bitmesini ise hiç istemiyorsun! Okurken gülümsüyorsun, kıkırdıyorsun, eğleniyorsun. Zamanın nasıl geçip gittiğini anlamıyorsun. Her an bir yerden karşına hayran olduğun bir ünlünün çıkmasını bekliyorsun. Yani düşünsenize şöyle köşeden bir adet Jamie fırlasa fena mı olurdu ;)O zaman sizi şöyle bir köşeye alalım elinize kahve verelim ve "Aşka Var mısın?" kitabının sayfalarıyla sizi baş başa bırakalım. :)
Baskı: Yedi Gün Yedi Gece
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/evangeline-collins-yedi-gun-yedi-gece.html Veee bir historical daha bitirmiş olmanın verdiği hazla bu yorumu yazıyorum. Sizlere bir şey itiraf edeyim mi uzun zamandır bu kadar iyi bir historical okumamıştım. Konusu farklı, karakterleri farklı ve kurgu farklı! Baştan aşağı değişikti. Alışıla gelmişin dışında erkek karakter bir dük, kont, vikont falan filen değil sadece varlıklı bir "bay"dı. Ve kadın karakter de yine alışılagelmişin dışında saf, masum, bir erkeğin tutkusunun ve dokunuşunun ne demek olduğunu bilmeyen bir kadın değildi. Kadın karakterimiz Rose, bir hayat kadınıydı! Demiştim size konu farklı diye :)) Konusunu size kısaca açıklamak gerekirse, James, kağıt üzerinde bir evliliği olan varlıklı adam. Rose masraflarını, borçlarını ve kardeşinin eğitimini karşılamak için tek çıkar yol olan ayda bir hafta genelevde fahişelik yaparak para kazanan bir kadın! Bir gün James, Rose'un çalıştığı eve gider ve aralarındaki kurgu da bu şekilde başlar. James, aşkı tatmamış bir adam ve Rose ise genç kızlık hayallerinden vazgeçmiş bir kadın. Birbirlerine ilaç gibi geldiler vallaha :) Size farklı derken bunu kastettim işte. Genelde bir tarihi aşk romanı elimize aldığımızda bir dük, kont falan okumayı bekliyoruz. Okuduğumuz kadının bir erkeğin ihtiyaçlarından bir haber olduğu, bakire, saf olduğunu okuyoruz. Gerçi Rose'da saf, masum... sadece bu yola girmek zorunda kalmış... başka bir çıkar yol bulamamış. Ama bu kitapta farklı! Değişik! Beklenenin dışında, şaşırtıcı ve mükemmel! Açıkçası konusundan, okuyacağım kadının bir hayat kadını olduğunu anlamıştım ama bu kadın okuyacağım kurguda bu kadar güzel bir birleşim, duygu yoğunluğu ve aşk beklemiyordum. Kitap içeriğine giren bir yorum yapmak istiyorum deli gibi... ama biliyorum ki bu kitap okunmalı! Anlatılmamalı! Okunmalı, hissedilmeli ve bayılınmalı ;) Gerçi bu türü sevenlerin bu kitabı okuduklarını ya da en azından aldıklarını ve okumak için sırada beklettiklerini düşünüyorum. Vay canına bu günleri de gördük! Bir tarihi aşk romanında bir bay, bir hayat kadınına aşık oldu! Vahoooow!!! :)) İkinci kez okumak istediğim kitaplardan biri oldu diyebilirim. Yorumumu uzatmadan bitirmek ve sizlere de mutlaka okuyun demek istiyorum.
