Williamelia
@Williamelia

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Aşk ve Gurur
5/1015.09.2019

Baskı: Aşk ve Gurur

https://www.goodreads.com/review/show/2948612844?book_show_action=false

Yeraltından Notlar
10/1023.08.2019

Baskı: Yeraltından Notlar

https://www.goodreads.com/review/show/2945273792?book_show_action=false

Muhteşem Gatsby
9/1022.08.2019

Baskı: Muhteşem Gatsby

Bu çok üzücü. Bu gerçekten çok üzücü… Bir süreliğine kendi kabuğuma çekilmek istiyorum sadece. Yalnızca bir kitap değil de gerçek yaşanan bir olaydan alınıp sürekli kendini sonsuzlukta tekrar eden bir anı gibi hissettirdi bana. Sayfaları kapalı bile olsa sanki aynı olaylar silsilesi kendi içinde tekrarlanarak yıkım gerçekleşiyormuş gibi. Yaşıyorlar, ölüyorlar ve başa dönüp yine aynı yere geri dönüyorlar. Fazla bağlandım ve üzüldüm bu yüzden. Önemli karakterler dışında kalan isimleri okumadım bile hatta öyle bir an geldi ki yazar tüm karakterleri tek bir sayfada sıralamıştı: şu an nasıl 15984173 rakamlarını okumadığınız gibi es geçtim hepsini. Ve Daisy’nin ikinizi de sevdim demesi… paranızı ve bana sunduğunuz imkanları sevdim dese daha doğru olurdu bence Keşke senin için bir şeyler yapabilseydim Gatsby, keşke... Kalbini görüyor, anlıyor ve onun için yas tutuyorum "Bu hayali sürekli büyüterek, elinin altındaki bütün parlak tüylerle onu süsleyerek, bu hayalin içine bir yaratıcılık tutkusuyla atmıştı kendisini."

Kendine Ait Bir Oda
6/1020.06.2019

Baskı: Kendine Ait Bir Oda

Biraz fazla yordu beni, sonu gelmez bir derinlikte anlatıldığı için belki... 141 sayfa olmasına karşı bir ara asla bitiremeyeceğimi falan düşündüm. Woolf cümleye bir başlıyor ama o ne başlangıç! Sonunu görebilene aşk olsun o_O ... https://www.goodreads.com/review/show/2862999504?book_show_action=false

Baskı: Gölge Avcısı Akademisi'nden Hikayeler

Gölge Avcısı dünyasına o kadar bağlıyım ki, sanırım yazarın bu hikayeyle ilgili kurguladığı hiçbir eseri sevmeme gibi bir şansım yok... Tıpkı Bane Günlükleri'nde olduğu gibi altın değerinde hikayeler vardı. Özellikle ve özellikle Kayıp Herondale, Whitechapel Canavarı, Yalnızca Gölgeler, Solgun Krallar ve Prensler and Ateşli Dava best of ever!!! No comment. Kitabı okurken suratımda oluşan o mutlu gülümsemeyi asla tarif edemem. Hava ve Karanlık Kraliçesi'ni beklerken ilaç gibi geldi resmen. Okumadıysanız kesinlikle en kısa sürede alışveriş listenize eklemelisiniz. Asla kaçırmamanız gerek. "Yanında seni seven biri olduğu zaman karanlıkta ne kadar ışığa kavuşuyorsun, inanması güç." "Bazen sen istesen de istemesen de insanları elinden alırlar. Ve bazen bu o kadar acı verir ki unutmak çok daha kolay gelebilir." "Bu bir ders olmalı, diye düşündü Magnus, vaktin varken sevmelisin, kırılgan, güzel ve tehlike altındaki şeyleri sevmelisin." Ve son olarak... " Herondale mi? Başka bir Herondale mi?" diye sordu Simon. "Bitmek bilmez Herondale'ler. Herondale'lerin peşinizden koştuğu hissine kapıldınız mı hiç?" "Pek sayılmaz," dedi Catarina. "Öyle olsa bile aldırış etmezdim." Catarina hislerime tercüman olurken <3

Baskı: Eğer Yaşarsam (If I Stay, #1)

