
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Her Güne Bir Öpücük (Lovett, Texas Serisi 4)
Rachel Gibson, ilk kez okuduğum bir yazar. Bundan 10 yıl önce kitaplarından birini okusaydım sanırım beni oldukça tatmin ederdi ama şimdi basit ve sade hikayesi benim için oldukça sıradandı. Kolay okunuyor evet ve yazar kendini de kesinlikle okutuyor ama öyle ahım şahım bir kitap olduğunu düşünmüyorum. 'Son' ibaresinden sonraki sayfada şöyle bir yazı var: "Kendi hikayenizden sıkıldığınızda, romantik bir kitap okumak iyi gelir." Kesinlikle bu düşünce ile romantik kitapları ya da filmleri izliyorum ama bu kitaptan çok daha iyileri olduğunu düşünüyorum.
Baskı: İyi ki Geldin (Blossom Street Serisi 9)
Bu kitabı okurken güldüm, ağladım, keşke dedim, acaba dedim, belki dedim, umut doldu kalbim, kıskandım hatta, hatta dedim ki keşke bu hikayede ben de yaşayabilseydim... Kısacası ben bu kitabı çok sevdim. Debbie Macomber zaten sevdiğim bir yazar ama son birkaç kitabında özellikle tekrar tekrar ayni şeyleri yazdığı için biraz ara vermiş, belki de başka kitabını okumamalıyım demiştim. Ancak bu kitap gerçekten bambaşka. Bildiğimiz Debbie gibi değil ama bir yandan da ayni onun gibi. Kitabın sonuna doğru bir ara neden bitirmedi de kitabı uzattı diye düşündüm, ama kitabı bitirdiğimde hak verdim. Öyle olmalıydı. İnsanoğlunun hatalarından ders almadığını ve çok kolay unuttuğunu, kendi kendini bir kısır döngü içine sokup mutsuz olmaktan sadece kendinin sorumlu olduğunu okumak beni etkiledi. Yani evet, ben bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Okunmalı.
Baskı: Genç Werther'in Acıları
Bu esere, genel olarak bakıldığında bir adamın bir kadına duyduğu ümitsiz aşkı anlatıyor belki ama bu kitap, bence bir aşk kitabından fazlası.Yazar hayat hakkında, ilişkiler hakkında, duygularımız ve düşüncelerimiz hakkında yer yer o kadar etkileyici ve çarpıcı betimlemeler yapıyor ki o sayfaları tekrar tekrar okumaktan kendinizi alamayacaksınız. Alıntı yapmadan durmak neredeyse imkansız. İlk defa Goethe okudum ve yazım dilinden oldukça etkilendim. Bu sebepten dolayı kitabın bazı bölümlerini zevkle okuyacağınızı dile getirebilirim. Kitap sıkıcı değil ama oldukça karamsar. Bu yüzden okurken sabırlı olmanızı tavsiye ederim. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Alıntılar: Doğa sonbahara dönerken, benim de hem iç, hem dış dünyama sonbahar geldi. SF/77 Etrafıma bakınırken, odayı inceliyorum, etrafımda Lotte'nin giysileri, Albert'in yazıları ve çok aşina olduğum bu mobilyalar, hatta şu mürekkep hokkası, aklımdan şunlar geçiyor: Bu evdeki yerin nedir, gör! Her şeyi tek tek düşündüm. Arkadaşların sana saygı duyuyor! Genellikle onlara mutluluk veriyorsun, yüreğin sana onlar olmasa böyle olamayacağını söylüyor; ama yine de şayet gidersen, şayet bu çevreden ayrılırsan, onların geleceğinde senin yokluğunun oluşturacağı boşluğu