Baskı: Erken Rüya Zamanlar
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/fatma-erdek-erken-ruya-zamanlar.html Sen hep yaz kadın, bende hep seni okuyayım! Allah'ım bu nasıl bir kalem, nasıl bir yetenek, nasıl bir kurgu yeteneği, nasıl bir duygu anlatımıdır! Bir insanın bu kadar iyi kitaplar yazması ayıp ya! Etkisinden çıkıp yeni bir kitaba geçmek zor oluyor. :( Fatma Erdek'in okuduğum 3. kitabıydı ve her seferinde elime merakla aldığım, bu sefer beni nasıl bir aşk bekliyor heyecanıyla okuduğum 3. kitap! Hep derim Kara Kış Beyaz düş benim favori Fatma Erdek kitabım diye ama şuan kararsız kaldım. Bu da çooook güzeldi! İçime işleyen o aşk var ya... Her seferinde beni şaşırtacak bir hikaye ile karşıma çıkıyor Fatma Hanım. Bu sefer de aynı şaşkınlığı yaşadım bu kurguda da. Bu sefer ki aşk geçmişte yarım kalmış bir aşkın küllerinin tekrardan alev almasıydı. O aşkı her satırda her sayfada nasıl hissettim anlatamam. oldukça zevk verdi o aşka tanık olmak! Özellikle hiçbir duygunun gizli kalmaması süperdi! Eser neler hissediyor, Nehir neler düşünüyor her ikisinin tarafından da okuduk,hissettik onlarla beraber yaşadık bu aşkı. Bu kitap için yorum yapmak o kadar zor ki! Ne desem kitabı anlatmak için yeterli olmayacak, nasıl övsem kitabın yeterince değerini veremeyecek gibi geliyor. Okuduğum en güzel,kaliteli ve duyguları okura hissettiren kitaplardan biriydi! Bu yazarı mutlaka okuyun! Her kitabını okuyun! Her kitabı raflarınızda yer alsın! Her kitabı baş ucunuzda bulunsun! Bence yazarın kalemiyle tanışmak için muhteşem bir kitap ve kaçırırsanız çok şey kaçırırsınız diyorum ve susuyorum! Böyle kitaplara pek bir şey söylemeye gerek yok bence! Alıntılar için: http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/09/fatma-erdek-erken-ruya-zamanlar.html
Baskı: Kaç Benimle (Seattle'da Benimle #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/kristen-proby-kac-benimle-with-me-in.html Aspendos fanı olma yolunda ilerliyorum... Aslında Aspendos, kitaplığımda bulunan en çok yayınevlerinden biri olma yolunda ilerliyor da diyebiliriz :) Bir Aspendos kitabı daha bitti.Tatildeyken, sahilde güneşin altında uzanırken çok rahatlıkla okunacak, sıcacık aşk hikayesiydi. Keyif veren, gülümseten, su gibi akan,sinir etmeden, zaman zaman eğlendirip iç çektirten bir kitaptı. Tabi beğendiğim yerleri kadar beğenmediğim kısımlarda vardı ama ilk olarak beğendiğim kısımları söylemek istiyorum.Tanışmalar, sevgili yolunda ilerlemeler, sevgili olmalar, iki sevgili ilişkileri çok güzeldi. Sam'in Luke'u koru modu tam bir abla gibiydi. Aile ilişkileri, aşk ilişkileri tam rayındaydı. Çok sevdim, zevk alarak okudum ama... İşte bu kısımda olumsuzluklar devreye girdi.Her şey iyi güzeldi ama zaman zaman yazarın fazla aşk böceği modunda yazdığını da düşündüm.Çünkü bazen Luke ve Natalie arasındaki aşk fazla vıcık vıcık olmaya başlıyordu bu sırada yer mekan kişiler değişip tekrar Luke ve Natalie'ye dönüldüğünde her şey yine güzel oluyordu. Hani o kısımlardaki vıcıklığı es geçersek kitabı beğendim. Ayrıca kitaplarda şu gereksiz küsmeler, tripler, ayrılıklar ya da 3. kişilerin çevirdiği entrikalar falanlar filanlar yüzünden olan mutsuzluklar yoktu.Kitap kelimenin tam anlamıyla mutluluk doluydu! Bunu özellikle çok sevdim :) Bazı yerlerde imla hatalarına denk geldim ve çeviri olarak da hatalı olan, aslında hatalı demeyeyim de devrik olan cümleler vardı. Onlarda olmayaydı iyiydi. Bütün bu şikayetlerimi bir yana bırakırsak kitabın konusu güzeldi, okurken de oldukça hoşuma giden bir kitap oldu. Benim için tam bir tatil kitabıydı. Özellikle mutlu son olması çok güzeldi. Ben mutlu sonların insanıyım! :) Kitaba dair yorumumu bu şekilde bitirdikten sonra sizlere seriye dair bir bilgi vereyim istiyorum. Kaç Benimle kitabı sekiz kitaplık bir serinin ilk kitabıydı ve her kitap aşk hikayesi olmasının yanında bir karakteri anlatıyor. Bu kitapta Natalie ve Luke'u okudum ikinci kitapta da Natalie'nin ev arkadaşı Jules'u okuyacağız. Ben beğendim, fena bir kitap değildi. Çok çok çok iyiydi diyemem ama yine de güzel bir kitaptı. Büyük beklentilerle okunmazsa beğeneceğiniz bir kitap olabilir.
