Etiketler
Açıklama
Merhamet zulmün merhemi olamaz! İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer. Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur. Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor. (Tanıtım Bülteninden)
Puan dağılımı
Puanlar bu eserin tüm baskılarına aittir.
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (143)Baskı: Huzursuzluk
tüm livaneli kitaplarını okumama vesile oldu diyebilirim.
Baskı: Huzursuzluk
Tam bir entelektüel oluşuyla en sevdiğim yazarlardandır Livaneli. Bu kitabını da severek okudum. "Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa..." diyerek beni etkilemeyi ve düşündürmeyi başaran akıcı bir kitaptı. Ayrıca 154 sayfalık olması sayesinde, tek seferde okumanıza ve böylece kitabın sizdeki etkisini arttırmanıza olanak sağlıyor. Sizi huzursuz ederek düşündüren ve sorgulatan bir deneyim olacaktır, tavsiye ederim.
Baskı: Huzursuzluk
İyi ki okudum ,keşke okumasaydım okuduktan sonra benim de içimde bir huzursuzluk başladı.Uzun süredir bir kitaptan bu kadar etkilenmemiştim. Burnumuzun dibinde binlerce, milyonlarca meleknaz var maalesef , bunlar yalan değil, abartı değil, bunlar gerçek . cidden meleknazlar ,nergisler homosapiens olmasaydı başlarına bunlar gelmeyecekti, insan demek bunlar demek mi?İnsanlık daha ne kadar rezilleşebilir, daha ne kadar acı kaldırabilir insanlık ?katil olduktan sonra ha haç takmışsın ha cihatçı olmuşsun ne fark ede,r bizim güzel dinimiz bu değil. Allahım ne çok acı var diyerek içim sızlıyor okuduğumdan beri, gerçekten merhamet zulmün merhemi olmuyor, böyle bir kitap yazdığın için teşekkürler zülfü livaneli keşke yazmasaydın, biz metropol insanı kimliksizliğimizle kafamızı kuma gömmekten son derece memnunduk
Baskı: Huzursuzluk
Bir yanımızda yaşanan onca zulümden sonra bu dünyadan ayrılırken son söz olarak ''Ben bir insandım!'' diyen Nergis'ler, Zilan'lar, Hüseyin'ler var.. Diğer yanımızda bunu söyleyecek akıl olgunluğuna erişemeden, büyümesine, güzel günler görmesine müsaade edilmeyen, canice, acımasızca katledilen Eylül'ler, Leyla'lar var.. İbn Haldun ne kadar doğru söylemiş: Coğrafya kaderdir. Bu coğrafyada bu kaderi değiştirmek ne kadar mümkün, bunu da kestiremiyoruz maalesef.. Hangi inanca sahip olursak olalım Yaratacı'nın yarattıklarına ''kötülüğü'' yakıştıramıyoruz, iyileri, iyilikleri görmeye çalışıyoruz, hani bir anlamda toz kondurmamaya çalışıyoruz ancak her geçen gün daha açık ve net bir şekilde görüyoruz ki ''şu dünyada Yaratıcı'nın yarattığı en kötü yaratık insandır''.
Baskı: Huzursuzluk
Oldukça etkileyici ve sürükleyici. Öte yandan kitabın başından itibaren beni dil açısından rahatsız eden bir şey vardı. Her şeyin dümdüz, kısaca anlatılması olabilir. Yazarın Ezidiler hakkında okuyuculara bilgi verme amacına yönelik kullandığı anlatım biçimi gözden kaçmıyor, ve amacına ulaşmayı kesinlikle başarmış. Ayrıca bu anlatım biçimi bana Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar'ını hatırlattı. Kitabın güzel koyu mavi sayfalarının neden böyle olduğu kitabı okuduktan sonra açıklık kazanıyor. Kitaba eklenmiş güzel bir özellik.
Baskı: Huzursuzluk
Kitap ile ilgili değerlendirmene aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://ipeksiden.blogspot.com.tr/2018/01/huzursuzluk-zulfu-livaneli.html
Baskı: Huzursuzluk
Bir oturuşta bitirdim kitabı. Oldukça akıcı ve içli bir hikayesi var. Olumsuz yönü ise edebi olarak zayıf kalması ve biraz havada bitmesi.
Baskı: Huzursuzluk
Zülfü Livaneli'nin okuduğum ilk kitabı çok beğendim diğer kitaplarınıda biran önce alıp okumak istiyorum.Gazeteci ibrahim arkadaşı Hüseyin'in öldüğünü duyunca neden öldüğünü öğrenmek amacıyla memleketi mardin'e gidiyor.Araştırma yaparken birçok şey öğreniyor ve kendini sorgulamaya başlıyor.
Baskı: Huzursuzluk
İstanbul'da yaşayan İbrahim'in Mardin'den arkadaşı Hüseyin'in ölümü üzerine Mardin'e gitmesi ve Hüseyin'in Mardin'den Amerika'ya değin süren ölüm sürecini öğrenmesini konu edinen roman..IŞID zulmü,Yezidilerin maruz kaldığı kötülükler..Tek kelimeyle harika bir roman..
