
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Esrâr-ı Cinâyât
eğlenceli ve akıcı bir kitap, zamanına göre ileri fikirleri halka aşılama amacıyla yazılan bölümler o dönemin okurunun ufkunu genişletebilecek türden olsa da 21. yüzyılın okuru olarak ben fazla amatör buldum ve edebiyatta eğitme kaygısının aleni bir şekilde yapılması okur karakterime uymadığından çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. ve kitabın sonundaki yaptıklarının cezasını yeşilçamvari bir şekilde ödeyen karakterler gerçeklikten bayağı uzak geldi. bir cinayet romanı denemesi diyebiliyorum ancak.
Baskı: Zamanın Kısa Tarihi
Hawking çağımızın en önemli bilim insanlarından, kendisine bilime yaptığı katkılardan dolayı büyük saygı duymakla beraber bu kitabın popüler bilim kitabı kategorisine göre fazla anlaşılmaz olduğunu düşünüyorum. mutlaka çevirinin de etkisi olmuştur bu karmaşada. ama anlatılmak istenenin mümkün olduğu kadar basite indirgenip, gündelik hayatlardan örneklerle ve derli toplu verilmesini tercih ederdim.
Baskı: Gün Olur Asra Bedel
Aytmatov'dan okuduğum ilk kitaptı. Halk hikayelerinin içtenlikli anlatımı yer yer bana Yaşar Kemal okuyorum hissi verse de genel olarak çok tatmin olduğum bir okuma olmadı. Zira yan hikaye olarak devam eden Demiurg projesi yazarın geçmiş,gelenek ile geleceği, ütopyayı, bilimi birleştirme çabasının ürünü olsa da son noktada bunun anlatılmak isteneni vermek açısından yetersiz kaldığını, okuyucuyu doyuma ulaştırmadığını düşünüyorum. O kadar üstü kapalı ve zayıf bağlarla bağlı ki iki hikaye, 'bu konu neden anlatılıyor gerek var mıydı' diyen bile haklı çıkacaktır. Yine Kazangap; kitabın başında ne kadar özel bir insan olduğundan bahsedildiğinden, devamında Kazangap'ın hikayesinin detaylı işleneceğini düşünmüştüm. Ama özellikle Kuttubayev ailesi geldikten sonra adı neredeyse 1-2 geçti geri dönüşlerde. Hikayenin çatısını Kazangap'ın büyüklüğüne yakışır bir cenaze töreni yapma amacı oluşturduğu için bu nokta da benim için eksik kaldı. Bunların yanında anlatımın içten ve akıcı olduğunu eklemeliyim. İyi okumalar.
Baskı: Yakalanan Zaman / Kayıp Zamanın İzinde (7. Cilt)
zaman nasıl yakalanmalı Proust'tan öğrendim. serinin en sevdiğim kitabı oldu. adeta bir yazarlık manifestosu...
Baskı: İbrahim Peygamber
Özellikle Mezopotamya kaynaklı dinlerin, hukuk düzeninin birbirini nasıl etkilemiş olabileceği üzerine bir araştırma kitabı. Kaynaklar doyurucu, eğilinilen noktalar yerinde. Ancak detaylı araştırma yapmak isteyenler için sadece bir başlangıç kitabı olabileceğini düşünüyorum. Bir eleştirim Muazzez İlmiye Hoca'nın özensiz, karşılıklı konuşma yapıyor, ders anlatıyor tarzındaki anlatım tarzı. Evet edebi eser yoğunluğu beklemiyordum ama devrik ve anlam karmaşası yaratan cümleler okuma zevkimi biraz kıstı.
Baskı: Tokyo Uçuşu İptal
Yazar birçok ülke ve kültür hakkında gerçekten birikimli biri, bunu farklı farklı ülkelerde geçen hikayelerin oluşturduğu yapı ortaya koyuyor. Black Mirror tadında öyküler var içinde teknolojinin geleceğine dair bir çok senaryo oluşturmuş yazar. ama bir şey eksik; her öykünün başında evet bu kurgu ilginç olabilir duygusunu hissederken, sonunda bir türlü katarsise ulaştırmıyor ve yarım kalmışlık hissiyle öteki öyküye geçiyorsunuz. Muhtemelen bilinçli yapılmış hepsi ancak olay öykülerinde beklentim düğümün çözüme ulaşması. bu bakımdan tatmin olamadım..
