Camlar Şehri (Ölümcül Oyuncaklar, #3)

10 puan

Daha zirveye çıkabilir mi bu seri merak ediyorum doğrusu. Çok akıcıydı, çok fazla şey oldu ve bir çok olay da sona bağlandı ama tabi ki kötülüğün tohumu Sebastian ölmedi. En başından beri Jace ve Clary'nin kardeş olmasına inanmadığım gibi buna da inanmıyorum.

SPOILER
Alec herkes içinde Magnus'u öptü ve ''EVET'' diye bağırasım geldi. Savaşın ortasında ''niye cevaplarıma geri dönmedin?'' diyebilecek tek kişi Alec'ti ve öyle de oldu. O sahnede anlamsızca güldüm. Kötü adamlara karşı beslediğim sempati normal değil, yine de Valentine'a üzüldüm. Başına ne geldiyse haketti ama yine de, bilmiyorum, özellikle Jace'i öldürdükten sonra saçlarını falan okşaması beni etkiledi herhalde. Çok kolay yönlendirilebilecek bir insanım galiba. Beni öldürseler de saçlarımı okşuyorlarsa sorun yok demektir. Ve en çok üzüldüğüm yer, Max. Zaten, bir savaşta kurban olmazsa garip olurdu. Bu üzülmeme engel olmadı ne yazık ki. Sen tam bir iblissin Sebastian ya da Jonathan ya da her neysen ama Isabelle'i öldürdüğünü sanman her şeyi değiştirdi. Ve Clary'nin annesi Jocelyn ile Luke'un karşılıklı bir sevgi taşımaları beni mutlu etti. Simon ise bu kitapta en olgun davranan kişiydi, sonuçta daha 16 yaşında, ve her zaman ki gibi kalbimi fethetti. Simon ve Isabelle'i shipliyorum. Son olarak Jace ve Clary'nin kardeş saçmalığı çözüldüğü için gerçekten büyük bir rahatlama duydum ve evet, Clary gerçek abin sandığın kişiyi öptün ama gerçek abini de öptün. Rüya içinde rüya gibi. Clare, lütfen artık sevenleri rahat bırak. SPOILER


Dördüncü kitaba başlayacağım, bakalım Valentine'in miras bıraktığı kötülüğü kim sürdürecek?

Yorumlar
« geri ileri »

0 ile 0 arası yorum gösteriliyor, toplam 0 yorum.
Yorum yazılmamış.
« geri ileri »