Baskı: Huzursuzluk
Anadolu topraklarında yaşanan farklı bir hikayeyi akıcı bir şekilde okuyacaksınız.
Baskı: Huzursuzluk
Zülfü Livaneli'nin çoğu kitabını okumuş biri olarak bu kitabını çok beğenemedim. Tamam konu güzel, güzel anlatılmış ama sanki yarıda kesilmiş gibi hemen bitiveriyor. Daha doyurucu olabilirdi. Biraz mikrodalgaya atılmış yemek gibi çabuk hazırlanmış gibi geldi bana.
Baskı: Huzursuzluk
Uzun zamandır böyle çarpıcı, böyle huzursuzluk dolu bir roman okumamıştım. Ezidilerden çok onların hikayesini öğrenirken ben yoruldum. Kesinlikle belirli bir yaşın üstündeki herkes okumalı. Böylesi bir hikaye atlanmamalı.
Baskı: Huzursuzluk
Bir solukta okunacak kadar akıcı bir şekilde kaleme almış usta yazar Z.Livaneli. Kenara not edilecek ya da altı çizilecek cümlelerle dolu kitap.
Baskı: Huzursuzluk
Kitabın en çarpıcı kısımlarından biri olan “harese” tanımı gerçekten Ortadoğu için yapılabilecek en iyi tespit. Fakat kitabın tamamında bu isabet sürdürülemiyor. Acı ve önyargıdan bolca nasibini almış bir konuda ilgi uyandıracak kadar bilgi verip derinine inmemek, biraz da şundan olsun bundan olsun tarzında araya konu serpiştirmek etkiyi oldukça azaltmış. Bir de şahsen hem birinci hem üçüncü ağızdan yazılmasını dikkat dağıtıcı buldum. İbrahim’in olayı kitaplaştırmasını okumak yerine direk yaşayışını okumayı tercih ederdim. Konu olarak etkileyiciyse de edebi olarak Livaneli’nin diğer eserlerinin gerisinde kalıyor.
Baskı: Huzursuzluk
Hz.Ali 'ye falanca kişi senin için kötü şeyler söylüyor demişler. Hayret etmiş, oysa ben ona hiçbir iyilikte bulunmadım ki demiş.
Baskı: Huzursuzluk
Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ortadoğu da yaşananlar, kıyımlar, eziyetler sizi okurken derinden sarsacak. Ezidiler hakkında gerçek bilgilere ulaşabileceksiniz. Son olarak insanın insana yaptığı zulümü hiçbir şeyin hafifletmeyeceğini anlayıp, dünyadaki en acımasız canlının insan olduğu bilincine bir kez daha varacaksınız.
Baskı: Huzursuzluk
''Huzursuzdum, İstanbul'daki huzursuzluğumdan farklı bir şeydi bu ancak yine de huzursuzluktu. Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa'' ''Ben bir insandım''
Baskı: Huzursuzluk
Zülfü Livaneli yine konuşturmuş kalemini. Okurken göz yaşlarımı tutamadım içimi bir huzursuzluk kapladı. Ortadoğu da yaşananlar, işid, Suriyeliler, Ezidilerin yaşadıkları ve bunların gerçek olması insanın içini acıtıyor. Ezidi kadınlarının çektiği acılar tarif edilemez. Keşke hiç din diye bir şey olmasaydı dedirtiyor insana. Nergis'in son sözleri hala kulaklarımda ''ben bir insandım''. Okumanızı tavsiye ederim.
Baskı: Huzursuzluk
Livaneli'nin kalemi her zaman ki gibi muhteşem....gerçekten adı gibi "huzursuzluk" kaplıyor insanın içini....Meleknaz, Zilan,Hüseyin aşk var ama acı, umutsuzluk, gözyaşı iliklerinize işleyecek....yaşadığımız coğrafyayı, bugünü, öncesini daha çok sorgulayacaksınız, yarınlar mı? işte orası muamma güzel günler görebilmek için huzursuzlukları bitirmek yenmek, okumak, okutmak zorundayız....
Baskı: Huzursuzluk
Ne kadar güzel bir kitaptı. Resmen tadı damağımda kaldı. O kadar kısacık bir kitaba dolu dolu bir roman sığdırmak Livaneli'ye yakışırdı zaten. İçinizi buracak, biraz kendinizi "acaba" diye sorgulatacak ve bittiğinde ise keşke bitmeseydi diyeceğiniz bir kitap.. Bayıldım.. "Coğrafya kaderdir."
Baskı: Huzursuzluk
Nasıl beğenilmez bu kitap... Onca yaşanmışlık var içerisinde onca görmezden geldiklerimiz, olanlar ama bilmediklerimiz. Bilmek istemediklerimiz, kendi yaşadıklarımızı zor zannedişlerimiz. Yine kapattıktan sonra, duvara uzun uzun boş boş baktıran bir kitap daha
Benzer Kitaplar
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...








