Şah-Rû
@Şah-Rû

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Mutluluk Avantajı
7/1028.05.2013

Baskı: Mutluluk Avantajı

Mutluluk Avantajı, bu tür olumlu düşünme ve evrenden sipariş etme türündeki kişisel gelişim kitaplarından okuduklarım içinde en profesyonel olanı. Zaten tamamen iş odaklı yazılmış. Öyle siz isteyin evren versin gibi bir olayı yok. Bu kitap tamamen öncelikle iş yaşamında, pozitif düşünce nasıl yararlı bir şekilde kullanılıp gündelik hayata da geçirilebilir fikri üzerine kurulu. Bakış açısını değiştirmek, empati kurabilmek, takdir edebilmek, iyimserlikle pembe gözlükle dolaşma sınırını ayırarak pozitif düşünceyi zorlanarak yapılan bir eylemden alışkanlığa çevirmek üzerine ilgi çekici deneylerle örnekler vererek yol gösteren bir kitap. Mantıklı ve basit örnekleriyle daha uygulanabilir yöntemler içeriyor. Ben en çok hedefler konusunda tutarlı yaklaşımını beğendim. Eğer bir yönetici olsaydım çokça yararlanırdım doğrusu. Başlarda biraz ne diyor bu tuzu kuru dedirtse de ilerledikçe mantıklı ve pratik tavsiyeleri makul geliyor.

Kemik Torbası
9/1026.05.2013

Baskı: Kemik Torbası

Stephen King bir korku ustası, her kitabı bir olay. Ama özellikle yüksek gerilimden hoşlanıyorsanız 1999 Bram Stoker ödüllü Kemik Torbası'nı tavsiye ederim. Eserin yazılmış olduğu milenyum eşiğinde teknoloji bu derece azmadığından efekttir efekt deyip geçememiştik.:) Bir çok kitapta insanı sıkan fazla detay verme durumu bu kitapta tam aksine korku unsurunu körüklüyor. Tabi baştan pes etmeyip belirli bir yere kadar sabredebilirseniz. ondan sonra da hızına yetişilmiyor zaten.

On Küçük Zenci
8/1026.05.2013

Baskı: On Küçük Zenci

Agatha Christie'nin bilindik tarzı On Küçük Zenci'de de öne çıkıyor. Son dakikaya kadar kendini açık etmeyen katili bulmak için en az romandaki karakterler kadar çaba harcıyorsunuz. Kurgulanış şekli gerçekten müthiş. Polisiye-gerilim türünden hoşlananların ilgisini çekecektir.

Leyla'nın Evi
6/1026.05.2013

Baskı: Leyla'nın Evi

İmparatorluktan Cumhuriyete geçişin sancılı dönemini yaşamış insanların gözünden bir İstanbul hikayesi. Birbirinden olabildiğine farklı insanların kesişen yolları. Paşa torunu nadide bir İstanbul Hanımefendisi… Romanın çok akıcı bir dili var. Tarihi bilgiler gündelik olayların ilerleyişi arasına ilgi çekici şekilde serpiştirilmiş. Temel karakter Leyla ve hayatını etkileyen/değiştiren ve hatta geliştiren Ali Yekta Bey, Yusuf ve Roxy/Rukiye adeta Türkiye’nin çeşitli tarihi dönemlerini temsil ediyorlar. Ve hepsinin ötesinde başrolde renkten renge giren sularıyla, zarif yalılarıyla Boğaziçi… Çok etkileyici değil belki ama sıcak, yer yer eğlenceli bir o kadar da buruk bir hikaye.

Veda
6/1026.05.2013

Baskı: Veda

Romanda Osmanlının son günleri bir konak ahalisinin yaşamı eşliğinde anlatılıyor. Gerçek kişiler ve olayları anlatıyor olması açısından ilgi çekici olsa da çok objektif davranıldığı söylenemez. Bu tür tarihi romanlar daima eleştiriye açıktır. Akıcı ve güzel bir roman olmasına karşın belki bu yönde yazılmış benzer romanlar olduğundan ötürü çok etkileyici olduğunu iddia edemiyorum. Hemen ilk aklıma gelenler arasında "İsyan Günlerinde Aşk" ve "Leyla'nın Evi" romanları da farklı zamanları ve değişik yan hikayeleri içeriyor olsalar da temelde "Veda" ile aynı konuyu ele alıyorlar. Yine de okunmaya değer güzel bir roman.

