Sırça Köşk (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Sabahattin Alinin daha önce toplu olarak yayımlanan ve zamana karşı koyan hikâyeleri şimdi ayrı kitaplar halinde okuyucunun karşısına çıkıyor. Bunlardan biri olan Sırça Köşkte öyküleri Portakal, Katil Osman, Bahtiyar Köpek, Cankurtaran, Beyaz Bir Geminin yanı sıra Bir Aşk Masalı, Sırça Köşk, Devlerin Masalı gibi masallar da yer alıyor. TADIMLIKCıgaraCıvık, yağmurlu bir havada Beyoğlunda yürüyordum. Vakit gece yarısına yaklaşmıştı. Sokaklarda sarhoşlar, barların önünde otomobiller vardı. Birkaç saçı boyalı kadın sık sık arkalarına bakarak çabuk adımlarla yürüyor, bir bekçi ile bir polis sokağın başında münakaşa ediyordu. Elektrikli ilanların önünden bir an aydınlanıp geçen iri, seyrek yağmur damlaları yere birer tükürük gibi düşüp yayılıyor, çamurlu asfaltı daha yapışkan bir hale getiriyordu.Bir dörtyol ağzındaki genişçe bir meydanın kenarında dört beş çocuğun kavga ettiğini gördüm. Anaya avrata söven ince seslerin arasına acı bir vızıldama karışıyor, arada sırada keskin bir çığlık, boz renkli gökyüzüne doğru yükseliyordu. Biraz yaklaşınca, yalınayak, yırtık gömlekli, en büyüğü on yaşında kadar dört çocuğun, epeyden beri sürdüğü anlaşılan bir kavgayı bitirmek üzere olduklarını anladım. Biraz irice yapılı, fırlak dişli, kırmızı saçlı, çok bilmiş bakışlı bir oğlan, kendisini kolundan tutup sürüklemeye çalışan bir çocukla birlikte uzaklaşıyor, bu arada ikide bir arkasına dönüp bakıyordu. Duvarın dibinde, kaldırımın çamurlarına düşüp dağılmış beş on gazetenin yanında duran korkunç derecede sarı yüzlü, ufak, kalkık burunlu bir çocuk, burnunu elinin tersine silerek ağlıyor ve yanında kalıp yerdeki gazeteleri toplamak isteyen arkadaşının:Haydi, sen de topla da, artık gidelim Kemal! diye ısrar edişine kulak asmadan, suratına dökülen açık kahverengi saçlarını eliyle iterek, beş on adım kadar uzaklaşmış olan kırmızı saçlının arkasından: Ben sana gösteririm, orospu evladı! diye bağırıyordu. Kırmızı saçlı bunu duyunca kolundaki arkadaşını silkelediği gibi geri koştu, korkudan büyümüş gözlerle kaçmak isteyen Kemali daha üç adım atmadan yakaladı, hiç telaş etmeden, sadece dişlerini sıkıp küfürler mırıldanarak, rastgele tokatlamaya başladı. Kurtulmak için çırpınan oğlan avaz avaz bağırıyor, yerden topladığı gazeteleri tekrar çamura fırlatan arkadaşı araya girip:Sen ona uyma, Esad ağabey, ben onu eve götürürüm! diye kırmızı saçlıyı teskine uğraşıyor, Esadın arkadaşı ise, canı sıkılmış bir halde ellerini pantolonunun ceplerine sokmuş, iki üç adım uzaktan seyrediyordu.Sokaktan, yanlarında birer karı ile geçen insanlar bu gürültüye başlarını çevirip bakıyorlar, sonra gülüşerek yollarına gidiyorlardı. Yalnız, meyhanelerde çiçek satan topal bir Rus karısı bir dükkân camekânına dayanmış, iri gözlerle çocuklara bakıyordu. Yüzünde hem dehşet, hem meraka benzeyen garip bir gerilme vardı. Ben birkaç adım ilerleyerek çocukların arasına girdim, ikisini de yakalarından tutup ayırdım, sonra kırmızı saçlıya:Hadi bakalım, çek arabanı, utanmıyor musun? diye sertçe söyledim. Esad beni bir an dikkatle süzdü. Yüzüme doğru kaçamak bir göz attı. Nedense gözüne kestirememiş olacak ki, ağır ve gururlu bir eda ile yavaş yavaş uzaklaştı, fakat dört beş adım gittikten sonra başını çevirerek:Söyleyin o piçe de ağzını tutsun! dedi. Yeniden küfürlere başlamak üzere olan Kemali susturdum. Her tarafı ıslanmış olan gazeteleri toplamak için yere eğilen arkadaşına:Bırak çocuğum, artık onlar bir işe yaramaz. Kaç para ise ben vereyim! dedim. Küçük Kemal benim bu teklifime en küçük bir alaka bile göstermedi. Sadece vızıldayarak ağlıyor, anlaşılmaz küfürler mırıldanıyordu.Gazeteler senin mi? diye sordum.