ggülçin

59 takip ettiği ve 125 takip edeni var. 234 değerlendirme yapmış.

Mesaj Panosu


Henüz bir mesaj gelmemiş.

Son Haberler

ggülçin şu an okuyor.
Sırça Köşk

Sabahattin Alinin daha önce toplu olarak yayımlanan ve zamana karşı koyan hikâyeleri şimdi ayrı kitaplar halinde okuyucunun karşısına çıkıyor. Bunlardan biri olan Sırça Köşkte öyküleri Portakal, Katil Osman, Bahtiyar Köpek, Cankurtaran, Beyaz Bir Geminin yanı sıra Bir Aşk Masalı, Sırça Köşk, Devlerin Masalı gibi masallar da yer alıyor. TADIMLIKCıgaraCıvık, yağmurlu bir havada Beyoğlunda yürüyordum. Vakit gece yarısına yaklaşmıştı. Sokaklarda sarhoşlar, barların önünde otomobiller vardı. Birkaç saçı boyalı kadın sık sık arkalarına bakarak çabuk adımlarla yürüyor, bir bekçi ile bir polis sokağın başında münakaşa ediyordu. Elektrikli ilanların önünden bir an aydınlanıp geçen iri, seyrek yağmur damlaları yere birer tükürük gibi düşüp yayılıyor, çamurlu asfaltı daha yapışkan bir hale getiriyordu.Bir dörtyol ağzındaki genişçe bir meydanın kenarında dört beş çocuğun kavga ettiğini gördüm. Anaya avrata söven ince seslerin arasına acı bir vızıldama karışıyor, arada sırada keskin bir çığlık, boz renkli gökyüzüne doğru yükseliyordu. Biraz yaklaşınca, yalınayak, yırtık gömlekli, en büyüğü on yaşında kadar dört çocuğun, epeyden beri sürdüğü anlaşılan bir kavgayı bitirmek üzere olduklarını anladım. Biraz irice yapılı, fırlak dişli, kırmızı saçlı, çok bilmiş bakışlı bir oğlan, kendisini kolundan tutup sürüklemeye çalışan bir çocukla birlikte uzaklaşıyor, bu arada ikide bir arkasına dönüp bakıyordu. Duvarın dibinde, kaldırımın çamurlarına düşüp dağılmış beş on gazetenin yanında duran korkunç derecede sarı yüzlü, ufak, kalkık burunlu bir çocuk, burnunu elinin tersine silerek ağlıyor ve yanında kalıp yerdeki gazeteleri toplamak isteyen arkadaşının:Haydi, sen de topla da, artık gidelim Kemal! diye ısrar edişine kulak asmadan, suratına dökülen açık kahverengi saçlarını eliyle iterek, beş on adım kadar uzaklaşmış olan kırmızı saçlının arkasından: Ben sana gösteririm, orospu evladı! diye bağırıyordu. Kırmızı saçlı bunu duyunca kolundaki arkadaşını silkelediği gibi geri koştu, korkudan büyümüş gözlerle kaçmak isteyen Kemali daha üç adım atmadan yakaladı, hiç telaş etmeden, sadece dişlerini sıkıp küfürler mırıldanarak, rastgele tokatlamaya başladı. Kurtulmak için çırpınan oğlan avaz avaz bağırıyor, yerden topladığı gazeteleri tekrar çamura fırlatan arkadaşı araya girip:Sen ona uyma, Esad ağabey, ben onu eve götürürüm! diye kırmızı saçlıyı teskine uğraşıyor, Esadın arkadaşı ise, canı sıkılmış bir halde ellerini pantolonunun ceplerine sokmuş, iki üç adım uzaktan seyrediyordu.Sokaktan, yanlarında birer karı ile geçen insanlar bu gürültüye başlarını çevirip bakıyorlar, sonra gülüşerek yollarına gidiyorlardı. Yalnız, meyhanelerde çiçek satan topal bir Rus karısı bir dükkân camekânına dayanmış, iri gözlerle çocuklara bakıyordu. Yüzünde hem dehşet, hem meraka benzeyen garip bir gerilme vardı. Ben birkaç adım ilerleyerek çocukların arasına girdim, ikisini de yakalarından tutup ayırdım, sonra kırmızı saçlıya:Hadi bakalım, çek arabanı, utanmıyor musun? diye sertçe söyledim. Esad beni bir an dikkatle süzdü. Yüzüme doğru kaçamak bir göz attı. Nedense gözüne kestirememiş olacak ki, ağır ve gururlu bir eda ile yavaş yavaş uzaklaştı, fakat dört beş adım gittikten sonra başını çevirerek:Söyleyin o piçe de ağzını tutsun! dedi. Yeniden küfürlere başlamak üzere olan Kemali susturdum. Her tarafı ıslanmış olan gazeteleri toplamak için yere eğilen arkadaşına:Bırak çocuğum, artık onlar bir işe yaramaz. Kaç para ise ben vereyim! dedim. Küçük Kemal benim bu teklifime en küçük bir alaka bile göstermedi. Sadece vızıldayarak ağlıyor, anlaşılmaz küfürler mırıldanıyordu.Gazeteler senin mi? diye sordum.