
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Çankaya
Cumhuriyetimizin kuruluşu başta olmak üzere yakın tarihimizin en önemli dönemlerini ele aldığı için tarih kitabı sınıfında olsa da anı/hatırat daha uygun bir sınıflandırma olacaktır zira yazım tarzı teknik olarak pek güçlü değil ve kronolojik sıralamaya göre aktarılmıyor. Bununla birlikte birinci ağızdan anlatması çok kıymetli. Atatürk’ün doğumundan ölümüne kadar olan sürecin özellikle yollarının kesiştiği andan itibaren bu kadar içeriden bir bakışla aktarılması nadir bulunur cinsten. Tarih kitaplarının yazmadığı veya satır aralarında kalan ya da sadece resmi kayıtlara geçtiği şekilde bilgi sahibi olduğumuz ne çok olay var. Mustafa Kemal Atatürk’ün “dış mihraklardan” çok içtekilerle uğraşmış olması çok acı. Bu kadar sorunla birden mücadele edebilmesi ise inanılmaz. Cumhuriyetin ne zorluklarla kurulduğunu ve niye bu kadar kıymetli olduğunu anlamak için okunması gereken eserlerden.
Baskı: Zamanımızın Bir Kahramanı
Adeta nihilizmin romanı denilebilecek, başkarakteriyle etkileyici bir eser. Sağlam psikolojik tahlilleriyle okurunu olduğu kadar kendisinden sonra gelen birçok yazarı da etkilediği ortada. Ayrıca yazıldığı dönem ve Rus-Kazak-Çerkez kültürleri hakkındaki ilginç bilgiler de satır aralarında dikkat çekiyor.
Baskı: Babil Kulesi Kitabı - Kelime ve Kavramların Dilden Dile Yolculukları
Mahir Ünsal Eriş şenlikli bir dil olan Türkçemizi ele alırken, okurunu diller ve kültürlerarası bir yolculuğa çıkartıyor. Ve severek yaptığı her iş gibi eğlenerek öğrenmenin hakkını teslim ediyor. Kelimelerin kökenleri, dilden dile yolculukları, kültürle şekillenişi ve ortak hafızalara yerleşim şekli öylesine şaşırtıcı ki. Ayrıca bu kadar kapsamlı bir eserin etimolojiye uzak okurların bile keyif alacağı şekilde yazılması da müthiş.
Baskı: Belalı Aşk
Şüphesiz otobiyografik unsurlar taşıyan kitapta en dikkat çekici nokta okurların da kendi hayatlarında itiraf edemediği rahatsız edici duyguların olanca yalınlığıyla dile getirilmesi. Zaten yazarın üslubunun en güçlü yanı kesinlikle iç dünyaları dışa vurmaktaki bu cesaretinde yatıyor. Keza Napoli ve benzeri erkek egemen mahalle kültürlerinin içyüzünü de aynı cesaretle ortaya koyuyor.
Baskı: Nagasaki'nin Çanları
Aslen radyolog olan yazar Takaşi Nagai, Nagasaki’ye atom bombası atıldığı sırada görevli olduğu üniversitede ve sonrasında katıldığı yardımcı sağlık çalışanları ekibinde tüm bu süreci raporlayıp sonrasında kitaba dönüştürmüş. Bu sayede bombalanma anı, sonrasındaki kaos ortamı ve daha da sonra yıllara yayılan tıbbi gelişmeleri çok net şekilde ortaya koymuş. Yaşananlar gerçekliğine inanılmayacak kadar korkunç. İnsan okurken idrak etmekte zorlanıyor. Ayrıca o akıl almaz Japon gururu da dikkat çekici. Bu noktada atom çalışmalarında Japonların daha önce sonuca ulaşması halinde kullanmaktan çekinmeyecekleri de rahatlıkla seziliyor.
Baskı: Seçme Hikayeler
Sait Faik’in ağırlıkla adada geçen öykülerinden bir derleme. İnsanları gözlemleme gücüyle, yalnızlığının hırçınlığı her hikayede kendini hissettiriyor. Yalın ve alttan alta sivri diliyle içini dökerken, döneme dair oldukça canlı ve birebir sokaktan resimler çiziyor adeta.
Baskı: Hachiko
Yazar Leslea Newman, Japonya’da sadakatin simgesi haline gelen Hachiko’nun öyküsünü birkaç kurgusal karakter ekleyerek kaleme almış. Yarı kurgu olsa da gerçeğe dayanan bu öykünün sıcaklığı ve sadakatin büyüklüğü okuyanın boğazını düğümlüyor.