hissederler mi acaba, ne kadar sürer bu? Ah, insan öyle fani ki, yaşadığından gerçekten emin olduğu bu dünyada bile, varlığının tek bir gerçek iz bıraktığı bu dünyada bile, sevdiklerinin ruhunda ve hatıralarında o da sönüp kaybolacak, hem de çok çabuk! SF/84 Tanrı biliyor ya, çoğunlukla bir daha uyanmama arzusu, hatta ümidiyle yatağa giriyorum: Ve sabahleyin gözümü açıp yine güneşi görünce neşem kaçıyor. Ah keşke huysuz biri olabilsem, suçu havaya, üçüncü bir şahsa, başarısız bir girişime yükleyebilsem, o zaman keyifsizliğimin katlanılmaz sıkıntısı yarı yarıya azalırdı. Vay halime, tüm suçun yalnızca kendimde olduğunu biliyorum, aslında suç demek doğru değil! Kısaca, nasıl ki eskiden tüm mutlulukların kaynağı bendeyse, şimdi de tüm üzüntülerin kaynağı içimde saklı. SF/85 Ya akılları başlarında değilken ya da akıllarını kaybettikten sonra mu mutlu olmaktır insanların yazgısı! SF/91 "Kendi kendinizi kandırdığınızı, bilerek kendinizi mahvettiğinizi anlamıyor musunuz? Niçin ben, Werther? İlle de ben, niçin bir başkasına ait olan ben? ille de ben? Korkarım, korkarım, bu arzuyu sizin için bu kadar cazip kılan şey, bana sahip olmanızın olanaksızlığıdır." SF/103
Baskı: Kızıl Ejder
Hannibal Lecter uzun zamandır merak ettiğim bir karakter. Bu serinin de daha fazla onun üzerinde duracağını düşündüğümden olsa gerek bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Hannibal'ın ara sıra olaylara pasif müdahalesi dışında kitapta pek yer bulmaması benim beklentilerim açısından kötü oldu. Sanırım beklentim o yönde olmasaydı, daha çok sevebileceğim bir kitap olabilirdi. Kızıl Ejder için söyleyebileceğim tek şey kitabın sonlarına doğru olan birkaç olay dışında bu kitabın beni pek de tatmin etmediği. Anlatımı iyi olsa da birkaç yerde sıkıldım, hatta kitaba bir süre ara vermek durumunda kaldım. Umarım bir sonraki kitabı bu şekilde değildir.
Baskı: Günübirlik Hayatlar
Kısa öykülerden oluşan ve her hikayede hemen hemen ölüm korkusuna değinen bu kitap, yazarın okuduğum ilk kitabı. Beni çok etkilediğini söyleyemem ama altta yazan paragrafı okuduğumda çok düşündüğümü söyleyebilirim. "Kendi yaşamımla ilgili şey. Gelecekte beni bekleyen ölümümle ilgili şeyler. Ölümün kalıcılığını düşünüyorum. Sonsuza kadar ölü olmayı düşünüyorum. Nedense bu düşünce, yani sonsuza kadar ölü olma düşüncesi, bir türlü aklımdan çıkmıyor. Katolik arkadaşlarıma ve onların öbür dünyadaki yaşamla ilgili inançlarına o kadar imreniyorum ki... Keşke ben de öyle şeylere inanabilseydim." SF23 Bu paragrafı okuduğumda, aklıma Ateistler İçin Din kitabı geldi. O kitap devamlı, kendi açımızdan, mutlu ve huzurlu olabilmemiz, hayat içindeki dengeyi sağlayabilmemiz için dinin bazı yönlerini kullanabileceğimizi savunuyor. Sanırım bu paragraf, onun ispatı. Dini tamamen hayatımızdan çıkarmak yerine, onu daha iyi bir hayat yaşayabilmemiz için hayatımıza uygulayabiliriz.