Arkadaşımdan zorla gasp ettiğim bu kitap; böyle diyorum çünkü eğer istediği şeyi yapmamı istiyorsa rüşvet dahilinde kitabı bana vermesi gerektiğini söylemiştim -ki gerçekten ciddi değildim ama o öyle düşündü- ne diyebilirim ki... (thanks god) Bu anıyı şu an hatırlayınca bile hâlâ gülüyorum. İnanılmaz :') Arkadaşlarınıza kitap alın dostlar, böyle katakullilere başvurma gereği duymasınlar! Siz istemeden kitap hediye eden insanlar mükemmeldir! Evet, bu kamuoyu spotunu da yaptıktan sonra asıl yorumuma geri dönebilirim... https://www.goodreads.com/review/show/2795028748?book_show_action=false

İkna
6/1021.04.2019

Baskı: İkna

https://www.goodreads.com/review/show/2781644396?book_show_action=false

Baskı: Horla ve Karanlık Öyküler

Bayılarak okuduğumu söyleyemem, bazı kısımlarda aynı düşünceler tekrar ediliyormuş gibi hissettim ama yazarın felsefesini sevdiğim için bir yandan da kopamadım. Yaptığı yorumlar ve bakış açısı ilgi çekiciydi. Sanırım en sevdiğim bölüm "Bir Deliden Mektup" oldu. Aslında korkarak okumak istemiştim. Hani filmlerde olur ya; grupça gidilen bir kamp gezisinde gece ateşin karşısında insanlar birbirlerine hikayeler anlatır... farklı yönlerden sizi etkiler ve tüyleriniz diken diken olur. İşte bu hissiyatı tam anlamıyla alamadım maalesef. Kitapta kısa kısa farklı hikayeler olduğu için devamlılık söz konusu değil, bu sebeple sizde sürekli elinize alıp okuma isteği uyandıramıyor. İster istemez bırakıp durdum ve oldukça yavaş okudum. Sanırım araya başka bir kitap daha ekleseydim durum daha farklı olurdu. Bu tarz psikolojik çatışma içeren hikayelere ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim ama sizi uyarmalıyım, oldukça ruh karartıcı da olabilir. "Delilercesine sevmiştim! Neden severiz? Dünyada sadece tek bir varlığı görmek, aklımızda sadece tek bir düşünce olması, kalbinizde sadece tek bir arzu olması ve dudaklarınızda tek bir adın olması garip değil midir: Öyle bir ad ki sürekli dilimizin ucuna gelir, sürekli, tıpkı bir su kaynağı gibi, ruhun derinliklerinden dudaklara yükselir ve her yerde, tıpkı bir dua gibi söyleriz, tekrar ederiz, durmadan mırıldanırız."

İki Şehrin Hikayesi
9/1022.03.2019

Baskı: İki Şehrin Hikayesi

Evet...... sanırım bu kitabı tek bir kelimeyle anlatmak gerekseydi o; 'umutsuzluk' olurdu... Tarihi hikayeleri pek sevmediğim, üstüne isim hafızam yeterince kuvvetli olmadığı ve bundan mütevellit geçen karakterleri hatırlamakta zorlandığım için ikinci kısmı okurken birçok kez ümitsizliğe kapıldım. Tam metnini okumak bu detayları biraz sıkıcı bulabilecek benim gibi biri için büyük bir keşmekeşe neden olsa bile böyle yazılmasının bir anlamı var, yani başa dönüp kısaltılmış versiyonu arasında seçim yapmam gerekseydi fikrimi değiştirmezdim. Benim için apayrı bir yere sahipti ve okurken tekrar tekrar ruhuma işleyerek neden olduğu varlığını hatırlattı. İçinde o kadar anlamlı cümleler vardı ki... bilemiyorum bunları tek tek alıntılasam bile yeterli olmaz. Lütfen okuyup tüm o kelimeleri kalbinizde hissedin. Ah Carton sen ne yalnız, ne kadar acı dolu bir adamsın! "Eğer sesimi -öyle mi bilmiyorum ama umarım öyledir- eğer sesimi bir zamanlar tatlı bir müzik gibi kulağınıza çalınan bir sese benzetirseniz, bunun için ağlayın, ağlayın! Saçlarıma dokunurken küçük ve özgür bir kızken göğsünüzde yatan sevgi dolu bir başı hatırlarsanız, bunun için ağlayın, ağlayın! Eğer sizi bütün saygım ve sadakatimle samimi davranacağım bir yuvayı çağrıştırıyorsam, zavallı kalbiniz mum gibi erirken uzaklardaki bir Yuvayı hatırlatıyorsam size, bunun için ağlayın, ağlayın!"

