iclal

7 takip ettiği ve 25 takip edeni var. 63 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

iclal okumuş.
Kusursuz Gelin (Warenne Dynasty, #8)

Tutkularından Arınmış Bir Kadın
Umutlarını Kaybetmiş Bir Adam

Çocukluğunda yaşadığı travmatik olay Leydi Blanche Harrington'ı aşk dâhil tüm duygulardan arındırmıştır. Şartlar evlenmesini gerektirdiğinde Blanche başına üşüşen taliplerden hiçbirini seçmek istemez çünkü evliliğe oldukça uygun bir adaydan hâlâ ses çıkmamıştır.

Savaş kahramanı bir münzevi olan Rex De Warenne uzun zamandır Leydi Blanche'a hayrandır. Kader ve kendi karanlık tabiatı onu böyle bir hanımefendinin hak ettiği türden bir gelecekten mahrum bıraktığı için Sör Rex duygularını kendine saklamaktadır. Fakat ilerleyen arkadaşlıkları onları şoke edici, tutku dolu bir geceye sürükleyince Blanche'ın ortaya çıkan geçmişi bu kırılgan aşkı ve genç kızın hayatını tehdit edecektir.

"Deneyimli yazar Joyce, keskin espri anlayışı ve ustalığıyla zeki,
ilgi çekici karakterler yaratmayı başarmış."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

Tutkularından Arınmış Bir Kadın
Umutlarını Kaybetmiş Bir Adam

Çocukluğunda yaşadığı travmatik olay Leydi Blanche Harrington'ı aşk dâhil tüm duygulardan arındırmıştır. Şartlar evlenmesini gerektirdiğinde Blanche başına üşüşen taliplerden hiç... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 7 ay önce
iclal okumuş.
Pabucumun Ajanı -1

Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.

Tuna Üstüner ise 'Enler' listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı.
Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan.

Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.

Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.
Hem de onunla evlenecek kadar!

Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.
... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 7 ay önce
iclal okumuş.
Ana

İşçi mahallesinde sıradan bir gün daha başlıyordu. Fabrikanın düdüğü her sabah olduğu gibi yine mahallenin dumanlı havasını keskin bir çığlıkla yaladı. Kasları ritmini bulamamış, gözlerinden uyku akan yüzler, küçük karanlık evlerden sokağa yayılmaya başladılar...İşçi ve köylülerin Çarlık rejimine karşı yürüttükleri mücadelenin öyküsü.Maksim Gorkinin en önemli eseri olanAnada Çarlık Rusyasında uyanmaya başlayan sosyal hareketliliğin ilk tohumları anlatılır.

******

(1868-1936) Rus öykü, oyun ve roman yazarı. Serserileri ve toplumdışı insanları anlattığı öyküleriyle tanındı; ardından, Rus toplumunun sosyalist düzene geçiş sürecini yansıtan eserler verdi. 1905 Devrimine büyük etkileri oldu. 1906-1913 arasında sürgüne gönderildi. Lenin ve Stalin dönemlerine tanıklık etti. Önemli eserlerinden bazıları, ilk romanı Foma Gordeyev, otobiyografik üçlemesini oluşturan Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim ile Ana, Taşralı Oblomov Matvey Kojemyakin, Artamonovlar ve Klim Sanginin Hayatıdır.

************

Maksim Gorkinin en önemli eseri olan ‘Ana romanında 1905 Çarlık Rusyasında başlayan sosyal uyanışın mücadelesi anlatılmaktadır. Eser, yeni doğmakta olan bir toplumun düşüncesini, görüş ve anlayışını yansıtır bizlere.Gorkinin insanla sosyal şartlar arasındaki çelişkiyi ve anlaşmazlığı belirtmek için en çok başvurduğu yol, doğrudan doğruya olayların gerçekçi bir metodla hikayesidir; ‘Ana romanında da bunu göreceksiniz. Gorki romanın birinde şöyle der: ‘İnsanı, yeryüzünün en güzel surette yaratılmış ve hizmet edilmeeye layık bir yaratığı olarak görmeye alışmadıkça, hayatımızın sahteliğini, ikiyüzlülüğünü ve alçaklığını üstümüzden atamayacağız.

