Şah-Rû
@Şah-Rû

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Sabır Taşı
7/1004.11.2024

Baskı: Sabır Taşı

Süslemesiz, acıyla kanıksanmış sadeliğiyle çarpıcı bir eser. Bilinci kapalı şekilde yaralı yatan kocasının başında bir kadının sabırla tuttuğu tüm duygularının taşmasıyla her satır adeta bir çığlığa dönüşüyor. Bu bastırılmış hatta yok sayılmış iç dünyanın büyüleyiciliği kadar kadınların insandan sayılmadığı bir coğrafyada kadın olmanın ve insan kalmanın korkunçluğu da gözler önüne seriliyor.

Dura Mater
7/1003.11.2024

Baskı: Dura Mater

Son kitapta ilk iki kitaba göre daha odaklı bir anlatım var. Karakterler birazcık daha geri planda ve aksiyon daha fazla olduğu için oldukça sürükleyici. Seri olarak değerlendirince dikkat çekici bir konu ve işleyişe sahip. Kitapta ele alınan her olasılık mümkün ve kesin olan şey insanlığın sonunu yine insanların getirecek olması.

Baskı: Beni Gözünüzde Büyütmeyin

Tatil ya da yolculuklarda okurunu sıkmadan yormadan akacak türde bir kitap. Sohbet havasında yazarın ince mizahıyla her şeyden biraz içeren türden.

Baskı: Bilinmeyen Ülkede Yolculuk

Sade bir anlatımla derin bir içsel yolculuk. Genelde akıcı ve betimlemeleri kuvvetli bir kitap. Ayrıca bizim coğrafyada genelde refahıyla bildiğimiz ülkelerden biri olan İrlanda’nın toplumsal sorunlarına değinerek, global dünyada bazı sorunların fazlasıyla ortak olduğunun da altını çiziyor. Ayrıca coğrafi ve sosyolojik farklılıklar dikkat çekici.

Mükemmellik Tuzağı
7/1018.10.2024

Baskı: Mükemmellik Tuzağı

İnsanların “mükemmellik” peşinde koşarken nasıl hedefi ve nihayetinde hayatı ıskalayabileceğini örnekleriyle ve çalışmalarla ortaya koyan bir eser. Günümüz toplumsal düzeninin bu çarpıklığı nasıl yoğun şekilde beslediği de gözler önüne serilmiş. Farkındalık uyandıran bir kitap.

Delibo
6/1018.10.2024

Baskı: Delibo

Özellikle ani zaman geçişleri sayesinde merak düzeyini hep koruyan akıcı bir kitap. Yazarın dili önceki eserlerine göre biraz daha sadeleşmiş. Yine de hem ülke hem edebiyat camiası keskin göndermelerden nasibini almış. Delibo ile kaybedilen belki hayaller belki gelecek belki de geçmiş, Yusuf’un “kaybetme” odaklı yaşamı da ülkeyle paralel. Bununla birlikte iyi bir fikir yeterince işlenememiş ya da derine inilmemiş gibi. Sanki söyleyecek sözü kalmış gibi bir his bırakıyor.

Baskı: Roma: Kartalların İmparatorluğu

Tarihe adeta uygarlığın temsilcisi olarak geçen Roma İmparatorluğu’na farklı bir açıdan bakış. Roma’nın kuruluşundan deyim yerindeyse kendi kanında boğuluşuna kadar olan süreç sadece kronolojik tarih olarak değil, detaylı bir sosyolojik boyutta ele alınmış. Yazarın yönetim biçimine yanlı yaklaşımı farkedilse de savaşın ne kadar çok amaçla kullanılabileceğini ve sömürü düzeninin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.

Yaşamak
7/1025.08.2024

Baskı: Yaşamak

Fugui karakterinin keyifli yaşamı gibi başlayıp ibretlik bir hayat dersine dönüşen hikayesinin en çarpıcı yanı sadeliği. Seçimleriyle darmadağın olan hayatında bir olaya üzülemeden daha beteri gelirken öyle bir olağanlıkla naklediyor ki hayatın kendisi gibi akıp gidiyor. Tabi bu hayatın akışı içinde Çin komünist rejiminin ağırlığı da kendini gösteriyor.