Vathek
5/1011.03.2019

Baskı: Vathek

Bu kitaba herhangi bir şekilde yorum yapılabileceğini sanmıyorum. Kısa bir 'Faust' örneği diyebiliriz -ki onu çok daha fazla sevmiştim- Aklımda tek bir soru kaldı; Bu yazar bunları yazacak kadar ne yaşamış?!?!?!?!?!? Ben gidiyorum daha fazla konuşamayacağım. "Acı çekiyorum, acı çekiyorum, acımasız bir ateş kasıp kavuruyor yüreğimi."

Otranto Şatosu
7/1011.03.2019

Baskı: Otranto Şatosu

Kısa bir kitap olmakla birlikte anlatımı daha çok tiyatro oyunu havasındaydı. Bu şekilde ilerlemek oldukça keyifliydi. Keşfedip listeme ekleme nedenim başka olsa bile pişman olmadım. Okunur. "Ama heyhat! Efendim, kan nedir ki? Asalet nedir ki? Hepimiz aşağılık sürüngenleriz, zavallı günahkar yaratıklarız. Bizi çıktığımız ve geri döneceğimiz topraktan ayırabilecek tek şey Tanrı'ya hürmettir."

Beyazlı Kadın
9/1008.03.2019

Baskı: Beyazlı Kadın

"—yorgun gözlerimi kapayıp çevremdeki dünyayı, tepemdeki güneşi unuttum. Onun bana geri gelmesini bekledim. Ah, sevgilim! Sevgilim! 'Artık' sana içimi dökebilirim! Sanki daha dün ayrılmışız gibi, sanki daha dün senin o güzel elin elimdeydi, sanki en son dün görmüştüm seni. Sevgilim! Sevgilim!" Yine elimde aylarca sürünen bir kitap daha... Oysa başladığınızda yüz sayfa okumadan kapağını kapattırmayan bir eser; yani suçlu olan kitap değil, benim! Yazarın dili kesinlikle muazzam, olayları anlatışı ve sürecin işleyiş biçimi meraktan ölmenize yol açabilecek düzeyde. Okuyun, okutturun. Benim için tek bir sorun vardı o da içinde geçen gizemli sırrımız yüzünden oldu. Tahminimin dışındaydı bu yüzden sevindim -şayet bunu çözmüş olsaydım çıldırırdım- ama bunun yanında istatistiklerimin tersine düşen gerçek de biraz yavan geldi. Kısacası bu konudaki her türlü sonucun beni tatmin etmeyeceğini düşünerek son sözü söylüyor ve yorumumu burada bitiriyorum.

Bir Noel Şarkısı
10/1001.01.2019

Baskı: Bir Noel Şarkısı

Bugünün anlam ve öneminin üzerine yılın son kitabı olması gerektiğine karar verdim, o yüzden bir çırpıda bitirdim ama bunun nedeninin bir an önce elimden bırakmak istememden dolayı kaynaklandığını düşünmeyin aksine... muazzam ötesiydi. Tarif edecek kelimeleri bulamıyorum. Charles'ın okuduğum ilk kitabıydı. Bence yazar; adıyla bile okuyup okumama kararsızlığını kaldırtacak türden biri. Daha başlar başlamaz Dickers'ın sizi olayın içine çektiğini anlıyorsunuz. Bunu okuyucuya tamamen hissettiriyor ve son sayfalara gelene kadar asla etkisini kaybetmiyor. Sizinle sohbet ediyor, hikayeyi yalnızca anlatmıyor, siz bunların hepsini yaşıyorsunuz!!! Kesinlikle sevdiğim insanlara önermek istediğim kitaplar arasına yer aldı. Mükemmeldi. MÜKEMMEL. "Fakat bugün-yarın özgür kalsan ya da dün özgür kalmış olsan, senin —itimadında bile her şeyi Kazanca göre tartan senin— yeteneksiz bir kızı seçeceğine ben bile inanabilir miyim? Ya da o kızı seçerken bir anlığına biricik yol gösterici ilkene uymayacak kadar yanıldıysan, ardından muhakkak pişmanlık ve üzüntü duyacağını bilmez miyim?"

