
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Nar Ağacı
Sadece hikaye yönüyle de değil her yönden muhteşem ve farklı bir kitaptı Nar Ağacı... Hem tarihi yönden doyuruyor sizi hem de edebi bir dili var ancak bu öyle sizi korkutmasın çünkü kitap olay ağırlıklı ilerlediği için sayfalar akıp gidiyor elinizden, tabii bu yolculuk sırasında altını çizeceğiniz bir çok cümle olacak, nerede okursanız okuyun kaleminizi yanınızdan eksik etmeyin derim ben :) Yorumumun tamamı için bloguma beklerim. http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2016/03/nar-agaci-nazan-bekiroglu.html
Baskı: Kurucunun Kızı (The Book of Ivy #1)
Yorumumun tamamı için ---> http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2015/07/amy-engel-kurucunun-kz-kitap-yorumu.html Genelde karakterlere alışana ve onları sevene kadar kitabı okurken bir süre zorlanırım ancak bu kitapta hiç öyle bir şey yaşamadım, çünkü kitabı okumaya başlar başlamaz Ivy'yi ve Bishop'u çok sevdim. Bishop ya! Tatlılığın, iyi kalpliliğin diğer adı resmen. İnsan nasıl öldürebilir ki onu? Yazar gerçekten karakterlerin uyumu konusunda muhteşem bir iş çıkarmış. Şu anda tanıdığın en uyumlu çift hangisi diye sorsanız Bishop ve Ivy derdim büyük ihtimalle. Yalnız kitaba başlar başlamaz distopya türünden olması sebebiyle belki de, bana Eşleşme'yi hatırlattı ve hikaye ilerledikçe fark ettim ki evlilik sistemiyle falan cidden çok benziyor. Bu beni rahatsız etmedi ama kitabın eksik olarak gördüğüm tek tarafı betimlemelerde biraz sıkıntılar var gibiydi, çünkü ciddi anlamda yaşadıkları toplumu, çevreyi tam olarak kafamda canlandıramadım. Yine de kitap muhteşemdiiiiii ve o nasıl bir finaldi öyleeee? Ivy sen naptın kızıım? Amy, kitap öyle bir yerde biter mi? Yazarların kitapların sonunu bu kadar heyecanlı bitirip okuyucuya eziyet etmeleri kesinlikle yasaklanmalı!!! Nasıl bekleyeceğiz biz şimdi??
Baskı: Tatlı Sır (The Maddox Brothers, #1)
Yorumumun tamamı için ---> http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2015/07/jamie-mcguire-tatl-sr-kitap-yorumu.html Bir kitap başından sonuna kadar ortalama bir halde ilerleyip son cümlesiyle şoka sokabilirmi? Tüyleri diken diken edebilirmi? Edebiliyormuş. Buradan benim gibi kitabın başını görmeden son sayfasını okuyanlara sesleniyorum. Spoiler'in en büyüğünü yemek istemiyorsanız kesinlikle kitabın sonuna bakmayın!! Daha öncesinden Tatlı Sır'ın sonundaki 'sır' konusunda tüyo aldığım için kendime hakim oldum ve kitabın sonunu okumadım yoksa bütün sürprizi kaçacakmış. Yalnız yazarın hakkını vermek gerekir ki ben bunu otursam sabahlara kadar düşünsem böyle bir şey çıkacağı aklıma gelmezdi. Ne teoriler ürettim halbuki kendi kendime, yakınından bile geçememişim.