Baskı: Kocan Kadar Konuş
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/sebnem-burcuoglu-kocan-kadar-konus.html Çıktığı günden beri gündemden düşmeyen ve herkesin konuşup durduğu kitap Kocan Kadar Konuş'u okuyanların arasında yerimi aldım :) O kadar reklam, tanıtım yapıldı ki sanki okumamakla çok şey kaybediyormuşum hissiyatına kapıldım açıkçası. Bahsedildiği kadar eğlenceli bir kitaptı, tam yaz kitabıydı, sahilde alacaksın eline güneşlenirken okuyup eğleneceksin o derece yani ama.. ama bence eğlence kısmında evet bahsedildiği kadar var ama yere göğe sığdırılamayacak bir kitapta değildi. Hani bazı kitaplar vardır seni okurken eğlendirir,güldürür ama yanı zamanda hissedilen duyguları da sana yansıtır bu kitapta o yoktu. Bence sadece eğlendirmek, güldürmek okura iyi vakit geçirtmek olabilir kitabın amacı. İçinde yazılan aşkı hissetmek mi? Yok canım mümkün değil! Her şey fazla duygusuz, yüzeyseldi! Bütün bunların yanında kitabın benzetmeleri süperdi! En çok o kısmını beğendim. Belirli bir yaştan sonra koca muhabbeti kısmı da çok doğruydu! Arkadaş daha 26 yaşındayım etrafımdakiler evde kaldın modunda benden bir sevgili bekliyorlar! Yav ne derdim var da bir erkek saracağım başıma ama değil mi ;) :P Neyse... yorumu fazla uzatmayacağım. Eğlenceli ama duygu konusunda eksik bir kitaptı! Bu tür kitapları sever okurlar var biliyorum o yüzden onlara tavsiye ederim. Hani günlük konuşma dilince yazılmış, güldüren kitapları sevenler okusun. Ama benim gibi kitapta duygu arayan o duyguyu hissetmek isteyen bir okura da tavsiye etmem. Kısacası ruh haliniz eğlenmek istiyorsa okuyun diyorum ve sıyrılıyorum işin içinden :)
Baskı: Kalbimi Salla (Black Falcon #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/michelle-valentine-kalbimi-salla-black.html Öncelikle itiraf ediyorum ki kitabı almamdaki en büyük etken çevirmeni. Tuğçe Nida'nın çeviri diline bayılmıştım ve şimdi baktım bir kitap daha çevirmiş dedim bu kadın okunmaya değer kitabı çevirir en iyisi İnci sen al oku! İyi ki de almışım ve düşüncelerimde de haklı çıktım. Cidden okunmaya değer! Günahkarlar Turnede serisi ile Rockçılar hayatlarımızda büyük yerler kaplamaya başladılar. Şimdi de Black Falcon serisi ile bir rock grubu daha hayatımızda yer alıyor! Noel Falcon, Black Falcon'ın solisti ve onun gençlik aşkı Lane ile yollarının kesişmesi üzerine küllenen aşkın yeniden alev almasını okuyoruz. Aşkı hissettiriyor, bir erkeğin aşkı nasıl içinde yaşattığını okuyoruz. Cidden, kadın karakterin ağzından anlatılmasına rağmen Noel'in duyguları da gayet güzel yazılmış. Aslında Noel, kendini güzel ifade etmiş, hiç saklamadan... olduğu gibi... Tabi sadece aşkı ve rock değil kitapta anlatılan, arkadaşlık, aile ilişkilerine de değiniyor ve açıkçası yeme de yanında yat diyeceğim bir tat oluyor okur için. Kitabı çok beğendim! =)
Baskı: Ateşli Dişler (Gece Gezginleri Serisi #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/kristen-middleton-atesli-disler-night.html Kitaptaki ateşli kısmını henüz göremesem de dişler kısmını gördüm :) İsimden de konusundan da araştırdıysanız türünden de anladığınız üzere bir vampirli seri... Aslında bu türde kitaplar o kadar çok çıkmaya başladı ki her taraftan bir ara vampir fışkırıyordu şimdi biraz duruldu gibi gelirken karşımıza Ateşli Dişler çıktı. ımm... kitabı beğendim mi beğenemedim mi bilemedim şuan. Kitaba karşı çok karmaşık duygular içerisindeyim. Kapağı evet çok güzel, yazarın anlatımı da fena değil... ama konu ilginçti ancak beklentilerimi karşılayacak kadar iyi değildi ama yine de sonunda beni neyin beklediği merakıyla da okudum. Nick'in ikizi Nathan ile iki kardeş ilişkileri, Duncan ile tanışmaları falan çok güzeldi. Ethan'ın piyasaya çıkması, Nick'i etkisi altına alması falan da fena değildi ama yine de bir şeyler eksik geliyordu okurken. Duygular fazla havada kalmış gibi geldi bana... bir şeyler eksik, tamamlanmamış, olmamış hissiyatı uyandırdı okurken. Aşk... birden oldu ama hadi oldu diyelim bunu biz okurken niye hissedemedik? Vampirli hikayelerde beklediğimiz gizem nerede? Hadi o da azıcık bir şey vardı ama o da yetmedi. Ethan bir anda çıktı, Nick'i etkiledi falan filan... Abi durun bir ya... bu ilk kitap ne oluyorsunuz bir konuyu okurun karafasında oturdun! Açıkçası ne demeliyim bu kitaba dair bilemiyorum. Vampirler dediğimiz zaman... daha başka şeyler hayal ediyoruz. Hadi ben kendimi geçtim benim ilk vampir kitabım Twilight Serisi'ydi ve vampir ile insan aşkları için bir zeminim vardı ama vampir kitaplarının kurtları olan okurlar için bu kitap... çok yetersizdi. Kitabı tavsiye eder miyim diye düşünüp duruyorum ama ne yazık ki tercihi size bırakacağım. Eğer denemek istiyorsanız okuyun, ama beklentilerinizi de çok yüksek tutmayın.
