
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Cadı
Gürpınar’ın Garaib Faturası Külliyatı’nın ikinci romanı olan Cadı, yine yazarın batıl inançlarla incelikle dalga geçtiği ve merak unsuru sonlara kadar süren bir eser. Felsefik kısımları da oldukça dikkat çekici olan kitapta dönemin yaşayış ve düşünüş şeklini de gözleme fırsatı sunuyor. Ayrıca sadece cehalet değil telkin gücünün eğitimli insanlarda bile nasıl etkisi olduğunu zekice ortaya koyuyor.
Baskı: Akim Sevgilim
Füruzan’ın üç öyküsünü içeren kitap, öykülerde farklı sosyo-ekonomik sınıftan hayatlar yer almakla birlikte hepsinin de ince detaylara kadar hakim bir şekilde işlenmiş olmasıyla dikkat çekiyor. Kapanmakta olan bir devrin köşklerde geçen yaşamı, turistik vasfıyla değişen sahil kasabası ve günümüz şehrinin görmezden gelinen “varoşları”… Yazarın masalsı ahenkli dili en çok Sesi Olmayan Türkü öyküsüne yakışmış. Kitaba adını veren Akim Sevgilim öyküsü Gönül karakterinin ağzından anlatılmakla birlikte bazı noktalarda kavram karmaşası yaşanıyor. Varoşlarda isimli son hikaye ise yalın çaresizliğiyle etkiliyor.
Baskı: Görünmez Adam
Zamanına göre çarpıcı bir eser. Tam çağın değişmeye başladığı, yüzyılın sona ermek üzere olduğu bir dönemde insanların bilimsel gelişmelere temkinli yaklaşması oldukça anlaşılır. Ayrıca Wells ileri görüşlü bir şekilde kontrolsüz gücün gerçekten güç olup olmadığına da dikkat çekmiş. Aradan geçen yüzyıla rağmen bugün bile bunun bir avantaj mı yoksa büyük bir toplumsal dışlanma mı olduğu rahatlıkla tartışılır. Yazım dili biraz karmaşık olsa da konu gayet sürükleyici.
Baskı: İnsan Ruhunun Haritası
Ahmet Ümit’in çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı edebiyat konulu yazıların derlemesi. Bir yazarın esinlendiği, beslendiği, saygı duyduğu yazarlar hakkındaki fikirlerini öğrenmek ilginç. Edebiyat dünyasına bir saygı duruşu niteliğinde. Yazılarında yazarlarla birlikte birçok kült eseri de değerlendirmiş. Bu sayede bir yazarın ne kadar çok kaynaktan beslendiğini/beslenmesi gerektiğini de anlamış oluyorsunuz.
Baskı: Kendiyle Dost Olmak
Farkındalık uyandıran bir eser ama tam bir çözüm sunuyor mu tartışılır. Yine de doğru noktalara değindiğini söyleyebiliriz. Fakat dili biraz tutuk bu da okurun dikkatini dağıtıyor.
Baskı: Botter Apartmanı
İstanbul’un ilk Art Nouveau tarzı binası olan Botter Apartmanı’nın başrolde olduğu sırlarla bezeli bir roman. Fikir ve konu güzel olmakla birlikte iyi işlenememiş hissi veriyor. Teknik açıdan eksik kalan ve bağlanamayan kısımlar var. Karakterler de biraz iki boyutta kalıyor. Fakat akıcı dili ve Beyoğlu atmosferiyle kendini okutturuyor. Raimondo D'Aronco zamanına dair olan kısımlar daha etkileyici.
Baskı: Erdal Öz Sazın Teli Koptu
1970’li yıllarda Zülfü Livaneli ile Erdal Öz’ün mektup ve yazışmalarından oluşan bir çeşit hatırat. Yer yer röportajlar ve notlarla desteklenen bu yazışmalar sayesinde Livaneli’nin sürgün zamanlarına ve dönemin Türkiye koşullarına tanıklık etmiş oluyoruz. İki usta yazarın hem yazar hem düşünür olarak değerli fikirleri kadar hiçbir zorlukla kopmayan derin dostlukları da dikkat çekiyor.
