Atlantis'in Maskesiz Yüzü (Poseidon Savaşçıları #4 )

10 puan

https://illekitap.blogspot.com/2020/06/alyssa-day-atlantisin-maskesiz-yuzu.html

Poseidon Savaşçıları serisine devam ederken sıradaki kitabım serinin 4. kitabı savaşçıları arasında Vampir Tanrıça'nın elinde iki sene kalan ve yaralı yüzüyle kaçmayı başarabilen Alexios'tu. Diğer üç kitapla tanıdığımız ve yaralı yüzü dolayısıyla herkese itici geldiğini düşünürken kendini hep geri çeken Alexios'u okudum bu kitapta.

Öncelikle tekrardan diyeyim, araya başka kitaplar sokunca bu serinin diğer kitapları biraz altlara kaldı bu yüzden belirtmek isityorum. 8 kitaptan oluşan Poseidon Savaşçıları Serisi, fantastik aşk türünde ve paranormal romans, vampirler, biçim değiştirenler, Tanrıça torunları, büyücüler ve daha da önemlisi mitleri kapsıyor... yani aklınıza ne gelebilirse bu kitapta vardı. Hatta bu seri de... Bu yüzden kelimenin tam anlamıyla fantastik türün hakkını veriyor.

Alyssa Day'in bu kitapta da oldukça akıcı, aşk ve tutku dolu, heyecanlı, olayların zirvede olduğu ve nefessiz okunan bir kurgusu vardı. Okurken kesinlikle sıkılmıyorsunuz ve ne olacağını da merak ediyorsunuz.

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, Atlantis'i yükseltmek için Trident'in kayıp taşlarından biri olan "Vampirin Felaketi" adı verilen elmasın peşine düşen Alexios, aralarına katıldığı asi gruba hem kendi arayışında hem de onların vampirlerle olan savaşlarında yer alır. Ancak hesaba katmadığı şey, asi grubun lideri Grace'e karlı hisleri. Çünkü Vampir Tanrıçası Anubisa'nın yanında iki yıl kapalı kaldıktan sonra yüzünün bir tarafında yaralı olan ve hep bu yara yüzünden itici geldiğini düşünerek hareket ederken Grace'in bunu önemsememesi, buna rağmen kalbini açabilecek olması Alexios'un da kalbini çalar... Hatta ikili arasına gerçekleşen ruh birleşmesi olayları ikisi arasında çözerken içlerindeki tereddütler için daha fazla iletişime gerek duymaktadır. Ama bunlara zamanları yoktur çünkü vampirler bir şekilde güçleniyorlardı ve biran önce Vampirin Felaketi elmasını ele geçirmeleri gerekmektedir. Birbirlerine güvenmeleri, kalplerine inanmaları ve sevgilerini dile getirmeleri haricinde yapabilecekleri tek şey inandıkları şey uğruna savaşmaktır.

Detaylı yorumuma geçmeden önce söylemek istiyorum ki ilk üç kitapta hep Poseidon boy gösterirken burada Av Tanrıçası Diana'yı görmek çok güzeldi. Özellikle Alexios'un Diana'nın soyundan gelen Grace ile birlikte olmak için Tanrıça'dan izin alması çok tatlıydı. Tabi bu talebinin karşılığında da baba olabilecek olmasıyla aldı :D ayy şu an spoiler veriyor olabilirim ama Alexios'un baba olacak olmasına verdiği tepki çok şekerdi :D

Neyse spoiler verdikten sonra ben yorumuma geri döneyim. Grace ile Alexios arasındaki çekim ve bu çekime verdikleri tepkiler süperdi. 3. kitap Atlantis'in Kurtuluşu'nda zaten Grace ile Alexios tanıştığını görmüştük ve kitabın o sahnenin devamından başlaması çok iyi oldu.

Grace'in savaşçı kişiliği ve bundan ödün vermemesi çok güzeldi. Diğerlerinden bir tık daha farklıydı çünkü neyin ne olduğunu biliyordu bununla da kalmıyordu neyle karşı karşıya olduğunu bilerek savaşıyordu. Bu yüzden onun güçlü kişiliğini sevdim.

Alexios'u ilk kitaplarda da sevmiştim ama özellikle merak ettiklerimdendi diyemem ama bu kitabı okurken aslında merak edilmesi gereken bir karakter olduğunu gördüm çünkü yaşadıklarından sonra neler hissettiği, diğerlerinin aksine güvensizliğini okumak aha zevkli oldu. Diğerleri gibi mükemmel Atlantisli görünüşünün aksine sahip olması ve ona göre tereddütlerini okumak hem farklı geldi hem de çok hoş bir değişiklik oldu.

Grace ile aralarındaki ruh birleşmesi olmasına rağmen onun kendisini istemeyebileceğini düşünerek hareket etmesi, bu güvensizliği yaşaması ama Grace'in daha cesur olup adım atması çok güzeldi.

Asi ekibinden Tiny ve Sam'i çok sevdim. Özellikle Sam'in tavırları çok güzeldi ve zaman zaman bu ikilinin çok eğlenceli sohbetleri oldu.

Bu kitapta da Alaric'in acılarını okumak çok kötüydü. Bütün serinin en iyi kitabı Alaric olacakmış gibi geliyor ve hemen son kitaba atlayıp adamın mutlu oluşunu okumak istiyorum. Çok fena acı çekiyor adam resmen... kıyamıyorum...

Bu kitapta Riley'in doğum yapmasını gördük. Ayy Conlan'ın baba olması, diğerlerinin tepkileri çok güzeldi. Çok sevdim o satırları...

Özellikle söylemek istediğim bir sahne var ki... Alexios ve Grace iddialaşıyorlar hedefleri vurma konusunda... Grace 6 ok Alexios ise 6 hançer ile hedefi bulacaktır ve o sahnedeki sonuç 32 diş sırıtmama neden oldu. Yürü be kızım dedim resmen :D

Perilerle ilgili olan detaylar çok ilginçti. Bütün fantastik canlılar var derken perileri unutmuşum bu kitapta onlarda dahil oldu geriye ne kaldı bilemiyorum. Sanırım kalmadı hiçbir şey... bir sonraki kitabı büyük merakla okuyacağım kesin neler olabilir daha...

Serinin 4. kitabıydı ve çok sevdiğimi söyleyebilirim bu kitabı da. Seriyi şiddetle tavsiye ederim mutlaka deneyin bence. Özellikle fantastik severler ve mitolojik öğeleri sevenler kaçırmasınlar derim.

Yorumlar
« geri ileri »

0 ile 0 arası yorum gösteriliyor, toplam 0 yorum.
Yorum yazılmamış.
« geri ileri »