Tutunamayanlar (düzenle)

(düzenle)

8.9

En Son Değerlendirmeler

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Yine olmadı.Yine yapamadık Oğuz ağabey. Yine yavan, yaban bir kopya gibi kaldık. Haksızlık etmek istemem . Hissiyatsızlık etmek de istemem. Ama benden bir Selim yapmak, portakaldan deve yapmaya benzemedi mi? Hadi itiraf et. Ne geçti eline benden bir Selim yapınca, Ondan bir Selim yapınca, Biz Gittikçe Selimlileştikçe ne geçti eline? Sen üstün insan Turguttan dönme Selimken, biz az gelişmiş Selim olarak kaldık ardında. Peşin sıra attığın kırıntıları yuta yuta çikolata kaplı bir cadı evine rastgeldik oda hop diye yuttu bizi. Halbuki bize Selim olmayı değil, Selim tutmayı öğretmeliydin Oğuz ağabey. Selim olmak değil, Selim olmamak ama onu anlayabilmek lazımdı bize. Selimin korkuları ile korkmayı değil Selimin korkularına çare olmayı da anlatabilseydin az biraz keşke. Sende bu kadar kaptırmasaydın kendini ona . Tamam çok sevdin ama tıpa tıp benzemek miydi sevmek? Emek değil miydi sevmek? Ona karşı birazcık mesafeli durup yanlışlarını bize çıtltıp daha olgun bir selim yapmak için emek harcamak , mesai harcamak da sevmek sayılmaz mıydı? Camus ile Mersault , Kafka ile K., Sartre ile Roquentin gibi. Özür dilerim hadsizlik yapmak istmem. Sen onlara benzemessin bilirim.Arkadaşını satmazssın bilirim, Ama işte Selimleştikya kusura kalma gayri.

7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

PUAN VEREMEDİĞİM TEK KİTAP!!! diye düsünürken sistemden uyarı aldım.
Oğuz'u anlayabilmek için diğer eserlerini de okumak gerekli diye düşünüyorum

11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Uzun zaman önce başlayip bir türlü bitiremediğim bir romandi (tutunamayanları bitiremeyenlerden misiniz:)). En bastan baslayarak bitirdim sonunda. Ne bu kitap alelacele okunacak bir kitap ne de oğuz atay çabucak anlaşılabilecek bir insan. Hele sosyal medyada ilk 35 sayfasını okuyup "cesareti kafamızda mı yaşayacağız olric.." yazılarıyla çarçur edilecek bir yazar hiç değil. Evet her bir cümlesi eşsiz, muazzam fakat kultur ikonu olmaya başlaması benim gibi okurların tereddütlü yaklaşımlarına sebep olabiliyor.

Eğer bu kitaba henüz başlamamışsanız önyargıdan uzak bir şekilde başlayın. Başarısız bir entellektüel teşebbüsün, burjuva eleştirisinin mizahla (sarkazm ) mükemmel anlatımına şahit olacaksınız. Yazarın Yusuf Atılgan'ın aylak adamındaki bir pasajdan yola çıkarak yaklaşık 750 sayfalık bir seri nasıl yazdığını öğrenince şaşıracaksınız...

1 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Uzun süre bir kitabı elimde tutamam demeyin, sindire sindire okuyun. Bir ayımı aldı okumak ama tutunamayanların dünyasına dahil oldum...

1 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Müziği ve duygusu kitabı okutturan unsurlar. Onun dışında olay, kurgu yok gibi bir şey. Zaten yorumlara baktığımda kimse doğru düzgün bir inceleme yazamamış. Tutunamayanlar'ı sağda solda, şöyle şöyle oluyor, diyerek anlatamayacağız sanırım ama sevdiğimizi söyleyebileceğiz sadece.

1 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Hayata tutunmakta güçlük çekenlerin kendilerinden birçok şey bulacağı kitap.