************

İnsan ruhunun derinliklerine seslenen bu eserde, tek bir isim geçmez. Nine, Ana, Oğul, Koca. Bir köy ve birkaç köylü. Bu bir Çin köyüdür. Ama onu okurken, ÇinI unutacaksınız. Çinli Anayı değil, bizim Anadolumuzdan bir Anayı görür gibi olacaksınız. Eserin başından sonuna kadar ismini bile söylemeyen bu Adsız Anaya, zaten sadece analığın canlı bir heykeli diye bakmak gerekir.

************

Kitabın ana karakteri olan Pelageya veya bir başka deyişle Ana, kendisini sürekli döven işçi kocasının ölümünden sonra oğlu Pavel ile başbaşa kalır. Bir süre sonra oğlunu, o kasabadaki kavgacı, geçimsiz gençlikten farklı olarak olgun bir kişiliğe bürünürken bulur. Evleri kitaplarla dolmaya başlayınca Ana, oğlunun gizli yaşantısını merak eder. Pavel, anasını sosyalizm ile ve ezilen işçi, köylü sınıfının burjuvalarla olan çatışmasıyla tanıştırır. Başta ürkek davranan Ana, bir süre sonra oğlunun yaşantısıyla içli dışlı olmaya başlar. 1905 devrimi patlak verir. Ana, toplulukta etkin bir üye olur. Oğlu ve onun bazı arkadaşları defalarca hapislere düşer. Ana da kentteki başka bir sosyalist genç olan Nikolayın evine yerleşir.



************

Kocasının ölümünden sonra Ana, oğlu Pavel ile birlikte büyük bir yalnızlık ve yoksulluk içinde kalır. Fabrikada çalışmaya başlayan Pavel, zeki, kitaplara meraklı ve devrimci düşünceye eğilimli arkadaşları olan bir gençtir. Evine getirdiği arkadaşlarına verdiği söylevlerde Ana ilkin bir şey anlamasa da daha sonraları kendisinde özgürlük ve yaşama hakkı düşüncelerinin uyanışına tanık olur. Ve gün geçtikçe oğlu ile arkadaşlarının devrimci umutlarını paylaşır.Ana, roman kahramanının içinde bulunduğu sosyal koşulları yansıtması bakımından Gorkinin eserleri arasında olduğu kadar Rus edebiyatında da bir ilkörnektir. Rus eleştirmenlerce döneminin anıtsal kitabı olarak değerlendirilen Ana, Rus proleteryasının devrimci mücadelesini sergileyen en önemli eserdir.İlk olarak Znanie dergisinde 1907-1908 yılları arasında tefrika edilen Ana, devrimci niteliği bakımından da Maksim Gorkinin en önemli eserlerinden birisidir.

************

Maksim Gorki, 1868-1936. Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov. Küçük yaşta yetim kaldı; okuyamadı. Uzun süre başıboş, yoksul bir hayat sürdü. Acı anlamına gelen Gorki takma adını da bu yüzden aldı. Romantik öykülerle başladığı yazarlığa, öykülerinde gururlu, özgürlüğü seçmiş kahramanların başkaldırışlarını anlattı. Çar yönetimi ile uyuşmazlığıa düştüğü için hapsedildi; hapisten çıkınca da en büyük devrimci yapıtı olan Anayı yazdı. 1918 Devrimi arifesinde Çarlık despotizmine karşı emekçi yığınların mücadelelerini konu alan bu yapıt sosyalist gerçekçi sanatın ilk güzel örneklerinden biridir. Yeryüzündeki bütün gerici kuvvetlerin, bakış ve milli bağımsızlık düşmanlarının, her çeşit yalancı, düzmece demokratların en korktukları yazarlardan biri de Gorkidir. Neden? Çünkü Maksim Gorki yalnız kendi halkına değil, bütün halklara yurtlarını, hürriyeti, barışı ve birbirlerini sevmeyi öğretir. Çünkü o, insanın geleceğinden, güzel günler göreceğinden emindir. Çünkü o, emekçi insanı, koluyla, kafasıyla çalışan insan, yeryüzünün gerçek, biricik efendisi sayar. Gorki, insanlar yaşadıkça yaşayacaktır. Çünkü yeryüzünün en büyük şairidir.