Baskı: Warcross - Bir Sanal Gerçeklik Oyunu (Warcross,#1)

Belki yazarın Efsane serisini okumadan ya da Sword Art Online animesini izlemeden bitirdiğim bir kitap olsaydı hislerim değişir miydi diye ara ara ufak düşüncelere daldım. Başlamak için acele ettiğim bir kitap değildi, arkadaşıma hediye edip etmemek için uygun olup olmadığını anlayabilmek adına süreci öne çekmiş bulundum. Ortalarına doğru 'acaba alsam mı?' diye şüpheye düştüm ama bittiğinde bunu yapmadığım için sevindim. Evet kitap kötü değildi, içinde sevdiğim -ve arkadaşımın seveceğini düşündüğüm- birçok detay vardı. Bu kısımlar hoşuma gitti ama tüm sürece bütün olarak baktığımda; üzgünüm Marie Lu, bu sefer olmamış... Heyecanla merak ettiğim, tahminde bulunduğum ve gerçekleşmeyen bir olay arıyorum... bulamıyorum :') Okumayın diyemem, siz merak ediyorum diyorsanız şansınızı deneyin. Sadece beklentiyi fazla yüksek tutmayın yeterli "Kimseyi kaybetmemiş birine bunun neye benzediğini tarif etmek güç, insanı her yönden nasıl değiştirdiğini anlatmak imkânsızdı. Oysa bunu yaşayanlar için tek bir kelimeye bile gerek yoktu."

Baskı: Gölge ve Kemik (The Grisha, #1)

Çok farklı bir seri olduğu söylenmişti, katılıyorum, bence sevip sevmediğinizi bile anlayamadığınız bir kitap oldukça sıra dışıdır! -_- :facepalm: İlk anda merakımı uyandırmayı başarıp, ardından boş gözlerle okumaya devam etmeme neden oldu. İlerlerken açıklanan bazı sırlarla birlikte beni hafiften heyecanlandırmayı başardı ama bu yetti mi? KESİNLİKLE HAYIR. İlgimi çeken ve anlamlı olduğunu düşündüğüm birçok sahne vardı ama gerçekten bu kitap neden böyle? Anlatımı bir soğuk, bir itici... karakterler garip, kafalar ayrı güzel... Daha şimdiden üçüncü kitabın içerisinde açıklanacak olayı tahminim sonucu biliyorum :/ Anlatımı biraz ortada ve basit mi sayılır yoksa??? Yanlış anlaşılmasın gerçekten nefret etmedim, nötr Sanırım boş zamanlarda okumak için gideri var diyebiliriz ^^ "Planımı bozuyorsun." "Gerçekten mi?" "Evet. Bitkin düşüp yere yuvarlanacağım ve her yerimi yaralayacağım." "Planın berbatmış."

Köpek Kalbi
5/1008.11.2018

Baskı: Köpek Kalbi

Başlarda çok hoşuma gidip ilgimi çekmişti ama ilerledikçe soğumaya başladım. Özellikle de ameliyattan sonra olan gelişmelerle birlikte tamamen kitaptan koptum. Sonu da beklediğim gibi bitti, şaşırtmadı :/ Sadece bitirmek için okudum diyebiliriz. "Neden kabul etmiyorsunuz?" "İstemiyorum." "Fransız çocuklarını sevmiyor musunuz yoksa?" "Seviyorum." "Elli kapiği mi esirgiyorsunuz,?" "Hayır." "Öyleyse neden?" "İstemiyorum." Sustular.