1 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Türk Edebiyatı'na yeni bir soluk,yeni bir heyecan..Her anlamda farklı bir kitap.Oğuz Atay bütün klişelere meydan okumuş kitabında..Sanırım 76 sayfa noktalama işareti kullanmadan kitabın bir bölümünü kaleme almış.Cümle yapısı itibari ile zaten farklı..Kitabın konusuna gelince Turgut'un intihar eden arkadaşı Selim'i anlamaya,anlamlandırmaya yönelik yolculuğu..Yarattığı iç sesi ( Olric ) ile konuşmaları , git gide hayatın kaybettiği arkadaşına neler getirdiğini anlaması , kendini iyice soyutlayıp iç sesiyle yalnızlığa doğru akıp gitmesi..Oğuz Atay postmodernizmi en iyi temsil eden kitabı bence kaleme almış.

1 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

Okurken çok zorladı. Reklamı çok yapıldığından beklentim de yüksekti. Beklediğimi bulamadım.

2 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Mühendis Turgut Özben, arkadaşı Selim Işık’ın intiharını bir gazete haberiyle öğrenir. İntiharın sebeplerini araştırmaya başlar. Selim’in birçok arkadaşına ulaşır. Her arkadaşı Selim’in bilmediği bir yönünü kendisine anlatır
Onun hayata tutunamayan biri olduğunu düşünürken her araştırmada, Selimle birlikte kendini de yeniden keşfetmeye başlar. O da hayata tutunamayanlardandır. Bunu yeni fark ediyor olmak, Turgut’un iç dünyasını altüst eder.

2 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Canımın Selim.

2 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bizi turgut gibi analayacak adamlar lazım

3 yıl önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

Tutunamadım.

3 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
1 puan

895 günde okunamayan bir kitaba yorum yazmak garip olur. Bazıları çok severmiş bazısı sevmezmiş bu kitabı ben ikinci gruptaydım.

3 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

OKUYACAĞIM.

3 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Kitabı daha yeni bitirdim ama çok başarılı çok harika bir kitap.Yeri geldi ağladım bu satırların içinde.Bu hayatta Çok fazla tutunamayan var.Bazı yerlerinde zorlandım anlayamadm ama severek okudum herkese tavsiye ederim :)

3 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Tutanamayanlar, yazarın okuduğum ilk kitabı.
Roman yer yer noktalama işaretlerinden yoksun kalmış. Zaten önsözde bundan bahsedilmiş.
Mükemmel tasvirler, enfes içe bakış durumları bulunan derin bir kitap. Kesinlikle 'simple' değil :)

3 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Favori kitabım.

3 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tekrar Tekrar yıllarca okuyabilirimm.

3 yıl, 3 ay önce
2 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
4 puan

Yırttığım tek kitap. Yarıda dayanamadım

3 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Edebiyatın dönüm noktası olan bazı kitaplar vardır ve bu kitaplar sadece bir akım başlatırlar, ardından gelen kitapların güzelliği, bu tür kitapları geride bırakmıştır. Ancak Tutunamayanlar'da bunun aksini görüyoruz. Türk Edebiyatı'nda yeni bir dönem başlatan Oğuz Atay, bu dönemin görece doruk noktası olarak kaldı.

Zor yazılırdı böyle kitap, eşi benzeri de zor bulunur. Bir benzerenin geleceğine çok ihtimal vermiyorum. Değerini bilmek lazım.