Baskı: Uçuşta (Up in the Air #1)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/r-k-lilley-ucusta-up-in-air-1.html Ülkemizde gün geçtikçe sayısı artan bir tür olan erotik aşk romanlarından birini daha okumuş bulunuyorum. Evet bu tür ile Fifty Shades of Grey Serisi ile tanıştık ama bir anda patladı bu tür ve birçok yayınevi logosu altında bir çok kitap çıkmaya başladı. Bunlardan biri de R. K. Lilley'in Uçuşta kitabı. Öncelikle şunu demek istiyorum ki, her gördüğünüz CEO'yu Christian Grey her gördüğünüz masum, bakire kızı da Anastasia Steele zannetmeyin. Eğer böyle bir kıyaslama ile okursanız bu tür kitapları hem verdiğiniz paraya hem harcadığınız zamana yazık olduğunu düşünürsünüz. Eğer tarafsız bir şekilde okursanız da keyif alır, aşkı hisseder, fedakarlık ve ilişkilerin samimiyetinin ne kadar tatlı olduğunu düşünürsünüz. Uçuşta kitabımız, Erotik Aşk Romanı ve BDSM türleri arasında yer alan bir CEO olan James Cavandish ile hostes ya da başka bir değişle uçuş görevlisi Bianca Karlsson'ın tanışmasını, ilişkilerine başlamasını ve aralarındaki ilişkinin şekillenmesini konu alıyor. Evet, başta cinsellik kokan bir birliktelik ama tarafların tavırları daha fazlasının olduğunu gösteriyor. Bianca'nın hasta ruhlu babası ve geçmişi... Stephen ile olan arkadaşlığı... James ile tanışması... cinselliği öğrenmesi... James'in hayatında bir yer edinmesi... kurgu güzel, akıcıydı. Seriyi takip edeceğimi söyleyebilirim. Kapak zararsız olsa da eğer yanınızda ne okuduğuna merakla bakan kişiler olma olasılığına karşılık toplu taşımalarda okumayın. İlk elden tecrübe edildi utanç verici olabiliyor ;) Kapak tasarımını çok beğendim, dilerim serinin diğer kitaplarını da bu şekilde kapaklarla tamamlar yayınevi. Çeviri güzeldi, bir iki yerde ufak imla hataları vardı ama onları da önemsemiyorum olur o kadar diyerek geçiştiriyorum. Kitap içeriğine girmeden bir yorum yapacağım çünkü içeriği girersem kitabın okunacak bir tarafı kalmaz o yüzden eğer erotizm okumakta bir sorun yaşamıyorsanız bir el atın bence seveceksiniz diyerek yorumumu sonlandırıyorum. Ahh bir de demeden geçemeyeceğim. Melissa'nın James'in Bianca'ya aldığı Rolex marka saate karşı yaptığı yorum sonucunda merakıma yenik düşerek saate baktım.. .fiyatına da... anammm amma zenginmiş dedim. Cidden booool basamaklı bir rakam tabi yanında bir $ işareti olduğu da düşünürsek. Çok bool basamak demek oluyor :) Son bir şey daha... Bianca James'in hastanedeki konuşmaları çok fenaydı... Bir kitap için çok fena bitti diyebilirim. Neyse susuyorum ve kitabı sizlere tavsiye ediyorum eğer +18 iseniz tabi ki :) Ahh neredeyse unutuyordum. Yayınevini de tebrik etmek istiyorum kitabın arkasına +18 ibaresini koymuşlar...