Baskı: Kar Tanesinin Serüveni
Samed Behrengi’nin kitaba ismini veren Kar Tanesi’nin Serüveni ile birlikte Ninenin Sarı Civcivi, Ah Masalı, Edi İle Büdü ve Karnı Zil Çalan Fare isimli öykülerinin de yer aldığı kitabı. Öykülerin alt metninde sadece yönetim değil ciddi bir toplum eleştirisi de göze çarpıyor. Fakat Kar Tanesi öyküsü tıpkı Bir Şeftali Bin Şeftali gibi muhteşem betimleme gücüyle diğerlerinden ayrılıyor. Yazarın bir kar tanesini aynı şeftali ağacı gibi kanlı canlı hissedilir kılma gücü müthiş. Kar tanesinin bizzat kendisi gerçekten dile gelip anlatsa ancak böyle anlatabilir sanırım ya da böyle anlatmıştır kimbilir…
Baskı: Eşeğin Fikri
Ferhan Şensoy’un kendine özgü diliyle kaleme aldığı denemelerinin yer aldığı kitap. Birkaçı karalama ya da kafa güzelliğiyle kaleme alınmış hissi verse de ağırlıkla ince ve bir o kadar sivri dokundurmaları, nokta atışı tespitleri ve muazzam betimlemeleriyle keyifle okutuyor ve yazarını çok özletiyor.
Baskı: Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
Başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali’nin yeraldığı kısa ve akıcı polisiye öykülerden oluşan kitap, toplumsal gözlemleri ile dikkat çekiyor. Bu gözlemler bazen Nevzat’ın bir cevabında bazen Ali’nin olmadık bir çıkışında bazen de olay yerindekilerin tepkilerinde kendini gösteriyor. İstanbul ve renkleri eşliğinde üçüncü sayfalarda gördüğümüz haberlerin arka planı tarzında bir kurguya sahip. Pek derine inilmeden, haftalık olaylar hızlıca özet geçilmiş gibi.
Baskı: İnsanların Dünyası
Aynı zaman posta pilotu olan yazarın hayatından kesitleri hikayeleştirdiği, biyografik özellikler barındırmakla birlikte tam olarak ne biyografi ne roman sayılamayacak, belki bir tür deneme. Aslında uçuş deneyimleri ve özellikle sahra betimlemeleri etkileyici. Fakat bölümler tam olarak bir bütünlük oluşturmuyor. Diğer yandan biraz da Küçük Prens’in taslağı gibi zira o nahiflik ve gökyüzüne dair paylaştıkları kafasında oluşmaya başlayan hikayenin ilk eskizleriymiş tadı veriyor. Kitabın en etkileyici yanı ise “bir adım atmak” vurgusu. Mücadeleden vazgeçmemek, her zaman bir adım atmak, sonra bir adım daha, bir adım daha…
Baskı: Büyük İskender
Kısa hayatına karşılık tarihe büyük iz bırakmış olan Büyük İskender’in kapsamlı bir biyografisi. Hem kullanılan kaynaklar hem roman tarzı yazım türü hem de son derece sade bir dille aktarılması eseri oldukça akıcı hatta sürükleyici hale getirmiş. Ayrıca Büyük İskender merkezde olmak üzere ele alınan dönemlere dair başta coğrafya ve siyasi durum olmak üzere çok önemli bilgiler de içeriyor. Eserin bir diğer artısı da oldukça objektif olması.
Baskı: Kara Hasat
Kısa fakat merakla okutan bir korku romanı. Çıkış fikri ve işlenişi iyi. Yazım tarzı biraz senaryo okuyormuş hissi veriyor. Zaten tv ya da sinema yapımı olarak da uyarlanabilir bir matematiğe sahip.
