Haremdeki Kadın

En Son Değerlendirmeler

7 puan

http://illekitap.blogspot.com/2013/08/susan-mallery-haremdeki-kadn.html

Ve bir Harlequin klasiği daha bitti... Bu sefer ki daha önce hiç okumadığım bir yazarın kalemindendi. Susan Mallery...

Bu yazarın başka yayınevlerinden kitapları vardı ancak ben okumamıştım ve şimdi hem yazarla ilk kez tanıştım hem de Çöl Prens'lerinin konu olduğu bir kitabı ilk kez okudum.

Her zaman ilk söylediğim gibi yazarın diline değineceğim. Susan Mallery'in dili hafif, akıcı, kendi kendine ilerleyen ve okuyucuyu sıkmayan bir dili var. Dolayısıyla okurken okuyucu kendini kaptırıyor. Üstelik konuyu güzel kurgulamış ve kelimelere de güzel aktarmış aynı zamanda bununla kalmamış yer betimlemelerini o kadar güzel ve güçlü yapmış ki okurken gözünde canlandırmak çok kolay oluyor hatta bir yandan da film izler gibi geliyor. Kısacası yazarın kalemini ve kurgusunu sevdim :)

Hep eleştirime olumsuz yönlerden başlayıp olumlu yönlerle bitiyorum ve bunda da o adeti bozmadan ilerleyeceğim.

Kitapta gözüme batan iki yer vardı. Bunlardan birinci imla hatalarının olması... Evet, Harlequin'den nasıl imla hatası çıktı şaşırtım ama çıktı işte. Bu beni beklemediğim ve mükemmelliğine inandığım yayınevlerinden olduğunda cidden rahatsız ediyor. Neyse bu konuyu uzatmayayım :)

Gözüme batan ikinci yer ise kitapta "nazarları" kelimesinin kullanılmasıydı. Bunu okuduğum cümlelerden anladığım kadarıyla "gözleri" ya da "bakışları" anlamında kullanmışlar ama direk bu kelimeleri kullansalardı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Bunda çevirmene de suç atarmış gibi görünmek istemem sonucunda eğer o kelimenin İngilizce'si kullanılmışsa onu çevirmiştir ama şahsen ben rahatsız oldum o kelimeden.

Bunların haricinde kitapta sevmediğim ya da hoşlanmadığım bir yer yok. Konuyu, kurguyu sevdim. Karakterlerin davranışlarını ve konuşma şekillerini de sevdim. Hatta Kateb'in tavırlarına ve prens edasına taptım da :)

Kitabı tavsiye eder miyim? Kesinlikle ederim. :) Keyifle okuyup, zevkli zaman geçirtecek bir kitap. Ben beğendim ve bence sizde beğenirsiniz :)

2 puan

Yaklaşık 4 sene önce Susan'ın Zor Kadın isimli kitabını okuyup çok beğenmiştim. Şimdilerde bu yazara biraz ağırlık vermek istedim. Daha kısa oldukları için bulduğum 2 Harlequin kitabından başladım.

İlki fena olmasa da ikinci okuduğumu yani Haremdeki Kadın'ı hiç beğenmedim. Tek olumlu yönü bazı diyalogların hoşuma gitmesidir. Bu yüzden 1 verecekken son anda 2 puan aldı benden.

Kötü özelliklere gelince, karakterlerden başlayalım: İlk 30-40 sayfa Victoria iyiydi sonrasında resmen kezbanlıkta master yaptı.Babasını kurtarmak için kendini feda eden kendisi olmasına rağmen adama "Beni sen esir aldın, beni metresin yapmaya zorladın." tarzı cümlelerden başladı ergen tavırları.

Sonrasında Kateb'in işlerine sürekli burnunu soktu. Örneğin Sahid ismindeki çocuğa yardımcı olmak için Kateb'i sıkıştırdı durdu. Sorun çözüldükten sonra onu bile beğenmeyip daha fazlasını istedi "Sahid okula gidecek mi, onun gibi çocuklar varsa onlara da yardımcı ol" tarzı cümleler. Yani kızımız yapılan iyiliklere bile bir kulp bulup daha başka sorunlar çıkardı ve çözümler istedi. Oldu olacak yönetici sen olsaydın be kızım! Bana göre yaptığı insanlara yardım değil, kendi egosunu şişirmekti.

Kateb ise sert görünümüne rağmen insanlar tarafından özellikle Victoria denen kezban tarafından yönlendirilen biriydi.

Anlamadığım diğer bir olaysa kitabın geçtiği yer Arap ülkelerinden biri. Sanırım yazarın oradaki gelişmelerden fazla haberi olmamalı ki çevredeki herkes Victoria ne derse "Tabi, hemen yapalım, senin fikirlerin çok dahice." dedi. Yani çok kolay ikna edildiler. Benim bildiğim Victoria'nın herhangi bir fikirde en iyi ihtimal hapse atılması gerektiği düşüncesiydi oradaki şartlara bakarak.

Ayrıca imla kurallarına hiç dikkat edilmemiş.

Normalde olsa bir daha bu tarz yazan herhangi bir yazarı okumam ama Zor Kadın hatırına ve diğer okuduklarım Harlequin kitapları olduğu için ve Harlequinler'in geneli saçma olduğu için yazara devam edeceğim.

7 puan

Victoria McCallan prens Nadim'in özel asistanıdır. Bir gece yatağının etrafını saray muhafızları sarmış bir halde uyanır. Prens Kateb kendisini zindanda görmek istiyordur. Kumarbaz olan babası tüm paralarını kumarda kaybetmiştir. Annesi babasının kahrından ve eziyetlerinden dolayı iki yıl önce ölmüştür. Annesinin cenazesinden beri görmediği babası kumar oynamama yeminini yine bozmuş prens ile oynamıştır. Oynarken hile yapmış ve prense yakalanmıştır. Prense yapılan alçaklık kraliyete yapılan alçaklıktır. Yaptığına karşılık babası Victoria'ı teklif etmiştir. Victoria annesi ölüm döşeğindeyken babası ne yaparsa yapsın arkasında duracağına dair söz vermiştir. Babası için her şeyi yapmaya hazır olduğundan altı aylığına prensin metresi olmayı kabul eder. Prens ile çöle gidip istediği her şeyi yapacaktır babası ise sınır dışı edilecektir.

Kateb Victoria'nın prens Nadim'in dikkatini çekip prens eşi olmak istediğini prens nişanlanınca da zengin bir koca arayışına girdiğini düşünür. Hatta babası aracılığıyla kendisi ile yakınlık kurmaya çalıştığını bile düşünür. Eskiden aşka, aile bağına, mutluluğa inanırdı ama karısı öldükten sonra son beş yıldır kadınların zenginlik ve unvanından dolayı peşinden koştuklarına inanır. Bu yüzden çöle gidince önce Victoria ile arasına mesafe koyar fakat ilgisini de eksik etmez. Victoria'da Kateb'in çekiciliğine kendini kaptırmak istemez. Aşkın annesine ne yaptığını görmüştür bu yüzden aşık olmaya niyeti yoktur. Aşkın bir aptalın göstereceği zaaf olduğunu düşünürken aşık olur.
Kateb ise aşık olamayacağını, kimseyi sevemeyeceğini, o defterin kendisi için kapandığını söylese de kendisine kimsenin davranmaya cesaret edemediği şekilde davranan Victoria işleri değiştirir. Kateb sonunda aşkını inkar etmenin bir anlamı olmadığını anlar.

Victoria'nın oradaki tüm olaylara müdahalesi her konuda fikri oluşu dışında güzeldi.

geri ileri