İlk defa olarak yüzüme baktı, ama hiç görmeyen gözlerle baktığını ve bu sırada kafasının çok başka şeylerle dolu olduğunu derhal fark ettim. Sorduğumu tekrarlayınca başıyla Evet! diye işaret etti, hafifçe silkinerek yakasını elimden kurtardı, kenardaki dükkânın çıkıntılı köşesine dayanarak sessizce bekledi. Öteki çocuk yerdeki gazeteleri sayıyor; ikide birde gözlerini kaldırıp beni süzüyordu. Meydan tenhalaşmıştı. Yan sokaktaki bardan hafif bir dans müziği işitiliyor, Kemal ara sıra burnunu çekiyordu. Öteki doğruldu, inanmaz gözlerle yüzüme bakarak:Yedi gazete amuca, kırk iki kuruş eder! dedi. Sonra, sanki cevabımdan korkarmış gibi başını arkadaşına çevirdi:Hadi Kemal, gidelim artık! dedi.Cebimden bir elli kuruş çıkarıp uzattım:Kardeş misiniz? diye sordum.Hayır, bir mahalleliyiz!Nerede oturuyorsunuz?Tophanede!Parayı Kemalin cebine koydu:Hadi be Kemal, aldık parayı işte... gidelim artık!.. diye ötekinin kolundan tuttu. Fakat Kemal şiddetle elini çekti, aynı vaziyette kaldı.Ne diye kavga ettiler? Gazete satmaktan mı?Yok canım, Sulbiye yüzünden!Sulbiye de kim?Bizim mahallede. Önce Esadı dost tutuyordu. Sonra Kemale döndü. Öteki boyna kıza dayak atıyordu. Üç gün, beş gün, en sonunda kız Kemale kaçtı...Esad buna mı kızdı?Geçen akşam sinemanın arkasındaki arsada üst üste yakalamış. Kızın ağzını yüzünü paçavraya çevirdi ama, Kemal kaçmış. O günden beri arkasını kovalıyordu. Bir daha konuştuklarını görürsem bıçaklarım, diyor!Duvara dayanıp gözlerini sokağın çamuruna, sarı ışıkların aksettiği ve iri damlaların düşüp noktaladığı pis sulara diken Kemale baktım, kulağının dibinde anlatılanları hiç duymamış gibi hareketsiz duruyordu. Arkadaşı onu tekrar çekelemeye başladı:Hadisene be Kemal... ne bekliyorsun be! Gidelim be!Kemal onu eliyle itti:Sen gideceksen git ulan! Bana karışma!Öteki bir an düşündü, sonra omuzlarını silkerek:Canın isterse! dedi, yürüdü. Barın önünden geçerek yokuştan aşağıya doğru uzaklaştı.Ben Kemale sokuldum, bir elli kuruş daha uzatarak:Hadi Kemal, bunu da al da git evine yat artık! dedim.O, parayı cebine koyduktan sonra tereddütle birkaç adım attı. Sonra kaldırımın kenarında aynı şekilde dalgın, durup beklemeye başladı.Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Yağmurda adamakıllı ıslanmıştım. Çocuğun yanından uzaklaştım, karşı kaldırıma vardığım zaman, yan sokaktan gelen dans müziği sesleri kuvvetlendi. Başımı çevirince, barın ışıklı kapısı açılıp dışarıya iki sarhoş delikanlının çıktığını gördüm, birbirlerine yaslanarak sallana sallana caddeye doğru yürüdüler.Kemal hâlâ köşede duruyor, fakat barın kapısına dikkatle bakıyordu. Sarhoşlar uzaklaşır uzaklaşmaz oraya koştu, yere eğildi, biraz evvel çıkanların attığı bir cıgara izmaridini alıp eliyle çamurunu temizleyerek ağzına götürdü, sıkı sıkı birkaç nefes çekti, gözlerinin parladığını uzaktan görüyordum. Hızlı adımlarla benim tarafıma yürüyor, ama benim oradan kendisine baktığımı herhalde görmüyordu. Önümden geçerken eğildim, yavaşça kolunu tutarak:Ne o, Kemal? dedim. Bu yaşta cıgara mı içiyorsun?Yüzüme şöyle yandan bir baktı, kolunu kurtardı, sonra beni şiddetle bir kenara itip:Hastir ulan! dedi, hızlı hızlı çektiği cıgaranın dumanını sert sert üfledi; gergin, çabuk adımlarla ve çıplak tabanlarının izini kaldırımın çamurlu asfaltında bırakarak, Beyoğlunun ışıklı, tenha sokaklarından birine daldı, kayboldu.1945