Baskı: Meleklerin Kanı (Lonca Avcısı, #1)
Yorumumun tamamı için ---> http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2015/06/nalini-singh-meleklerin-kani-yazar-nail.html Kitapta çoğunlukla tanıdığımız türler karşılıyor yine bizi; vampirler, melekler, vampir avcıları... Bir çoğunuz belki artık bunlar sıktı diyor olabilirsiniz ama hayır, ön yargılı olmayın :) Çünkü yazarımız her ne kadar vampirler ve meleklerle ilgili dişe dokunur bir numara çekmemiş de olsa vampir ve melekliğin arası diyebileceğim Kan Melekleri'ni yaratmış. Ayrıca kitabın bir kaç değişik yönü daha var ki bu kitaptaki melekler ve vampirler insanlardan saklanmak zorunda değil. Gayet rahat bir şekilde kocaman kanatlarıyla gökyüzünde rahatça uçabiliyorlar ve bana göre en önemli farklılık yazarımızın yaratmış olduğu dünya bir çeşit hiyerarşiyle yönetiliyor. Dünya baş melekler tarafından bölünmüş durumda ve her baş melek kendi bölgesinin kralı gibi bir şey. Ve bunlarda bizi tatmin edecek derecede bana göre. Yalnız kitabın hemen hemen yarısına kadar pek böyle vurdulu kırdılı olaylar yok, yazarımız Elena ve başmelek Raphael arasında ki çatışmaya biraz fazlaca yer vermiş olsa da sonuna doğru bu açığı kapatmayı başarıyor. Sonunda da şaşırtıcı bir sürpriz saklı bizim için. Elena, Raphael'in sözlerinde geleceğini görebiliyordu. "Benim anılarımı almazsın," diye hatırlattı ona. "O aşamaya geldiğimizde bana istediğini yapabilirsin ama anılarımı almaya kalkma." "Ölmeyi mi tercih edersin?" "Evet." "Öyle olsun"
Baskı: Yolun Sonundaki Okyanus
Yorumumun tamamı için ----> http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2015/06/neil-gaimanyolun-sonundaki-okyanus.html#more Öncelikle Yolun Sonundaki Okyanus beni gerçekten şaşırtan bir kitap oldu çünkü son zamanlarda çok fazla fantastik okuduğuma karar verip, biraz ara vermek adına pek sevmesem de polisiye/korku/gerilim tarzı bir şeyler okumak istemiştim ve kitabı da bu niyetle elime aldım ancak başladıktan sonrası güzel bir sürpriz oldu benim için, iyi ki de olmuş. Sonuç olarak yine bir fantastik okumuş oldum ama değdi doğrusu. Yalnız kitabı okuduktan sonra çoğu kitapta yaşadığım ben bunu daha önce nasıl okumadım? Nasıl okumam? triplerine girdim. Keşke beğeneceğimiz kitapları önceden anlayabilecek yeteneğimiz olsaydı. Ne güzel olurdu dimi? Hiç boşa zaman kaybetmezdik.
Baskı: Kağıttan Kentler
kitabı bitirdikten sonra fark ediyorum ki aynı hikayeyi John Green'den başkası yazmış olsaydı katlanılmaz olabilirdi belki de. Çünkü kitapta tek bir konu işlenmiş ve sonuna kadar aklınızda tek bir soru oluyor. Margo nerede? Ancak John Green'in farkının burada olduğunu düşünüyorum. Sizi okumaya ikna etmesi için çok farklı kurgulara ihtiyacı yok. Yarattığı karakterleri, sade ancak zekice oluşturulmuş diyaloglarıyla, tek bir konu üzerinden bile kitabın sonuna kadar merakınızı canlı tutmayı başarıyor. Artık sonlara doğru o kadar heyecanlanmıştım ki ne olacak diye kalbim küt küt atıyordu resmen. Yorumumun tamamı için ---> http://rapunzelinkulesinden.blogspot.com.tr/2015/06/john-green-kagttan-kentler.html#more
Baskı: Ve Dağlar Yankılandı
Kitap aslında Afganistan'ın küçük bir köyü Şadbağ'da yaşayan Peri ve Abdullah'ın hikayeleri olarak görünse de tam olarak öyle değil, çünkü kitapta çok fazla karakter var ve yazarımız karakterleri kısaca tanıtmak yerine uzun uzun karakter detaylarına girmiş (bir çoğuda gereksiz olarak) ve tek bir hikaye değil, "hikayeler bütünü" çıkmış ortaya. Tam kendinizi olayların akışına kaptırmış, karaktere ısınmaya başlamışken hoop! yazarımız orada kesip bambaşka bir hikayeye geçiş yapmış. Bu yüzden geri çekilip hikayeye geniş bir pencereden bakıp genel bir yorum yapabilmek mümkün değil. Aslında ilk başta bu durum hoşuma gittiyse de bir yerden sonra her şey o kadar karıştı ki kimi, neyi okuduğumu bilemedim ve sürekli geri dönüp hatırlamak zorunda kaldım.