Baskı: Ateistler İçin Din
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak. Kitap oldukça derin sayılan konuları işlemesine rağmen oldukça anlaşılır, hatta akıcı. Birçok satırın altını çizmek, alıntı yapmak ve kesinlikle dönüp dönüp okuma ihtiyacı hissettim. Bunun nedeni ise okuduklarımın bende daha kalıcı bir yer etme isteğimin olması, ki yazar da hayatımıza uygulamak istediğimiz her davranış ve duygunun tekrar tekrar hatırlatılmasının faydasından sıklıkla bahsediyor. Kitabın konusunda gelirsek, Hristiyanlık, Yahudilik ve Budizm'i ele alınarak yazılan kitap, hayatlarımıza dini körlemesine uygulamak ya da tamamen ret etmek yerine, bize olumlu yönde anlam katabilecek kuramları seçerek uygulayabileceğimizi örneklendirerek anlatıyor. Bana bir çok anlamlı gelen noktası olduğunu belirtmeden geçmek istemiyorum. Hatta bu fikrin ilk yaratıcılarından olduğu belirtilen Auguste Comte'un hayatı ve kitaplarını sıkı takip altına almayı düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Yaptığım bazı alıntılar; İsteklerimizin büyüklüğüyle hayatımızın sıradanlığı arasındaki uyumsuzluk, günler boyunca bize işkence eden ve yüzlerimize acının gölgesini düşüren şiddetli hayal kırıkları yaşamamıza yol açar. SF175 Ateistler için, Eski Ahit'in en teselli edici metinlerinden biri Eyüp'ün Kitabı'dır. Bu metnin ana teması, iyi insanların başına neden kötü olayların geldiğidir, ancak ilginç bir biçimde metinde bu soruya inanç temelli, basit bir yanıt verilmez. Olayların neden öyle geliştiği bizim bilemeyeceğimiz, acıyı her zaman bir ceza olarak görmememiz, gizemlerle dolu bir evrende yaşadığımızı anımsamamız, kaderimizdeki tuhaflıkların gizeminin ise tüm o gizemlerin en büyüklerinden olmadığını, hatta biraz uzaktan bakınca en önemlileri arasında bile olmadığını fark etmemiz önerilir. SF188 "Güçleri sınırlı, kırılgan yaratıkları olan insanlar, Tanrı'nın işlerini nasıl olur da anlarlar ki?" diye sorar. Hiçbir şeyi tam olarak bilmedikleri ortadayken, nasıl olur da hak etmedim ve layık değilim gibi ifadeler kullanma hakkını kendilerinde bulurlar? Evrenle ilgili insanların bilmedikleri için üzerine doğru yorumlar yapamayacağı çok fazla şey vardır ve tam da bu yüzden kendi hatalı mantıklarıyla evreni açıklamaya çalışmamaları gerekir. Evreni insanlar yaratmadı, arada bir böyle bir yanılgıya kapılsalar da ne evrenin sahibiler, ne de onu denetleyebilirler. SF189 Yaşadığımız acıları önemli bir varlık olduğumuza dair kapıldığımız yanılsamadan güç alarak canlı tutmak yerine temeldeki hiçliğimizi görüp kavramalıyız. SF191 Seküler dünyamız, bizi kendi yerimizde kibarca tutmayı başaran türdeki ritüellerden yoksundur. Zihnimize şu düşünceyi bize hiç fark ettirmeden yerleştirir: İçinde bulunduğumuz şu an tarihin en önemli anıdır ve hayattaki her şeyin ölçüsü insanların elde ettiği başarılardır - sonunda da doğal olarak kendimizi dipsiz bir endişe ve kıskançlık girdabında buluruz. SF192
Baskı: Delifişek (Zeze, #3)