Baskı: İvan İlyiç'in Ölümü

İthaki yayınlarının kitaba eklemiş olduğu sonsöz ile gözüme daha bir anlamlı ve cazip geldi. O yüzden özellikle hoşuma giden bu kısmı paylaşmak istiyorum. Resmen kitabı baştan aşağıya özetliyor. Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi sanırım. "Ivan Ilych ömrü boyunca sadece suni ve değersiz hedeflerine yönelmiştir. Sanki tüm yaşamı zalim ve pinti ilahlara kurban edilmiş gibidir; üstelik o ilahlar kendilerine tapanlara karşılığında tek bir insani sevinç ve duygu bile yaşatmadan tüm yaşamlarını emip tüketen cinstendir. Asla doğa tarafından insanlara bahşedilen ruhsal güzelliklere vâkıf olamamış, yalnızca onların zavallı suretleriyle yetinmiştir. Hayatında hakikat yerine adap ve erkân, âşk yerine şehvet, insanı iyilik yerine bencillik ve kibir yer almış, dünyanın ve insanların güzelliklerin zevk almak yerine değersiz hazların peşinden gitmiştir. Bu boş yaşam, bu bencillik, peşinde olduğu hazların bu düşkünlüğü ve değersizliği, en büyük zevkinin iskambil oyunu olması bile tiksindirici gelir. Elbette böylesi bir yaşam hiç kimseyi asla tatmin edemez ve Ivan Ilych de içten içe bu hayattan tatmin olmadığını bilmektedir. Ve ölümün eşiğinde yaşamış olduğu hayatı düşünüp değerlendirildiğinde, en önemli şeyleri atlayıp önemsiz ve boş şeylerin peşinden koştuğunu anlayarak büyük bir dehşete kapılır."

Beyaz Geceler
7/1001.11.2018

Baskı: Beyaz Geceler

"... Yoksa O, bir nebze olsun Senin kalbine yakın olabilmek için mi yaratıldı?" ---SPOILER ALERT--- Hayalperest ve Nastenka'yı ayrı ayrı anlıyor, üzülüyorum. Kız başta "bana aşık olmayın... Bu imkânsız, sizi temin ederim." diye haklı olarak uyarıyor ve anlatıcımız söz veriyor ama hepimizin bildiği gibi; 'kalbimizi kime vereceğimize karar veremeyiz' Tüm bunları düşününce Hayalperest'e kızamıyorum ve aynı şekilde hakkım olmadığını bilerekten Nastenka'nın aşık olduğu adama sırtını dönmemesine sızlanamıyorum (öyle yapmam haddime de olmazdı aksine fikri değişseydi külâhları değişirdik) Bu kısa hikayede eleştirebileceğim tek nokta gelen itiraftan sonrası için olabilir. Nastenka'nın o ani yürek parçalayan umutsuz acıyla sağlıklı düşünemeyip "Onu hâlâ seviyor olsam da, eğer o beni bıraktıysa, beni unuttuysa..." diyerekten anlatıcımızın hislerine karşılık verebileceğini dile getirmesi oldu. Kendini kandırdı... Oysa ben de onun kadar bunu gerçekleştiremeyeceğini iyi biliyordum. Çünkü sırf biri sizi sevdiği için eskiyi unutup yeni birini sevmeye başlayamazsınız. Öyle yapabileceğini iddia edenlerde zannımca 'hoşlantı ve aşkı' birbirine karıştırmış demektir. O yüzden sonu olması gerektiği gibi bitti. "Gittikçe üzerime bir haller geldi, otursam oturamıyorum, okusam okuyamıyorum, çalışsam çalışamıyorum, bazen gülüyor ve büyükanneme inadına bir şey yapıyor, diğer bir zamansa ağlıyordum."

Aynadaki Muamma
7/1031.10.2018

Baskı: Aynadaki Muamma

"...gözlerindeki birkaç damla gözyaşını sildi. Tuhaf değil mi, birisini sevdiğinden ötürü insanın gözleri yaşla doluyor?" Yazarın diğer kitabını daha çok sevmiştim. Adı çok çekici geldiği için güzel olacağını tahmin etmiştim ama tam olarak beklentimi karşılamadı. Daha farklı bir hikaye bekliyordum. Yine de okuduğum için mutluyum çünkü benim için özel bir anlamı var. "Keşke ben de uçabilseydim. O zaman belki de her şeyden kaçardım."