Baskı: Gece Gelen Ölüm
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/gonca-ciftciogullar-gece-gelen-olum.html İsmin Türk olmasından dolayı beklentilerimi düşük tuttum, kendimi sıkılacağım, "artık bitsin ya" diyeceğim bir kitaba hazırlamıştım ama... İşte bu noktada utandım! Çünkü kitap tahminim çok daha ötesinde bir kurgu, bir olay örgüsü, bir üslup ve bir bütünlük içerisinde yazılmıştı.
Baskı: Belalı Düğün (Beautiful, #2,5)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/jamie-mcguire-belal-dugun-beautiful-25.html Daha fazla Travis daha fazla Abby diyenlere gelsin bu kitap :) Kısacık insanın içini sımsıcak yapan her satırını yüzünde gülümsemeyle okuduğun hangi ara bittiğini anlamadığın Travis'e daha fazla aşık olduğun Abby'e daha fazla sinir olduğun bir kitap :) Yalnız Abby'e sinir olmanın tek nedeni Travis gibi bir adama sahip olması ;) Ayaklı Bela'da kitabın sonlarına doğru bir yangın çıkıyordu ya kitap ondan sonrasını konu alıyor. Adından da anlaşıldığı üzere yangından sonra neler hissettikleri ve düğünleri sırasında neler hissedecekleri, neler hissettikleri, düğünlerinin nasıl olduğu, ne duyguları yaşadıkları, tereddütleri,destekleri, heyecanları... kısacası duygusal karmaşalarını okuyoruz. Olay, heyecan, adrenalin yok! Sadece romantizm... aşk... sevgi... sadakat var! Düğün kısımları çok güzeldi. Abby'nin endişesi Travis'in ona destek olması, Travis'in annesinin mektubu... sonrasında aradan bir yıl geçmesi ve yeminlerini yenilemeleri... o kısımdaki heyecanları, birbirlerine verdikleri sözler... Cidden sevimli kısacık bir hikaye! Sanki keyifle heyecanla izlediğim bir dizi final yaptı gibi hissettirdi. Eğer diğer kitapları okuduysanız bunu da mutlaka okuyun! Çünkü bunu da çok seveceksiniz. :)) Alıntı falan paylaşmayacağım zaten kısacık bir kitap bence siz okuyun ve kendiniz içindeki aşkı hissedin :)
Baskı: Kötü Çocuklar #2 -Tutkudan Sırlara
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/m-leighton-kotu-cocuklar-tutkudan.html "Nash mi Cash mi?" sorusuna geri dönüyoruz ve seçiminizi soruyoruz. Ben her zaman, ilk kitaptan beri Cash diyenlerdenim ama ne yalan söyleyeyim içimde fena halde Nash'e karşı da bir çekim var. Aslında çekimden çok merak beni çeken... nasıl biri olduğuna dair =) Vee Kötü Çocuklar Serisi Tutkudan Sonra kitabı ile sahalarda yerini alıyor :) Bu kitapta konu sıradan bir aşk hikayesinden çok daha fazlasını barındırıyor içinde. Aşk, macera, aile ilişkisi, kardeş ilişkisi, tutku... her şey var! Tam benlik anlayacağınız! Kapağa veya ada aldanıp da erotik aşk romanıdır bu demeyin içinde çok daha fazlasını barındırıyor ve normal bir aşk romanından daha fazla erotizm yok! Bu kitabı o kategoride değerlendirmek bence yetersiz... Bu kitap hatta seri daha çok aşk romanı kategorisini hak ediyor :) Ben kitaplarda biraz adrenalin seven bir okurum. Tadında bırakılırsa eğer... ve bu kitapta aşk ve adrenalin tam tadındaydı.... Hele fazla uzatmadan gerektiği şekilde gitmesin olayların, dallanıp budaklanmadan sıkmadan bunaltmadan tam kıvamında kalması şahsen beni çok daha fazla tatmin etti bir okur olarak. Bu yazar biraz da bu yüzden seviyorum. Her şey tam kıvamında... aşırıya kaçmıyor, uzatmıyor, sıkmıyor, gereksiz detay vermiyor... okuru soğutmuyor! Eğer aşk romanı severiyseniz ve benim gibi içine biraz heyecan da katılmasını seviyorsanız bu seriye mutlaka bir bakmalısınız. Bayılacaksınız. Ben çok sevdim bu seriyi ve sonuna kadar Cash diyenlerdenim, inşallah son kitapta Nash'e kaymayacağım :)) Kitap benden 5 üzerinden 5 aldı arkadaş! Bu kadar :)