Yersiz uzatma olmayan sade bir kitaptı. Şeker Portakalı kadar olmasa da bence en azından ona denkti. Zeze'nin ne kadar sevgiye muhtaç ve kendini bulmaya ihtiyacı olan bir karakter olduğu, bu kitapta da ortaya çıkıyor. Zeze, okuyucuyu yüreğinin karmaşıklığı ile, onu sevsin mi yoksa ona kızsın mı ikilem de bırakıyor. Kitap bittikten sonra Zeze ile ilgili bir kitap daha olsa onu da okurdum dedirtti bana. Birçok not aldığım, çok kolay okunabilen, zaten çok ince bir kitap. Yazar, kesinlikle diğer kitapları da okunmaya değer, sevdiğim yazarlardan biri oldu. Alıntılar "Dur bakalım, sakin ol. Neden hep böyle yapıyorsun, oğlum? Ya çok hüzünlüsün ya da aşırı neşeli. Ya fazlasıyla seviyorsun ya da nefret ediyorsun. Ya birazcık yüzüyorsun ya kendini öldürüyorsun. Ya plaja gitmez oluyorsun ya da saatlerce orada kalıyorsun..." "Sizler bana her zaman ya sekiz ya da seksen sekiz olduğumu söylemiyor musunuz? İyi işte!" Bütün hayatım boyunca böyle olmuştu, istediklerim, artık onlara sahip olamayacağım bir zamanda karşıma çıkıyordu. SF/48 "Nicedir durup sana bakıyorum. Tek bir insanın içinde bunca hayat, bunca huzursuzluk mümkün değil. Natal küçük bir kent., oysa sendeki bu tutkuya kocaman bir dünya gere." SF/56 Güneşe doğru yürüdüm ama ruhumda bir şey ölmüştü. SF/67 Korku içindeydim,dünya öyle büyüktü ki... İnsanoğlunun girebileceği en büyük, en keder dolu yerdi. SF/85
Baskı: Güneşi Uyandıralım
Şeker Portakalı kadar başarılı bir kitap olmasa da bahis konusu Zeze olduktan sonra her şeyi okuyabiliriz sanırım. Onun o haşarı yaramazlıkları, muhteşem hayal gücü ve büyüme hikayesiyle dolu yer yer hüzünlenip yer yer gülümseyerek okunacak bir kitap.
Baskı: Bir İdam Mahkumunun Son Günü
Kitabı okurken empati yapmamak elde değil ama yine de yapmamaya çalışarak okumanızı tavsiye ederim. Diğer türlüsü dehşet verici oluyor. Duyguları yansıtışı çok güzel kaleme alınmış ve insanların klasiklerden ağır, okunması zor diye kaçışının aksini kanıtlayacak nitelikte akıcı bir kitap. Kitaptan küçük bir alıntı: “ -Delikanlı mı? dedim, sizden daha yaşlıyım; her çeyrek saatte hayatımın bir yılı gidiyor. ”
Baskı: Tozlu Rüyalar Kitapçısı
İlk sayfasından sizi içine çekecek ve kitabın son sayfasını okuyana kadar o dünyanın içinden çıkamayacaksınız. Son bölümlere kadar karakterle birlikte yaşadığın hayatın hangisi gerçek hangisi hayal siz de anlayamayacaksınız. Kitap 1962 yılında geçmesine rağmen olaylara kendinizi kaptırıp yılın kesinlikle farkında olmayacak ama o dönemin popüler müzik ve kitaplarının yer yer verilmesinden ayrı bir tat alacaksınız. Bir de başladınız mı bitirmek isteyeceksiniz. Bol vaktinizin olduğu bir zamanda başlamanızı tavsiye ederim.
Baskı: Yaşlı Adam ve Deniz
Müthiş bir mücadele. İlham verici ve hüzün dolu... Asla başaramayacak demiştim okurken ama yaşlı adamın yılmadan savaşması beni oldukça etkiledi. Küçük bir alıntı; "İnsan yenilmek için yaratılmadı. Ademoğlu mahvolur ama yenilmez."
