ayfesa
@ayfesa

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Bir kadının aşkı ve... Gerisi teferruattı. Çünkü kitapta bu aşktan başka hiçbir şey -karşı taraf bile- yok. Hatta belki kadın bile aşktı. Gerçi doktorlar buna saplantı derdi. İşte böylesine seven bir kadın ve... En iyisi mi siz gerisini boş verin ve kitabı okuyun.

Baskı: Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Victor Hugo'nun belirttiği gibi bu kitap bir söylev. Tek amacı da idamı, giyotin sehpasını kaldırmak. Bu yüzden özellikle kitabın başlarında belirgin bir nasihat ve tavsiye havası var. İdam mahkumu bize suçunu, nedenlerini anlatmıyor, belirgin bir pişmanlık da göstermiyor. Ölümünün adım adım gelişinden başka bir şey hissetmiyor zaten. Böylece üzerine yavaş yavaş ölümün örtüsü kapanırken kalabalıklar onun bu ölüm gösterisiyle coşmak için sabırsızlanıyor. Her halükarda idam pişmanlığa veya caydırıcılığa yol açmayarak varoluş nedenlerini yerine getirmiyor. Nitekim yazarın dileği de: Suça bir hastalık gibi bakılacak ve bu hastalığın, yargıçlarınızın yerini alan doktorları, küreklerin yerini alan hastaneleri olacaktır.

Kırmızı Pazartesi
8/1016.02.2016

Baskı: Kırmızı Pazartesi

Kitap hiç kimsenin işlemek istemediği bir cinayeti anlatıyor. Hiç kimse istemese de sonunda istemedikleri şey gerçekleşiyor. Hepsi de bir diğerinin kurbanı uyardığını sanıyor. Bir hayatın kurtuluşu sürekli olarak erteleniyor ve nihayet daha fazla özürleri kalmadığında da her şey için çok geç olduğundan artık kurtarılacak bir hayat kalmıyor. Ne dersek diyelim; burada toplumun sorumsuzluğu önemli bir rol oynasa da başrol Santiago Nasar'ın talihsizliğiydi bence. Kader bütün ağlarını onun ölümü üzerine örmüştü sanki. Özellikle o kapının kapanışı, hem de onu en çok seven tarafından kapanışının başka ne gibi bir açıklaması olabilirdi ki zaten. Sorgu yargıcının da belirttiği gibi: "Özellikle de işleneceği böylesine açıkça duyurulmuş bir cinayetin hiçbir aksilikle karşılaşmadan gerçekleşmesi yolunda hayatın edebiyatta bile görülmeyen onca rastlantıdan yararlanmış olması ona büyük bir haksızlık gibi görünmüştü."

Baskı: Kralın Dönüşü (Yüzüklerin Efendisi, #3)

Serinin en heyecanlı kitabı. Kitabın mükemmel bir son olması gereken yerinden sonra bir de bakıyorsunuz ki bitmesine daha çok var. Tolkien her şeyi nihayete erdirmeyi kafasına koymuş ve büyük bir temizlik başlatmış; geriye doğru bir yolculuk ve her şeyin sonu. Yine de bazen son bölümleri yazılmasa mıydı diye düşünüyor insan. Gerçi Tolkien yolculuğu sonlandırmadan da edemezdi. Kitabın bence en vurucu darbesi her şeyin ve herkesin bir sonu olması. Geriye bakınca bitmiş, bir hatıra olarak kalmış, gittikçe silikleşen bir hayal görmek... Bu yüzden Frodo ve Bilbo'nun sonu birbirlerine oldukça benziyor. Sonsuza kadar mutlu değil belki ama yine de bir son, sadece bir son...

Kızıl Ejder
7/1003.02.2016

Baskı: Kızıl Ejder

Önce Kuzuların Sessizliği'ni okuduğumdan ve bu kitapta olacaklar orada anlatıldığından başta sıkılsam da giderek katilin deliliğinin içine çekiliyorsunuz ve söylemeliyim ki Hannibal'i arayanlar onu bu kitapta bulamayacaklar. Gerçi Kızıl Ejder belki zeka olarak değil ama sapkınlık olarak Hannibal'e oldukça yaklaştı. Özellikle dişleriyle... Gerçekten oldukça tuhaf bir zihin ve onun çılgın yansımaları. Ah! Bir de tabii dişleri...