Baskı: Gel Dünyayı Keşfedelim - Gezgin Bir Tarihçinin Seyahat Defteri

İlber Hoca’nın tarzının en güzel yanı, “bakmak” ile “görmek” arasındaki fark gibi “tatil” ile “seyahat” kavramlarının arasındaki farkı çok güzel örnekleyerek açıklaması. Seyahat anıları ile birlikte zamanın siyasi yapılanmalarını, tarihsel olayları ve kültürleriyle birlikte ele alarak okura gezerken keşfetmenin yolunu da açıyor. “Oysa seyahat etmek, yaşam görgüsünü en çok besleyen faaliyetlerden biridir. İnsan yeryüzünü arşınlarken dünyayı, tabiatı, diğer canlıları, geçmişten bugüne miras kalan eserleri okumaya, keşfetmeye çalışır. Böylece kendini de yeniden tanımaya başlar.”

İnce Memed 4
10/1025.08.2024

Baskı: İnce Memed 4

Tüm seri için değerlendirmedir. “İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş.” İnce Memed 2, S.32 Müthiş bir gözlem gücü, müthiş bir analiz. Gerçekten dev bir esermiş. Yaşar Kemal’in kaleminde sözlü edebiyatın gücü var. Betimlemenin derinliği bir yana adeta bir köy odasında capcanlı anlatılanı dinliyormuş etkisi bırakıyor. Öyle bir gözlem ve tasvir yeteneği ki musalla taşı olmayan bir köy camisinde cenazenin koç başı ve asma kabartmalı bir taşın –yani mis gibi antik kent kalıntısı- üzerine konulması gibi en ince detaylar bile satır arasında geçiyor. Ancak Anadolu’yu karış karış gezmiş biri bu kadar detaya hakim olabilirdi. Sıcakta gevşemiş Çukurova toprağının yumuşaklığı, su pürenlerinin kokusu, yağ yakılmış tarhana… İnsanın aklına saplanıp kalan nice tasvirler. Bir diğer etkileyici yanı ise insanları yargılamadan, tarafsızca olduğu gibi yansıtması. En aklı başında görünen bile şaşabiliyor, en nefret edilenin bile bir iyiliği dokunabiliyor. Yani hayatın kendisi gibi kimse tek renk değil. Hem coğrafyası hem insanıyla genç cumhuriyetin en net analizi denilebilir. Bir diğer hayret edilesi yanı ise bu büyük eserin yazarın ilk romanı olması. Nice kitaplardan sonra ulaşılabilecek bir seviyede başlamış yani. Kendi dilimizden kendi toprağımızdan çıkmasından gurur duyduğum bir eser. Okunmasının bir vakti varmış ve benim için doğru vakitmiş.

İnce Memed 3
10/1025.08.2024

Baskı: İnce Memed 3

Tüm seri için değerlendirmedir. “İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş.” İnce Memed 2, S.32 Müthiş bir gözlem gücü, müthiş bir analiz. Gerçekten dev bir esermiş. Yaşar Kemal’in kaleminde sözlü edebiyatın gücü var. Betimlemenin derinliği bir yana adeta bir köy odasında capcanlı anlatılanı dinliyormuş etkisi bırakıyor. Öyle bir gözlem ve tasvir yeteneği ki musalla taşı olmayan bir köy camisinde cenazenin koç başı ve asma kabartmalı bir taşın –yani mis gibi antik kent kalıntısı- üzerine konulması gibi en ince detaylar bile satır arasında geçiyor. Ancak Anadolu’yu karış karış gezmiş biri bu kadar detaya hakim olabilirdi. Sıcakta gevşemiş Çukurova toprağının yumuşaklığı, su pürenlerinin kokusu, yağ yakılmış tarhana… İnsanın aklına saplanıp kalan nice tasvirler. Bir diğer etkileyici yanı ise insanları yargılamadan, tarafsızca olduğu gibi yansıtması. En aklı başında görünen bile şaşabiliyor, en nefret edilenin bile bir iyiliği dokunabiliyor. Yani hayatın kendisi gibi kimse tek renk değil. Hem coğrafyası hem insanıyla genç cumhuriyetin en net analizi denilebilir. Bir diğer hayret edilesi yanı ise bu büyük eserin yazarın ilk romanı olması. Nice kitaplardan sonra ulaşılabilecek bir seviyede başlamış yani. Kendi dilimizden kendi toprağımızdan çıkmasından gurur duyduğum bir eser. Okunmasının bir vakti varmış ve benim için doğru vakitmiş.