İlk defa olarak yüzüme baktı, ama hiç görmeyen gözlerle baktığını ve bu sırada kafasının çok başka şeylerle dolu olduğunu derhal fark ettim. Sorduğumu tekrarlayınca başıyla Evet! diye işaret etti, hafifçe silkinerek yakasını elimden kurtardı, kenardaki dükkânın çıkıntılı köşesine dayanarak sessizce bekledi. Öteki çocuk yerdeki gazeteleri sayıyor; ikide birde gözlerini kaldırıp beni süzüyordu. Meydan tenhalaşmıştı. Yan sokaktaki bardan hafif bir dans müziği işitiliyor, Kemal ara sıra burnunu çekiyordu. Öteki doğruldu, inanmaz gözlerle yüzüme bakarak:Yedi gazete amuca, kırk iki kuruş eder! dedi. Sonra, sanki cevabımdan korkarmış gibi başını arkadaşına çevirdi:Hadi Kemal, gidelim artık! dedi.Cebimden bir elli kuruş çıkarıp uzattım:Kardeş misiniz? diye sordum.Hayır, bir mahalleliyiz!Nerede oturuyorsunuz?Tophanede!Parayı Kemalin cebine koydu:Hadi be Kemal, aldık parayı işte... gidelim artık!.. diye ötekinin kolundan tuttu. Fakat Kemal şiddetle elini çekti, aynı vaziyette kaldı.Ne diye kavga ettiler? Gazete satmaktan mı?Yok canım, Sulbiye yüzünden!Sulbiye de kim?Bizim mahallede. Önce Esadı dost tutuyordu. Sonra Kemale döndü. Öteki boyna kıza dayak atıyordu. Üç gün, beş gün, en sonunda kız Kemale kaçtı...Esad buna mı kızdı?Geçen akşam sinemanın arkasındaki arsada üst üste yakalamış. Kızın ağzını yüzünü paçavraya çevirdi ama, Kemal kaçmış. O günden beri arkasını kovalıyordu. Bir daha konuştuklarını görürsem bıçaklarım, diyor!Duvara dayanıp gözlerini sokağın çamuruna, sarı ışıkların aksettiği ve iri damlaların düşüp noktaladığı pis sulara diken Kemale baktım, kulağının dibinde anlatılanları hiç duymamış gibi hareketsiz duruyordu. Arkadaşı onu tekrar çekelemeye başladı:Hadisene be Kemal... ne bekliyorsun be! Gidelim be!Kemal onu eliyle itti:Sen gideceksen git ulan! Bana karışma!Öteki bir an düşündü, sonra omuzlarını silkerek:Canın isterse! dedi, yürüdü. Barın önünden geçerek yokuştan aşağıya doğru uzaklaştı.Ben Kemale sokuldum, bir elli kuruş daha uzatarak:Hadi Kemal, bunu da al da git evine yat artık! dedim.O, parayı cebine koyduktan sonra tereddütle birkaç adım attı. Sonra kaldırımın kenarında aynı şekilde dalgın, durup beklemeye başladı.Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Yağmurda adamakıllı ıslanmıştım. Çocuğun yanından uzaklaştım, karşı kaldırıma vardığım zaman, yan sokaktan gelen dans müziği sesleri kuvvetlendi. Başımı çevirince, barın ışıklı kapısı açılıp dışarıya iki sarhoş delikanlının çıktığını gördüm, birbirlerine yaslanarak sallana sallana caddeye doğru yürüdüler.Kemal hâlâ köşede duruyor, fakat barın kapısına dikkatle bakıyordu. Sarhoşlar uzaklaşır uzaklaşmaz oraya koştu, yere eğildi, biraz evvel çıkanların attığı bir cıgara izmaridini alıp eliyle çamurunu temizleyerek ağzına götürdü, sıkı sıkı birkaç nefes çekti, gözlerinin parladığını uzaktan görüyordum. Hızlı adımlarla benim tarafıma yürüyor, ama benim oradan kendisine baktığımı herhalde görmüyordu. Önümden geçerken eğildim, yavaşça kolunu tutarak:Ne o, Kemal? dedim. Bu yaşta cıgara mı içiyorsun?Yüzüme şöyle yandan bir baktı, kolunu kurtardı, sonra beni şiddetle bir kenara itip:Hastir ulan! dedi, hızlı hızlı çektiği cıgaranın dumanını sert sert üfledi; gergin, çabuk adımlarla ve çıplak tabanlarının izini kaldırımın çamurlu asfaltında bırakarak, Beyoğlunun ışıklı, tenha sokaklarından birine daldı, kayboldu.1945