Baskı: Bana Prenses Deme
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/vefa-enver-bana-prenses-deme.html Çok güzeldi, çok beğendim, bazı yerlerde eğlendim bazı yerlerde sinirlendim... Hatta içimden bir şeylerin koptuğu anlar bile oldu kitabı okurken. Yazarın kalemine üslubuna değinmeden direk yoruma geçeceğim çünkü Vefa Hanım'ın kalemini çok sevdiğimi bildiğinizi düşünüyorum Ne yazsa okurum dediğim nadir yazarlardan biri kendisi :)) Size de tavsiye bence bir okuyun! Hatta Bana Prenses Deme başlamak için mükemmel bir kitap ;) Ah...bir de kitap içeriği olan bir yorum olacak haberiniz ola. Sonradan uyarmadı demeyin! Nil'in prenses takıntısını çok iyi anlıyorum. Babamda aynı şekilde bana prenses der ve kendimi onun yerine koymak, ne hissettiğini tahmin etmek hiç zor olmadı benim açımdan. Hatta çoğu zaman kendimi Nil'in yerine koydum da... Keşke bende kendi Yiğit'i bulabilsem diye de düşündüm. Size bir sır vereyim mi? Nil ve babası arasındaki çoğu konuşma, babamla benim aramda geçiyormuş gibi hissettim. =) Murat'ı hiç sevmedim ama bir o kadar da Yiğit'i sevdim. Murat bana en başından beri çok kötü değil de güven verici gelmedi. Hep bir şey bekledim ondan... Tamam kitabı ikinci okumam olabilir, ama ilk okumamda da Murat'ı sevmemiş baştan bir soğukluk hissetmiştim ona karşı... Ama Yiğit... ahhh Yiğit <3 Ayrıca kitaptaki olayların yanında benzetmeler çok güzeldi. Çok sevdiğimi söylemeliyim. İlk okuduğum zaman hep Gamze'yi Yiğit'in sevgilisi zannettim ve ona karşı bir uyuzluk moduna geçmiştim yani Yiğit Nil'in sevdiceği olmak zorundaydı ama şimdiki okumamda Gamze'yi sevdim. Gerçekten çok tatlı bir genç bayan :) Ve Tuğba'da yani Tuğba çıktı... Resmen bir alev topunu canlandırdım gözümde. Murat, Gamze, Yiğit ve Nil'in otelde kaldıkları zamandaki içlerden konuşmalarda koptum. Hepsi aynı şeyi düşünüyor olmaları çok güzeldi. ;) kahkaha atmama elde değil ;) "More than handful is wasteful" sözünü çok sevdim ilk kez bu kitapta duydum ama ne yalan söyleyeyim hemen benimsedim bu sözü .Yiğit'in bu sözü bağdaştırdığı konuyu bir filmde kız babasına soruyordu ve babası da avucu doldursun yeter demişti bu sözü okuyunca direk o film geldi aklıma ve umarım gerçekten yeterlidir fazlası ziyandır değil mi ama =) İlk okuduğumda, Yiğit'in annesinin Nil'i arayıp da evlilik haberini verdiği sayfadan sonra öyle bir şok yaşadım ki elim sonraki sayfalara gitmemişti şimdi ne olacağını bilerek okumama rağmen o sayfada heyecanlandım. Ne olacağını biliyorum Nil'in ne yapacağını ama yine de Yiğit'in böyle bir karar alması tüylerimi diken diken etti. Ahh bir de nişan sahnesinde, "Beni Buna Zorlama"da bir söz vardı hatta kullandığım ayraçta da o söz yazıyordu ve beğendiğim bir söz olmuştu bu. "Onu başka erkeklerle gezerken görmekten daha fazla canımı yakan bir şey var o da o erkeklerin yanında mutlu olduğunu görmek." Nişan gecesi Nil, Tuğba&Yiğit ikilisini izlerken bu söz geldi aklıma... Nil'in acısı tüylerimi diken dile etti resmen... Aşk güzel şey eğer çift taraflıysa! Neyse ki Nil'inki öyleydi de acısını tattı ama sonrasında sefasını da sürdü ;) Özellikle beğendim çok yerler vardı... Mesela bunlardan biri de Yiğit'in "mutfaktan çıkarken lambayı kapatmayı unutma." demesiydi kahkaha attım bunu okuyunca ve kitaptaki benzetmeleri