Baskı: Albertine Kayıp / Kayıp Zamanın İzinde (6. Cilt)
serinin, kanımca bilinç akışı tekniğinin en yoğun kullanıldığı kitabı, olaylar çok az yer tutuyor. Kahramanımız yine çelişkileriyle, tutkularıyla karşımızda. Kitap boyunca Albertine'in akıbeti, yaşamına dair detaylar merak unsuru oluşturuyor.
Baskı: Tutunamayanlar
Tutunamayanların, işin içinden çıkamayanların, düşünen ama taşınamayanların romanı... Her şey güllük gülistanlıksa okumayın, okursanız ya artık memnunlardan olmayacaksınız ya da okuyamayıp bırakacaksınız. Bu kitap sadece bir olay romanı değil. işlenen konu haricinde birçok toplumsal, siyasi, tarihi birçok konuya ironik bir dille değiniyor yazar. Neler mi var? Batılılaşma sorunu, küçük burjuva alışkanlıkları, çarpık kentleşme, dilde sadeleşme hareketleri, Osmanlı dönemi Arap-Fars etkisindeki Türkçe, devlet kurumlarının işleyişi, Türk tarihini yüceltmek adına ortaya atılan temelsiz fikirler, devrimler, Türk solunun eleştirisi... bu noktalar yakalanırsa 'gereksiz uzatılmış' yorumunun ne kadar yersiz olduğu anlaşılacaktır. Ayrıca yazar Postmodern edebiyatın birçok tekniğini kitabında uygulamış. Bu durum da okumayı zorlaştıran bir etken olsa de edebiyat tarihimizde büyük bir adım olması açısından çok değerlidir. Şimdi gidelim Olric, kimse bizimle korktuğumuz kadar ilgili değildir...
Baskı: Evrim Kuramı ve Mekanizmaları
birçok kitap ve belgeselden duyduğum kavramların sistematik bir şekilde anlatılmasıyla kafamda oturmasını sağlayan, son derece yalın bir dille yazılmış, aydınlatıcı bir kitap
Baskı: Kaplumbağalar
ben bu sade, akıcı ama bir o kadar etkileyici dile hayran oldum. temel olarak Tozak köylülerinin verimsiz topraklarını ıslah edip köye tüm köylülere ait bir bağ yapma sürecini, ama bunun sonucunda erkle girmek zorunda oldukları mücadeleyi anlatıyor kitap. bunu yaparken de bize köy yaşamını, köylüyü anlatıyor, sevdiriyor. ayrıca, yeni kurulmuş cumhuriyetin büyüme sancılarını, kalkınma yolunda yapılan çalışmaları, dönemin memurlarını da anlatıyor. köylü ne cahildir, ne efendi. köylü toprağı bilir, devlet kanunu. mesele toprağı bilenin devletin başında olmasıdır diyor yazar kitabın sonlarına doğru Hamdi Bey'in ağzından sunduğu teorisiyle. bence, edebiyat tarihimizin en etkileyici karakterlerinden birini Kır Abbas'ı yaratmış yazar. ama yaratırken çok uzağa gitmemiş, hepimizin hayatında var olan inatçı, dediğim dedik, adaletli, bilge, biraz çılgın o yaşlı adamı o kadar gerçekçi bir dille anlatmış ki... roman adeta bir sinema filmi gibi akıyor. mizah yönü de oldukça güçlü. okunması dileğiyle...
Baskı: Swann'ların Tarafı / Kayıp Zamanın İzinde (1. Cilt)
çok derin... edebiyata doymak isteyenler için uzun cümleleri,yoğun betimlemeleri ile mükemmel bir kitap. bu zamana kadar okuduğum bazı yazarların tarz olarak Proust'tan etkilenmiş olduğunu açıkça gözlemledim. kitap 3 bölümden oluşuyor; en etkileyici ve kitabın ana hikayesini oluşturan ikinci bölüm Swann'ın Odette' e olan tutkulu ve saplantılı aşkını anlatıyor. aşkın doğma, büyüme, tutkuya ve hırsa dönüşme ve yok olma aşamalarını edebiyatın tüm hazzını hissederek okuyorsunuz. "Demek ki gerçeklik, tıpkı yediğimiz bir bıçak darbesinin tepemizdeki bulutların hafif hareketiyle alakasızlığı gibi, ihtimallerle alakası olmayan bir şeydi."