Sabahattin Alinin daha önce toplu olarak yayımlanan ve zamana karşı koyan hikâyeleri şimdi ayrı kitaplar halinde okuyucunun karşısına çıkıyor. Bunlardan biri olan Sırça Köşkte öyküleri Portakal, Katil Osman, Bahtiyar Köpek, Cankurtaran, Beyaz Bir Gem... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 11 ay önce
ggülçin kütüphanesine ekledi.
Sırça Köşk

Sabahattin Alinin daha önce toplu olarak yayımlanan ve zamana karşı koyan hikâyeleri şimdi ayrı kitaplar halinde okuyucunun karşısına çıkıyor. Bunlardan biri olan Sırça Köşkte öyküleri Portakal, Katil Osman, Bahtiyar Köpek, Cankurtaran, Beyaz Bir Geminin yanı sıra Bir Aşk Masalı, Sırça Köşk, Devlerin Masalı gibi masallar da yer alıyor. TADIMLIKCıgaraCıvık, yağmurlu bir havada Beyoğlunda yürüyordum. Vakit gece yarısına yaklaşmıştı. Sokaklarda sarhoşlar, barların önünde otomobiller vardı. Birkaç saçı boyalı kadın sık sık arkalarına bakarak çabuk adımlarla yürüyor, bir bekçi ile bir polis sokağın başında münakaşa ediyordu. Elektrikli ilanların önünden bir an aydınlanıp geçen iri, seyrek yağmur damlaları yere birer tükürük gibi düşüp yayılıyor, çamurlu asfaltı daha yapışkan bir hale getiriyordu.Bir dörtyol ağzındaki genişçe bir meydanın kenarında dört beş çocuğun kavga ettiğini gördüm. Anaya avrata söven ince seslerin arasına acı bir vızıldama karışıyor, arada sırada keskin bir çığlık, boz renkli gökyüzüne doğru yükseliyordu. Biraz yaklaşınca, yalınayak, yırtık gömlekli, en büyüğü on yaşında kadar dört çocuğun, epeyden beri sürdüğü anlaşılan bir kavgayı bitirmek üzere olduklarını anladım. Biraz irice yapılı, fırlak dişli, kırmızı saçlı, çok bilmiş bakışlı bir oğlan, kendisini kolundan tutup sürüklemeye çalışan bir çocukla birlikte uzaklaşıyor, bu arada ikide bir arkasına dönüp bakıyordu. Duvarın dibinde, kaldırımın çamurlarına düşüp dağılmış beş on gazetenin yanında duran korkunç derecede sarı yüzlü, ufak, kalkık burunlu bir çocuk, burnunu elinin tersine silerek ağlıyor ve yanında kalıp yerdeki gazeteleri toplamak isteyen arkadaşının:Haydi, sen de topla da, artık gidelim Kemal! diye ısrar edişine kulak asmadan, suratına dökülen açık kahverengi saçlarını eliyle iterek, beş on adım kadar uzaklaşmış olan kırmızı saçlının arkasından: Ben sana gösteririm, orospu evladı! diye bağırıyordu. Kırmızı saçlı bunu duyunca kolundaki arkadaşını silkelediği gibi geri koştu, korkudan büyümüş gözlerle kaçmak isteyen Kemali daha üç adım atmadan yakaladı, hiç telaş etmeden, sadece dişlerini sıkıp küfürler mırıldanarak, rastgele tokatlamaya başladı. Kurtulmak için çırpınan oğlan avaz avaz bağırıyor, yerden topladığı gazeteleri tekrar çamura fırlatan arkadaşı araya girip:Sen ona uyma, Esad ağabey, ben onu eve götürürüm! diye kırmızı saçlıyı teskine uğraşıyor, Esadın arkadaşı ise, canı sıkılmış bir halde ellerini pantolonunun ceplerine sokmuş, iki üç adım uzaktan seyrediyordu.Sokaktan, yanlarında birer karı ile geçen insanlar bu gürültüye başlarını çevirip bakıyorlar, sonra gülüşerek yollarına gidiyorlardı. Yalnız, meyhanelerde çiçek satan topal bir Rus karısı bir dükkân camekânına dayanmış, iri gözlerle çocuklara bakıyordu. Yüzünde hem dehşet, hem meraka benzeyen garip bir gerilme vardı. Ben birkaç adım ilerleyerek çocukların arasına girdim, ikisini de yakalarından tutup ayırdım, sonra kırmızı saçlıya:Hadi bakalım, çek arabanı, utanmıyor musun? diye sertçe söyledim. Esad beni bir an dikkatle süzdü. Yüzüme doğru kaçamak bir göz attı. Nedense gözüne kestirememiş olacak ki, ağır ve gururlu bir eda ile yavaş yavaş uzaklaştı, fakat dört beş adım gittikten sonra başını çevirerek:Söyleyin o piçe de ağzını tutsun! dedi. Yeniden küfürlere başlamak üzere olan Kemali susturdum. Her tarafı ıslanmış olan gazeteleri toplamak için yere eğilen arkadaşına:Bırak çocuğum, artık onlar bir işe yaramaz. Kaç para ise ben vereyim! dedim. Küçük Kemal benim bu teklifime en küçük bir alaka bile göstermedi. Sadece vızıldayarak ağlıyor, anlaşılmaz küfürler mırıldanıyordu.Gazeteler senin mi? diye sordum.