Sabahattin Alinin daha önce toplu olarak yayımlanan ve zamana karşı koyan hikâyeleri şimdi ayrı kitaplar halinde okuyucunun karşısına çıkıyor. Bunlardan biri olan Sırça Köşkte öyküleri Portakal, Katil Osman, Bahtiyar Köpek, Cankurtaran, Beyaz Bir Geminin yanı sıra Bir Aşk Masalı, Sırça Köşk, Devlerin Masalı gibi masallar da yer alıyor. TADIMLIKCıgaraCıvık, yağmurlu bir havada Beyoğlunda yürüyordum. Vakit gece yarısına yaklaşmıştı. Sokaklarda sarhoşlar, barların önünde otomobiller vardı. Birk... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Ciltsiz , Edebiyat / Türk Edebiyatı , 144 sayfa

Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı


ISBN
9789750806629
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

8.5 puan (184 kişi)
363 okumuş, 234 okumak istiyor, 14 okuyor

7.6 puan (508 kişi)
1215 okumuş, 481 okumak istiyor, 25 okuyor

8.2 puan (70 kişi)
197 okumuş, 86 okumak istiyor, 7 okuyor

8.0 puan (328 kişi)
835 okumuş, 293 okumak istiyor, 9 okuyor

8.0 puan (195 kişi)
505 okumuş, 134 okumak istiyor, 17 okuyor

8.3 puan (235 kişi)
519 okumuş, 182 okumak istiyor, 8 okuyor

8.1 puan (285 kişi)
739 okumuş, 325 okumak istiyor, 20 okuyor

8.1 puan (101 kişi)
276 okumuş, 99 okumak istiyor, 6 okuyor

8.4 puan (647 kişi)
1590 okumuş, 704 okumak istiyor, 59 okuyor

8.9 puan (103 kişi)
237 okumuş, 112 okumak istiyor, 5 okuyor

Kitabın Geçtiği Listeler

32 kitap, 47 oy

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

stedimare ladeskemigi evissen çiğdemkaplan selincigdem rumeysakk Kontesden sedefgezer ggülçin esragkpnr mstfaktp
11 kişi
fgunduz Ayıplı Mal Irmak Dönmez Cihan.4 Tubas simurganka77 GeCe_KuSu tbpkgr Mahir bstmlg Kızılaslan awas drtly adnantopcu 61trabzon08 Bahar* Mervem msguner Safiye Sngl Krmn gzmarz onurg ismail kurt Oktayy cansu97 Ilginn kirmizikadin Horrorpheliac environengist Serpil Aybirdi wertherist Sezgi yasminalan ney_zenn South Eylemgarzanli pentaguen mhmtsydn hbesen
518 kişi
indocilis nzrysldg Ananassuyu dincarslan Eliflendim tunabasar35 kudeys00 sydbarrett lalsland akhillaus fox rare rycebe anagram dozuarap Cucude mantolumariapuder ametikan joyhog ehlifasil immaculate nursah zgkn drycmacar jazzdevil kirmizikurnaztilki umursamaz uykucu okurmerv nevincervat MaviDünya soundchaser serkankynk layne Hilaal cansuküçük asrevan demetgnay sonkitapbükücü gzdkrc1
202 kişi
senAydemir sefa
2 kişi