Baskı: Sherlock Holmes - Arsen Lüpen Karşı Karşıya

Kurgu ilgi çekici. Kitabın sorunu Arsen Lüpen'in düşünceleri ve kendisi gizemli kalırken Sherlock'un iç sesinin olması. Biz Sherlock'u Watson'a bile açılmazken sevdik, burada ise Sherlock'un düşünceleri seslendirilerek karaktere gölge düşürülmüş. Bence yine de her zaman Sherlock sonuna kadar Sherlock...

Prens
8/1016.01.2016

Baskı: Prens

Bir prensin yönetime gelmesi ve yönetimde kalması için yazdığı eser oldukça tartışmalı, özellikle etik yönden. Bence yazarın gözlem yeteneği muazzam, tespitleri oldukça akılcı, verdiği örnekler akılda kalıcı ve açıklayıcı daha önemlisi sonuçlarını neden sonuç ilişkisi bağlamında oldukça net olarak gösterdiğinden bilimsel de... Ancak prens sadece prensliğini korumayı düşündüğünden ve buna göre hareket ettiğinden tabii ki halkı memnun etmenin yolu korkutmaktan ve aldatmaktan geçiyor. Dolayısıyla halk güdülmesi gereken koyunlardan daha fazla bir şey ifade etmiyor. Ayrıca Machiavelli'nin verdiği örneklerden anlıyoruz ki İtalyanlar halk için değil mevki makam için başa geçiyorlar. Buna rağmen Machiavelli yine de Lorenzo de’ Medici’ye halkı kurtarması için yalvarıyor. Sonuç olarak prens kimseye güvenmemeli, insanlar iyinin kıymetini bilmedikleri ve özlerinde kötü oldukları için prens de böyle olmaktan çekinmemeli ve asıl önemli olanı, yani konumunu, korumak için insanlığı ikinci plana atıp nesne gibi yaklaşmalı. Böylece prensliğini talihin de yardımıyla sürdürebilecektir.

Baskı: İki Kule (Yüzüklerin Efendisi, #2)

İlkinden daha heyecanlı ancak daha zor okunuyor. Yolculuk bitmek bilmiyor bazen onların yerine ben yoruluyorum. O kadar çok şey oldu ki: Miğfer Dibi Savaşı, Saruman, Gandalf, Mary ve Pippin, kral, başka bir kral, entler, orklar ve tabii ki yüzük... Tolkien seriyi yazdıktan sonra uzun süre dinlenmeye ihtiyaç duymuş olmalı tıpkı Sam ve Frodo gibi... Frodo bu kitapta daha aklı başında daha olgun daha ciddiydi. Ayrıca Gollum'a karşı Sam'le iyi polis kötü polis oynamalarını çok seviyorum. Ahh Gollum ve senin sinssice gesmelerin...

Simyacı
6/1024.12.2015

Baskı: Simyacı

Kitap kişisel gelişim kitaplarına benziyor tabii ki daha felsefik, daha karmaşık... Bana biraz da Candice'i hatırlattı. Orada kahraman aramayı, yorumlamayı bırakmış iken Simyacı'da evreni anlamak, içselleştirmek hedefine tutundu. Kişisel menkıbesinin izinde gidince olgunlaşacağını, kıymetleneceğini, olabileceğinden daha üstün olabileceği hayaline kapıldı. İşte bu yüzden insanoğlunun kendine çok fazla önem addettiği düşüncesindeyim; kendini yücelttiği, o mükemmel amacı gerçekleştirmek üzere geldiği safsatasına deliler gibi tutunduğu... Bence kitap mistik şeylere aç Avrupa insanına olağanüstü gelmişse de bizim için oldukça tanıdıktı.

Baskı: 5. Dalga (The Fifth Wave, #1)

İyi başlamış ve gizemli devam ediyorken sonra diğerleri gibi yine 16 yaşında yine aşk meşk yine bir avuç plansız insan uzaylılara karşı vs. vs. ye dönüştü. Göçebe tarzı ancak ondan daha kötüydü.