Baskı: Erken Kaybedenler
Erkek çocuklarının hikayelerinden çok yetişkin erkeklerin içindeki çocukların hikayesi. Zira o yaşlarda bu öykülerin kahramanları gibi derin düşüncelere sahip olabilseydik dünya bambaşka olurdu. Ancak bugünden geriye dönüp baktığımızda o zamanların sıradan maceraları bu kadar derinleşebilir. Kitaptaki kahramanlar biraz “Alper Kamu” (Oğullar ve Rencide Ruhlar) tadı veriyor.
Baskı: Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi
Bir ilçenin biyografisi olur mu? Beyoğlu gibi hep yaşayan üstelik tıpkı bir insan gibi iyi günleri, kötü günleri, inişleri, çıkışları olan bir ilçeyse gayet güzel olur. Brendan ve John Freely, sokak sokak, bina bina, pasaj pasaj geçmişten günümüze karşılaştırmalı olarak şahane bir rota çizmişler. Nokta atışı tespitleri, başka kültürden bakış açısıyla gözlemleri ve özellikle de oldukça yakın tarihten yazılmış olmasıyla emek dolu bir eser. Beyoğlu rafımın en kıymetli kaynaklarından biri oldu.
Baskı: Eski Prag Öyküleri
Prag betimlemeleriyle dikkat çeken kısa öykülerden oluşan bir eser. Düşünsel derinlikten ziyade yalın bir dili ve ironik bakış açısı var. Farklı bir kültüre dair önizleme olarak okunabilir.
Baskı: Sardalye Sokağı (Sardalye Sokağı #1)
John Steinbeck kesinlikle sokağı çok iyi tanıyan bir yazar. Bu eserinde de hayatın içinden karakterleri süslemesiz, yalın, olduğu gibi yansıtmış. Yine imzası diyebileceğimiz akıcı ve şenlikli diliyle hüznün içinden doğal komedi çıkartmış. Döneme dair detaylar da dikkatten kaçmıyor.
Baskı: Aynalı
Merakla okutan kurgusu, en insani halleriyle karakterleri, İstanbul’un lüksün hemen kenarındaki mahallesiye Yeşilçam tadında usul usul akan bir kitap. Akıcı ve temiz Türkçesiyle de dikkat çekiyor.
Baskı: Ucuz Romancılar
Absürd bir kitap için bile bazı kısımlar fazla absürd kaçmış. Fikir olarak gerçek yazarları karakter olarak kullanmak ve kendi eserlerinde yarattıkları karakterlerle yüzleştirmek iyi fikirmiş. Aslında düz bir konu olarak da fena değil. Ama o kadar dallanıp budaklanıp tekrara düşüyor ki bir de sürekli anladınız mı yoklaması sıkıcı bir tat bırakıyor. Güldüren ve bunun sonu nereye varacak diye merak ettiren kısımlar yok değil. Genele bakıldığında ise aynı keyfi vermiyor.
Baskı: Deriden Kültüre (İnsanın Korunakları, #1)
Üstün Hoca “korunan insan” ve “korunaklı yaşam” kavramlarını ilk kez ortaya atarak aslında ne kadar çok zırhımız olduğuna dikkat çekiyor. Üzerine düşünmeden otomatik pilot gibi hareket ettiğimiz çoğu eylemin gerisinde sürekli bir korunma ihtiyacı olduğuyla yüzleştiriyor. Kültürel karşılaştırmalarla verilen örnekler ilgi çekici. Özellikle de tarihten günümüze yansıyışları. Farkındalık uyandıran bir eser. “Gücünüzün ne kadar olduğu önemli değildir, onu nerede, nasıl kullanacağınız önemlidir.” S.56
Baskı: Bozkırın Uzak Bahçeleri
Kitapta yer alan 12 öykü, farklı yazım teknikleri içermekle birlikte iç dünyalarda ortak paydada buluşuyor. Kimi masalsı bir dille kimisi ise sade gündelik bir dille yazılmış olan öyküler, bir mahalleyi, bir sokağı, geçmişe dair bir şeyleri hatırlatırcasına içten.
Baskı: Vatan Millet Samatya
Bir annenin çocukluğundan kendi çocuğuna uzanan, mahalle hatta cadde baskısıyla şekillenen suskunluklarla dolu bir hikaye. Şahiner yine karakter ustalığını göstermiş. Keza diyaloglardaki keskin mizahı da yine gözden kaçmıyor. Dönemi ve sanırım bir dönem yaşadığı bölgeyi iyi bilmesi kitabı oldukça canlı hale getirmiş. Fakat bu sefer geçişlerde bir kopukluk hissediliyor. Belki, gerisi zaten çokça duyduğunuz ama duymazdan geldiğiniz olaylar şeklinde okuyucuyu iğnelemek içindir.
