Markiz

0 takip ettiği ve 3 takip edeni var. 17 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

Markiz bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 9 yıl, 2 ay
Markiz okumuş.
Dönüşüm

Franz Kafkanın 1915 yılında yayımlanan Dönüşüm adlı romanı, yazarın, anlatım sanatının doruğa ulaştığı bir yapıtıdır. Küçük burjuva çevrelerindeki tiksindirici aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu roman, aynı zamanda toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş akışına bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı biçimde dile getirir. Romanın kahramanı Gregor Samsanın başkalaşması, bir böceğe dönüşmesi, salt bir çarkın kaskatı dişlisi, eleştirmeyen, ama yalnızca boyun eğen bir toplum teki olmaktan çıkma anlamını taşır; böylece böcekleşenin yazgısı, elbet toplumca dışlanmaktadır. Kafkanın en kalıcı yapıtları arasında yer alan ve Nobel ödülü sahibi Elias Canettinin En yüksek düzeydeki anlatım sanatının tipik örneği olarak nitelediği Dönüşümü Ahmet Cemalin çevirisiyle sunuyoruz.\n\n-‘Kitap ruhumuzun buz kesmiş sularını kıracak bir balta olmalıdır.
-‘İnanç, giyotine benzer; onun kadar ağırdır, onun kadar hafiftir.
-‘Yaşarken yaşamıyla uzlaşamayan birinin, bir eliyle, yazgısının tepesine çöken umutsuzluğu biraz uzaklaştırması gerekir.. Ama bir eliyle de, yıkıntılar arasında gördüklerini not alabilir.
\n\nİlk kez 1915 yılında yayımlanan Dönüşüm, üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen hâlâ tüm dünyada en çok okunan kitaplar arasındadır.Yabancı ve alışılmadık bir olayın öyküye girmesiyle birlikte tamamıyla alışılmış, hatta basit diyebileceğimiz bir çevre birdenbire yeni bir ışık altında gerçek yapısıyla ortaya çıkar. Bir pazarlamacı ve ailesinin hiç de çekici olmayan monoton yaşamı bilinen yöntemlerle anlatılsa farklı ve ilginç bir şey ortaya çıkmaz. Ancak bu pazarlamacı bir sabah uykudan uyandığında kendisini bir böceğe dönüşmüş bulduğunda o ve ailesinin varlıklarının sorunsalı üzerindeki perde birdenbire kalkar.Burada normal yaşamın üzerindeki maskenin normal olmayan bir biçimde düşmesi anlatılmaktadır. İnsan kılığında bir canavar değildir karşımıza çıkan, aksine hayvan kılığında bir insandır.\n\nSıradan bir pazarlamacı olan Gregor Samsa, bir sabah sıkıntılı rüyalardan uyandığında kendini tuhaf, devasa bir böcek olarak bulur. İnce titrek bacakları, çirkin, boğum boğum karnının iki yanında, denetimden çıkmış gibi sağa sola sallanmaktadır. Batı edebiyatının ve modernizmin kilometre taşlarından biri olan Dönüşüm, asıl şimdi, yirmi birinci yüzyılın başında, modern insanın derinden yaşadığı yabancılaşmadan kaçmanın imkânsızlığını, yaklaşık seksen yıl önce haber vermiş gibidir. Koruyucu bir böcek kabuğunun içine sığınmak, kendini her türlü iletişime, saçma olanın bu ete kemiğe bürünmüş biçimi karşısında bile hâlâ rutin hayatı, görevleri hatırlatan dış seslere kapamak, kısacası oyundan çıkmak, bir kurtuluş olduğu kadar, hayatın anlamına uzak düşmenin cezasıdır da. Dönüşüm: Yabancılaşmanın ağırlığı.\n\n\n\nBir sabah tedirgin, düşlerinden uyanan Gregor Samsa, dev bir böceğe dönüşmüş halde buldu kendini. Bir zırh gibi sertleşmiş sırtının üzerinde yatıyor, başını biraz kaldırdığında yay şeklinde katı bölmelere ayrılmış, bir kümbet yapmış kahverengi karnını görüyordu. Karnının üstündeki yorgan, her an kayıp yere düşmeye hazır halde güçlükle tutunabilmekteydi. Vücudunun diğer kısımlarına göre acınacak kadar cılız, bir sürü bacakçık, ne yapacaklarını şaşırmış, gözlerinin önünde sürekli çakıp sönüyordu.

\n\nBabasının iflasından sonra ailesinin geçimini üstlenen Gregor Samsa, bir sabah yatağında böceğe dönüşmüş olarak uyanır. Bir böceğin gövdesine sahip olmasına rağmen düşünceleriyle bir insan olan Samsa, umutsuzlukla ailesinden ilgi bekler. Kafkanın olağandışı ile olağanı ustalıkla kaynaştırdığı bu romanında, küçük burjuva yaşantısına bir eleştiri de getiriyor.\n\nFranz Kafka : ( 3 Temmuz 1883, Prag - 3 Haziran 1924, Kierling) Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudisi annenin çocuğu olan Franz Kafka, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçluydu. Çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Pragdaki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Franzı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler.Babasının zoruyla 1906da tamamlayacağı hukuk eğitimine başladı. Eğitimi tamamladıktan sonra bir sigorta şirketine girdi. Max Brod ile tanışıp, Prag edebiyat çevresine katıldı. Sigorta şirketinde çalışmasıyla yabancılaşma duygusu iyice gelişen Kafka, 1912de Felice Bauer ile tanıştı. 1914 ve 1917de iki kez Felice ile nişanlanmasına rağmen yazmaktan alıkoyacağı düşüncesiyle bir türlü evlenemedi. Bu ilişkiden geriye 500ü aşkın mektup kalmıştır.I. Dünya Savaşı sırasında fiziksel yetersizlik nedeniyle askere alınmadı.1917 yılında vereme yakalandığı anlaşıldı.1920de yapıtlarını Çekçeye çevirmek isteyen Milena Jesenka ile tanıştı. Kendisinden 12 yaş küçük ve evli olan Milenayla -birleşmelerinin umutsuz olduğunu bildiği halde - yıllarca mektuplaştı.Sağlık sorunlarının artması üzerine emekliliğini istedi, son yıllarında 20 yaşındaki Dora Diamant ile mutluluğa takıldı.1924de Viyana yakınlarında Kierling Senatoryumuna kaldırıldı ve oradan çıkamadı. Praga gömüldü.Nazilerin Çekoslavakyayı işgali sırasında üç kız kardeşi de toplama kamplarında öldürüldü, Kafka ile ilgili bir çok belge yok edildi.20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Broda vermişti. Ama Brod, dostuna ihanet ederek bu yapıtları bastırdı.1935de başlayan ilk toplu basım önce engellendi sonra da yasaklandı ama zaman içinde üne ve sıkı bir satış garantisine kavuştu.\n\nGregor Samsa bir sabah tedirgin düşlerden uyandığında, kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş buldu.Dönüşüm edebiyat tarihinin belki de en müthiş bu cümlesiyle başlar. Ama bunun, anlatının en dokunaksız cümlelerinden biri olduğunu satırlar ilerledikçe anlarız. Samsa beklendiği gibi panik içindedir. Ama yaşadığı panik, sanıldığı gibi böceğe dönüşmüş olmasından değil, geç kalmasındandır. Çünkü işe geç kalması, işini riske atması demektir ve o, bu riski göze alamaz. Ailesi borç yükü altında ezilmekte ve bütün aile Samsanın eline bakmaktadır. İşte Kafkanın derin sezgisiyle önceden haber verdiği asıl korkunç gerçeklik... Birey kendi bedeninden, varoluşundan kopmuş, olağanüstü durumunu bile göz ardı edebilecek kadar sosyal yaşama batmış ve kendine yabancılaşmıştır. Ancak, devasa bir böceğe dönüşünce topluma da yabancılaşır. Acı süreç, toplumun giderek onu kendi dışına itmeye çalışması, onun da var gücüyle toplumun bir yerine bağlanmak için verdiği mücadeleyle geçer.Bu, belki de hepimizin trajedisidir.Franz Kafka, Dönüşümle modern temaları klasik alegorik anlatımla eriterek dünya edebiyatında beklenmedik ufuklar ve anlatım olanakları açmıştır.\n\nYazınsal yaşamını iktidarla çalışma üzerine kuran Franz Kafkanın eserlerin de, rüyalarından alıan ve kabusa yaklaşan yerinellerle (alegori), insanın anlamadığı yasalarla yönetilen bir dünyayla ulaşma girişimindeki birey ruhunun yalnızlığı vardır.Yaşarken çok az eseri basılan Kafkanın romanlarını özellikle psikanaliz kuramına oturttuğu, bilinçaltının çalışmalarından örnek aldığı düşünülmüştür.Dönüşüm yazarın tanınmış eserlerinden biridir.\n\nKafkanın ölümsüz başyapıtıGregor Samsa bir sabah kötü bir rüyadan uyandığında, kendini yatağında korkunç bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.Daha ilk cümlesiyle bile kitabın sonunu merak ettiren bir konu... Sayfalar ilerledikçe Gregorun hayatına bir böcek olarak devam etmeye çalışmasına ve ailesinin, yakın çevresinin bu durum karşısındaki bocalamalarına tanık oluruz. Hayatın normal akışı içerisinde ortaya çıkan bu değişiklik, aslında Franz Kafkanın toplumda varolan kalıplaşmış düzene bir başkaldırısıdır. Toplumdan farklı olan insanların dışlanışını da bu yolla oldukça başarılı bir yöntemle eleştirir. Kafkanın bu başyapıtı, çok geçmeden klasikler arasında yerini almış ve Kafkanın ününü de günümüze kadar taşımıştır.\n\nFranz Kafkanın 1915 yılında yayımlanan Dönüşüm adlı anlatısı, yazarın anlatım sanatının gerçek anlamda doruklarına varmış olduğu bir yapıttır... Küçük burjuva çevrelerindeki tiksindirici aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen anlatı, aynı zamanda genelde toplumun kalıplaşmış, işlevini çoktan yitirmiş akışına bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı biçimde dile getirir. Gregor Samsanın başkalaşma, bir böceğe dönüşmesi, salt bir çarkın kaskatı dişlisi, eleştirmeyen, ama yalnızca boyun eğen bir toplum tepki olmaktan çıkma anlamını taşır; böylece böcekleşenin yazgısı elbet toplumcu dışlanmaktır\n\n

Franz Kafkanın 1915 yılında yayımlanan Dönüşüm adlı romanı, yazarın, anlatım sanatının doruğa ulaştığı bir yapıtıdır. Küçük burjuva çevrelerindeki tiksindirici aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu roman, aynı zamanda toplumun ka... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 9 yıl, 2 ay
Markiz şu an okuyor.
Puslu Kıtalar Atlası

Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hâlâ malûm konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... Rendekâr doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makûl. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum. Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapadı. Az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasında şunları geçirdi:Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır.

Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hâlâ malûm konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... Rendekâr doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makûl. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş old... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 9 yıl, 2 ay
Markiz bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 9 yıl, 3 ay
Markiz favorilerine ekledi.
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek

70ler tutumluluk çağıydı. Yoksunluğun hüküm sürdüğü bu yıllarda çocukluğunu ve gençliğini yaşayanlar, anılarında çok şey biriktirdiler. Ayfer Tunç bu kitabında 70li yıllarda gündelik hayatı anlatıyor. Çocuk oyunları, okullar, bayramlar, düğünler, sobalar, divanlar, faytonlar, anket defterleri, kırkbeşlik plaklar, santrifüjlü çamaşır makineleri, ilk siyah beyaz televizyonlar ve daha benzeri yüzlerce ayrıntı bu kitabın konusu. Üniversite olayları, elektrik kesintileri, terör, grevler, ağır sanayi hamlesi ve benzeri sosyal olaylarla hatırlanan 70li yıllar; aynı zamanda Türkiyede hayatın yavaş yavaş renklendiği, televizyonun düzenli yayına başladığı yıllardı. Hayata bir hareket sızıyor, şehirler giderek şehirleşiyordu. Demirbank iyi günler diliyor, televizyonda Uzay Yolu, Kaçak, Tatlı Cadı oynuyor, mandolin kurslarına gidiliyor, pikaplar çalınıyor, orlon hırkalar, jarse elbiseler giyiliyor, fotoğrafçıda aile fotoğrafları çektiriliyor, hatıra defterleri, anket defterleri dolduruluyor, hippiler ilgiyle izleniyor, telefon yazdırılıyor, santrifüjlü çamaşır makinesi büyük bir yenilik olarak hayata giriyordu. Ayfer Tunçun Yapı Kredi Yayınlarından çıkan bu kitabı Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, 70li yıllarda nasıl yaşadığımızı, içerden yani ev içinden anlatıyor. Cenazeden düğüne, okuldan pikniğe, telefondan faytona, dönemin kozmetiklerinden giyim kuşam modasına, misafir ağırlama usullerinden, hediye alma adetlerine, mektup yazma adabından kara trenlere kadar birçok alanda okuru gezdiriyor. Dönemin meşhur kitaplarından fotoromanlarından, ünlü şarkıcılardan, gazinolardan, pikniklerden, gazoz kapağı biriktirmekten, çikletlerden, leblebi tozundan, filelerden, Eurovision şarkı yarışmasından söz ediyor. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bizde de vardı, biz de yaptık, biz de gördük, biz de yaşadık diyeceği bu kitap, objelerin, geleneklerin ve yaşama biçimlerin hızla aşındığı günümüzden, geleceğe bırakılan bir belge. TADIMLIK... 70lerin başında incecik külotlu çoraplar yaygın değildi. Tutumluluk özendiriliyor, hemencecik kaçan ve bu yüzden pahalıya mal olan ince çoraplar gündelik olarak giyilmiyordu. Kadınların büyük çoğunluğu kolay kaçmayan, kalın ve kaba çoraplar giyerlerdi. İç giyimde ince zevkten yoksun, kaba ve duygusuz kadınlar kalın, külotsuz çoraplar giyerler, don lastiğinden yaptıkları halkalarla bunları bacaklarına tuttururlardı. Paçalı don giyen yaşlı kadınlar da, don paçalarının üstüne geçirdikleri kalın çoraplarını lastikle tuttururlar, bununla da yetinmeyip muhakkak iç eteği giyerlerdi. Çalışan ve dışarıdaki giyimine özen gösteren kadınlar ince çoraplar giyerler, kaçan çoraplarını hemen atmayıp ya çarşılardaki örücülerde ördürürler ya da kendileri tamir ederlerdi. Kaçan çoraplar içlerine bir ampul konarak gerginleştirilir, en incesinden dantel tığıyla tamir edilebilirdi. s. 168 ... Her pikapta bir ayar düğmesi vardı. Burada 33, 45 ve 78 rakamları bulunurdu. Ayar 33e getirilince longplay çalınır, 45e gelince kırkbeşlik plaklar çalınırdı. Her plağın kendi ayarında çalınması gerekirdi. Bazen ayar 45te unutulur ve pikaba bir longplay konur; o zaman ses hızlı, ince ve gülünç bir hal alır; pikap 33lük ayarda iken kırkbeşlik plak konunca, tam aksine ağır, kalın bir ses çıkardı. O yıllarda 33 devirli yaygın kullanılan bir deyim olmuştu, çok ağır konuşan insanlarla dalga geçmek için 33 devirli denirdi. Günümüzde televizyondaki müzik kanalları sayesinde müzik-market adını alan plakçılarda, plağın yanı sıra pikap iğnesi de satılırdı. Plağın üstüne konan ve çalınmasını sağlayan kolun ucunda bulunan iğne hor kullanıldığı takdirde kırılır ve değiştirilmesi gerekirdi. Bu yüzden plakçılar çeşitli marka pikaplar için iğne bulundururlardı.

70ler tutumluluk çağıydı. Yoksunluğun hüküm sürdüğü bu yıllarda çocukluğunu ve gençliğini yaşayanlar, anılarında çok şey biriktirdiler. Ayfer Tunç bu kitabında 70li yıllarda gündelik hayatı anlatıyor. Çocuk oyunları, okullar, bayramlar, düğünler, sob... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 9 yıl, 3 ay
Markiz okumuş.
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek

70ler tutumluluk çağıydı. Yoksunluğun hüküm sürdüğü bu yıllarda çocukluğunu ve gençliğini yaşayanlar, anılarında çok şey biriktirdiler. Ayfer Tunç bu kitabında 70li yıllarda gündelik hayatı anlatıyor. Çocuk oyunları, okullar, bayramlar, düğünler, sobalar, divanlar, faytonlar, anket defterleri, kırkbeşlik plaklar, santrifüjlü çamaşır makineleri, ilk siyah beyaz televizyonlar ve daha benzeri yüzlerce ayrıntı bu kitabın konusu. Üniversite olayları, elektrik kesintileri, terör, grevler, ağır sanayi hamlesi ve benzeri sosyal olaylarla hatırlanan 70li yıllar; aynı zamanda Türkiyede hayatın yavaş yavaş renklendiği, televizyonun düzenli yayına başladığı yıllardı. Hayata bir hareket sızıyor, şehirler giderek şehirleşiyordu. Demirbank iyi günler diliyor, televizyonda Uzay Yolu, Kaçak, Tatlı Cadı oynuyor, mandolin kurslarına gidiliyor, pikaplar çalınıyor, orlon hırkalar, jarse elbiseler giyiliyor, fotoğrafçıda aile fotoğrafları çektiriliyor, hatıra defterleri, anket defterleri dolduruluyor, hippiler ilgiyle izleniyor, telefon yazdırılıyor, santrifüjlü çamaşır makinesi büyük bir yenilik olarak hayata giriyordu. Ayfer Tunçun Yapı Kredi Yayınlarından çıkan bu kitabı Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, 70li yıllarda nasıl yaşadığımızı, içerden yani ev içinden anlatıyor. Cenazeden düğüne, okuldan pikniğe, telefondan faytona, dönemin kozmetiklerinden giyim kuşam modasına, misafir ağırlama usullerinden, hediye alma adetlerine, mektup yazma adabından kara trenlere kadar birçok alanda okuru gezdiriyor. Dönemin meşhur kitaplarından fotoromanlarından, ünlü şarkıcılardan, gazinolardan, pikniklerden, gazoz kapağı biriktirmekten, çikletlerden, leblebi tozundan, filelerden, Eurovision şarkı yarışmasından söz ediyor. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bizde de vardı, biz de yaptık, biz de gördük, biz de yaşadık diyeceği bu kitap, objelerin, geleneklerin ve yaşama biçimlerin hızla aşındığı günümüzden, geleceğe bırakılan bir belge. TADIMLIK... 70lerin başında incecik külotlu çoraplar yaygın değildi. Tutumluluk özendiriliyor, hemencecik kaçan ve bu yüzden pahalıya mal olan ince çoraplar gündelik olarak giyilmiyordu. Kadınların büyük çoğunluğu kolay kaçmayan, kalın ve kaba çoraplar giyerlerdi. İç giyimde ince zevkten yoksun, kaba ve duygusuz kadınlar kalın, külotsuz çoraplar giyerler, don lastiğinden yaptıkları halkalarla bunları bacaklarına tuttururlardı. Paçalı don giyen yaşlı kadınlar da, don paçalarının üstüne geçirdikleri kalın çoraplarını lastikle tuttururlar, bununla da yetinmeyip muhakkak iç eteği giyerlerdi. Çalışan ve dışarıdaki giyimine özen gösteren kadınlar ince çoraplar giyerler, kaçan çoraplarını hemen atmayıp ya çarşılardaki örücülerde ördürürler ya da kendileri tamir ederlerdi. Kaçan çoraplar içlerine bir ampul konarak gerginleştirilir, en incesinden dantel tığıyla tamir edilebilirdi. s. 168 ... Her pikapta bir ayar düğmesi vardı. Burada 33, 45 ve 78 rakamları bulunurdu. Ayar 33e getirilince longplay çalınır, 45e gelince kırkbeşlik plaklar çalınırdı. Her plağın kendi ayarında çalınması gerekirdi. Bazen ayar 45te unutulur ve pikaba bir longplay konur; o zaman ses hızlı, ince ve gülünç bir hal alır; pikap 33lük ayarda iken kırkbeşlik plak konunca, tam aksine ağır, kalın bir ses çıkardı. O yıllarda 33 devirli yaygın kullanılan bir deyim olmuştu, çok ağır konuşan insanlarla dalga geçmek için 33 devirli denirdi. Günümüzde televizyondaki müzik kanalları sayesinde müzik-market adını alan plakçılarda, plağın yanı sıra pikap iğnesi de satılırdı. Plağın üstüne konan ve çalınmasını sağlayan kolun ucunda bulunan iğne hor kullanıldığı takdirde kırılır ve değiştirilmesi gerekirdi. Bu yüzden plakçılar çeşitli marka pikaplar için iğne bulundururlardı.

70ler tutumluluk çağıydı. Yoksunluğun hüküm sürdüğü bu yıllarda çocukluğunu ve gençliğini yaşayanlar, anılarında çok şey biriktirdiler. Ayfer Tunç bu kitabında 70li yıllarda gündelik hayatı anlatıyor. Çocuk oyunları, okullar, bayramlar, düğünler, sob... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 9 yıl, 3 ay
Daha Fazla Göster

Markiz şu an ne okuyor?

Puslu Kıtalar Atlası

%0

Favori Yazarları (2 yazar)

Favori yazarı yok.