Boleyn Kızı
7/1026.05.2013

Baskı: Boleyn Kızı

Gerçekten sürükleyici bir roman. Sadece tarihi roman severlerin değil tüm kitapseverlerin hoşuna gidebilecek bir eser. Tarihi bilgiler ışığında olayların ve sonuçlarının bilinmesine karşın güçlü kurgusu, sürükleyici tarzı kitabı gerçekten merakla okutturuyor.

Zamanın Kanı
5/1026.05.2013

Baskı: Zamanın Kanı

En başta söylemek gerekir ki finali havada bırakılmış romanlardan hoşlanmıyorsanız bu romana temkinli yaklaşın. Okuduğumuz kitaplara ilgilerimiz ve algılarımız dahilinde farklı yönlendirmeler ya da finaller öngörebiliriz ama nihayetinde şahsen öncelikle yazarın kafasındakini görmek isterdim. Romanda iç içe geçmiş iki hikaye söz konusu. 1928'de Kahire’de yaşanan (ya da yaşanmayan) olaylar, yıllar sonra bir günlük aracılığı ile Fransız derin devletinin hışmına uğramış bir adli tabipçinin gözünden bizlere anlatılıyor. Açıkça söylemek gerekirse okurken nedense hiç sempati duyamadığım bu karakter ve onun hikayesi, Mısırda yaşananlar kadar ilgimi çekmedi. İki olayın birbirine bağlantısı da bence çok çok zayıf. Hani kitabın tanıtımında “tamamen ilgisiz gibi görünen bu iki olay, aslında karmaşık bir şekilde birbirleriyle bağlantılı bir şekildedir” denilince, olaylar aslında birbirinin devamı olabilirmiş gibi bir beklenti oluşuyor. Sonuçta, finali okuyucunun yorumuna bırakılmış ve bana göre iç hikayenin dış hikayeden çok daha fazla dikkat çektiği bir kitap Zamanın Kanı.

Zâhir
2/1026.05.2013

Baskı: Zâhir

Kitabı bitirdiğimde ilk fikrim “insanın yazanı aşan bir romandan sonra çizgiyi aynı doğruda tutması çok zormuş” olmuştu. Zahir, Simyacı’nın feci halde gölgesinde kalmış. Bir de kitabın neredeyse her sayfasında yüzüme çarpan “hey millet Simyacı’yı da ben yazmıştım” havasından da hoşlanmadım. Bunlardan arındırdığımız zaman çok farklı bir düşünce sistemi içerisinde aşk ve evlilik sorgulanmış. Ama ileri sürülen fikirler fazlasıyla tartışmaya açık. Belirli bir kısmı bayağı zorlanarak okuduktan sonra nihayet biraz ivme kazanan olaylar daha da memnuniyetsizliğimi kazanan bir finale ulaşıyor. Düşününce onca mücadele ne içindi hâlâ anlayabilmiş değilim. İlk teklifte her şeyi göze alıp terkedilen hayata dönülecekse kaçmanın anlamı ne? Sonuç olarak çok ağır ilerleyen, aslında her şeyden sonra en başına geri dönen garip bir roman söz konusu.

Keşke Gerçek Olsa
6/1026.05.2013

Baskı: Keşke Gerçek Olsa

Romantizmden hoşlananların ilgisini çekebilecek bir kitap. Komadaki bir insanın, bedeninden ayrılıp kendisini görebilen tek kişiyle tesadüfen bağlantıya geçmesi ve bu garip ilişkinin aşka dönüşmesi üzerine sıcak, sevimli bir o kadar da ilginç bir hikaye. İçerdiği fikirler çok tartışılır aslında ama romanın içerdiği masalsı tarzdan ötürü hoş görülebiliyor.

Türk Lokumu
5/1026.05.2013

Baskı: Türk Lokumu

Biraz da eğlence diyorsanız geyik muhabbetinin duayeni Kadir Çöpdemir'in bu ilginç kitabını öneririm. Hayali röportajlarla, zengin kelime dağarcığının nadide örneklerini sergilemiş. Bu zengin dağarcıkta argonun da bilimum çeşidini bulabileceğinizi eklemem gerek. Mizah oranı yüksek kafa dağıtan bir kitap.