İnce Memed 2
10/1025.08.2024

Baskı: İnce Memed 2

Tüm seri için değerlendirmedir. “İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş.” İnce Memed 2, S.32 Müthiş bir gözlem gücü, müthiş bir analiz. Gerçekten dev bir esermiş. Yaşar Kemal’in kaleminde sözlü edebiyatın gücü var. Betimlemenin derinliği bir yana adeta bir köy odasında capcanlı anlatılanı dinliyormuş etkisi bırakıyor. Öyle bir gözlem ve tasvir yeteneği ki musalla taşı olmayan bir köy camisinde cenazenin koç başı ve asma kabartmalı bir taşın –yani mis gibi antik kent kalıntısı- üzerine konulması gibi en ince detaylar bile satır arasında geçiyor. Ancak Anadolu’yu karış karış gezmiş biri bu kadar detaya hakim olabilirdi. Sıcakta gevşemiş Çukurova toprağının yumuşaklığı, su pürenlerinin kokusu, yağ yakılmış tarhana… İnsanın aklına saplanıp kalan nice tasvirler. Bir diğer etkileyici yanı ise insanları yargılamadan, tarafsızca olduğu gibi yansıtması. En aklı başında görünen bile şaşabiliyor, en nefret edilenin bile bir iyiliği dokunabiliyor. Yani hayatın kendisi gibi kimse tek renk değil. Hem coğrafyası hem insanıyla genç cumhuriyetin en net analizi denilebilir. Bir diğer hayret edilesi yanı ise bu büyük eserin yazarın ilk romanı olması. Nice kitaplardan sonra ulaşılabilecek bir seviyede başlamış yani. Kendi dilimizden kendi toprağımızdan çıkmasından gurur duyduğum bir eser. Okunmasının bir vakti varmış ve benim için doğru vakitmiş.

İnce Memed 1
10/1025.08.2024

Baskı: İnce Memed 1

Tüm seri için değerlendirmedir. “İnsan olmak başka iş, insanlık başka iş.” İnce Memed 2, S.32 Müthiş bir gözlem gücü, müthiş bir analiz. Gerçekten dev bir esermiş. Yaşar Kemal’in kaleminde sözlü edebiyatın gücü var. Betimlemenin derinliği bir yana adeta bir köy odasında capcanlı anlatılanı dinliyormuş etkisi bırakıyor. Öyle bir gözlem ve tasvir yeteneği ki musalla taşı olmayan bir köy camisinde cenazenin koç başı ve asma kabartmalı bir taşın –yani mis gibi antik kent kalıntısı- üzerine konulması gibi en ince detaylar bile satır arasında geçiyor. Ancak Anadolu’yu karış karış gezmiş biri bu kadar detaya hakim olabilirdi. Sıcakta gevşemiş Çukurova toprağının yumuşaklığı, su pürenlerinin kokusu, yağ yakılmış tarhana… İnsanın aklına saplanıp kalan nice tasvirler. Bir diğer etkileyici yanı ise insanları yargılamadan, tarafsızca olduğu gibi yansıtması. En aklı başında görünen bile şaşabiliyor, en nefret edilenin bile bir iyiliği dokunabiliyor. Yani hayatın kendisi gibi kimse tek renk değil. Hem coğrafyası hem insanıyla genç cumhuriyetin en net analizi denilebilir. Bir diğer hayret edilesi yanı ise bu büyük eserin yazarın ilk romanı olması. Nice kitaplardan sonra ulaşılabilecek bir seviyede başlamış yani. Kendi dilimizden kendi toprağımızdan çıkmasından gurur duyduğum bir eser. Okunmasının bir vakti varmış ve benim için doğru vakitmiş.