******

İşçi mahallesinde sıradan bir gün daha başlıyordu. Fabrikanın düdüğü her sabah olduğu gibi yine mahallenin dumanlı havasını keskin bir çığlıkla yaladı. Kasları ritmini bulamamış, gözlerinden uyku akan yüzler, küçük karanlık evlerden sokağa yayılmaya ... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 7 ay önce
iclal okumuş.
Başını Vermeyen Yiğit

Ömer Seyfettin, öykücülüğümüzün büyük ustası ve sade dilcilik akımının öncüsüdür. Rumelide bulunduğu yıllarda Yunan, Sırp, Bulgar ayrılıkçı komitelerinin gizli çalışmalarını sezmiş, ileride yazacağı yapıtlar için gözlemler yapıp malzemeler toplamıştı. Ulusçu ve idealist bir yaklaşımla, birçok öykülerinde bunları işledi. Doğru bulduğu tarihsel ve toplumsal değerleri savundu, yanlış bulduklarını eleştirdi, yerdi. Çökmekte olan bir devletin bireylerini yurt ve ulus sevgisi aşılayarak moral vermeye, bölücü, ayrılıkçı akımlara karşı, ulusal bütünlüğü savunmaya çalıştı.

Ömer Seyfettin, öykücülüğümüzün büyük ustası ve sade dilcilik akımının öncüsüdür. Rumelide bulunduğu yıllarda Yunan, Sırp, Bulgar ayrılıkçı komitelerinin gizli çalışmalarını sezmiş, ileride yazacağı yapıtlar için gözlemler yapıp malzemeler toplamıştı... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 7 ay önce
iclal okumuş.
Kelile ve Dimne