Değerlendirmeler

değerlendirme
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

öyküleri ve masalları sevdim, S.Ali dili kitapta kendini belli ediyor, 40 ların sonunda yazılmış öyküler ancak sanki içinde bulunduğumuz zamanda yazılmış gibi, ya yazar zamanlarüstü bir hayalgücü ve beceriye sahip ya da 60-70 yıldır Türkiye'nin problemleri benzer...

3 yıl, 11 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Çok güzel öyküler mutlaka okunmalı.. Koyun masalı ve Sırça köşk o kadar güzeldi ki yıl 1945 olsun 2014 olsun fark etmez her devrin masalı.. Bazı şeyler değişmiyor maalesef..

3 yıl, 3 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Cankurtaran öyküsü favorim oldu. Sabahattin Ali'ye Kürk Mantolu Madonna ile tanışmak benim için talihsizlik olmuş. Ben pek sevemedim Kürk Mantolu Madonna'yı nedense. Ama Sırça Köşk şimdiye kadar okuduğum en iyi öykü kitabı. Sabahattin Ali'yi sanırım bu kitabıyla keşfettim ben.

3 yıl, 3 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kitaptaki öyküler o kadar günümüzü çağrıştırıyor ki okunmaya değer bir kitap bence ...

3 yıl, 1 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
1 puan

Öncesinde okuduğum Kürk Mantolu Madonna'yı beğenmemiştim. Bu sefer hikaye konusunda şansımı deneyim dedim. Anladım ki maalesef yazarla yıldızımız uyuşmuyor. Betimlemeleri beni çok yordu. Anca 3-4 hikaye okuyabildim o da kendimi fazla zorlayarak.

11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

bu adamın kelimelerine aşığım.

4 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Toplumsal ideolojik sorunları, örtük ve mizahi bir biçimde anlatıyor. Okuduğunuzda o günden bugüne sorunların hiç değişmediğini görüyorsunuz. Ve bir yerlerde, birileri için hep bir sırça köşk...

4 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

resim çiziyor sabahattin ali. kelimelerle. her öykünün ayrı ayrı filmi çekilir. bu her şeyi doğrudan söylemek değil; okuyucunun muhayyilesine de fırsat tanıyor. var olsun.

4 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Pek hikaye insanı değilim, ancak sonunda yer alan masallar gerçekten kaliteliydi. Bu kitabı okurken fark ettim; "toplum olarak bu halde olmamızın sebebi Sabahattin Ali'nin masallarıyla büyümemiş olmamız"mış...

2 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Öykülerine de bayıldım, masallarına da. Nasıl da özlemişim masal dinlemeyi...