Baskı: Kabil
Kitabı okudum. Okurken düşündüm, bitirdikten sonra düşündüm. Araştırdım. Kitabı okuyanlardan çeşitli yorumlar okudum. Ve sonuç olarak kitabı tam olarak anlamlandıramadığıma karar verdim. Kitaba ilk başladığımda Saramago'nun kendine özgü dilinin hoşuma gittiğini, mizahıyla beni eğlendirdiğini bile söyleyebilirim. Ancak kitap ilerledikçe, kitaptan beklediğimi alamadım. Ya da sadece Saramago'nun düşünceleri ile benim düşüncelerimin uyuşmaması benim öyle düşünmeme neden oldu. Beklediğim soruların yanıtlarını ben bulamadım. Hak verdiğim yer de oldu, hak vermediğimde. Çok anlamlı bulduğum yerlerde oldu, ne saçmalıyor bu dediğim yerlerde. Anlayacağınız üzere bu kitap beni oldukça karıştırdı. Kitabı bitirmeme son iki bölüm kala belki de bir kez daha okumalıyım dedim. Ancak kesinlikle bu kitabı bir daha okumak istemiyorum. Tavsiye eder miyim? Sanırım etmem. Küçük bir alıntı; "Nedensiz sonuç olmadığı ve sonuçsuz da neden olmadığı söylenir; öyle gözüküyor ki, bir şeyle bir başkası arasındaki ilişkiler her an yalnızca aşikar olmakla kalmayacak ama -olaylar önce gelsin ister sonra- her açıdan anlaşılır da olacaktır.
Baskı: Tiffany'de Kahvaltı
Kitap bittiğinde bana yarım kalmış gibi geldi. Holly'e ne olduğu, nerede olduğu, başına neler geldiği, neler yaşamış olduğu... Bunlar benim merak ettiğim ve kesinlikle kendi hayal gücümle izini süremeyeceğim sorular. Araştırıp bulma isteği içerisinde ki bunun imkansızlığını bilerek kitabı bitirdim. Holly bir süre aklımı meşgul edeceğe benziyor.
Baskı: Sevginin Büyüsü
Hayatımda asla yapmadığım bir şeydir; kitap almadan evden çıkmak. Okumak için vaktimin olmayacağını bildiğim yerlere bile mutlaka kitabımı götürüyorum. Arkadaşlarım ve ailem gözlerini devirerek, elimdeki kitaba baksa bile, zamanla beni olduğum gibi kabul etmeyi öğrendiler. İşte bu kitap, o asla yapmadığım şeyi yaptığım zaman, yani kitabımı evde bıraktığım ve okumak için zamanımın olduğu bir anda arkadaşımdan ödünç alıp başladığım ve içinde binbir çeşit mucizeler bulduğum bir kitap. Böyle bir olay başıma gelmeseydi, bu kitabı okumayacaktım ve kaç gündür beni düşündüren, hayatım için beni aydınlatan bu karakterlerle tanışmayacak, bu kitabın hayatımdaki rolünden eksik kalacaktım. Kitabı tavsiye ederim dememe gerek yok sanırım :) Küçük bir alıntı: "İnsanlar nasıl bilge olur, biliyor musun? Dışarıya çıkıp dünyaya karıştıklarında, yaşamaktan korkmadıklarında... Bilgelik deneyimle kazanılır. Her günü bir armağan olarak görüp sevinç ve şükürle karşılarsan eğer, gerçekten yaşar ve deneyim kazanırsın. Sen onlarca kitap okuyorsun, kitapların zekanı geliştirdiği şüphesiz bir gerçek. Ancak ne kadar çok okursan oku, kitaplarda yazan bilgiler seni asla bilge biri yapmaz."
Baskı: İblis
Bu kitabı oldukça yavaş okumama rağmen çok sevdim. Çoğu yerinde keşke bu kadar uzatmasa dedim, itiraf ediyorum ama hikaye bir o kadar da kendine bağlayıcıydı. Konusu oldukça dikkat çekici. Özellikle de Doğal Tarih Müzesi, arkeoloji ve gizemli medeniyetler ile olaylar zaten oldum olası benim dikkatimi çekiyor. Bir de bunları bir kitapta bulmak oldukça zevkliydi benim için. Sonunda iki yere oldukça şaşırdım. Hiç beklemediğim iki şey oldu. Biri, kitabı okuyanlar için sürpriz olsun, diğeri zaten benim kadar dikkatsiz değilse okuyucunun farkına varacağı bir şey. Bu kitabın bir serinin ilk kitabı olması. İkinci kitabı okumak için sabırsızlanıyorum.