Debşelem Şah, hikmet tutkusuyla bir maceraya atılır. Düşünde gördüğü ışığı izler. Ay ışığının yıkadığı patikada uyurgezer gibi bir gerçeğin peşindedir.Gide gide gerçek bilginin ışığına ulaşır.Yaşlı bilge Beydeba beklemektedir orada.Ve günler, belki de haftalar boyu süren söyleşiler sonnda yüzlerce öykü çıkar ortaya.O gün bugündür Kelile ve Dimne, yani fabl türünün en başarılı örneklerinden biri, bilgiye tutkun insanların elindedir. \n\nKelile ve Dimne Hintli Beydaba´nın hikmetli hikaye kitabıdır. Hükümdar Debşelem´in sorularını, Beydaba hayvan hikayeleri anlatarak açıklar. Beydaba da bir anlamda Debşelem´e öğüt veren bilge bir kişidir. Bu yönüyle Kelile ve Dimne, insanlığın mutluluğunu masal diliyle anlatan klasik bir eserdir. Kelile ve Dimne´deki hikayeleri Kelile ve Dimneve Balıkçıl Kuşu ile Yengeç adlı iki kitap halinde okurlarımıza sunuyoruz....\n\nDoğu´nun efsane klasiklerinden biridir Kelile ve Dimne. Otoriteler bu yapıtı değerendirirken İslam Dünyası´nın siyasi bilgelik geleneğine milat kabul ederler onu. Hind masalları, Fars hikayeleri ve Arap kıssaları, örünütülü bir şekilde içiçe geçmiştir bu eserde. Bu özelliği nedeniyle, doğumunun üç büyük medeniyetine ait kültürel dokunun kesişim ve kavuşum noktasını oluşturduğuna inanılır...\n\nKelile ve Dimnenin, adının Beydeba olduğu sanılan bir Hintli filozof tarafından M.S. 300 yılında yazıldığı sanılmaktadır. Kelile ve Dimne, hükümdarlara hükmet dersi verme amacını taşımaktadır. Çoğunlukla hayvan öykülerinden oluşur. Bu öykülerin izlerine La Fontaineden Ezopa, Nasrettin Hocadan Mevlanaya kadar her yerde rastlayabiliriz.\n\nHer biri okuduğum en güzel kitap dedirtecek güzellikte klasikler... 9-14 yaş grubu için özel olarak hazırlanan ve özenli baskıları ile benzerlerinden farklı olan bu klasikler hem okuma alışkanlığının yerleşmesi, hem de hayal dünyasının gelişmesi için çok önemli...\n\nİlk gençlik heyecanlarıyla okunan kitapların etkisini, o ilk okumanın verdiği benzersiz hazzı unutmak mümkün mü? İletişim ve bilgi edinme imkânlarının son hızla arttığı bir çağda, gençlerimizi ve çocuklarımızı kitapların dünyasıyla buluşturmak eskisi kadar kolay olmasa gerek. Bu anlamda, Millî Eğitim Bakanlığının ilköğretim ve ortaöğretime yönelik 100 Temel Eser seçimi; öğrencilere, velilere ve öğretmenlere, kısacası kültür dünyamıza katkıda bulunacak herkese yararlı olacak niteliktedir.\n\nKelile ve Dimne tarih boyunca en çok okunan, çevrilen ve uyarlaması yapılan en önemli siyaset/edebiyat klasikleri arasındadır. İbnül Mukaffayı anlamak için onun politik dilini doğru kavramak ve yorumlamak gerekir. O, çağındaki aydınlar arasında bilinen sembolik anlatımlara başvurmaktan çekinmemiş; sözgelimi, rüya yorumunda kullanılan ve özel anlamlar ifade eden pek çok kelimeyi ve kavramı siyasal edebiyatta da kullanmıştır. Machiavellinin bazı öneri ve benzetmelerinin şaşırtıcı bir şekilde Kelile ve Dimnedeki ifadeleri andırması da İbnül Mukaffayı ilginç kılan bir özelliktir.Edebiyat ve siyasetin sembollerle bezeli şaheseri...\n\nAhlak ve siyaset gibi çok önemli konuları içeren KELİLE VE DİMNE, yüzyılllardır çok tanınan ve çok okunan bir Doğu klasiğidir.Fabl türünün en önemli örnekleri arasında yer alan KELİLE VE DİMNE, devlet yöneticilerine önemli mesajlar vermektedir.KELİLE VE DİMNE, dünyanın pek çok diline çevrilip değişik yayınevleri tarafından defalarca yayınlanmış bir eserdir. Hint edebiyatının çağları aşıp da günümüze kadar ulaşan bu eşsiz eserinin, bundan iki bin yıl önce kaleme alındığı tahmin edilmektedir. KELİLE VE DİMNE, Hindistanda yazılmasına karşın, Türk edebiyatında çok geniş bir yer tutmuştur. Bu eserin bu kadar geniş bir coğrafyada farklı kültürlere mensup ülkeler tarafından kabul görmüş olması, onun çok beğenildiğinin ve çok okunduğunun açık göstergesidir.\n\nDizideki yapıtların özgün dillerinden ve sağlam kaynaklardan akıcı, doğal bir türkçeyle çevrilmesine özen gösterildi. Yazar ve yapıtlar hakkında açıklamalara yer verildi.\n\nHayvanlar dünyasından eğitici ve öğretici hikayeler.\n\nEdebiyat tarihindeki ilk fabl örneklerinden biri olan Kelile ve Dimne, Hint hükümdarı Debşelem için yazılmıştır ve okuyanlarına iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı gösteren yaşam dersleri vermektedir. Beydebanın hükümdarına verdiği bu dersler bugün bile geçerliliğini korumaktadır. Bu yüzden de Kelile ve Dimne, Dünya Klasikleri arasındaki haklı yerini almıştır. Kitabın adı Beydebanın öykülerinden birinin kahramanı olan Kelile ve Dimne adlarındaki iki çakaldan geliyor. Kelile, doğruluğu ve dürüstlüğü Dimne de yanlışlığı ve yalanı simgeliyor. Her yaştan okurun severek okuyacağına inandığımız Hintli filozof Beydebanın öykülerini sizler için seçtik ve beğeninize sunuyoruz.\n\nHayvanlar dünyasından eğitici ve öğretici hikayeler.\n\nKelile ve Dimne isimli eserin yazarı olan Beydeba, ünlü bir Hint filozofudur. Beydebanın I. yüzyılda yaşadığı, Baküde doğup daha sonra Hindistana gittiği söylenir. Bazı kaynaklarda Beydebanın Türk asıllı olduğu belirtilir.Beydeba, o dönemde Hindistan ülkesinin zalim kralı Debşelimi doğru yola getirmek için ahlaki öğütler veren Kelile ve Dimne eserini yazar. Bu eser yüzünden önce hapse atılır, ardından affedilerek devletin üst yönetiminde kendisine görevler verilir.Beydebanın Kelile ve Dimne isimli eserinin kahramanlarının çoğu hayvanlardan oluşur. Aslı Sanskritçe olan fabl türündeki bu eser, ismini, eserdeki ilk öykünün kahramanları olan Kelile ve Dimne adındaki iki çakaldan alır.Eser VI. yüzyılda İran diline daha sonra da Abdullah İbni El-Mukaffa tarafından Kelile ve Dimne ismiyle Arapçaya çevrildi.Türkçeye ilk çevirisi Sultan Murat Hüdavendigar döneminde yaşamış Mehmet Küşteri isimli bir âlim tarafından yapılmıştır.Kelile ve Dimne, Batı dillerine de çevrilmiş ve pek çok yazarın, şairin ilham kaynağı olmuştur.\n\n\n\n