İlk defa olarak yüzüme baktı, ama hiç görmeyen gözlerle baktığını ve bu sırada kafasının çok başka şeylerle dolu olduğunu derhal fark ettim. Sorduğumu tekrarlayınca başıyla Evet! diye işaret etti, hafifçe silkinerek yakasını elimden kurtardı, kenardaki dükkânın çıkıntılı köşesine dayanarak sessizce bekledi. Öteki çocuk yerdeki gazeteleri sayıyor; ikide birde gözlerini kaldırıp beni süzüyordu. Meydan tenhalaşmıştı. Yan sokaktaki bardan hafif bir dans müziği işitiliyor, Kemal ara sıra burnunu çekiyordu. Öteki doğruldu, inanmaz gözlerle yüzüme bakarak:Yedi gazete amuca, kırk iki kuruş eder! dedi. Sonra, sanki cevabımdan korkarmış gibi başını arkadaşına çevirdi:Hadi Kemal, gidelim artık! dedi.Cebimden bir elli kuruş çıkarıp uzattım:Kardeş misiniz? diye sordum.Hayır, bir mahalleliyiz!Nerede oturuyorsunuz?Tophanede!Parayı Kemalin cebine koydu:Hadi be Kemal, aldık parayı işte... gidelim artık!.. diye ötekinin kolundan tuttu. Fakat Kemal şiddetle elini çekti, aynı vaziyette kaldı.Ne diye kavga ettiler? Gazete satmaktan mı?Yok canım, Sulbiye yüzünden!Sulbiye de kim?Bizim mahallede. Önce Esadı dost tutuyordu. Sonra Kemale döndü. Öteki boyna kıza dayak atıyordu. Üç gün, beş gün, en sonunda kız Kemale kaçtı...Esad buna mı kızdı?Geçen akşam sinemanın arkasındaki arsada üst üste yakalamış. Kızın ağzını yüzünü paçavraya çevirdi ama, Kemal kaçmış. O günden beri arkasını kovalıyordu. Bir daha konuştuklarını görürsem bıçaklarım, diyor!Duvara dayanıp gözlerini sokağın çamuruna, sarı ışıkların aksettiği ve iri damlaların düşüp noktaladığı pis sulara diken Kemale baktım, kulağının dibinde anlatılanları hiç duymamış gibi hareketsiz duruyordu. Arkadaşı onu tekrar çekelemeye başladı:Hadisene be Kemal... ne bekliyorsun be! Gidelim be!Kemal onu eliyle itti:Sen gideceksen git ulan! Bana karışma!Öteki bir an düşündü, sonra omuzlarını silkerek:Canın isterse! dedi, yürüdü. Barın önünden geçerek yokuştan aşağıya doğru uzaklaştı.Ben Kemale sokuldum, bir elli kuruş daha uzatarak:Hadi Kemal, bunu da al da git evine yat artık! dedim.O, parayı cebine koyduktan sonra tereddütle birkaç adım attı. Sonra kaldırımın kenarında aynı şekilde dalgın, durup beklemeye başladı.Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Yağmurda adamakıllı ıslanmıştım. Çocuğun yanından uzaklaştım, karşı kaldırıma vardığım zaman, yan sokaktan gelen dans müziği sesleri kuvvetlendi. Başımı çevirince, barın ışıklı kapısı açılıp dışarıya iki sarhoş delikanlının çıktığını gördüm, birbirlerine yaslanarak sallana sallana caddeye doğru yürüdüler.Kemal hâlâ köşede duruyor, fakat barın kapısına dikkatle bakıyordu. Sarhoşlar uzaklaşır uzaklaşmaz oraya koştu, yere eğildi, biraz evvel çıkanların attığı bir cıgara izmaridini alıp eliyle çamurunu temizleyerek ağzına götürdü, sıkı sıkı birkaç nefes çekti, gözlerinin parladığını uzaktan görüyordum. Hızlı adımlarla benim tarafıma yürüyor, ama benim oradan kendisine baktığımı herhalde görmüyordu. Önümden geçerken eğildim, yavaşça kolunu tutarak:Ne o, Kemal? dedim. Bu yaşta cıgara mı içiyorsun?Yüzüme şöyle yandan bir baktı, kolunu kurtardı, sonra beni şiddetle bir kenara itip:Hastir ulan! dedi, hızlı hızlı çektiği cıgaranın dumanını sert sert üfledi; gergin, çabuk adımlarla ve çıplak tabanlarının izini kaldırımın çamurlu asfaltında bırakarak, Beyoğlunun ışıklı, tenha sokaklarından birine daldı, kayboldu.1945

Sabahattin Alinin daha önce toplu olarak yayımlanan ve zamana karşı koyan hikâyeleri şimdi ayrı kitaplar halinde okuyucunun karşısına çıkıyor. Bunlardan biri olan Sırça Köşkte öyküleri Portakal, Katil Osman, Bahtiyar Köpek, Cankurtaran, Beyaz Bir Gem... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 11 ay önce
ggülçin bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 yıl önce
ggülçin okumuş.
Trendeki Kız

Sadece Amerika’da ilk 6 haftada 230.000 adet satıldı.
New York Times Çok Satanlar listesine, çıktığı hafta 1.sıradan giriş yaptı ve hâlâ 1.sırada.
Amazon ve Goodreads’de Ocak 2015’in En İyi Kitabı seçildi.
Washington Post, iBooks Çok Satanlar listelerinde 1. Sırada.

Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

“Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!”
–S.J. Watson

“Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock’u.”
–Terry Hayes

“Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman.”
–Lisa Gardner

“Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!”
–Publishers Weekly.

“Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar.”
–Kirkus

“Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor.”
–Entertainment Weekly

Sadece Amerika’da ilk 6 haftada 230.000 adet satıldı.
New York Times Çok Satanlar listesine, çıktığı hafta 1.sıradan giriş yaptı ve hâlâ 1.sırada.
Amazon ve Goodreads’de Ocak 2015’in En İyi Kitabı seçildi.
Washington Post, iBooks Çok Satanlar li... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 yıl önce
ggülçin kütüphanesine ekledi.
Trendeki Kız

Sadece Amerika’da ilk 6 haftada 230.000 adet satıldı.
New York Times Çok Satanlar listesine, çıktığı hafta 1.sıradan giriş yaptı ve hâlâ 1.sırada.
Amazon ve Goodreads’de Ocak 2015’in En İyi Kitabı seçildi.
Washington Post, iBooks Çok Satanlar listelerinde 1. Sırada.

Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

“Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!”
–S.J. Watson

“Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock’u.”
–Terry Hayes

“Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman.”
–Lisa Gardner

“Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!”
–Publishers Weekly.

“Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar.”
–Kirkus

“Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor.”
–Entertainment Weekly

Sadece Amerika’da ilk 6 haftada 230.000 adet satıldı.
New York Times Çok Satanlar listesine, çıktığı hafta 1.sıradan giriş yaptı ve hâlâ 1.sırada.
Amazon ve Goodreads’de Ocak 2015’in En İyi Kitabı seçildi.
Washington Post, iBooks Çok Satanlar li... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 yıl önce
ggülçin bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 yıl önce
Daha Fazla Göster

ggülçin şu an ne okuyor?

tüm güncellemelerine git

Sırça Köşk

%0

Kütüphanesinden Seçmeler

İnsancıklar
13 saat + 1 ömür
Son Kamelya
Aklı Bir Karış Havada
Sefiller Cilt 1
Kan Gölü
Yaz
Senden Önce Ben (Senden Önce Ben, #1)
Yolda
Kayıp Gül (Kayıp Gül, #1)
Arkadaşlar Arasında (Bir Genç Kızın Gizli Defteri, #2)
Şelale'nin Bez Bebeği
Gece Nöbeti
Şimdi Düğün Zamanı (Bir Genç Kızın Gizli Defteri, #6)
Yaprak Dökümü
Od
Üç Silahşörler
İyi Geceler Tatlı Prens
Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü
Bulantı
Mutfakta Aşk Kokusu Var!
Çocuk Kalbi
Satranç
Hayat Devam Ediyor (Bir Genç Kızın Gizli Defteri, #7)
Kuyucaklı Yusuf
Fatih - Harbiye
Therese Raquin
Son Yaprak
Günahkar (Rizzoli & Isles, #3)
Kış Sarayı
Edebiyat Mutluluktur
İki İyi Hırsız
Küpe Çiçeği
Mutluluk Projesi Ev
Perina

Favori Yazarları (8 yazar)

buket uzuner
zülfü livaneli
khaled hosseini
tüm favori yazarları

Çözdüğü Testler (22 tane)

tüm quiz cevapları

Liste Oyları (4 liste)

Takip Ettikleri (59 kişi)

tüm takip ettikleri

Takip Edenler (125 kişi)

tüm takip edenler

Katıldığı Gruplar (tüm gruplar)

Bloggerlar

Bloggerlar

5 yıl, 1 ay önce üye olmuş.

Vikitap'a üye blogger'ların (blogger, blogcu, wordpress, tumblr vd....

Kitaplardan En Sevdiğimiz Alıntılar

Kitaplardan En Sevdiğimiz Alıntılar

5 yıl, 1 ay önce üye olmuş.

Bazen öyle bir cümleye rastlarız ki kitapta, o tek cümleden koca bir...

Kitap Tavsiyesi ve Fikir Alışverişi

Kitap Tavsiyesi ve Fikir Alışverişi

5 yıl, 1 ay önce üye olmuş.

Bazen elimizde birçok kitap oluyor ve hangisini okuyacağımıza karar...

Genç Yazarlar Çetesi

Genç Yazarlar Çetesi

5 yıl, 5 ay önce üye olmuş.

Genç Yazarlar Çetesi grubu.

Kitap Ayracı Koleksiyonerliği

Kitap Ayracı Koleksiyonerliği

5 yıl, 5 ay önce üye olmuş.

Kitapların en büyük aksesuarı elbetteki kitap ayraçlarıdır. Peki...

Kitap Aşıkları

Kitap Aşıkları

5 yıl, 4 ay önce üye olmuş.

KİTAP SEVERLER

Okuma Güncesi (tümü)

Riyad'ın Kızları
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Kayıp Aranıyor
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Sırça Köşk
Okuyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Asla Arkana Bakma
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Harry Potter ve Ateş Kadehi (Harry Potter, #4)
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Baba ve Piç
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz