
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Karanlık Zihinler (The Darkest Minds, #1)
Konusu çok güzel ama sürekli baş karakterin aşk hayatını okuduk. Dil çok yüzeyseldi. Çeviriden mi yoksa yazarın dilinden mi bilmiyorum, okurken kafam hemen başka yerlere kaymaya başladı. Bu yüzden 93 günde bitirebildim. Aynı isimle filmi çekilmiş ama filmin devamı gelmeyecek sanırım.
Baskı: Tanrı ve Canavarların Düşleri (Duman ve Kemiğin Kızı, #3)
Kitabı tam 92 günde bitirdim. Aslında puanım 1 ama diğer 2 kitabın hatırına 2 verdim. Normalde bir oturuşta minimum 50 sayfa okurum. Ama bu kitapta işkence gibiydi. 50 sayfa boyunca hiç aksiyon olmayan bölümler vardı. Rüzgar esti, kelebek uçtu, şöyle düşünüyorum, böyle yapsam mı yapmasam mı acaba? vs. gibi sırf uzatmak için eklenmiş yerler. Kitaptan soğuttu açıkçası.
Baskı: Komünist Manifesto
Kitabın içeriğinden çok Can yayınları baskısından puan kırıyorum. Kitap kapağında çeviri yazıyor. Ama ingilizce aslından çeviri olduğu belirtilmemiş. Kitap orijinal aslından çevirilmediyse belirtilmeli. Yoksa bu dürüstlük değil. Kitabın girişinde 31 sayfa çevirmen açıklaması var. Komünist manifesto kısmı 45 sayfa. Ayrıca kitabın sonunda 95 maddelik 17 sayfa çevirmen notu var. Çevirmenler bu konu hakkında bu kadar çok konuşmak istiyorlarsa kendi isimleriyle ayrı kitap yazmalılar. Zira Marx ve Engels'ten fazla konuşmuşlar.
Baskı: Hygge-Danimarkalıların Mutluluk Sırrı
Kitabı okurken bende böyle yaşasam, böyle yesem içsem mutlu olurum diye düşünmekten kendimi alamadım. Mutluluk her insanın içinde ancak onun ortaya çıkmasını sağlayan çevresel faktörlerin oluşması gerekiyor. Kitapta içindeki mutluluğu ortaya çıkarmak için Danimarkalıların neler yaptığını anlatıyor.
Baskı: İnsanın Anlam Arayışı
Kitabın ismi Toplama Kampı Anılarım olmalıydı. Çünkü 150 sayfalık kitabın 100 sayfası yazarın toplama kampı anılarından oluşuyor. Malesef sadece son 50 sayfasından istediğim verimi alabildim.
Baskı: Geçmişin Kırıkları
Biraz fazla klişeydi. Okumaya başladığınız anda neler olacağını tahmin edebiliyorsunuz. Bu durum okuma hevesini kaçırıyor.
Baskı: Zehir
Kitabın baskısında yazım hatası vs yoktu. Ancak çeviriden mi konudan mı nedir kitap bende asla merak uyandırmadı. Yarım bırakmayı sevmediğim için bitirdim.
Baskı: Skinny Bitch Mutfakta
Kitaptaki tarifler ülkemizde uygulanabilir değil. Boşuna çevirisi yapılmış.
Baskı: Split Second (Pivot Point, #2)
Laila'nın kısımları çok sıkıcı olmasaydı puanım daha yüksek olabilirdi.
Baskı: Dönüm Noktası (Pivot Point, #1)
Konusu çok ilginç ve sürükleyiciydi. Ancak yayınevi kaynaklı çok fazla yazım hatası vardı. Ayrıca 2 kitaplık bir seri olmasına rağmen ikinci kitabın çevirisinin yapılmaması eksi puan benim gözümde.
Baskı: İşte Mülakat - Yurdum İnsanı İş Görüşmesinde
İş hayatına yeni başlayacak herkese tavsiye edebileceğim insan kaynakları denen varlıkların ne olduğunu gün yüzüne çıkaran bir kitap. Referanslı adaylara nasıl öncelik verildiğini, referanslı bir kadın aday için fiziği güzeldi referanssız alırdım denildiğini ve kadın adayların ceket markasına göre elendiğini görebilirsiniz. Bu insan fazlalıklarına göre okuduğunuz okulun değil tipin ne kadar önemli olduğunu sayfalarca anlatmışlar. Sayfalarca referanslı adaylarla şöyle böyle mülakat yaptık deyip mülakatlarda torpilden bahseden aday için "garip düşünce ve inanışlara sahip" diyen bu insan kaynakları elemanlarının aslında insan fazlalıkları olduğunu anladım. Mülakatlarda adaylar için faydalı olabilecek bilgiler olduğunu düşündüğüm için okudum ancak ik denen bu varlıkların ne kadar gereksiz ve fazlalık olduğunu gördüğüm bir kitap oldu.
Baskı: Sırrını Derine Göm
Orijinal ismi The Husband's Secret olan bu kitap Janie Crowley isimli bir kızın öldürüldüğü kasabada yaşayan Cecilia, Tess ve maktulun annesi Rachel'in etrafında yaşanan olayları anlatıyor. Yakın bir zamanda sinemaya uyarlanacak. Bu kısımdan sonrası spoiler içerebilir!!! Yazarın daha önce Big Little Lies kitabını okumuştum. Ancak iki kitabın ana konusunun cinayetin etrafındaki insanlar olması aynı kitabı okuyomuşum hissi yarattı. İlk bölüm Cecilia'nın kocasının yazdığı ben ölünce oku yazan bir mektubu bulmasıyla başlıyor. Kitapta zaten cinayet var olay hemen ilk bölümde çözülüyor. Bu durum çok can sıkıcı. Zaten 250lerde katil açıklanıyor ve geri kalan sayfaları boşuna okumuş oluyosunuz. Ayrıca bu salak herifin Janie'yi seviyordum bana güldü demesi öldürdüm demesi beni tiksindirdi. Tess ve ailesini cinayetle bağlantısı olmamasına rağmen okuyoruz. Bağlantı çıkar diye bekledim ama olmadı. Tess'in kocası Will sırf kendini yavan hissetti diye yeni kilo veren kuzen Felicity ile karısını aldatan yavan ötesi bir mahluk. Sonuç olarak bol bol erkek egosu ve fat-shaming olan bu kitabı isteyen okusun.
Baskı: Hayallerin Kadar Yakın
Kitabımız aynı kasabada yaşayan 3 farklı karakterin bölümlerinden oluşuyor. Sarah Ivorie ve Henry'nin bölümleri kahraman bakış açısıyla yazılmış fakat oğlan çocuğunun bölümleri ilahi bakış açısıyla başlayıp kahraman bakış açısıyla sona eriyor. Ancak farklı kişilerin olması kitabı konuyu dağıtmıyor. İlk bölüm ana karakterimiz Ivorie'ye ait. Ama karakter o kadar olumsuz ki içim karardı. Yok evde kaldım, onun şurası yamuk bunun burası böyle. Sürekli insanlara mana vermek falan çok sıkıcı bir karakterdi.20.sayfada oğlanın bölümünde bu iki karakterin yollarının kesişeceği hemen anlaşılıyor. Yani 20. sayfada 380 sayfalık kitabın konusunu çözünce insanın pek okuyası gelmiyor. Bu yüzden kitabın pek olumlu yönü yoktu benim için.
Baskı: Ada - Sırlar Çözülüyor (Ada, #2)
Bu kitapta adayla ilgili yeni bilgiler öğrenmek güzeldi. Ancak konu itibariyle ilk kitabın kopyası gibiydi. Adayla yeni bir kız düşer, grubun başındaki yakışıklı, düşünceli, anlayışlı çocuk 1 milisaniyede bu kıza aşık olur. Sonra bu ultrasüper yakışıklı yetenekli çocuk adadan kurtulmasına 20 saniye kala açılan kapıya sevdiği kızı itekler. Hayır kapıdan geçsen ananı, babanı, arkadaşlarını göreceksin ama sen yeni tanıştığın adada yokluktan aşık olduğun kızı kapıdan atıyosun. Resmen Thad ismini Rives olarak değiştirmiş yazar. Gerçekten bu mudur yaratıcılık? Goodreads'ten baktığımda niye bu kadar az insan okumuş demiştim şu an anlıyorum.
