Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşk ve Gurur
https://www.goodreads.com/review/show/2948612844?book_show_action=false
Baskı: Yeraltından Notlar
https://www.goodreads.com/review/show/2945273792?book_show_action=false
Baskı: Muhteşem Gatsby
Bu çok üzücü. Bu gerçekten çok üzücü… Bir süreliğine kendi kabuğuma çekilmek istiyorum sadece. Yalnızca bir kitap değil de gerçek yaşanan bir olaydan alınıp sürekli kendini sonsuzlukta tekrar eden bir anı gibi hissettirdi bana. Sayfaları kapalı bile olsa sanki aynı olaylar silsilesi kendi içinde tekrarlanarak yıkım gerçekleşiyormuş gibi. Yaşıyorlar, ölüyorlar ve başa dönüp yine aynı yere geri dönüyorlar. Fazla bağlandım ve üzüldüm bu yüzden. Önemli karakterler dışında kalan isimleri okumadım bile hatta öyle bir an geldi ki yazar tüm karakterleri tek bir sayfada sıralamıştı: şu an nasıl 15984173 rakamlarını okumadığınız gibi es geçtim hepsini. Ve Daisy’nin ikinizi de sevdim demesi… paranızı ve bana sunduğunuz imkanları sevdim dese daha doğru olurdu bence Keşke senin için bir şeyler yapabilseydim Gatsby, keşke... Kalbini görüyor, anlıyor ve onun için yas tutuyorum "Bu hayali sürekli büyüterek, elinin altındaki bütün parlak tüylerle onu süsleyerek, bu hayalin içine bir yaratıcılık tutkusuyla atmıştı kendisini."
Baskı: Hava ve Karanlık Kraliçesi (Karanlık Sanatlar, #3)
https://www.goodreads.com/review/show/2855840930
Baskı: Kendine Ait Bir Oda
Biraz fazla yordu beni, sonu gelmez bir derinlikte anlatıldığı için belki... 141 sayfa olmasına karşı bir ara asla bitiremeyeceğimi falan düşündüm. Woolf cümleye bir başlıyor ama o ne başlangıç! Sonunu görebilene aşk olsun o_O ... https://www.goodreads.com/review/show/2862999504?book_show_action=false
Baskı: Gölge Avcısı Akademisi'nden Hikayeler
Gölge Avcısı dünyasına o kadar bağlıyım ki, sanırım yazarın bu hikayeyle ilgili kurguladığı hiçbir eseri sevmeme gibi bir şansım yok... Tıpkı Bane Günlükleri'nde olduğu gibi altın değerinde hikayeler vardı. Özellikle ve özellikle Kayıp Herondale, Whitechapel Canavarı, Yalnızca Gölgeler, Solgun Krallar ve Prensler and Ateşli Dava best of ever!!! No comment. Kitabı okurken suratımda oluşan o mutlu gülümsemeyi asla tarif edemem. Hava ve Karanlık Kraliçesi'ni beklerken ilaç gibi geldi resmen. Okumadıysanız kesinlikle en kısa sürede alışveriş listenize eklemelisiniz. Asla kaçırmamanız gerek. "Yanında seni seven biri olduğu zaman karanlıkta ne kadar ışığa kavuşuyorsun, inanması güç." "Bazen sen istesen de istemesen de insanları elinden alırlar. Ve bazen bu o kadar acı verir ki unutmak çok daha kolay gelebilir." "Bu bir ders olmalı, diye düşündü Magnus, vaktin varken sevmelisin, kırılgan, güzel ve tehlike altındaki şeyleri sevmelisin." Ve son olarak... " Herondale mi? Başka bir Herondale mi?" diye sordu Simon. "Bitmek bilmez Herondale'ler. Herondale'lerin peşinizden koştuğu hissine kapıldınız mı hiç?" "Pek sayılmaz," dedi Catarina. "Öyle olsa bile aldırış etmezdim." Catarina hislerime tercüman olurken <3
Baskı: Eğer Yaşarsam (If I Stay, #1)
Arkadaşımdan zorla gasp ettiğim bu kitap; böyle diyorum çünkü eğer istediği şeyi yapmamı istiyorsa rüşvet dahilinde kitabı bana vermesi gerektiğini söylemiştim -ki gerçekten ciddi değildim ama o öyle düşündü- ne diyebilirim ki... (thanks god) Bu anıyı şu an hatırlayınca bile hâlâ gülüyorum. İnanılmaz :') Arkadaşlarınıza kitap alın dostlar, böyle katakullilere başvurma gereği duymasınlar! Siz istemeden kitap hediye eden insanlar mükemmeldir! Evet, bu kamuoyu spotunu da yaptıktan sonra asıl yorumuma geri dönebilirim... https://www.goodreads.com/review/show/2795028748?book_show_action=false