gerçekten çok sevdim. Eda'nın kapı&anahtar ikilisi ile yaptığı konuşma çok güzeldi. Bunu aklında tut sonrasında zamanı geldiğinde bir yerde alıntıla diyeceğin türden bir söz. Hatta daha dikkatli okuduğunda aslında ne kadar da haklı diyebileceğin bir söz. Ayrıca sonu... sonu... ahhh ikisinin oğlu harika olur muhtemelen eee tohumu Yiğit'ten değil mi? Sonucunda Yiğit mükemmel erkek tanıma kısmen uyuyor :) Harika bir kitaptı çok sevdiğimi söylemeliyim. Benim favori VE kitaplarımdan biriydi. Ayrıca benim ikinci okuduğum VE kitabıydı yanlış hatırlamıyorsam ve ikinci kez okumama rağmen ilk okumamdaki gibi heyecanla okudum, her sayfasını aynı beklenti ve bekleyişle çevirdim. Her satırından zevk aldım ve bazı yerler bir kaç kez okudum. Şiddetle tavsiye ediyorum arkadaşlar bu kitabı okuyun ve okutun! Pişman olmayacaksınız hatta o kadar beğeneceksiniz ki kendiniz bile birkaç kez okuma isteği duyacaksınız :)
Baskı: Ahlaksız Ritim (Sinners on Tour #4)
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/olivia-cunning-ahlaksz-ritim.html Okuduğum ve yorumlamaya üşendiğim bir çok kitaptan biri Ahlaksız Ritim. Aslında Ateşli Bilet'ten hemen sonra bu kitaba başladım ve samimiyetle şunu söylüyorum ki bu seriyi peş peşe okumak bünyeye zararlı. Fazla erotizm yüklemesi oluyor ;) Seriyi takip ettiğim, 4. kitabı okumamdan belli oluyor ;) Hele hele hele... Eric... adam davulcu... parmakları, elleri sihirli adamın...aklı da öyle... adamın her bir noktası sihirli yav... :)) Neyse o kısma girmeyeceğim sonucunda +18 bir yorum yapmayalım değil mi ;) Eric, grubun bataristinin aşkını okuyorduk. Aslında bu daha çok Eric'in görür görmez aşık olması ve aşık olduğu kadının kalbini çalma aşamaları, ve iki sevgili olduktan sonraki evreleri konu alıyor. Sed'in hikayesi kadar yoğun bir aşk yoktu, ama çok daha eğlenceli bir aşk vardı. Eric tam kendi gibi bir kadın buldu diyebilirim :)) Tam da ona aklımda yakıştırdığım kadın tipi Rebekah. Bu Olivia'nın derdi ne anlamadım gitti. Kadın üçlüyü amma seviyormuş yav! Bazen düşünüyorum acaba çok mu istiyordu da bu tür bir seksi içinde ukte kaldı kitaplarında yazıyor... Brain sevdiği kadını başka biri ile paylaştı, Jace desen o da öyle belki Eric yapmaz dedim o da paylaştı zaten Trey kesin paylaşır adamın kanında var... Yani artık Olivia yeter yani hani biri paylaştı tamam ama yani... Bir Sed benim kafadan çıktı kadınını paylaşmadı. Arkadaş amma meraklıymış bunlar kadınlarını paylaşmaya! Hayır anladık grupsunuz her şeyiniz ortak ama kadınlarınızı bari ortak kullanmayın! O sahneler cidden çok rahatsız edici!!! Hani bunu söylemeyeyim diyorum her seferin kitabı okurken ama bakın yine kendimi tutamadım! Bir erkeğin kadınını paylaşması bana ters arkada! Ayrıca lütfen rock yıldızlarını konu alıp yazan yazarlarımız bu gruplara biraz kadın üye serpiştirin. Rock sadece erkekler söylemez değil mi? :) Hayır feminen duygularım ağır bastığı için söylemiyorum tamamen o tur otobüslerin temiz olması için söylüyorum :P Neyse kitap yorumuna geri dönelim biz en iyisi :)) Eric'in Rebekah'a aşık olması, Rebekah'ı elde edebilmek için çabalaması, aslında birbirlerinden etkilenmelerinin yanında aralarında alevlenen o aşk ateşi çok tatlıydı! Gerçi bir rock yıldızı ne kadar tatlı olabilir ki ;) Zaman zaman sinirlendiğim oldu o da Reb'in eski erkek arkadaşının olduğu kısımlar çıldırttı beni. Adamı çok fena parçalayasım geldi ama Trey'in çözüm yolu