Baskı: Kahve Soğumadan Önce

Tiyatro oyunundan uyarlanan bir kitap olarak, yazarın da ilk romanı olduğu için teknik açıdan biraz zayıf. Kurgusal olarak havada kalan çok nokta var ve yazım dili de roman için fazla basit. Oyun metni olarak düşünüldüğünde ise çok çarpıcı bir konusu var ve kesinlikle sahnede izlemeyi isterdim. “Şimdiki zamanı değiştirmeyecek olsa bile yine de geçmişe gitmek ister miydik” gibi farklı bir çıkış noktası sözkonusu. Bugünün değişmemesini garantileyen sıkı kurallar ve yine de bu yolculuğu göze alanların hikayeleri ilgi çekici. Profesyonel bir yazarın kalemiyle derin etki bırakabilecek bir konuymuş, yine de iç ısıtan türden diyebiliriz.

Baskı: Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık

Sabırsızlık üzerine oldukça ironik bir kitap. Sabırsızca kaleme alınmış hissi uyandıran fakat aslında oldukça demlenmiş bir hayattan süzülen kısacık anlatılarda “nereye yetiştiğimizin” bolca iğnelemesi yapılıyor.

Baskı: Dirilen İskelet - Orijinal Metin Sözlüklü

Klasik Hüseyin Rahmi tarzı olarak diyalogların uzunluğu olayın heyecanını düşürmekten ziyade heyecanı erteliyor, hani neredeyse konuşma bitse de hareket başlasa duygusunu körüklüyor. Gerçekten olayın nereye varacağı kestirilemiyor. Okuyucu düğümlerin tek tek çözülüşünü takip ederken, yazarın başarılı halk profili ve İstanbul tasvirleriyle bir tarih gezisine çıkıyor adeta. Bilindik hurafelerden yola çıkıp acaba dedirten finaline kadar, bugün için korkutmasa da teknolojinin bu dereceye varmadığı ve film hilelerinin böyle ayan beyan olmadığı yıllar için baya ürkütücüymüş denilebilir. Aynı zamanda diyalog ustası olan yazarın, cümleler içine sıkıştırdığı keskin mizah karşısında gülümsemeden de edemiyorsunuz.

Beş Sevgi Dili
7/1015.04.2024

Baskı: Beş Sevgi Dili

Evlilik temelinde olsa da aslında tüm ikili ilişkiler için geçerli bir farkındalık eseri. İnsanın öncelikle kendi “sevgi dilini” keşfetmesinin önemini gösteriyor. Böylelikle karşısındaki insanın da sevgi dilini anlamak ve birlikte ilerlemek için bir yol gösterici niteliğinde. Herkesin sevgiyi algılayışı ve yaşayışı farklı olduğu için isabetli bir noktaya değinmiş. Kitaptaki tek olumsuz denilebilecek yan kültür farkından kaynaklanan görüş farklılığı ki bazı kısımlarda çok dikkat çekiyor. Bu yüzden okuyucu biraz yaşadığı coğrafyaya göre uyarlamalı.