Baskı: Kefaret (Gece Evi, #12)
Sonunda gece evi serisi bitti ve bitirdiğimde bir kez daha anladım ki seri uzadıkça saçmalamış. Final kitabıyla uzaktan yakından alakası yoktu, sanki yazarda artık sıkılmış da bitirmek için bitirmiş gibiydi.
Baskı: Sahilde Kafka
Haruki Murakami'nin ilginç hayal dünyasının, sadelik ve karmaşayla bütünleştirilmiş muhteşem bir eseri daha. Yazar yine konunun başından sonuna kadar meraklandırıp, kitabın son sayfasında okuru kendi hayal gücüyle baş başa bırakmış.
Baskı: Sınırları Zorlamak
Sonu daha baştan tahmin edilebilecek klasik YA türünden. Vakit geçirmek için okumuş olmama rağmen beklentimin altında kaldı. Yazar olaya biraz gizem katmaya çalışmışta başaramamış gibi geldi bana.
Baskı: Serenad
Uzun süre etkisinden kurtulamayacağım kitap. Bir çırpıda okunup, bitirilecek kadar sade, hayatı sorgulattıracak kadar doyurucu.
Baskı: Yarim Haziran
"Çünkü en beteridir kendisiyle savaşanların, kendine yenilmesi… İnanmadan din adamı olarak kalamazsınız; sevmeden aşık rolü oynayamaz, cesaretsiz savaşamazsınız; kalbinde kanayan bir yarayla kalplere şifa taşıyamazsınız. Bu kuşatmayı yarmak için o “zaaf”larınızı yok etmek zorundasınız; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına…"
Baskı: İçimizde Bir Yer
Çok ince bir kitap olmasına rağmen, Ahmet Altan'ın yoğun bir anlatımı olduğu için her bölümden sonra biraz ara vererek, gerektiğinde bazı kısımları tekrar okuyup sindirerek hatta bazı hikayelerde ilgimi çeken kısımları araştırarak ilerlediğim için, gayet zevk aldım okurken.
Baskı: Deliduman
Emrah Serbes'in okuduğum ilk kitabı oldu Deliduman. Yalnız hiç ummadığım bir şekilde etkiledi beni. Başlarda biraz ağır ilerlese de bir yerden sonra hikaye ilginç bir yöne kaydı ve o kadar içine aldı ki, yazarın samimi tavrının da etkisiyle bir ara karakterlerin gerçek olup olmadığını bile düşündüm ciddi ciddi.
Baskı: İçinde Aşk Saklı (Westmoreland, #2)
Okurken duygu fırtınası yaşattıracak ender kitaplardan kesinlikle. Düşler krallığıyla birlikte tanışıp çok sevdiğim Judith McNaught'a İçinde aşk saklı ile aşık oldum diyebilirim.
Baskı: İnsan Ne İle Yaşar
Her yaştan insanın hayatının bir döneminde mutlaka okuması gereken muhteşem bir eser.
Baskı: Muhteşem Yaratıklar (Beautiful Creatures #1)
Konunun ağır ilerlemesinden dolayı aylardır elimde sürünmesine rağmen etkileyici bir final beklemiştim. Tamamen hayal kırıklığı oldu benim için, şimdilik devam etmeyi düşünmüyorum.
Baskı: Gölge Ateşi (Ateş, #5)
İsteksiz olarak bitirdiğim ilk kitabın ardından serinin diğer kitaplarıyla konunun ilginçleşmesine rağmen bu kadar muhteşem bir final beklemiyordum. Berbat çevirisine rağmen 10 puandan fazlasını hak ediyor kesinlikle. Yalnız Jericho Barrons'la ilgili daha fazla şeyler öğrenmek isterdim!. Karen Marie Moning bir BARRONS serisi yazsa hiç fena olmazdı. :)
Baskı: Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında
Yine şiir gibi bir anlatım. Bitirmeden bırakılamayacak türden.