Aşk Köpekliktir
5/1026.05.2013

Baskı: Aşk Köpekliktir

Bu kitapta “aşk”a el atmış Ahmet Ümit. 10 hikayeden oluşan aşk üzerine yazılmış ilginç, yer yer gülümseten, çoğunlukla düşündüren bir kitap. İlk sekiz hikaye çokta ilgi çekmeyip sıradan gelirken, kitaba ismini veren son hikaye o ana kadar bu kitabı gerçekten Ahmet Ümit mi yazmış kuşkusunu gideriyor. Kişisel olarak Aşk Bir Ütopyadır başlıklı 9. hikayeyi de beğendiğimi belirtmeliyim. Ama beğenim içerdiği konuyla didiklediği aşkla ilgili değil, hikaye için kullanılan zaman ve mekanın tanımlamalarına karşı. Son hikaye dışında çok sürükleyici olmamakla birlikte akıcı ilerleyen bir kitap.

Ve Perde İndi
6/1026.05.2013

Baskı: Ve Perde İndi

Ve Perde İndi, Agatha Christie’nin alışıldık tarzına göre biraz daha değişik ilerliyor. Öncelikle Poirot’nun ketumluğu sayesinde delil toplayarak sonuca ulaşma yöntemine değil gözlemden hatta neredeyse delilsiz sonuca ulaşıldığına tanık oluyoruz. İpuçları açıkça okuyucu ile paylaşılmıyor. Poirot’nun sadık dostu Hastings’in anlattıklarını dikkatle takip etmek gerek. Christie’nin tarzına alışkın olanlar şüphe pusulasının ibresinin sürekli döneceğini bilirler, fakat bu sefer işlerin çok daha karmaşık olduğunu söyleyebilirim. Ve tarz olarak beklenilen ama içerik olarak hiç beklenmeyen bir final. Son olarak, Ve Perde İndi’nin, Christie romanlarından en son okunması gerekeni olduğu konusunda daha önce okumuş olanlarla hemfikir olduğumu belirtmeliyim.

Baskı: Kraliçenin Soytarısı

En az The Other Boleyn Girl kadar başarılı bir eser. Aynı üslup, bilinen bir hikaye, tarih kitaplarından da takip edilebilecek bir konu ama her şeye rağmen akıcı ve merak uyandırıcı. Bu sefer bir hayali kahraman da eşlik ediyor tarihin bu karışık kesimine. Ve yaşadığı varsayılan döneme göre çok cesur çok farklı bir karakter. Hikaye iki kız kardeşin, iki Boleyn’in çekişmesinden sonra bu kez anneleri farklı iki kız kardeşin çok daha büyük çok daha tehlikeli çekişmesini ele alıyor. Sırasını bekleyen Elizabeth’e fazla yer verilmemiş aslında. Bu kitap daha çok Kraliçe Mary’ye, “Kanlı Mary” ye odaklanmış. Taraflı yazılmış olduğunu düşündürse de özellikle son kısımda tarafsızlığın gayet iyi korunduğunu görebiliyorsunuz.

Baskı: Karanlığın Soluğu (Kötülük Üçlemesi, #2)

Kötü Ruh’un başarılı profil uzmanı Brolin yine karşımızda. Bu sefer mekanımız kalabalıklığı ve kalabalıkların içindeki yalnızlıklarıyla ünlü New York. Başta çok kısa belli belirsiz anlatılan ve romanın temposuna kaptırıp neredeyse unuttuğunuz bir olay, yıllar sonra yaşanan korkunç cinayetlerle noktalanıyor. Ama ne pahasına ve nasıl bir bağlantıyla? Chattam yine merak unsurunu koruyarak, geniş coğrafi bilgisi ve güçlü betimlemeleriyle manzaraları gözümüzde canlandırarak, baş karakter Brolin’in müthiş gözlemleri eşliğinde son derece başarılı bir romana imza atmış.

Baskı: Kaosun Sırları (Gerçek Döngüsü, #1)

Hakikaten kaos bir kitap. Komplo teorilerinin 32 kısım tekmili birden hali. Ve bu teoriler öyle mantıklı, o kadar gerçeğe dayandırılmış ki insanı ciddi ciddi paranoyak eder. Hikaye kurban olarak seçilmiş bir karakterin, oyuncuların gözünde bir piyon hem de son derece değersiz bir piyonun hayatının cehenneme dönüşünü anlatıyor. Yarısı başına gelse insanın rahat kafayı sıyıracağı önce açıklanamaz derecede doğaüstü, sonra insan aklının almayacağı derecede hesaplı olaylar silsilesi. Sonlara doğru ele aldığı tarih bakımından iyice anlaşılır hale gelse de finaliyle de müthiş olmuş bir kitap. Okuyun ve bilinen tüm tarihten şüphe edin derim.