Marslı
8/1027.11.2015

Baskı: Marslı

Roman oldukça akıcıydı. Kitaptaki bilimsel terimler bile sizi yormuyor aksine sorunları nasıl çözeceğine dikkat kesilmenizi sağlıyor. Açıkçası ben yazarın, kahramanın Mars'ta tek başına kalmışlığına odaklanmamasını da sevdim. Onun tek hedefi hayatta kalmaktı ve bunun için uğraştığından üzülmeye yeterince vakti yoktu diye düşünüyorum. Ha dili oldukça basit tutulmuştu ama zaten kim bu kitabı edebiyat bilgisini genişletmek için okur ki?

Kral Oidipus
6/1007.11.2015

Baskı: Kral Oidipus

Bir oturuşta bitirilebilecek bir kitap. Çok güzel noktalamış: Bu yüzden, beklemeli en son günü ve dememeli ölümlü kimseye bahtiyar acılar çekmeden hayatın hedefine ulaşmadan önce o kimse.

Frankenstein
8/1003.11.2015

Baskı: Frankenstein

Frankenstein'nın ön yargısı ve Canavarının yalnızlığı... Sonunda Frankenstein'nın ön yargısı gerçek bir yargıya dönüşüyor. Ne yazık! İnsan denen varlık, hayvandan üstün hassasiyetleriyle ne diye böbürlenir ki? Bunlar onu daha kendisi dünyaya gelmeden önce oluşan şartların belirlediği davranış biçimine yönlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Dürtülerimiz yalnızca açlık, susuzluk ve şehvetten ibaret olsaydı, neredeyse özgür olacaktık. Oysa şimdi esen her rüzgârdan, tesadüf eseri edilmiş bir sözden ya da o sözün zihnimizde uyandırdığı manzaradan etkilenir durumdayız.

Dracula
7/1003.11.2015

Baskı: Dracula

Kitabın ilk yarısı özellikle Lucy ile ilgili kısımları oldukça heyecanlıydı, eminim konuyu bilmesem çok da esrarengiz gelirdi. Fakat kitap ilerledikçe Dracula avcılıktan av konumuna düşüyor haliyle gözümüzdeki değerini de yitiriyor. Dracula'yı ,belki de başka karakterlerin gözünden gördüğümüz için, Dracula yapan neydi anlayamıyoruz. Asıl temel bu kitap olmasına rağmen zaman geçtikçe, hikayenin üzerine yeni fikirler eklendikçe güzelleştiği kanaatindeyim.

Baskı: Kutsal Aşk (Partholon, #1)

Baş karakter çok eğlenceli ama keşke herkesle vıcık vıcık arkadaş olmak zorunda hissetmeseydi. Ayrıca bir at adamla evlenmek mi? Salona ilk girdiklerinde şok olmuştum. Bu, bir kitabı ilginç kılmazsa başka ne kılabilir ki? Yine de bana potansiyel biraz harcanmış gibi geliyor, daha iyisi olabilirdi.

Karanlık Yerler
7/1023.08.2015

Baskı: Karanlık Yerler

Herkes yalan söylüyor, herkes suçlu ve hiçbir karakter sevilesi değil ama eline alınca da bırakamıyorsun. İlginç bir durum. Sonuca adım adım ulaşılıyor ve kitap sizi yeterince tatmin ediyor.

İnsancıklar
7/1014.08.2015

Baskı: İnsancıklar

Ne kadar karanlık bir kitap! Acaba fakirlik mi sorun yoksa fakirken insanların hissettirdikleri mi? Yalnızlık, fakirlik ve zengincikler üzerine bir hikaye...

Baskı: Eksik Parça (Mara Dyer, #1)

Evet çok karışık, her sayfadan başka bir gizem çıkıyor ancak sıkıcı, tanıdık öğeler de her yerde. Her zaman gördüğümüz tür kitapların azıcık gizem katılmış hali. İyi de değil kötü de.

Baskı: Dr. Jekyll ve Mr. Hyde

Muhteşem bir hayal gücü. Daha ilgi çekici olansa Jekyll'in kendi elleriyle oluşturduğu başka bir "Jekyll'i" sonunda reddetmesi. En başından onu sahiplenmiş, cinayetten sonra bile ondan vazgeçememiş olmasına rağmen iş yine kendine dönünce doktor uyandı. Herkes için en büyük kötülük kendine yapılan değil mi zaten? Ve sonunda bile sorumluluğu reddetmesi: "Bunu ancak Allah bilir, benim umrumda değil. Bu benim gerçek ölüm saatim, bundan sonrası beni değil, başka birini ilgilendirir." "Sonuçta suçlu olan sadece Hyde'dı, sadece Hyde. Jekyll ondan kötü değildi. İyi niteliklerinin farkına varmaya başlamıştı yine."

Yandaş (Uyumsuz, #3)
3/1005.08.2015

Baskı: Yandaş (Uyumsuz, #3)

Sonu, başı, tamamı o kadar kötü ki uyumsuz ne kadar güzelse bu da o kadar çirkin. Bazılarının acıklı bulduğu sonu yüzünden de değil, özellikle Tobias karakterinin zayıflığı, sonunda Tris'in bir hiç uğruna-ki kesinlikle hiç uğruna- kendini feda edişi, üstelik asi olarak anılması, unutulması, devamlı Tobiası, kardeşini, onu, bunu, şunu affetmesi -kardeşini canını feda etmesi karşılığında tabii ki sonunda vazgeçse bile bu da Tris'in zayıflığını gösterir-, aralarındaki bitmek bilmez gerilim, kendilerinin de ne yapmak istediklerini bilmeyişi, devrim için uğraşırken bile beceriksizliklerinden taviz vermemeleri vs vs'ler ve bunları es geçsem bile anlatımdaki basitlik ve atmosferdeki karanlık başlı başına bir sorun. Yazar sonu acıklı bitince kitabın bir yer edineceğini düşüneceğine keşke tamamına odaklansaymış.

Baskı: Yüzük Kardeşliği (Yüzüklerin Efendisi, #1)

Sanırım devamlı filmle karşılaştırma yaptığım için ilk başlar gerçekten çok yavaş geçti. Örneğin Shire'dan tamamen çıkılması 150'nci sayfalarda ve siz her şeyi biliyorsunuz. Sonraları o kadar akıcı oldu ki elimden bırakamadım, özellikle Dokuzlar yola çıktıktan sonra. Ayrıca bu kitabın bir yolculuk kitabı olduğu unutulmamalı. Bu yüzden tabii betimlemeler geniş yer tutuyor.Eğer yolculuğu haritadan takip ederseniz kitap daha eğlenceli olabilir. Filminden farklı pek çok şey de bulacaksınız. Mesela ben en sevdiğim karakterin Sam olacağını hiç düşünmemiştim bile siz de sürprizlere açık olun.

Piyonun Son Hamlesi
8/1004.08.2015

Baskı: Piyonun Son Hamlesi

Lana ile 11 yaşındaki sosyopat bir çocuğun arasındaki oyun... Kitabın sonu o kadar ilginç ki bence 6. hisle kapışır. Gerçek sır neydi? Ayrıca isim kitaba çok yakışmış.

Baskı: Genç Werther'in Acıları

Lotte aşktan çok kendi kendine oluşturduğu amaçtı bence. Sonuna sebep ise hayatının anlamsızlığı ve yalnızlığı gibi durmuyor muydu? Kitaptan: Bir de yüreğimden ziyade zekamı ve yeteneklerimi takdir ediyor, oysa o benim tek gurur vesilem, her şeyin, her yeteneğin, her mutluluğun, her acının tek başına kaynağı. Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir-bana özgü olansa yalnızca yüreğim. -Gurur duyduğu, çok mutlu olduğu, kendini iyi hissettiği dönem hangisiydi? -Merhametli bir gülümsemeyle, "Akıldan yoksun oğlum!" dedi, "kendini bilmediği dönemi kastediyor, o dönemle hep gurur duyar; tımarhanede olduğu dönemde kendinden bihaberdi."

Baskı: Hiçliğin Kıyısında (The Edge of Never #1)

Başı fena olmadığı halde devam ettikçe kötüleşti. Sonu ise pembe dizi okumuşum gibi hissettirdi. Sayfalara yazık...

ÖncekiSayfa 1 / 3Sonraki