Baskı: 1Q84
Şu anda kitabın etkisinde olduğum içinmi böyle düşünüyorum bilmiyorum ama 1Q84 her yönden okuduğum en farklı kitaptı. Yazarın gerçekten çok ilgi çekici bir isim seçtiğini düşünüyorum çünkü kalınlığını bile düşünmeden alıp, kitaba başlamama sebep olan "neden 1Q84?" düşüncesiydi. Haruki Murakami tanımadığım bir yazar olmasına rağmen çok sade ve anlaşılır bir dili olduğu için okurken hiç zorlanmadım. Fantastik türünde yazılmış olsa da, benim fantastik beklentimin çok dışındaydı. Yalnız konusu ile ilgili olarak dikkatimi çeken en büyük şey kitapta 'nefret ettim' diyebileceğim tek bir karakter bile yoktu. Herkes kendi içerisinde iyi ve kötüydü. Kısacası kitabı kalınlığına, kapağına, yorumlarına göre yargılamadan alın ve okuyun derim ben.
Baskı: Yerkara (Everneath #1)
Her ne kadar konu olarak sıradan olsa da yazar yazım şekliyle bu farkı kapatmayı başarmış. Kitabın sonundan başlayıp başa doğru ilerliyormuş gibi hissettim kendimi sürekli.
Baskı: Yandaş (Uyumsuz, #3)
Kitaba başlamadan önce sonuyla ilgili Spoiler yemiş olduğumdan (söylemeden geçemeyeceğim uyarmadan bir kitabın pat diye sonunu yazmak hiç hoş değil) Yandaş'a ön yargı ve çok büyük bir isyanla başlamış olmama rağmen bittiği zaman seriyle ilgili olarak tam anlamıyla ikiye bölünmüş hissettim. Bir yanım bu acımasız son için üzülmüş olsa da diğer yanım olması gerektiği gibi gerçekçi ve unutulmaz bir son olduğu için sevindi. Fedakarlığı ve cesaretinden dolayı Tris'in yeri her zaman ayrı olacak bende.
Baskı: Mekanik Prenses (Cehennem Makineleri, #3)
Cehennem Makineleri serisinin açık ara en güzel kitabıydı. Mekanik Prens'te olayların ağırlaşmasından dolayı okumakta zorlanınca Cassandra Clare'in Ölümcül Oyuncaklar serisinin 4. kitaptan sonra Cehennem Makineleri serisiyle bağlanacağı bu seriyi okumayanların bundan sonraki kitapları anlayamayacağı yönündeki açıklamasından dolayı zorlada olsa bitirmiştim. Son kitabın 700 sayfaya yakın olduğunu görünce birazcık gözüm korksada, okumaya başladıktan sonra her sayfasının dolu dolu olduğunu ve kitabın serinin hakkını verdiğini görünce çok mutlu oldum. Cassandra Clare kendisine yakışan bir final yapmış. "Kelimelerin bizi değiştirme gücünün olduğunu söylemiştin. Senin kelimelerin beni değiştirdi, Tess. Kelimelerin, beni aksi takdirde olacağımdan daha iyi bir adama dönüştürdüler. Hayat bir kitaptır ve henüz okuyamadığım yüzlerce sayfa var. Ölmeden önce, okuyabildiğim kadarını seninle okumak istiyorum..."
Baskı: Karanlık Ateş (Ateş, #1)
Ateş serisi hakkında çok fazla güzel yorumlar okumuş olduğumdan aralıksız okuyabilmek için başlamadan önce serinin tamamlanmasını beklemiştim. Karakterleri oldukça ilginç, anlatımı akıcı ve şu ana kadar okuyup alışmış olduklarımın dışında yazarın farklı bir tür yaratmış olmasından dolayı büyük bir merakla okuyup bitirmiş olmama rağmen beklediğim kadar etkileyici değildi sanırım ama yine de sevmediğimi söyleyemem. Bu yüzden devam edip bitirmeyi düşünüyorum. Umarım sadece ilk kitap hatırına tamamlanan serilerden değildir.