Baskı: İskambil Kağıtlarının Esrarı

Benim için aşırı önemli olan birinin önerdiği bir kitaptı o yüzden yeri de ayrı oldu. Satın almadığım için kendimi biraz kötü hissediyorum, daha sonra alıp yeniden okumalıyım. Seveceğini düşündüğüm o cümlelerini işaretlemeliyim; çok değerli bir insanın önemli hatıraları onlar. Kitap çok çok komikti. Okurken aşırı eğlendim. Büyük sırlarla dolu bir masal okuyormuş gibiydim. Yazarın dili sürükleyici. Oluşturduğu o sakin havası yavaş yavaş insanı esir alıyor. Bulduğum versiyon birinci baskıydı (işte tam da burada kütüphanenin faydalarını görüyoruz) o yüzden ayrı bir keyif aldım. Zihninizi düşündürmeye teşvik eden, uğraştırıcı bir yapısı var. Ama bunu öyle tatlı bir şekilde işliyor ki hayran olmamak elde değil. Sevdiğim birçok alıntı vardı ama buraya hepsini yazmak olmaz, hem okuyanlar o satırları kendi keşfederken eminim daha mutlu olacaktır ^^ "Ne yazık ki, kime âşık olacağımıza her zaman kendimiz karar veremiyoruz." "Biraz garip bir şey bu. Şu gezegende belki beş milyar insan yaşıyor. Ama işte tutup birini seviyorsun ve onu başka hiç kimseyle değişemiyorsun." "Kötü sözler söyleme lütfen", dedi Karo Üçü. "Biz çok kolay kırılırız, üzülürüz."

Baskı: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat

Fazla sevemedim :/ İçinde çözemediğim bir şeyler eksikti... Ya da belki sadece; 'Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu' üzerine ne yazılsa yazılsın hoş gelmeyecekti gözüme T-T "...gönül, ruh, duygu, acı diye adlandırdığımız, perişan ve ıstırap veren şeyler; bunların etkisiyle acı içinde kalan bedenin, sarsılmış bir vücudun, bu gibi anlarda üzerine yıldırım düşen bir ağaç gibi öne doğru yıkılmak yerine hâlâ kan pompalamaya devam edişine şaşırıyorum."

Baskı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Kitabı okurken çok zorlandım; oysa bu kadar kısa bir kitabı bitirmek ne kadar uğraştırıcı olabilir öyle değil mi? Ama öyle değildi işte! Çünkü kelimeleri seçebilmek için sürekli gözyaşlarımı silmem gerekiyordu. Ve ağladım. Mektubun ilk satırlarında ağladım. İlerledikçe daha çok ağladım. Bittiğinde de, başa dönüp yeniden okumak istediğimde de... Kaldı ki gerçekten öyle yapmayı planlıyorum. Tekrar ve tekrar, belki de ezberleyene kadar okurum. Kolay da olur; tanıdık satırlar olduğu için... kendimi gördüğüm için... R.'yi sevdiğim için. Sevmeye devam ettiğim için. Uzun süre bu mektup dışında başka bir kitabı elime almak istemiyorum. Yalnız bu, sadece bu mektubu okumak istiyorum. "— artık dünyada senden başka sevecek kimsem kalmadı. Ama sen benim için kimsin, beni hiç, hiç tanımayan, suyun yanından geçer gibi yanımdan geçip giden, taşa basar gibi üstüme basıp geçen, daima giden ve gitmeye de devam eden ve beni sonsuz bir bekleyişe terk eden sen?"

Satranç
10/1019.10.2018

Baskı: Satranç

"Sabahtan geceye kadar bir şeyler beklenir, ancak hiçbir şey olmaz. Beklenir durulur. Hiçbir şey olmaz. Beklenir, beklenir, beklenir; düşünülür, düşünülür, şakaklar ağrıyana kadar düşünülür. Hiçbir şey olmaz. Yalnız kalınır. Yalnız... Yalnız..."

ÖncekiSayfa 1 / 3Sonraki