Sen Gittin Gideli
7/1015.04.2024

Baskı: Sen Gittin Gideli

Yazar yine insanın en derin hislerini ve kolayca dile getiremediği içgüdülerini rahatsız edici bir netlikle ortaya koyarak imzası haline gelen tarzını konuşturmuş. Terkedilmenin sonrasındaki aşamaları o kadar yalın ve içtenlikle ortaya koymuş ki durağan bir konu olmasına rağmen kitap bir solukta akıyor. Özellikle o çaresiz uyuşukluk tasvirinin gücü ürpertici. Karakterin hem yolunda gittiğini sandığı evliliği hem de kendisi ile ilgili keşifleri de çarpıcı.

Arachnoid Mater
6/1015.04.2024

Baskı: Arachnoid Mater

Serinin ikinci kitabında yine merak unsuru sebebiyle akıcılıkta sorun yok. Fakat bu kitapta olay kurgusu ilkine göre daha çok tekrara kaçmış. Bir nöro-roman olarak sinirbilime dair bilgiler de ilkine göre daha az. Bu sefer aksiyonu daha yüksek olduğundan bir nevi geçiş romanı tadı veriyor.

Baskı: Hepberaber: Kalpsiz Bir Dünyaya İnat

Türkiye ve genel olarak dünyanın yakın tarihindeki olaylara dair deneme tarzında kaleme alınmış yazılardan oluşan bir kitap. Bir nevi yazarın insana dair umudunu kaybetmemek adına içini dökmesi. Hem değişen dünya düzeni hem de siyasi sistem irdelenirken biraz da “bir şeyler yapmaya” çabalayanların kapıldıkları endişelere değinilmiş.

Pia Mater
6/1009.03.2024

Baskı: Pia Mater

Bir nöro-roman olarak sinirbilime dair hepsi de kaynaklara dayalı bilgiler gayet güzel ve ilgi çekici. Anlaşılabilir dille yazıldığı için de akılda kalıcı bilgiler. Fakat roman kısmı oldukça zayıf. Karakterler hem konuşma tarzları hem de kişilik özellikleriyle fazlasıyla iki boyutlular. Yer yer tekrara kaçan olay kurgusu ve geçmişlerin bağlanış şekli de zorlama hissi veriyor. Aslında özellikle karakterler sebebiyle nöro-fantastik roman denilebilirmiş. Yine de eksilmeyen bir merak unsuru ve akıcı bir yazım dili var. Seri olarak değerlendirmek lazım.

Tesadüfi Buluşlar
6/1019.02.2024

Baskı: Tesadüfi Buluşlar

Elena Ferrante’nin bir yıl boyunca The Guardian için yazdığı haftalık yazılardan oluşan bir deneme. Editörlerden 52 soru isteyip hepsine bir yazıyla yanıt verdiği düşüncesiyle hareket ettiği yazılara Andrea Ucini’nin her bir yazıyı incelikle tamamlayan illüstrasyonları eşlik ediyor. Bu kısa denemelerde Ferrante, düşünce dünyasını biraz daha serbest olarak okuyucularıyla paylaşıyor. Böylece eserlerini besleyen kaynakları ve fikirleri daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz.

Baskı: Tavan Arasındaki Buda

Kitaptaki çoğul dil ve son kısımda bunun yer değiştirmesi çok etkileyici. Aynı sebep biraz da empatiyi güçleştirse de bu tek bir kişinin değil hatta bu tek bir ırkın da değil evrensel bir şekilde tüm göçmenlerin hayatı bir yerde. Bu sebeple asıl sorun yazım dilinden ziyade işleyişte ortaya çıkıyor. Çok fazla tekrar olması kitabın akışını güçleştiriyor ve bazı yerlerde de yüzeysel geçiştirilmiş hissi veriyor. Yine de çarpıcı ve sert bir kitap.

Mülk
6/1010.02.2024

Baskı: Mülk

2. Dünya Savaşı sonrasında Varşova’ya dönen Regina ve torununun aile sırlarıyla örülü öyküsü. Sade çizgileri ve yalın anlatımıyla yolculuğun adeta geçmişe yolculuğa dönüşmesi ve Regina’nın doğal acı tepkileri etkileyici.

ÖncekiSayfa 3 / 34Sonraki