Bin Muhteşem Güneş
7/1026.05.2013

Baskı: Bin Muhteşem Güneş

Afganistan'da kadın olmanın zorluğunu, Afganistan'ın acıklı tarihi eşliğinde okutan çok akıcı, çok düşündürücü, başarılı bir roman. Leyla ve Meryem’in hikayelerinin aynı anda değil de birinin bitirdiği yerden diğerine geçilerek aktarılması, aynı olay karşısında nasıl farklı görüşlere sahip olduklarına tanık olmayı engelliyor. Ama bu herkesi rahatsız etmeyecek, okuyucunun beğenisine göre dikkat çekecek bir ayrıntı. Bu arada hikayedeki karakterlerin Afganistan'da yaşanan gelişmeler karşısındaki görüş ve fikirleri de gayet tartışmaya açık. İç savaşlar, işgaller, özgürlük mücadeleleri ve kaybedişleri ile İran tarihine çok benzer bir yazgısı var Afganistan'ın.

Kızıl Nehirler
8/1026.05.2013

Baskı: Kızıl Nehirler

Gerçekten çok sürükleyici bir kitap. Özellikle sade ve akıcı anlatımın da bunda etkisi büyük bence. Grangé’ın konuya hakim detaylı anlatımı, tasvirleri sinema izler gibi hayalinizde canlandırabilmenizi sağlıyor. Coğrafi ve teknik bilgisini konuşturmuş. Yine de finale itiraz edebilirim. Roman o ana kadar o kadar soluksuz ilerliyor, iki ayrı hikaye öyle güzel birleşiyor ki finalde de insan daha büyük bir sürpriz, daha kafa karıştırıcı bir son bekliyor.

Siyah Kan
7/1026.05.2013

Baskı: Siyah Kan

Finaline itiraz edebilecek bir roman. Ama bu sefer hakikaten çok zayıf kalan ve neredeyse daha başlarda tahmin edilebilen bir final söz konusu. Özellikle de bu türün müdavimleri için. Bu sefer bir katilin beynini ortaya sermiş Grangé, “bir insan başka bir insanı neden öldürür” sorusunun cevabını aramış. Ben hâlâ roman içerisinde tatmin edici bir cevap bulamadığımı düşünüyorum. Ama düşünce yapısı ve o garip tutkuyu oldukça başarılı –ve ürpertici- bir şekilde yansıtmış yazar. Her zaman ki gibi sağlam coğrafi bilgiler ve kuvvetli betimlemeler, romana sinemasal bir tat veriyor.

Baskı: Kara Büyü (Kötülük Üçlemesi, #3)

İlk ikisini Kötü Ruh ve Karanlığın Soluğu isimli romanların oluşturduğu üçlemenin son romanı. Karanlığın Soluğu’nda Brolin’e eşlik etmiş olan Annabel O’Donnel yine eşlik ediyor. Bu sefer sınırları dışında olan O’Donnel. Ve bu romanda başarılı profil uzmanı, eski müfettiş, özel dedektif Joshua Brolin’e veda ediyoruz. Her zamanki gibi kriminal, teknik ve coğrafi bilgilerin derinliği dikkat çekici. Kuvvetli betimlemeler bu romanda da mevcut. Ucu açık bırakılan tek bir olay var ve yazar günün birinde bu olayı mutlaka çözeceğine söz vermiş. Bu konuda yazara güvenmekten başka çare yok. Olay örgüsü ve temposuyla bana göre serinin ilk romanını kadar başarılı ve etkileyici. En önemlisi de kişisel olarak bu türün sıkı takipçilerinden biri olmama rağmen ilk kez bir romanda suçluyu adı açıkça yazılana kadar yani sonuna kadar tahmin edemedim. Bu yüzden nazarımda gerçekten başarılı bir eser olarak yerini aldı.:)

Duma Adası
6/1026.05.2013

Baskı: Duma Adası

Yazarın önceki romanları kadar korkutucu bir eser değil. Hele de bu türe alışkın olanlar için. Ama adım adım olayların ilerlemesi ile heyecan kazanıp, neredeyse sonlarına kadar çözülmeyen bir kitap. Yani bir kısmını çözseniz bile aslında neyin ne olduğunu tam olarak anlamak için yine kitabın rehberliğine ihtiyaç duyuyorsunuz. Roman, geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu Duma Adası’ na yerleşerek resim yapmaya başlayan Edgar Freemantle’ın, bu yeni hayatında yolunun kesiştiği insanların da iştirakiyle gittikçe kabusa dönüşen hikayesini ele alıyor. Yazarın hayal gücü, kurgusu ve hikaye içinde verdiği alt mesajlar unvanını boş yere hak etmediğinin kanıtı. Birçok kitapta görülebildiği şekilde final biraz yavan kalıyor sanki. Ama o zamana kadar adrenaline doymuş oluyorsunuz zaten.