Debşelem Şah, hikmet tutkusuyla bir maceraya atılır. Düşünde gördüğü ışığı izler. Ay ışığının yıkadığı patikada uyurgezer gibi bir gerçeğin peşindedir.Gide gide gerçek bilginin ışığına ulaşır.Yaşlı bilge Beydeba beklemektedir orada.Ve günler, belki d... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 7 ay önce
iclal okumuş.
Altın Işık

Siyaset ve düşünce adamlığının yanında halkbilim araştırmacısı olan Ziya Gökalpin halk masalları, destanları ve öykülerinin bir bölümünü derleyerek oluşturduğu Altın Işık, ilk kez 1923 yılında yayımlanmıştır. Türkçeyi sade ve güzel kullanan Ziya Gökalpin asıl hedefi milli edebiyatın temellerini atmaktır. Ziya Gökalp, sonraki kuşaklar için tarih bilinci oluşturmak ve Türk kültürünü sevdirmek için hazırladığı bu eserde, çocuklara çalışkanlığı ve dürüstlüğü, sabrın önemini, hoşgörünün insanın en güzel erdemlerinden biri olduğunu anlatıyor.

******

Ziya Gökalp (1876-1924) Türk Milliyetçiliği tarihinde en önemli yere sahip olan kişilerin başında Ziya Gökalp gelir. Denilebilir ki, Türkçülüğün teorisyenidir. Sosyolojik makaleleri, gençlere heyecan aşılayan sade dille yazılmış şiirleri ve Türk Milliyetçiliği ideolojini bir sistem haline getirerek devlet yönetimini etkileyişi ile Türkçülüğe çok büyük hizmetler yapmıştır. Milleti için hapislere girmiş, sürgünlerde çile çekmiş ama Türkçülük yolundan asla vaz geçmemiştir. Mili Mücadelenin kazanılması ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulması sırasında atılan temellerde Gökalp fikriyatı en değerli rehber olarak kullanılmıştır. Nitekim Atatürk Ziya Gökalpin bu hizmetlerinin layık olduğu şekilde açıklanabilmesi için şu veciz cümleyi sarfetmiştir: Etimin ve kemiğimin babası Ali Rıza Efendi ise, fikrimin babası Ziya Gökalptir. (Arka Kapak)

************

Çocuklar için en güzel masal.