Baskı: İkna
https://www.goodreads.com/review/show/2781644396?book_show_action=false
Baskı: Horla ve Karanlık Öyküler
Bayılarak okuduğumu söyleyemem, bazı kısımlarda aynı düşünceler tekrar ediliyormuş gibi hissettim ama yazarın felsefesini sevdiğim için bir yandan da kopamadım. Yaptığı yorumlar ve bakış açısı ilgi çekiciydi. Sanırım en sevdiğim bölüm "Bir Deliden Mektup" oldu. Aslında korkarak okumak istemiştim. Hani filmlerde olur ya; grupça gidilen bir kamp gezisinde gece ateşin karşısında insanlar birbirlerine hikayeler anlatır... farklı yönlerden sizi etkiler ve tüyleriniz diken diken olur. İşte bu hissiyatı tam anlamıyla alamadım maalesef. Kitapta kısa kısa farklı hikayeler olduğu için devamlılık söz konusu değil, bu sebeple sizde sürekli elinize alıp okuma isteği uyandıramıyor. İster istemez bırakıp durdum ve oldukça yavaş okudum. Sanırım araya başka bir kitap daha ekleseydim durum daha farklı olurdu. Bu tarz psikolojik çatışma içeren hikayelere ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim ama sizi uyarmalıyım, oldukça ruh karartıcı da olabilir. "Delilercesine sevmiştim! Neden severiz? Dünyada sadece tek bir varlığı görmek, aklımızda sadece tek bir düşünce olması, kalbinizde sadece tek bir arzu olması ve dudaklarınızda tek bir adın olması garip değil midir: Öyle bir ad ki sürekli dilimizin ucuna gelir, sürekli, tıpkı bir su kaynağı gibi, ruhun derinliklerinden dudaklara yükselir ve her yerde, tıpkı bir dua gibi söyleriz, tekrar ederiz, durmadan mırıldanırız."
Baskı: İki Şehrin Hikayesi
Evet...... sanırım bu kitabı tek bir kelimeyle anlatmak gerekseydi o; 'umutsuzluk' olurdu... Tarihi hikayeleri pek sevmediğim, üstüne isim hafızam yeterince kuvvetli olmadığı ve bundan mütevellit geçen karakterleri hatırlamakta zorlandığım için ikinci kısmı okurken birçok kez ümitsizliğe kapıldım. Tam metnini okumak bu detayları biraz sıkıcı bulabilecek benim gibi biri için büyük bir keşmekeşe neden olsa bile böyle yazılmasının bir anlamı var, yani başa dönüp kısaltılmış versiyonu arasında seçim yapmam gerekseydi fikrimi değiştirmezdim. Benim için apayrı bir yere sahipti ve okurken tekrar tekrar ruhuma işleyerek neden olduğu varlığını hatırlattı. İçinde o kadar anlamlı cümleler vardı ki... bilemiyorum bunları tek tek alıntılasam bile yeterli olmaz. Lütfen okuyup tüm o kelimeleri kalbinizde hissedin. Ah Carton sen ne yalnız, ne kadar acı dolu bir adamsın! "Eğer sesimi -öyle mi bilmiyorum ama umarım öyledir- eğer sesimi bir zamanlar tatlı bir müzik gibi kulağınıza çalınan bir sese benzetirseniz, bunun için ağlayın, ağlayın! Saçlarıma dokunurken küçük ve özgür bir kızken göğsünüzde yatan sevgi dolu bir başı hatırlarsanız, bunun için ağlayın, ağlayın! Eğer sizi bütün saygım ve sadakatimle samimi davranacağım bir yuvayı çağrıştırıyorsam, zavallı kalbiniz mum gibi erirken uzaklardaki bir Yuvayı hatırlatıyorsam size, bunun için ağlayın, ağlayın!"
Baskı: Vathek
Bu kitaba herhangi bir şekilde yorum yapılabileceğini sanmıyorum. Kısa bir 'Faust' örneği diyebiliriz -ki onu çok daha fazla sevmiştim- Aklımda tek bir soru kaldı; Bu yazar bunları yazacak kadar ne yaşamış?!?!?!?!?!? Ben gidiyorum daha fazla konuşamayacağım. "Acı çekiyorum, acı çekiyorum, acımasız bir ateş kasıp kavuruyor yüreğimi."