Baskı: Sultanı Öldürmek
Sadece polisiye olarak sınıflandırılmaması gereken roman. Biraz psikolojik tarihi polisiye gibi bir karma tür olarak görmek gerek. Polisiye bakımından eski dost Nevzat ile görünüşe göre halen birbirine açılamamış elemanları Zeynep ve Ali’nin çok az yer almaları, olayı polislerin gözünden okumamamız sonucu delil ve sorgulama aşamaları göremememiz, cinayetin çoğunlukla esas “projenin” gerisinde kalması ve başkarakterin psikolojik gelgitleri aksiyon kısmını zayıflatmış. O yüzden sınıflandırmada polisiye ancak en sonda olabilir. Tarihi bakış açısı en sorunsuz kısım. Fetih gezisi sırasında aktarılan bilgiler ciddi araştırmanın sonucu olduğunu kanıtlıyor. Kitaba yediriliş şekli de güzel ama polisiye beklentisi olunca olaya dönme isteği baskın çıkıyor. Romanın ön planda olan kısmı yani psikolojisi ise tartışılabilir. Belki tıbbi olarak eksiklikler vardır ama Müştak’ın bilinçaltı İstanbul’un tünelleri gibi gizemli ve merak uyandırıcı. Ve en isabetli saptaması; “şahane bir aşk, çoğu zaman harcanmış bir hayat demektir” olmuş.
Baskı: Karanlık Kız
Tanıtımda geçen “Napoli Romanları’nın adeta çıkış noktası” cümlesi çok isabetli. Gerçekten yazarın kafasındaki çıkış noktası ve karakterlerin şekillenişi bu eserle birlikte daha iyi anlaşılıyor. İçgüdüsel duyguları ele alışı çok çarpıcı. Çoğunlukla kendimize bile itiraf edemediğimiz, günlük yaşamda üzerinde durmadığımız çoğu hissi neredeyse rahatsız edici bir netlikle ortaya koyuyor. Bu kitapta öykünün kendisi Napoli dörtlemesi kadar çarpıcı olmasa da karakterin iç dünyasının betimlenmesi aynı ölçüde etkileyici.
Baskı: Kedittin Direniş
Ferhan Şensoy’un Aydınlık Gazetesi’nde 4 Nisan 2011-7 Nisan 2014 tarihleri arasında yayınlanan köşe yazılarının derlemesi. Usta, sözkonusu yıllardaki olayları kendine özgü diliyle irdeler ve iğnelerken özellikle Gezi döneminin de bir tür güncesini tutmuş adeta. Okurken toplum olarak neleri ne çabuk unuttuğumuzu bir kez daha farkediyorsunuz. Bir de tüm kitabı, eksiksiz vurgularıyla birlikte Usta’nın sesinden okumak…
Baskı: Yeni Bir Hamlet
Shakespeare’in muhtemelen en bilindik eseri olan Hamlet’i kendi hayatındaki insanlar üzerinden yorumlayan Dazai, otobiyografik bir tiyatro-romana imza atmış. Tiyatro metni şeklinde ilerleyen eserde Hamlet’in kasvetli iç dünyası yazarın ruh halini ortaya koyarken Norveç-Danimarka savaşı da Amerika-Japonya savaşına dönüşüyor. Kitabın yazarın kafasının içini yansıtması kadar dikkat çekici bir özelliği de çok uzun süre dış dünyaya kapalı kalmış bir toplumun dünya edebiyatına bakış ve algılayışına dair önemli izler taşıması.
Baskı: Korkuyu Beklerken
Yazarın 8 hikayesinin toplandığı bu eser her şeyden önce en çarpıcı kitap isimleri dalında üst sıralara oynar. En çok hangisini sevdiğime karar veremediğim, günümüz dünyasının kaybedeni ama kendi dünyasının zirvesine çıkmış bu kahramanların öykülerini okurken bir kez daha böyle bir eserin bizim dilimizden çıkmış olmasının ne büyük bir şans olduğunu düşündüm. Öyle isabetli gözlemler, bilindik huzursuzluklar, ince eleştiriler ve kıvrak bir kelime kullanımı var ki öykünün kahramanıyla ya da yaşadıklarıyla hiç benzer yanınız olmasa bile birebir empati kurabiliyorsunuz. Her hikayede tanıdık bir şeyler var ve yapmak isteyip de yapamadıklarımız. Bazen "Beyaz Mantolu Adam" umursamazlığında kendini rüzgara bırakmak istiyor insan. Ya da cesaretini toplayıp son zamanlarda okuduğum içten içe en ürkütücü hikaye olan "Unutulan" gibi tavan arasıyla yüzleşmek. Ufak tefek her şeyi kafamıza takıp büyüttükçe büyütüp "Korkuyu Beklerken" kendi kendimizi kapadığımız kafesimizde "Bir Mektup" yazmak belki de hiç gönderilmeyecek. Ya da ölmüş birine gönderilecek. Hani neredeyse yalnızlığı, kaybetmişliği sevdiriyor insana bu kitap. Ve en son cümlede "buradayım" diyebilenlerden biri olmanın hüzünlü huzuru çöküyor insanın içine.