3 yıl, 8 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kitaba başlamadan önce korkularım vardı, çünkü çevremde yarım bırakan çok kişi vardı. Benim de elimde sürünürse diye çekiniyordum ama neyseki böyle bir durum olmadı.
Kitap gerçekten de insanı yoran cinsten, elime alayım saatlerce okuyayım diyemiyorsunuz çünkü belli bir okumadan sonra gitmiyor, daha doğrusu okuduğunuz sayfaları sadece okumuş olarak kalıyorsunuz, elde sadece çevrilmiş sayfalar kalıyor. Ara vererek okumak karakterlerle özdeşmenizi sağlıyor. Buna rağmen bazı sayfaları yine de anlamadım desem yalan olmaz çünkü çok ağdalı ve de anlamını bilmediğim kelimelerle dolu olan sayfalar da yok değildi. Beni yoran bir diğer husus da, kitapta abartmıyorum 70 sayfa kadar olan bir bölümde hiç noktalama işaretlerinin kullanılmamasıydı, bildiğimiz sürekli ve ile bağlanmış bir sürü devrik cümle. Bu durumu da bir karakterin ağzından şöyle dile getirmiş yazar; "kafasındaki dağınıklığı anlatabilmek için, şarkılara da dağınık bir biçim vermek gerektiğini sanmıştır." Ayrıca kimin ne dediği de bazı sayfalarda anlaşılmıyor, Hangi karakter o an konuşuyor anlamak zor oluyor.

Bu saydıklarımı eser çok güzel örtbas ediyor aslında kalitesiyle. Benim hoşuma gitti, yaşanan gelgitler, hayal kırıklıkları, umut-umutsuzluk, isyanlar vs bu kadar güzel dile getirilebilir.
Bu arada Olric ile ilgili o kadar çok alıntılar gördük ki nette, çoğunun kitapla alakası yoktu. Eğer başka bir eserinde o karakter varsa bilemem tabi, yazarın okuduğum ilk kitabıydı bu.

Kitapta altını çizdiğim çok satırlar oldu ama bir tanesini yazayım:

"Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım."

Son olarak kitapta kısa ve de etkili bir cümle ile kapanışı yapayım. O kadar samimi bir cümle ki bazen kullanmadan edemiyor insan:

'Bat dünya bat!'

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Kitabın bir kısmını okuyanlar için ufak bir değerlendirme :) http://2kare1paragraf.blogspot.com.tr/2016/01/tutunamayanlar-okumak_27.html?m=1

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Ben kitabı beğenmedim.Bana göre başyapıt ya da edebiyat klasiği değildi.Ayrıca Vladimir Nabokov'un Solgun Ateş romanıyla aralarında bir fark göremedim ben açıkçası.
Başyapıt dediğin bana göre eşsiz olmalıdır.Turgut Özben'in Charles Kinbote ile paralelliği eşsizlik yerine taklitçiliğin kanıtı olabilir ancak.
Romanın üslubu ve romandaki ruh tahlillerini beğendim o kadar.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Okumayan farkında olmadan kaybeder derim ve çekilirim.. :)

3 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tam anlamıyla anlayamadım uslüple alakalı bir durum olsa gerek ama gerçekten herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap

3 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

çıkarlarıyokmuşdabirşeybeklemiyormuşcasınagillerden.

3 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
2 puan

Fazlasıyla sıkıcı. Asla sürükleyici değil.

3 yıl, 10 ay önce
11 kişiden, 11 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tutunamayanlar; sanırım anlam bütünlüğü açısından yorumlaması okuduğum en zor kitaplardan birisi. Esasen basit bir okur olarak tutunamayanlarla ilgili yazmak, yorumlamak veya fikir beyan etmek için yeterli birikime ve yeteneğe sahip değilim. Ben sadece kitabın bende bıraktığı etki ve fikir hakkında basit bir değerlendirme yapabilirim. İlgisini çeken okurları araştırmaya yönlendirmeye veya okumalarına vesile olabilirim. Kitabı iki ayda okudum ve kitapla bütünleşebilmek için mütemadiyen sadece sabaha karşı 5-6 civarı okudum çünkü gün içi ve gün sonu ruh halime hiç uymayan psikolojik çözümlemeleri var. Kısacası bu kült kitap iç dünyama uymuyor çünkü ben bir tutunamayan değilim :) Kitabı 2008 yılından beri bekletmiş, nasıl ne zaman okuyacağım derken bir arkadaşımla ortak okuma fikri sayesinde “artık zamanı geldi” dememle hikâye başladı. Ancak öyle bir çırpıda ilerlemedi araya başka kitaplar girdi sahi saydım da o arada 8 kitap okumuşum. Sabahları Tutunamayanlar, akşamları başka başka kitaplar. Zor oldu ama bitti. Gerçi benden size bir tüyo 500. sayfadan sonrası su gibi akıyor :)