var ya kahkaha attırdı. "hadi canım" "yok artık" tepkileri ile okudum. Trey adamım çok fenasın senin apışıp kalacağın şekilde aşık olmanı bekleyeceğim deme istiyorum ama nasıl bir macera bekliyor onda bizi merak ediyorum :) Her davul sesi her zile vuruşla ortalığın alev aldığını hissettiğiniz, tutkuyu damarlarınızda dolaştıran içinizdeki sert tutkulu tarafı dışarı çıkaran, aşk dolu, sevimli tatlı, sert, tutkulu bir aşk hikayesi! Tabi bir Sed'in hikayesi gibi olamaz ama bu da çok iyiydi :) Hep Sed, her zaman Sed! O kadar arkadaş :) Yorumumu bitirmeden önce size iki şey söyleyeceğim birincisi tabi ki seriyi tavsiye edeceğimdir. Eğer yaş ortalamanız yetiyor ise ve erotik aşk romanlarını okumaktan rahatsız olmuyorsanız bu seriye bir atlayış yapın. İkincisi ise benim değil Rebekah'ın size söylemek istediği bir şey var Eric hakkında :)) İşte o sözler. Eric Sticks tazeleyici bir hava gibiydi. Güneşini kapatmakta ısrarlı bütün bulutları yok ediyordu. İşte Eric böyle bir adam. Allah sizlere Eric gibi bir koca bana da Sed gibi bir koca nasip etsin. Amin! :D
Baskı: Gözyaşlarıma Rağmen Babam
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/lily-king-gozyaslarma-ragmen-babam.html Hmm... cümleye nasıl başlasam bilemedim ama şunu söyleyebilirim okurken çok sıkıldığım bir kitap oldu. Bir an önce bitsin diye resmen kitabın gözünün içine baktım. Kitabın gözü yok tabi lafın gelişi öyle dedim ;) İşi espriye vurmaya çalışıyorum ama normalde beceremediğim bir şey o yüzden uzatmadan kitaba dair yorumuma geleceğim. Kitabı konusuna bakarak aldığımda ve adına vurulduğumda karşılaşacağım şeyin böyle bir kurgu olacağını tahmin etmiyordum açıkçası. Ama beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Daley'in babasına olan bağlılığını anlıyorum, babasını herkesten her şeyden üstün tutan biri olarak bu kitaptan daha farklı duygular daha farklı bir kurgu beklerdim. Ayyaş bir babaya sadakat ve bunun sanki günlükmüş gibi yazılmasını, duyguların yüzeysel olmasını beklemiyordum. Çok yavan, fazla durgun, fazla gereksiz detay vardı! Tamam erotik aşk romanları okuyoruz, aşırı erotizm ve cinsellikten rahatsız olmuyor olabiliriz ama kitabı bir kız çocuğunun gözünden okurken ve bu çocuğun babasını üvey annesinin bacaklarının arasına eğilmiş bir şeyler yaparken görmek açıkçası... iğrençti! Neyse uzatmanın bir anlamı yok bence ve açıkça söylüyorum ben kitabı beğenmedim. Tercih size kalmış, ister okuyun isterseniz okumayın ama ben genelde her kitabı beğenen bir okur olarak aradığımı bulamadım ve beklentilerimi karşılayan bir kitap olmadı.
Baskı: Sessiz İntikam
http://illekitap.blogspot.com.tr/2014/08/laura-landon-sessiz-intikam.html Historical romance yani tarihi aşk romanı nerede ben orada modundayım! :)) Seviyorum bu türü hatta bayılıyorum :) Sessiz İntikam, Laura Landon'ın ilk okuduğum kitabıydı ve kadının kurgu yeteneğini ve anlatımını, üslubunu çok beğendim. Bundan sonra kitaplarını takip edeceğim bir yazar daha edindim kendime :) Kitabın alışılagelmişin dışında bir kadın karakteri vardı. Kadın karakteri mesela... herkesten sakladığı sırrı... daha önce böyle bir karakter okumamıştım ve hayran olmamak elde değil! Cesareti, yaptığı teklifler ev hayatta kalma savaşı muhteşemdi! Erkek karakteri ise... tipik kont işte! Aşık olunası, kadınına sahip çıkan ve koruyan bir Kont... daha ne olsun ;) Konusunu cidden çok beğendim. Kitap benden her şekilde geçer not aldı!