
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Huzursuzluk
Keşke size bu kitap güzel bir distopya, Livaneli ne güzel kurgulamış diyebilseydim ama maalesef gerçek ve burnumuzun dibinde yaşanıyor aslında. Hikayenin kanatları Mezopotamya'dan Amerika'ya kadar uzanıyor. Kitap adı gibi gerçekten insanı huzursuz ediyor. Yazar, röportajında Huzursuzluk ismini özellikle mi seçtiniz? sorusuna ; "...hepimizin içinde derin bir tedirginlik ve huzursuzluk var. İçinde bulunduğumuz gemi fırtınaya yakalanmış oradan oraya savrulurken, hiç kimsenin 'ama benim kamaram iyi!'deme lüksü yok. Kaptandan miçoya kadar hepimizin başı dönüyor ve huzursuzuz. Cennet de biziz cehennem de." diye cevap veriyor. Kitabı yavaş yavaş hazmederek okudum, bazen durdum ağladım, kızdım...Keşke daha uzun olsaydı. Ben çok etkilendim, lütfen okuyun, tereddütsüz tavsiyem
Baskı: Yağmur Sonrası
Aşk, kıskançlık, arkadaşlık, savaş, cinayet...Sarah Jio hepsini bu kitapta güzel bir kurguyla toplamış. Ben pek pembe aşk romanı okumam hatta bu ilk diyebilirim ama oldukça beğendim. Okuma listeme ekleyebilirim bu tarz kitapları artık. Vıcık vıcık, yapmacık replikleri olan kitaplardan değildi. Kitap Anne Calloway'in hatıralarını torununa anlatması ile başlıyor ve geçmişe, yani 2. Dünya Savaşı yıllarına gidiyoruz. Hemşire Anne ve asker Westry'nin Bora Bora adasındaki aşkı anlatılıyor. Tabii bir de Anne'nin en yakın arkadaşı(!) Kitty var. Biraz geri planda kalmış olsa da aslında en çok Anne'nin nişanlısı Gerard'a üzüldüm ben..Anne bir türlü emin değildi Gerard'a duyduğu aşk mı yoksa zorunluluk mu..bunu da en iyi savaşta yani adada öğrendi..Anne'lerin hizmetçisi Maxine ve babasının olayı gereksizdi bence. Anne'nin elinden alınan resmen çalınan hayatı...Savaşın insanları nasıl değiştirdiği..Yıllar sonra ortaya çıkan gizemler..çok sürükleyiciydi hele son 200 sayfa elinizden bırakamayaksınız. Birkaç tesadüfü abartılı bulsam da yine de sevdim ve gözlerim dolu dolu okudum. Tavsiye ederim
Baskı: Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz
Kitapta 25 öykü var, birbirinden güzel. Hepsi 3-4 sayfa kadar. Okurken kendizi "ya evet ben de böyle hissediyorum ama senin kadar güzel anlatamamıştım Melisacım" derken bulacaksınız :) Genel olarak mutsuz aşkları, kaybedenleri, umutsuz yolculukları kadınların dilinden anlatıyor. O kadar naif bir dili var ki yer yer gülümsetiyor sizi. İçerisindeki bir çok cümle aforizma gibiydi, altı çizilecek yığınla cümle vardı. Melisa Kesmez okumak sanki hüzünlü bir akşam hiç tanımadığınız birinin siz içini dökmesi gibiydi...Bazen Bahar 'ı okumak için sabırsızlanıyorum
Baskı: Kitap Hırsızı
Bu kitabı okumayan bi tek ben kalmıştım , ben de bitirdim sonunda ve çok beğendim. Uzun zamandan sonra ağladığım ilk kitap oldu...Kitap 2. Dünya savaşı yıllarında geçiyor, baş karakter Liesel Meminger adlı küçük bir Alman kızı. Liesel kitaplara, kelimelere aşık bir kız. Kitap -savaş yıllarında işi başından aşkın olan- Azrail'in dilinden anlatılıyor. Anlatım dili farklıydı ve güzeldi. Yazar hem Yahudilerin çektiği acılara hem de Alman halkının çektiği acılara değinmiş, bu yönüyle de güzeldi. Karakterlerin hepsi birbirinden güzeldi. Max, Rudy, Liesel vb...Liesel ve yahudi Max arasındaki dostluk..Rudy ile aralarındaki tatlı ilişki, üvey babasının naifliği içinizi ısıtacak türden...Filmi de var en kısa zamanda izleyeceğim. Favorilerime girdi bu kitap. Kesinlikle tavsiye
Baskı: Süper İyi Günler
15 yaşındaki otizmli Christopher Boone'un kendi dünyasını nasıl algıladığını bize "kendi" yöntemleriyle anlatmasını okuyoruz. Yani aslında bu kitap onun günlüğü. Chris komşusunun köpeği öldürülünce bu cinayetin peşine düşüyor ve sonucunda ailesi hakkında birkaç sır öğreniyor. Bir çocuğun dilinden yazıldığı için oldukça kolay ve basit cümleler vardı. İçerisinde Chris'in çizdiği krokiler ve çizimler var. Bu yüzden birkaç günde bitirilebilecek bir kitap. Aralardaki bölümlerde konu dışı, genelde fizik veya matematik konularından bahsedilmişti, ilgimi çekmediği için atlayarak okudum o paragrafları. Beklediğimin altında bir kitap çıktı maalesef. Ama yine de okunabilir, tatlı bir kitap.
Baskı: Ayaşlı ile Kiracıları
Edebiyatımızdaki önemli "durum" öykücülerimizden M.Ş. Esendal bu romanda bir olaydan ziyade Ankara'da bir apartmanda oturan kiracıların hayatlarından kesitler sunmuş. O yılların insanlarını anlamak adına güzel bir kitap. Bu insanların hayatlarını bize, ismi hiç geçmeyen bir karakter kendi ağzından anlatıyor. Yazarın dili çok güzel, tertemiz bir Türkçe. Kolay okunuyor, bol diyalog içeren bir kitap. Durum öykülerini sevmeyenler için biraz sıkıcı gelebilir ama tavsiye ederim.
Baskı: Yabancı (Yabancı, #1)
Kitabı çok büyük beklentilerle aldım. Kesin çok severim demiştim ama olmadı. Kitabın içine bir türlü giremedim. Hatta çoğu yerde çok sıkıldım bırakmayı bile düşündüm ama kitapları yarım bırakmak hiç huyum değil o yüzden sabrettim. Kitabın çoğu yeri çok durgundu, sürekli Jamie ve Claire'in "balayı anıları"ndan gına gelmişti. Anlatım dili, tasvirler güzeldi ona diyecek lafım yok ama ben bu 838 sayfalık kitabı okurken çoğu yerde sıkıldım ve konuya adapte olamadım. Seriye devam eder miyim bilmiyorum ama sanırım şimdilik sadece dizisini izleyeceğim.
Baskı: Edebiyat Mutluluktur
Livaneli'nin bütün romanlarını çok severek okudum bir de denemelerine göz atayım diyerek başladım okumaya. Hiç yanıltmadı beni yine çok güzeldi. Hele edebiyat ile çok ilgili iseniz kesinlikle okumalısınız. Çok akıcı bir dili var, ilgi çekici ve güncel konular üzerinde durulmuş. Edebiyat sohbeti yaptığınız arkadaşlarınız varsa bu kitabı okumak onlarla sohbet etmek gibi.