Empati
5/1026.05.2013

Baskı: Empati

Feci halde kafa karıştıran bir kitap. Konusu olduğu kadar içeriğiyle de. Her şeye rağmen son derece merak ettirici ve düşündürücü. Ama yazım dili fazla teknik ve karmaşık. Çoğu zaman geriye dönüp bilgimi tazeleme ihtiyacı hissettim. Bu da dikkat dağıtıcı bir durum. Sakin kafayla okunmasında fayda var.

Masumiyet Müzesi
4/1026.05.2013

Baskı: Masumiyet Müzesi

Orhan Pamuk kitabının temel konusunu aşk olarak saptamış. Ama göreceli bir kavram olarak ben roman boyunca bunun aşktan ziyade saplantı olduğunu düşündüğümden ve yetmezmiş gibi bir de karakterlere hiçbir sempati duyamadığımdan çok tadına varabildiğim bir kitap olmadı açıkçası. Duyguların eşyalarla anlatılmaya çalışılması güzeldi. İçinde aşka dair çok güzel tanımlamalar da barındırıyor. Müzelerle ilgili bilgiler de ilgi çekici. Fakat betimlemeler ve olaylar o kadar çok tekrar ediyor ki yüzlerce sayfa sonra hiç ilerlememiş gibi geliyor insana. Özetle daha sade yazılsaymış etkisi daha kalıcı olurmuş gibime geldi.

Kabil'in Kitapcısı
7/1026.05.2013

Baskı: Kabil'in Kitapcısı

Norveçli bir gazetecinin gözünden Afganistan’ın “tozlu” yaşamını anlatan, akıcı, süslemeden uzak, olabildiğine yalın bir dile sahip, etkileyici bir roman. Yazar özellikle hayatlarını hikayeye aldığı ailenin bizzat yanında kaldığı için, anlatılan olaylar birebir şahit olduğu ya da içinde yaşadığı insanların aktardığı gerçek olaylar. Bu sebeple kitapta anlatılanlar çok daha fazla etkiliyor insanı. Afganistan da yaşamın, Afganistan da kadın olmanın ne kadar zor olduğuna dair gözlemsel bir eser.

Bab-ı Esrar
7/1026.05.2013

Baskı: Bab-ı Esrar

Öncelikle belirtmeliyim ki alışıldık Ahmet Ümit polisiyelerinden biri değil. Hatta komiser Nevzat yerine romana yarısından itibaren dahil olan yardımcısı Zeynep olmasa polisiyelikle hiç alakası da olmayacakmış. Bu roman Mevlevilik üzerine, Mevlana ve Şems-i Tebrizi arasındaki karmaşık ilişkinin içeriğini sorgulayan ve en yalın haliyle anlatan bir roman. Konunun uzmanları için hafif, yabancıları için ilgi çekici ama her iki kesim için de sade ve akıcı dilli bir anlatım içerdiğini düşünüyorum. Ahmet Ümit bu sefer tek ağızdan, karışık kökenli kadın başkarakterin ağzından yazmayı tercih etmiş. Bu da olayların karakter üzerindeki etkisini yeterince hissettirememesine neden olmuş bence. Mevlevilik üzerine ise gayet ciddi ve özenli çalışma yapıldığından o kısımlarda bir anlatım sorunu yaşanmamış. Bir çeşit sırlar kitabı gibi, geçmişten bugüne kadar uzanan kimi sırların günümüz olaylarına karışmasıyla adeta bir labirentin içinde buluyorsunuz kendinizi. Gerçeklerle iç içe geçmiş rüyaları okurken bir süre sonra gerçeği boş verip rüyaların devam etmesini istiyorsunuz. Çok heyecanlı, çok gerilimli ya da Kavim kadar çarpıcı bir roman değil ama Mevlevilik üzerine temel bilgi ve fikirleri gayet güzel aktaran, içinde geçen bazı dörtlük, dize ve cümlelerle gerçekten okunmaya değer bir roman.

ÖncekiSayfa 31 / 34Sonraki