Baskı: Ada (Ada, #1)
Roman baş karakterimizin güneşli bir günde kendini haritalarda yer almayan bir adada bulmasıyla başlıyor. Lost dizisinin roman versiyonu gibiydi. Diziden tek farkı karakterlerin ergenlij çağında olması ve gizemlerin daha basit olmasıydı.Yine de okurken sizi içine çekebilen bir kurgusu var. Bu kısımdan sonrası spoiler içerir! Charley'nin adaya düşer düşmez adadaki grubun lideri ile yakınlaşması klişe yeni gelen kız popüler erkek ilişkisinin ada versiyonuydu. Ayrıca Thad 365 gün adada kalmış daha günü olan Charley'i kapıdan içeri atması gerçekten Thad bu beyinsizlikle nasıl o gruba lider olmuş anlamadım. Hem 365. günde adada 3 kapı açılması o kadar saçma ki o kadar gün bekle son gün senin için 3 kapı açılsın böyle şeyler anca romanlarda olur :)) Roman 435 sayfa ancak tüm olaylar son 20 sayfa 415 sayfa boyunca karakterin boş beleş bir şekilde adada dolaşmalarını okuduk
Baskı: Aşk ve Gurur ve Zombiler
Kitabın çevirisi inanılmaz kötüydü. Çok fazla devrik cümle vardı ve bazı cümleleri okuyan kimsenin anlayabileceğini düşünmüyorum. Bu durum beni kitaptan soğuttu. Kitabı bitirmemin ardından filmini izledim ve filminin kitaptan daha güzel olduğunu düşünüyorum.
Baskı: İlk Son Öpücük
Kitabı 20 günde anca bitirebildim. Yazar flashbackler kullanmış bazen flashbacke bile flashback kullanmış. Bu durum o kitabı o kadar sıkıcı bir duruma getirmiş ki anlatamam. Sarah Jio da aynı teknikle yazıyor ama bu kitabı sıkıcı yapmıyor. Ayrıca diğer yorumlarda yazan Senden Önce Ben benzetmesi bence kitap hakkında büyük spoiler çünkü erkek karakterin öleceğini anladım ve bu kitabi iyice sıkıcı hale getirdi.
Baskı: Simon Homo Sapiens'e Karşı
15-20 yaş aralığındakilerin beğenebileceği bir kitap. Yazarın dili çok sade ve akıcı, konu çok tahmin edilebilir. Beni şaşırtan tek şey mavinin kim olduğuydu.
Baskı: Sonsuz Arzuyla Buluşma (The Taker, #3)
Bu nasıl güzel bir kurgu, bu nasıl bir hayal gücü hayret içindeyim. O kadar çok saçma ve mantık hatalarıyla dolu kitapların popüler olmasına, bu serinin ve yazarın bu kadar az tanınmasına inanamıyorum.
Baskı: Aydınlıkta (Hearts in Darkness #2)
Karanlıkta isimli romanın devamı olan Aydınlıkta Caden ve Makenna'nın sevgili oldukları dönemde başlarından geçenleri anlatıyor. Karanlıkta iki insanın birbirlerinin dış görünüşlerinin etkisi olmadan birbirlerini sevebileceklerini gösterdiği için çok sevmiştim. Ancak Aydınlıkta için bunları söyleyemiyeceğim. Yazarın bu kitabı tamamen parasal amaçlarla yazdığını düşünüyorum. Çünkü bu kadar kötü bir devam kitabı olamaz. Makenna'nın ailesinin yeni sevgilisiyle tanışacakları zaman eski sevgilisini çağırmaları, Caden'ın hemen özgüven düşüklüğünden depresyona girmesi, psikolojisi bozuk olanın araba kullanıp kaza yapması klişe değil saçma ötesiydi. Ayrıca Caden'ın ben Makenna'nın sevgisine layık değilim diye ağlayıp zırlayıp kadının hamile olduğunu öğrenince kendisini ona layık görmesi saçmalık ötesiydi. Yazarın insan psikolojisinden anladığını düşünmüyorum.
Baskı: Günah Prensi (Notorious, #5)
Kitabın her sayfasında yazım hatası vardı. Epsilon bu başarısıyla gönlümde yerini aldı.
Baskı: Sonsuzluk İçin Yedi Gün
Yazarın Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey romanını çok sevmeme ve arka kapak yazısı ilgimi çekmesine rağmen kitaptan tad alamadım. Sanırım çeviriden kaynaklı bir sorundu. Arka kapak yazısı romanın kendisinden daha güzeldi.
Baskı: Tutku Mevsimi (Notorious, #2)
Erkek karakteri ne kadar sevdiysem kadın karakteri o kadar sevmedim. Kararlarını hep başkalarını düşünerek alması bence hiç gerçekçi değildi. Herkes kendi içinde bencillik barındırır ve bu kadar bunu onun için yapayım diye düşünen biri bana fazla ütopik geldi.
Baskı: Güller ve Gelinler (Claybornes' Brides, #2, #3, #4)
Serinin 2, 3 ve 4. kitaplarının birileştirilmesiyle oluşan bu kitap beni resmen hayal kırıklığına uğrattı. İlk kitap olan Güllere Sor anlatım tarzıyla daha iyiydi. Bu birleşim kitap resmen kız kardeşe koca bulduk erkek kardeşlerde eksik kalmasın evlendirelim havasıyla yazılmış.