Baskı: Belki Beni Tanıyamayacaksın Mustafa Kemal Atatürk'ten Hatıralar
Sayın Ömer M.Koç Koleksiyonu’nda yer alan bu kıymetli eserde, Atamızın dostlarına hatıra olarak imzalı ve notlu gönderdiği fotoğraflar, hakkında basın organlarında çıkan yayınlar ve döneme ait kimi belgeler yer alıyor. Ayrıca daha önce hiç görmediğimiz fotoğrafları da var.
Baskı: Sevgili Arsız Ölüm
Köyden kente geçiş sancılarının, ötekileşmenin, dışlanmanın, tutunamayışın romanı. Yazarın kendi hayatından beslendiği için trajikomik bir gerçekçilik barındırıyor. Ayrıca kalemindeki masalsılık sadece büyülü gerçekçilik açısından değil yerel öğelerin isabetle kullanılması bakımından da zengin. Kitaptan yıllar önce Dirmit’i sahnede izleyerek tersten gitmiş oldum fakat kitabıyla tamamlanmış oldu bu şenlikli buruk hikaye.
Baskı: Hafız Divanı
Hafız-ı Şirazi’nin (Hace Şemseddin Muhammed) İran edebiyatını etkileyen hatta Yahya Kemal Beyatlı'nın Rindlerin Ölümü şiirine konu olan kuvvetli kaleminin en önemli eseri. Rintliğin hakkını veren lirikliğe sahip şiirlerin betimlemeleri çok kuvvetli. Ayrıca zamanının ötesinde ince tespitleri de dikkat çekiyor. “Sohbet pirinin ilk öğüdü şu: Sizinle cins olmayanla sohbetten çekinin” S.163 “Kudretin yettikçe vakti ganimet bil… canım efendim. Eğer anlarsan, hayattan maksat bu fırsat, bu sıhhat anından ibarettir. S.493
Baskı: 1700. Yılında İznik Konsili
İznik Konsili üzerine oldukça kısıtlı kaynaklardan edinilebilecek bilgileri akıcı ve anlaşılır şekilde derleyen bir eser. Konsil’in amacı ve sonuçları, tarihteki yeri ve Kiliseler Tarihi için önemini vurgularken, Doğu Roma İmparatorluğu ve Anadolu’nun sözkonusu dönemdeki durumu hakkında da bilgi içeriyor.
Baskı: Momo
Birkaç yılda bir tekrar okunması gereken eserlerden. Bir masal-roman fakat yabana atılmayacak bir felsefe de içeriyor. Gerçekten düşündürücü, etkileyici ve bir o kadar sevimli bir hikaye. Momo’nun izinde “zaman nedir” sorusunun cevabını ararken, aradan zaman geçip tekrar okursanız her seferinde farklı bir cevap bulduğunuzu fark ediyorsunuz. “Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır.” S.178 “İnsanlar kendilerini korkutan şeylere çok daha çabuk inanıyorlar.” S.179 “Hayatta en tehlikeli şey, gerçekleşmiş hayallerdir.” S.230
Baskı: Seyir
Farkındalık uyandıran yanları olsa da edebi açıdan zayıflığı ve sürekli tekrar içermesi okuma zevkini düşürüyor. Neredeyse tamamı tahmin edilebilir şekilde ilerliyor. Bu yüzden roman olarak başarılı diyemeyiz. Kişisel gelişim hiç diyemeyiz. Aslında farkında olduğumuz ama ısrarla tekrarladığımız hataları hatırlatması, hepsi değilse de birkaç konuda isabetli bir bakış açısı önermesiyle yine de umut veriyor denilebilir.
Baskı: Taş Kağıt Makas
Bir noktada acaba çeviri hatası mı var dedirtecek kadar ters köşe bir kitap. Neredeyse sonlara kadar açık vermeyen türden bir gerilime sahip. Yüz körlüğü gibi pek işlenmemiş bir konuyu ele alan ve dozu gittikçe artan gizemli bir hikaye. Kitabın yüksek merak unsuru kadar hayata ve ilişkilere dair oldukça isabetli çıkarımları da var. Ayrıca karlı ve kasvetli İskoçya betimlemeleri de hikayeyi kuvvetle beslemiş.