************

"Burada sevinç yok, dert çok, keder çok; İsterim bir altın yurda varayım,
Talihim arayıp bulmadı beni Bari ben gezeyim, onu arayım.
Diyorlar, herkesin nasibi varmış,"


************

Altın Işıkta kahramanlık, aşk, şefkat, vatanperverlik ve sevgi gibi duygular yüceltilirken ihanet, gammazlık, yalan, korkaklık ve menfaat düşkünlüğü gibi kötü huylar ise aşağılanmaktadır. Dolayısıyla eser, bir bakıma bir terbiye kitabı hüviyetindedir.

************

Altın Işık, düşünce adamı olmasınn yanı sıra verimli bir halkbilim araştırmacısı da olan Ziya Gökalp ın Türk masallarının, halk öykülerinin ve destanlarının bir bölümünü, nazım ya da düzsöz olarak yeniden yazdığı kitabıdır. Kitaptaki oniki metinden yedisi manzum(bunların ikisi, Dede Korkut Hikayeleri nden alınmıştır), dördü düzsöz ve biri sahne oyunu biçimindedir. Gökalp ın halk yazınına yönelmesinin nedeni, onun ulusal Türk düşüncesini yeniden kurmanın, ancak halk yazınının dil ve anlatım özelliklerini belirlemekle mümkün olacağı düşüncesidir. Altın Işık: Gökalp ın kalemiyle halk yazısından damlalar.

************

Ziya Gökalp, Altın Işık kitabında topladığı halk masallarında, çocuklara iyi bir karakter aşılamaya çalışır. Edebiyatı bir eğitim aracı olarak gördüğü için, çocuklara Türk kültürünün küçük yaşlarda verilmesi gerektiğini savunur.Tembel Ahmet ile Küçük Şehzadede çalışkanlık ve dürüstlüğün önemini; Keloğlan ile Kuğularda eninde sonunda haklı olanın kazanacağını vurgular. Pekmezci Annede sabrın; Keşiş; Ne Gördün? de iyi kalpliliğin yararlarını anlatır. Aslan Basatta Oğuz ilinin Tepegözden kurtulması ile Kurtuluş Savaşı; Aslan Basatın kahramanlığı ile de Türk kahramanları ve Atatürk arasında ilişki kurar.Ziya Gökalp, yazdığı bu masallarla hem kültürel kaynakların nasıl değerlendirilebileceğini gösterir hem de çocukların ulusal kültür değerleriyle nasıl yetiştirilmesi gerektiğini ortaya koyar.

************

Manzum ve mensur hikâyelerin bir araya geldiği Altın Işıkta, Ziya Gökalpin babaannesinden dinlediği masallar vardır. Doğruluk, dürüstlük gibi değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılması, aile bağlarının korunması, kötülere boyun eğilmemesi gibi erdemlere yapılan vurgu, kitabın hemen her sayfasında derinden hissedilir.Altın Işık, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu ideolojisini oluşturan fikir adamlarından biri olan Ziya Gökalpin halk edebiyatına yöneliş biçimini göstermesi açısından da dikkatle incelenmesi gereken bir çalışmadır.

Siyaset ve düşünce adamlığının yanında halkbilim araştırmacısı olan Ziya Gökalpin halk masalları, destanları ve öykülerinin bir bölümünü derleyerek oluşturduğu Altın Işık, ilk kez 1923 yılında yayımlanmıştır. Türkçeyi sade ve güzel kullanan Ziya Göka... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 4 yıl, 7 ay önce
Daha Fazla Göster

iclal şu an ne okuyor?

iclal şu anda kitap okumuyor.

Favori Yazarları (10 yazar)

Favori yazarı yok.