2 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Sabahattin Ali birkaç sayfalık öykülere resmen dünyaları sığdırmış. Öykülerinde işlediği o günün sorunlarının yıllardır değişmediğini ve günümüzde de devam ettiğini görüyoruz. O günün siyasi ortamının sorunları aynı şekilde devam ediyor. Herkesin okuması gereken ve okuyan herkesin bu günden bir şeyler bulacağı bu kitap Sabahattin Ali'nin ne kadar büyük bir öykücü olduğunu gözler önüne seriyor.

1 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Sabahattin Ali, öykülerindeki acıdan, çaresiz insanlardan öylesine etkilenmiş olacak ki, Bahtiyar Köpek öyküsünde

"Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. 'Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?' diyorlar. 'Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin?' Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir kaşık toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?" diye düşünen, soran okurlarına

"Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor. Hele cümle alem bu köpeğin onda biri kadar rahata kavuşsun, bakın ben bir daha acı şeylerden söz açar mıyım!" diye bitirerek, "aydın"lığını da insan olmanın erdemliğini de gözler önüne seriyor!

1 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

En çok sevdiğim yazarlardan birisi olan Sebahattin Ali’nin Sırça Köşk kitabı, 13 hikayeden ve 4 masaldan oluşmaktadır. Yazar, bu eserlerinde toplumsal sorunlara, sosyal yaralara, ülke sorunlarına sırtını dönen aydınlara, çıkarcı doktorlara, haksız kazanç sağlayan tüccarlara, katil olmaya mecbur kalan gençlere, istemedikleri hayatı yaşamak zorunda kalan kadınlara, yolsuzluklara, korunmayan doğal güzelliklere, halkı yok sayan yöneticilere yer vermiştir. Hepsi çok etkili ve derin anlamlar taşımaktadırlar.
Sırça Köşk kitabına adını veren bu masal şu şekilde özetlenebilir:
Tembel ve gittikleri hiçbir yerde barınamayan üç arkadaş bir kente gelirler. Yolda gelirken içlerinden biri kendilerini rahat ettirecek bir yol bulur. Bu yol icabı geldikleri kentte dolaşıp, herkesin duyacağı şekilde ve şaşkın bir edayla "Bu ülkenin sırça köşkü nerede?" diye sorarlar. Sırça köşkün ne olduğunu halk merak eder. Üç tembel arkadaş sırça köşksüz kent olmayacağına onları inandırıp bir sırça köşk yaparlar. Köşkü gittikçe büyütürler. Sırça köşkün ihtiyaçları giderek artar, oraya giren hazır yemeye alıştığından oradan ayrılmak istemez, dışarda kalanlar da oraya girmeye çalışırlar.
Sırça köşk giderek halka yük olmaya başlar. Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar. Sırça köşkün ihtiyaçları karşılanamadığında, sırça köşktekiler zora başvurur. Halkın yiyeceğini, içeceğini zorla alır, itiraz edenleri sırça köşkün bodrumuna kapatırlar. Halk bu beladan kurtulmaya çalışmaz, sırça köşkün adamları da köşkün hiçbir kuvvetin yıkamayacağı kadar sağlam olduğu düşüncesini yayarlar, safları inandırır, inanmayanları hile ve zorla sustururlar. Zamanla halkın vereceği bir şey kalmaz. Son koyunlarını da bir emirle getirirler. Bu durumda halkın artık korkmayacağını bilen üç tembel arkadaşın elebaşısı sesini tatlılaştırarak halk için yaptıkları fedakarlıkları anlatır.
Getirdikleri koyunların hepsini yemediklerini bir kısmını geri vereceklerini açıkladıktan sonra kellelerin halka dağıtılmasını emreder. Kelleler dağıtılır. Biri bakar ki kellelerin beyni yok. Kellelerin dili ve gözü de yoktur. Kellelerin beyin, göz ve dillerinin olmayış nedenini sorduklarında "Siz onları ziyan edersiniz" cevabını alırlar. İçlerinden biri "bana böyle başın lüzumu yok" diye kelleyi fırlatınca sırça köşkte bir delik açılır. Herkes elindeki kelleyi fırlatınca, sağlamlığına inanılan köşk tuzla buz olur. Halk normal yaşayışına döner. Olayların bu şekilde bittiği bu masalda da bir kıssadan hisse paragrafı yer alır:
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuz buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."