Tutunamayanlar; 1970 yılında Oğuz Atay’ın yazdığı ilk eseri. Kitaptaki Turgut karakteri gibi Oğuz Atay’da mühendistir. Atay; TRT Roman Ödülü yarışmasında jürinin kendi romanına mühendis olmasından ötürü önyargıyla yaklaşacağını düşüncesiyle “bu romanı okumalarını sağla” diyerek bir arkadaşını araya soktuğu rivayet edilir. Doğruluğunu bilemiyorum ama ödülü aldığı kesin. Oğuz Atay’ın aldığı ödülün onun Türk edebiyatında açtığı çığır yanında esamesi okunmaz. Şüphesiz ki “Tutunamayanlar” edebiyat dünyasında en çok beğenilen-beğenilmeyen her ne şekilde olursa olsun en çok konuşulan ve tartışılan kitabıdır. Türk edebiyatı açısından bir devrim niteliğindedir denilir ama bana kalırsa devrim Yusuf Atılganla başlar. Oğuz Atay’ın edebi anlamda Yusuf Atılgan’dan etkilendiğini biliyoruz. Beni çok etkileyen ikisi arasında geçen şu anıyı sizinle paylaşmak isterim.

Yusuf Atılgan’ın 1980’lerde Oğuz Atay’ı kaybettikten sonra yazdığı bir yazı var, diyor ki: “Günlerden bir gün, bir paket geldi bana. Açtım içinde bir kitap çıktı: Tutunamayanlar. Kitap imzalıydı ve içinde de şöyle bir yazı vardı: “İlgileneceğinizi umarak…” “Yusuf Atılgan bu kitabı okur, çok da sever. Ama bunu hiçbir zaman Oğuz Atay’a söylemez. “Benim okuduğum kitap o kadar müthiş bir eserdi ki, böyle muazzam bir kitabı kaleme alan birinin daha nice eserler yazacağını düşündüm. Benim yorumuma, iltifatıma, söyleyeceğim iki çift lafa ihtiyacı olmadığını düşündüm. Dolayısıyla hiçbir zaman takdirlerimi ona iletme gereğini duymadım.” Ama aradan seneler geçer, ortak bir arkadaşlarından şöyle bir şey işitir ki, bu hadiseyi yeniden hatırlamasına sebep olur. “Ben Yusuf Atılgan’a kitabımı gönderdim, ama kendisinden tek bir kelime dahi duymadım. Tek gördüğüm kayıtsızlık oldu.” demiştir Atay. Bunu duyan Yusuf Atılgan çok pişman olur; ancak geçtir artık. Oğuz Atay vefat etmiştir. Ve Atılgan bu anıyı anlatırken der ki: “Eğer bugün hayatta olsaydı, ne yapar ne eder muhakkak onu bulur, karşısına geçer, yüz yüze ona kalemini ne kadar takdir ettiğimi söylerdim.”

Evet yine bir geç kalınmışlık.. Çünkü beklenmedik ve erken bir ölüm onunki. Büyük projesi "Türkiye'nin Ruhu"nu yazamadan beyin tümörü nedeniyle 43 yaşında vefat etmiştir. Kastomonu doğumlu olan Oğuz Atay’ın adına 2007 yılından bu yana Kastamonu valiliği “Oğuz Atay Edebiyat ödülleri” vermektedir.Ayrıca Oğuz Atay’ın eserleri başka dillere çevrilmemiştir.

Kitabın konusu; gerçi herkes biliyordur ama ben yine de kısaca bir değineyim Turgut yakın arkadaşı Selim’in intihar ettiğini bir gazete sayfasıyla öğrenir. Bu intiharı kabullenemez intiharının nedenlerini bulmak için ve Selim’in arkadaşlarını bulmaya onlarla Selim hakkında konuşmaya başlar. Konuştuğu her insanda Selim’in hiç bilmediği yönleri olduğunu öğrenir. Bu nokta gerçekten çok iç acısı bir durumdur bir insanın ölümü arkasından dağılacak kadar seviyorsun ama o insanı senden başka insanlar başka yönleriyle tanıyor başkaları da ona çok yakın olmuş ve sen o insanları bilmiyorsun! Sonuç olarak Selim Işık’ın; anlatmadan anlaşılmaya aşık biri olduğunu ve intiharının nedeninin anlaşılamamak olduğunu anlıyoruz. Kitap oldukça ağır ilerliyor benim elimdeki İletişim Yayınlarından çıkma bir kitap ve 77 sayfa hiç noktalama işareti kullanılmadan yazılmış tek bir cümleden oluşuyor. Bu kısım Selim’in günlüklerine dair ve burada içi yangın yeri bir adam haykırıyor ve benimse aklımda kalan en çarpıcı yer babasından bahsettiği yer kendi çocukluk günlerime götürdü o satırlar beni. Baba karakteri benim babamın kopyası..Sahi o dönem böylemiydi tüm babalar? Ne talihsiz bir dönem yaşamışım :(

Kitap bütünüyle insanı kendi iç dünyasıyla yüzleşmeye bırakıyor. Maske düşüyor, gerçekten düşünme başlıyor. İnsan ilişkilerinin samimiyetsizliğini, kalabalıklar içinde aslında yalnız olduğumuzu, iş, aile, toplum, yaşadığımız çevre, dünya derken hayat gailesi içinde ertelediğimiz yaşanmamış hayatımızı, kendi içimizde oluşturduğumuz “Olric” karakteri gibi bir iç sesle sorguluyoruz. Belki kitaptaki gibi “bat dünya bat” dediğimiz zamanlar çok olmuştur ama aslında sorgulama başlamışsa tutunmaya da başlamışız demektir. Belki de tutunamamakla birlikte bilinçaltında tutunabilme çabası oluşturuyoruz.

Kitap benim için özel çünkü kendi çapımda edebiyat tarihinin en güzel cümlesiyle bu kitapla tanıştım. “Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda…”Bu ve bunun gibi muhteşem ötesi birçok yer var altını çizdiğim işte size birkaç örnek..

Kitaptan Altını Çizdiklerim:

- Ben, sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için.

-Yaşantının fazlasıyla yoğun ve 'olaylı' geçtiği bizimki gibi ülkelerde on beş yıl bir ömre bedeldir.

- İnsan yapısındaki çelişkiler, onun ne ölüme ne de sonsuzluğa bir türlü dayanamadığını gösteriyor. Sonsuzluk da ölüm kadar ürkütücü bir gerçektir.

- Bendeki tutukluğun senin yanında nasıl azaldığını bilsen.

- Yaşamak aynı zamanda yaşamış olduklarını hatırlamak demektir hatırladıkça bunalıyorum.

- Sen acıyı biriktirmeyi seversin Olric. Sen biriktirmeyi seversin.

- Hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.

- Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.

- Her anı, ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade.

3 yıl önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
2 puan

Bu kitabı okurken o kadar sıkılmıştım ki, parçalayıp atmayı düşündüm. Ama azmettim ve bitirdim... Yine de okuduğum olumlu yorumlara bakıp, ilerde bir kez daha şans verip, bu kitaba olan nefretimin değişip değişmeyeceğini görmek istiyorum.

3 yıl önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

yapmayın kardeşim. anlamadım deyin, böyle yapmayın. Size göre değilse okumayın. kalkıp okuyup, anlamayıp abuk sabuk değerlendirme yapmayın

4 yıl, 1 ay önce
geri 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6