Baskı: Her Gün (Her Gün, #1)
Bu kitap hakkında tek bir olumsuz eleştiri yapacağım. İkinci kitap henüz Türkçe'ye çevrilmemiş :) Çok beğenerek okudum. Serinin devam kitaplarını merakla bekliyorum. Çok büyük bir merakla hem de.
Baskı: Gizli Yüz
Okuduğum ilk senaryo kitabı, anlaşılır ve hayal edilebilir olması, üstelik hiç beklemediğim bir şekilde beni düşündürmesi ile hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Küçük bir alıntı; "Onun kelimeleri yoktu sanki. Bazı insanlar vardır, hikaye anlatırlar sana. Eve döndüğünde kafan bu hikayelerle doludur, ama adamın söylediği tek kelimeyi hatırlayamazsın."
Baskı: Hannibal Doğuyor
Thomas Harris'in okuduğum ilk kitabı ve ayrıca Hannibal ile ilgili de doğru düzgün bilgi aldığım ilk kitap. Okurken veya okuduktan sonra yaptığım araştırmalarda, akılda kalan soru işaretlerinin giderilmesi için bu kitabın varlığına sevinen çok insan olduğunu gördüm. Ancak benim için bir başlangıçtı ve umarım daha sonraki kitapları daha çok tatmin edici boyutta olur. Kurgu ve anlatımın daha iyi olabileceğini düşünüyorum.
Baskı: Pencereme Aşk Kondu
Çok tatlı ve sıcak bir roman. Karakterleri fazlasıyla benimseyip sevdim. Benim için oldukça özel oldular ve kesinlikle onları özleyeceğim. Bir roman bitirmenin, yeni bir dünya keşfetmenin büyüsünü bir tek bu bozmuyor mu zaten? Karakterleri özlemek...
Baskı: Seçilmiş Bedenler
Olağanüstü heyecan verici bir kitap. Nefesinizi oldukça sık tutup, hemen bir sonraki bölümü okumalıyım diyeceğinizin ve kitabı kısa sürede bitireceğinizin garantisini verebilirim. Serinin ikinci kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.
Baskı: Kızılderili ve Çingene
Çok sıcak, samimi bir kitap. Aşık olmak gibi, nefes almak gibi. Ben okurken inanılmaz keyif aldım. Sayfaları yedim yuttum neredeyse. Hani bazen, "İçinde sevdiğim her şey olsun, sanki benim için ya da sanki benim tarafımdan yazılmış gibi olsun da doya doya zevkle okuyayım," dediğiniz kitaplar vardır ya, (yani sizin var mı bilmiyorum ama benim var) işte bu kitap tam da öyle. Kesinlikle ruhuma hitap ediyor. Çiftlik, yağmur, kızılderili, mistik olaylar, aşk, gizem ve merak... Daha ne olsun. Tavsiye ederim.
Baskı: Kara Kraliçe Kösem
Bu kitabı okurken vaktin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Yazarın gerçekten çok iyi bir anlatımı var. Kitabı bıraktığım zamanlarda sanki kitap beni geri çağırıyordu. Umarım yazar Osmanlı dönemini yazmaya devam eder. Hevesle bekliyor olacağım.
Baskı: Şeytan ve Şair
Büyük bir merak ve ilgiyle okudum. Çoğu kitabın aksine bu kitabın başı oldukça hızlı ilerledi. Ortalara doğru kitap yavaşlamakla birlikte, edebiyata, tarihe ve tiyatrolara dair birçok bilgi bulacak ve kitabın haricinde araştırma yapma ihtiyacı hissedeceksiniz. Sonuna kadar macera devam edecek ve son sayfalara geldiğinizde eğer benim gibi daha mistik bir son bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Biraz. Ama yine de okunmaya değer. Bu maceraya yazarın sizi de kattığını hissedeceksiniz.