Baskı: Huzursuz Hayaletler
Pek şaşırtmayan, tahmin edilebilir şekilde ilerleyen ortalama bir polisiye. Akıcı bir yazım dili var fakat karakterleri ve kurgusu bir hayli zayıf.
Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört 1984
İnsanın gırtlağına çöken bir kitap. Temelde totaliter rejim eleştirisi olsa da genel ölçekte tüm siyasi yönelimlere pay çıkartabilecek kısımlar mevcut. Özellikle de önü alınmayan faşizmin nerelere varabileceğinin kabus gibi bir resmi. Yazarın siyasi görüşü tartışılabilir fakat ileri görüşlülüğü hayranlık uyandırıcı. Çizilen distopik dünyanın detayları tüyler ürpertici. Ayrıca Orwell eserlerinin Celal Üster çevirisiyle yeniden ele alınması çok isabetli olmuş görüşündeyim.
Baskı: Ressamın İsyanı
Gündüz Vassaf’ın psikolojideki ustalığıyla anılarını birleştirdiği ilk romanı olarak çıkan bu eser, aslında deneme türüne daha uygun. Bir Caravaggiosever olarak havada kaptım diyebileceğim kitabın entelektüel yanı müthiş. Yazar bu konuda birikimini konuşturmuş resmen. Caravaggio ve eserleriyle ilgili biyografik bilgiler de oldukça sürükleyici ve zengin bir anlatımla yer alıyor. Fakat ana hikayede bir olmamışlık var. Bu biraz karakterden biraz da olayın sürekli olduğu yerde dönüyormuş hissi vermesinden. Hikayenin aşk yönü de eğreti duruyor. Fakat tüm bu olumsuz yanlar kitabın akıcılığından eksiltmiyor zira Caravaggio’nun peşinden hem macera hem kültür olarak merak uyandırıcı bir yolculuk söz konusu.
Baskı: Darülbedayiden Şehir Tiyatrolarına 100 Yıllık Repertuar 1914-2014
Güzellikler Evi’nden günümüz İBB Şehir Tiyatrolarına sezonlar, oyun künyeleri ve fotoğraflar eşliğinde bir zaman yolculuğu. Muhteşem isimler -bir kısmına yetişebildiğimiz- harika oyunlar. Böyle köklü bir tiyatromuz olduğu için gurur duymamak elde değil. Şehir Tiyatroları’nın 100. Yılı anısına derlenen bu eserde emeği geçen herkese teşekkürler.
Baskı: Osmanlı Başkentinde Bir Levanten Semti Galata - Pera
Rinaldo Marmara, Beyoğlu’nun en gözde zamanlarını daha önce ele alınmamış kaynaklardan edindiği resmi bilgilerle derlemiş. Pera-Galata boyunca sokak sokak, aileler, esnaflar, kiliseler ve cemaatleri, dernek ve topluluklarıyla Levanten toplumunun kayıtları sayesinde bir dönemin sosyal topoğrafyası çizilmiş. Döneme ait tarihi fotoğraflar ve yazarın dedesinin arşivinden paylaştığı kartpostallar da eseri zenginleştirmiş.
Baskı: Tiamat
Kitabın en çok eleştiri alan yönlerinden biri olan yoğun denizcilik tabirleri okudukça alışmanın da etkisiyle bir noktadan sonra anlaşılır hale geliyor. Asıl uzun ve yoğun göndermeli betimlemeler zorlayıcı zira yazarın birikimi müthiş. Hepsini yakalamak mümkün değil. Fakat kılıç keskinliğindeki mizaha rağmen sağlam bir korku unsuru var. Buna bir de denizaltının klostrofobik ortamı eklenince, romanı gerçekten merakla okutturuyor. Çizilen atmosfer öyle canlı ki fantastik unsurlara rağmen bir o kadar da gerçekçi bir kabus çıkmış ortaya. Dönemine dair ustalıklı bilgilerle, biraz ağdalı dili ve tabirleriyle yazım dili olarak akıcılığı yavaşlasa da hikayenin kendisi oldukça sürükleyici.