3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

http://www.ebediyenedebiyat.blogspot.com/2013/05/srca-kosk-sabahattin-ali.html

3 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kurk mantolu madonnadan sonra okudugum 2.sabahattin ali kitabiydi.bu kez roman yerone oyku vardi.bence cok cok guzeldi.ozellikle son bolumdeki masal kismini cok sevdim.oykuler icinde de en sevdigim cirkince oldu.belki de sirincenin benim icin ozel olmasindan kaynakli bu durum :)
Oykuler insani yormayan tadinda biten turdendi.

3 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

Aralarında güzel öykülerde vardı biraz gereksiz öykülerde

3 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

kerkezin bir sırça köşkü olmalı...

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Sırça köşklerimizde görmediklerimiz yada görüp görmezden geldiklerimizin reel anlatısı. Yazar bu kitabında Bahtiyar Köpek adlı öyküsünde şöyle der:

Bana neden hep aç insanları, yoksulları, acıları, yalın ayaklı çocukları anlatıp durursun ki dünyada anlatılacak güzel şeyler var bu güzellikleri , iyi olan şeyleri anlat diye zerzenişte bulunanlara cevap verir. Neden bunları anlatıyorum ki?

1 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

http://egemvekitaplarim.blogspot.com.tr/2014/03/ay-benim-icin-oldukca-verimsiz-bir-ayd.html

3 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Zamana karşı koyan kitaplardan...

1 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

 ♥  ♥  ♥ oykulerden olusmus bu kitap surukleyici oykuler ve yalin bir dille anlatilmalari sayesinde su gibi akti gitti.en begendigim oyku portakal en begendigim masal ise sirca kosk :))

2 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Özellikle masallar kısmı defalarca okunabilir.

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

çok farklı konuları hikayeleştirerek anlattığı kitabında tümünü beğenmekle beraber özellikle Çilli , Çigara, Katil Osman, ve Beyaz gemi benim açımdan harikaydı.

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Bir dönem yasaklı bir kitap olduğunu biliyorum. Ayrıca " Hükümet Kadın " filminde bu konuya değiniliyor bir sahnede. Dün internetten ilk baskısını aldım, okumak için sabırsızlıkla bekliyorum

1 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Tek kelimeyle mükemmeldi. Eğer kapağı yazarı ya da yılını görmeden sadece içindeki hikayeleri okumuş olsaydım en fazla bir kaç yıl önce yazılmış olabileceğine inanabilirdim. Sabahattin Ali bu zamansız diyebileceğim kitabıyla bizi,iç dünyamızı ve yaşadıklarımızı yine bize yansıtmış aslında. Kısacası okuyun okutun derim ve kitabın sonundaki koyun masalı ve sırça köşke de özellikle bayıldığımı da söylemeden geçmek olmaz.

1 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."

1 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Kitap, toplumun ezilmiş kesimlerini anlatan öykülerden oluşuyor. Öyküler, hayatın içinden ve gerçekçi ama "Sırça Köşk" dışındakiler pek hatırda kalıcı değil.

1 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Öykülerden oluşan çok güzel bir kitaptı.

6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Sabahattin Ali nin siyasi görüşünü ufak ufak hissettiğim hikayeler ve anlamlı masallardan oluşan bir kitap

2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

sabahattin ali'nin kitapları su gibi akıp gidiyor... masallar bölümü ayrıca güzeldi...

1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Birbirinden güzel hikayeler ile dolu..

3 hafta önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski